08 04 2018

HAYAT, GERİYE ADIM ATMAZ-Soru-Cevap

HAYAT, GERİYE ADIM ATMAZ-Soru-Cevap |  görsel 1

HAYAT, GERİYE ADIM ATMAZ Soru-Cevap Saygılar Sabri Bey Amcam, ellerinizden öperim. Sizin maillere verdiğiniz cevaplardan dizlerinizin iyiye gittiğini anlıyorum. Umarım yanılmıyorumdur. Bunun beni ne kadar sevindirdiğini anlatamam. İnşallah’ta daha da iyi olur. Son günlerde içimde bir sıkıntı vardı Sabri Bey Amca. Benim için tarif edilemez bir sıkıntı. Hala da etkisi biraz azalmakla birlikte sürüyor. Eminim sürecekte. Aslında ne kadar süreceğini de biliyorum. Neyse… Kendime soruyordum: “Benim bu sıkıntımın geçmesi için ne olmalı, ne yapmalıyım?” diye. Buna da bir cevap alamıyordum. Her şeyi düşünüyordum ama düşüncelerimin hiç biri benim sıkıntımın ilacı olamıyordu. Sonra aklıma birden Sizden ya dinlediğim ya da kitaplarınızdan okuduğum şu cümle geldi: “Sıkıntının, bunalmanın sırrı Allah’tan uzaklaşmadır.” İşte o zaman anlamıştım neden sıkıntılı olduğumu. Kesinlikle öyleydi, Allah’tan uzaklaşmıştım. Namazlarımı kılıyordum ama namazların kılınması Allah’tan uzaklaşılmadığı anlamına gelmiyordu. Daha yürekten bir şeyler olmalıydı, daha inanarak daha samimi daha… Özetle sıkıntıma bir çare bulamayışımın sebebini de anlamıştım: “Allah’tan uzaklaşmıştım”… Sizin bu sözünüz aklıma geldikten bir gün sonra ,yani bugün, bir arkadaşım akşam saatlerinde cep telefonuma bir mesaj gönderiyordu, askerlik yaptığım yerden bir arkadaşım, değerli bir kardeşim; “Hak ile kendini meşgul etmezsen batıl seni istila eder.” (İ. Şafii) “Hak ile iyi meşguliyetler Gökhan Abiciğim” diyerek mesajını bitiriyordu. Mesajı okuyunca içimde birden bir ürperti duydum. Bir süre sonra kendime geldim. Evet, sıkıntımın sebebi ısrarla bana belirtiliyordu. Ben kendime hemen bir çeki düzen ve... Devamı

01 04 2018

NEDEN HERKES GÜZEL OLMAZ YAŞAMAK BU KADAR GÜZELKEN-(Soru-Cevap)

NEDEN HERKES GÜZEL OLMAZ YAŞAMAK BU KADAR GÜZELKEN-(Soru-Cevap) |  görsel 1

Saygıdeğer Hocam merhaba, Ben hayatımdan çok mutsuzum ne yapsam olmuyor neyi neye bağlasam olmuyor okuyorum olmuyor yurusem olmuyor calıssam olmuyor hep mutsuzum surekli gunah isliyorum 89 dogumluyum hep ince ayrinti dusunuyorum kimseyle konusamiyorum rastgele okudum yazinizi google a hayatta neden yasiyorum yazdim buraya geldim kimseye icimdekileri anlatamiyorum yani kelimelere dokemiyorum universite iktisat ogrencisyim 1 dersim kaldi bu yaz sanirim askere gidicem ama neyi nicin yaptigimi bende bilmiyorum bana yardimci olun kötüyüm bi plan verin sadece onu uygalayayim.   --------------------------------------------------------------------------------   Sayın Sabri Tandoğan Efendi Hz'nin cevaben yazdıkları :   Sayın Emre Akkaya,   Kıymetli yavrum, önce verdiği nimetler için, Allah’a şükret. Bak Üniversite son sınıfa kadar gelmişsin. Bir takım imkânların olmasaydı, bu mümkün olur muydu? Sonra, etrafındaki tabiat güzelliklerini, sanat güzelliklerini görmeye çalış. Kuranı Kerim de, “Ne yana bakarsan bak, Allah’ın vechi oradadır.” Buyuruluyor. İnsan güzellikleri, hayvan güzellikleri, nebat güzellikleri…( Ağaçlar, çiçekler ) , cemadat güzellikleri, dağlar, denizler, gökyüzü, yıldızlar…   Büyük Fransız şairi Baudler’e sormuşlar, hayatta sizi en çok meşgul eden, ilgilendiren ne oldu demişler? Baudler, "bulutlar" demiş. "Çocukluğumdan beri pencerenin önüne oturur, bulutlara bakarım. Onların renklerine, şekillerine, güzelliklerine bir ömür boyu doyamadım." Güzel sanatlar, edebiyatıyla (şiir, hikâye, roman, piyes, deneme, inceleme, eleştirme, fıkra, makale, biyografi…)... Devamı

29 03 2018

VEYSEL KARANİ HZ'NDEN...

VEYSEL KARANİ HZ'NDEN... |  görsel 1

Merhaba Çok Kıymetli Sayın Büyüğüm, Sonsuz hayırlar içinde olmanız dileğiyle size ve bütün dostlara selam ve sevgilerimi sunuyorum evvela,   Sayın büyüğüm, zaman zaman gelen maillerden bazılarında alt not olarak okuruz, bu maili şu kadar kişiye gönderirseniz hayatınızda muhteşem değişiklikler ve güzellikler olacak diye... Bunun ne kadar doğruluk payı olur bilinmez ancak buradan yola çıkarak söylenebilecek olan şey belki de bir kimsenin bu bahaneyle birçok dostunu hatırlamış olması, ve bir vesileyle de olsa nefes almış dostlukların birçok güzellikleri de beraberinde getirecek olmasıdır...   Efendim, dostların hatırlanmasındaki güzelliklerden dem vurarak büyük Sahabi Veysel Karani Hazretlerine de sitemizden bir kapı açmaya çalışalım dileriz inşallah...   Veysel Karani veya diğer adıyla Üveys Hazretleri Yemen taraflarında kum dağlarıyla çevrili kurak bir belde olan Karen’de yaşamış bir Peygamber aşığıdır. Belde sakinlerine çobanlık yapan Üveys, garip biridir. Dünyadadır, ama ne dünyalığı vardır, ne de dünyalık gibi bir kaygısı. Güttüğü develer için ücret istemez. Verenden alır, vermeyene sormaz. Adı üzerine çobandır işte, fakirdir. Ama iş cömertliğe geldi mi onunla yarışmak kimsenin harcı değildir. Paylaşacak çok şeyi yoktur, ama hayırda daima başı çeker, halinden memnundur. Sessiz, dostları arasında yalansız, dolansız bir hayat sürer. Issız vadilerde, kaya kovuklarında ibadet eder. İnsanlar ona hep divane gözüyle bakarlar, ama o hiç mi hiç aldırmaz.   Veysel Karani Hazretlerinin çok yaşlı bir annesi vardır. Hem kör, hem de kötürümdür. Hazret onun eli ayağı, gözü kulağıdır. Yedirir, içirir, her hizmetine bakar... Devamı

29 03 2018

GÜL KOKUSU: YAŞANMIŞ İBRETLİK HATIRALAR.

GÜL KOKUSU: YAŞANMIŞ İBRETLİK HATIRALAR. |  görsel 1

Mektup-Cevap Gerçek Sultanımıza ve birbirlerine sultanlar gibi muamele etme inceliğini sergileyenlere SELAM... Zihnimde paylaşmak istediğim birkaç konu vardı.. Ancak, birbirini tamamlayan iki yaşanmış hikâye benim için birden ön plana çıktı.. İlki, Merhum Dr. Münir Derman Beyefendi'den naklen.. Bendeniz, kendileri ile tanışma şerefine erişemedim.. Dolayısıyla, bu yaşanmış hikâyeyi bir web adresinden alıntı yaparak mânevi zevkinize arz ediyorum.. Diğer hikâye, Merhum Dr. Haluk Nurbâkî Beyefendi'den naklen... Kitaplarından yararlanmaya çalıştığımız bir başka özel insan.. Yıllarca önce okumuştum şimdi aktaracağım anısını.. Bir dostum e-posta adresime gönderdiği için tekrar okuma imkânı buldum... En kalbi saygılarımla, Kardan Adam MERHUM MÜNİR DERMAN'DAN MERHUM HÜSNÜ DEDE Bundan 26 sene evvel, küçük bir kasabada devlet hizmetinde doktorluk yapıyordum. Kasabaya gelişimden 6 ay sonra 80 yaşlarında, beş evlâdını harb meydanlarında şehid olarak bırakmış, hayatta ancak ellibeş yaşında çocuksuz dul kalmış kızının çamaşır yıkayarak temin ettiği nafaka ile geçinebilen Hüsnü Dede isminde zaif, fersiz gözlü, nuranî yüzlü bir ihtiyarı kazanın müftüsü bana gösterdi. "Doktor Bey, bu zat Kur'ân'dan bir iki küçük sûre ve Elham'dan başka bir şey bilmez. Para verirsin almaz, bulursa ekmeği suya batırarak yer; garip olduğu kadar hoş, sessiz, hakîkî bir mü'mindir." "Kasabamız zenginlerinin, nedendir bilmem, şefkat ve yardım kolları kısadır. Kızılay'dan bu zavallı ihtiyara yardım yapabilir miyiz?" diyerek hükümetteki daireme gelmişti. Ben; "Müftü efendi, bu adamcağıza ben bir fırın göstereyim oradan her g&uu... Devamı

23 03 2018

GÖZÜN BAKIŞI KALBE BAĞLIDIR, İNSAN İSTEDİĞİNİ GÖRÜR

GÖZÜN BAKIŞI KALBE BAĞLIDIR, İNSAN İSTEDİĞİNİ GÖRÜR |  görsel 1

Soru-Cevap Sayın hocam, Gozunu haramdan sakindirma konusunda neler önerirsiniz? Bugünkü toplumda bircok ahlaki degerlerimiz ayaklar altında cigneniyor ve bu konuda bazan sinirlarimizi zorluyorlar. Böyle bir durumda kalbini ve kafasini nasil koruyabilir bir kisi? Dualarimizdasiniz hocam, hersey icin çok tesekkurler.   Mahmut Güler   Sayın Sabri Tandoğan Efendi Hz'nin cevaben yazdıkları :   Sayın Mahmut Güler, 3.5.2007 tarihli mailinizi aldım. Kıymetli yavrum, gerçekten çetin bir mes’ele. Hele günümüzde. Hele genç, dürüst, temiz, yetişmek isteyen, tekamül etmek isteyen kimseler için daha da iş güçleşiyor. Çünkü yanımız yöremiz gazeteler, televizyonlar, sinemalar, sokaklar, caddeler, çarşılar, pazarlar hep insanı ayartan, kışkırtan, yoldan çıkartan durumlarla dolu. Bu durumda yapılacak olan nedir? Gelin sizinle beraber asırlar ötesine bir yolculuk yapalım. Eski Yunan’da bir genç bir suç işler. Cezası ölümdür. Fakat o genç çevresi tarafından çok sevilmektedir. Zamanın hükümdarına giderler. Efendim, derler, o kimseyi bırakın. Çünkü yeri doldurulamayacak kadar kıymetli bir insan. Hükümdar der ki ona bir şans tanıyorum. Omuzuna ağzına kadar içi zeytinyağı dolu bir fıçı alacak ve şehrin bir ucundan öbür ucuna onu götürecek. Birtek damla dökerse onu hayatıyla ödeyecek. Genç, zeytinyağı dolu fıçıyı omuzuna alır ve şehrin ana caddesinde bir uçtan öbür uca götürür. Tek damla dökülmemiştir. Hayatı kurtulmuştur. Halk kendisini çılgınca alkışlar. Birisi sorar: “Hepsi iyi, hoş da önünde danseden o çıplak dansözlere hi&cced... Devamı

23 03 2018

AŞK GELİCEK CÜMLE EKSİKLER BİTER

AŞK GELİCEK CÜMLE EKSİKLER BİTER |  görsel 1

AŞK GELİCEK CÜMLE EKSİKLER BİTER Soru-Cevap Efendim Hayırlı günler dileğiyle merhaba, Yüce Peygamberimize duyduğumuz sevgiyi günden güne nasıl ilerletebiliriz? O’nu her geçen gün büyüyen ve çoğalan bir aşk ile sevebilmek için, bir insanın hangi yolu izlemesi gerekir? Allah’a emanet olunuz, sonsuz hürmet ve selam ile... Buket -------------------------------------------------------------------------------- Sayın Sabri Tandoğan Efendi Hz'nin cevaben yazdıkları : Sayın Buket Hanım, Kıymetli yavrum, seven sevdiği kimse gibi yaşamak ister. Onun adetlerini, O’nun yaşama üslubunu kendiliğinden benimser. O, zorlama olmayan, doğal, spontan bir oluştur. Peygamber sevgisinde de öyle. Biz eğer Yüce Peygamberimizi gerçekten seviyorsak elimizden geldiği, gücümüzün yettiği kadar O’nun Hadislerini yaşamaya çalışmalıyız. Mesela ilk başlayacağımız Hadis -ki bana en çok sorulan hususlardan birisi- “Ya hayır söyle, yahut sus” Hadisi olmalıdır. Bir süre bu Hadis üzerinde çalışın. Onu yaşamak için iş hayatınıza, ev hayatınıza, sosyal hayatınıza onu uygulamaya çalışın. Göreceksiniz bu bir Hadis size o kadar çok kadar çok şey kazandıracak ki siz de hayret edeceksiniz. Hadisi okuyup geçmekle biz sadece kendimizi aldatırız. Önemli olan bilmek, onu hayata uygulamaktır, yaşantı haline getirmektir. “Sen kendini bilmezsin, Ya nice okumaktır” Sadece öğremekle işin biteceğini sanmak bizi büyükelçinin hanımının durumuna düşürür. Televizyonda bir büyükelçinin hanımıyla röpörtaj yapılıyordu. Büyükelçinin hanımı “Efendim”, dedi,”ben, kocamın görevi nedeniyle birçok ülke gezdim. Gi... Devamı

23 03 2018

YAŞAMAK NE GÜZEL ŞEY.

YAŞAMAK NE GÜZEL ŞEY. |  görsel 1

YAŞAMAK NE GÜZEL ŞEY Mektup-Cevap Merhaba Efendim, Nasılsınız? İnşaallah bütün güzelliklerin ve hayırların merkezinde bulunmanız dileğiyle sonsuz selamlar, saygılar ve sevgiler sunmak istiyorum evvela... Efendim, bazen yaşama sevincini kaybeden, içindeki ve etrafındaki nice güzelliklerden uzaklaşarak hayatın anlamsızlığı sonucuna varan, her şey için geç kaldım düşüncesine kapılarak hem kendini hem çevresini kendi elleriyle mutsuzluğa iten insanları duyuyoruz...Sokakta yürürken bile insanı ürpertiyor bazı yüzler...Öyle derin izler taşıyorlar ki, sanki yürünen hayat yolu boyunca bütün sıkıntılar, affetmeyişler, kırgınlıklar, bıkkınlıklar, iç hesaplaşmalar o izlerde tek tek dile geliyor: -Değer mi bunca yorgunluğa, dargınlığa, bunca yükü sırtında her gittiği yere taşımaya, yürünecek yollar uzun ve yaşamaksa böylesine güzelken, böylesine güzelken dar kalıpların içinden çıkarak sevmek, karşılık beklemeden, ve daha yapılabilecek her şey yapılmamış, ekmeğini ekmeği olmayanla paylaşmanın tarifsiz güzelliği bile henüz yaşanmamışken... Hz. Mevlana, inci deryası Mesnevisinde ne güzel söylüyor: "Kafasını kuyuya sokup da her yer karanlık diye şikayet eden kimse yüzünden Güneş'e kusur bulunmaz" derken...Sizin de sohbetlerinizde yer veregeldiğiniz "Görenedir görene, köre ne?" sözüne binaen, eğer bizler de bir görebilsek, çok yönlü tanıyabilsek hayatı ve insanları, canlı, cansız diye ayırdığımız bütün kainatı, bir kafamızı çıkarabilsek kuyudan, küçümsemeden, basite indirgemeden bakabilsek her şeye, karıncadan yıldızlara kadar, ve ayırmadan bilebilsek bir küçük iplik parçasından en kıymetli bir kumaşa kadar her şeyin &ou... Devamı

09 03 2018

İLMİ SİYASİYE SANATI

İLM-İ SİYASİYE SANATI Mektup-Cevap Çok Saygıdeğer Büyüğüm, Satırlarıma başlamadan evvel hürmetle ellerinizden öpüyorum. Cümle dostlara selam, sevgi ve saygılar sunuyorum.   Müsaadenizle Fenerbahçe Sohbetlerinizden bir bölüm sunuyorum:   Soru: İlmi siyasi nedir? Öğrenilmesi gerekli midir? Sabri Tandoğan Hz: Cevap: İlmi siyasiye yavrum kundak çocuğundan yüz yaşındaki yaşlıya kadar bütün akıllı insanların başvurdukları bir yöntemdir, usuldür. O an için ne yapmak gerekiyorsa onu bulup çıkarabilmektir. Mesela biz ilkokuldayken bunu kitapta şöyle anlatıyorlardı: “Bir adam gece meyhaneden dönüyor, yanında da emanet fevkalade kıymetli bir elmas var. O sırada yolda bir adam tabancasını çekiyor, ceplerini boşalt” diyor. Şimdi o da zamanın çok muteber ve zalim devlet adamlarından birinin kızının mücevheri. Adam tabancasını çekmiş. İri yarı bir adam. Mücadele edemeyecek. Ne yapıyor biliyor musun, boşver ya cepleri diyor, cebimde üç beş kuruş para var. Gel seninle gidelim kafaları çekelim diyor. Adam şaşırıyor, “Oluur” diyor. Birlikte meyhaneye gidiyorlar. İçkilerini, mezelerini söylüyorlar. O sırada adam diyor ki bana iki dakika müsaade et, çok sıkıştım, tuvalete gideceğim. Eşkiya ne desin, “Peki” diyor. Adam gidiyor, eşkiyayı ihbar ediyor, yakalattırıyor. İlmi siyasiye yani siyasi ilim herkese lazım. Kadın, erkek. Benim annem Rodosluydu. Şöyle anlatırdı. Vaktiyle Rodos’ta çok zengin bir Arap tüccar varmış, aslen Mısır’lıymış. Nasıl olduysa Rodos’un en zengin adamı oluyor. Zaten zenginlerin pek mazisi kurcalanmaz. Nerden böyle zengin oldun demeyeceksin. Cevap veremezler. Hiçbiri veremez. Bu Mısır’lı tüccar beş ... Devamı

09 03 2018

İNSAN HAYATTA SEVGİLERİ KADAR VARDIR

SABRİ BABA'DAN MEKTUP VAR İNSANLAR ANCAK SEVGİLERİ NİSPETİNDE BÜYÜR VE YÜCELİRLER Kıymetli yavrum, Hepimiz sevilmek istiyoruz. Güzel bir şey sevilmek. Ama bugün çoğu insan sevilmediği için dertli. Peki ama Efendim, siz bir çiftçinin tohumunu atmadan mahsul elde ettiğini gördünüz mü? Önce biz tohum atacağız. Tohum atmazdan önce o toprağı çapalayacağız, belleyeceğiz, altını üstüne getireceğiz, gübre vereceğiz. O toprak atılan tohumu yeşertmeye müsait hale gelince de tohumumuzu bırakacağız. Sonra da mahsulümüzü bekleyeceğiz. Hayat böyle efendim Yalnız veren alır. Unutmayalım yalnız seven sevilir Efendim. Başkaları beni sevsin…? Niye sevsin. Durup dururken insanlar beni niye sevsin, sizi niye sevsinler. Durup dururken birileri gelecek, bizi pohpohlayacak, bizi göklere çıkaracak yok öyle şey. Ama biz hizmet edersek, gecemizi gündüzümüze katarsak, elimizden gelen her şeyi yaparsak biri olmazsa biri bizi sever. Hayatın kanunu böyle. Ben internetteki sitemde bazen gece sabahlara kadar gelen soruları cevaplandırıyorum. Uyku gözlerimden aktığı halde yorgunluktan bitkin hale geldiğim halde, belki birilerine faydalı olurum, belki birilerinin derdini paylaşırım diye, belki birilerinin göz yaşına ortak olurum diye uğraşıyorum. Elbette beni biri sevmezse biri sevecek. Bu hayatın kanunu böyle. Ama hiçbir şey yapmadan, toprağa tohum ekmeden yalnız egoistçe, bencilce, nefsani bir itişle ben sevilmek istiyorum dersek ne olur biliyor musunuz, hepimiz avucumuzu yalarız. Ben sevilmek istiyorum demekle bizi kimse sevmez bilakis yahu bu adam üşütmüş mü der, bizden büsbütün uzaklaşırlar. Bütün mesele toprağa güzel tohumlar atmak. Ama biz herkese ama herkese edeple, saygıyla, incelikle yaklaşırsak, her durumda onların yardı... Devamı

09 03 2018

ZAMANI DEĞERLENDİRMEK

Hayatta öğrenilecek pek çok şey vardır.Bunların içinde belki de en önemlisi zamanı doğru değerlendirmeyi öğrenmektir. Çünkü ne yaparsak yapalım başarılı, faydalı ve mutlu bir şekilde yaşamanın sırrı zamanı doğru değerlendirmeyi bilmekten geçer. Önemli işler başarmış tüm insanlara baktığımızda hepsinin de zamanlarını çok iyi kullanan,ömürlerinin sonuna kadar kendilerini geliştiren,sürekli öğrenen ve üreten insanlar olduklarını görürüz. Rousseau, “Zor işler, zamanında yapmamız gerekip de yapmadığımız kolay işlerin birikmesiyle oluşur.” der. 1950'lerde İngiliz profesör Nortchoke Parkinson, İngiltere Devlet Dairelerinde bir araştırma yaptı. Araştırmasında, bürokrasinin neden ağır işlediği sorusuna yanıt aradı.Sonuç şaşırtıcıydı, bürokrasinin yavaş işlemesinin nedeni bürokrasinin kendisi değil, insan davranışıydı. Bu araştırmanın sonucunda ortaya çıktı ki, insan, psikolojisi gereği, bir işi ne kadar uzun zamana yayabilecekse yayıyor, ne kadar geç bitirebilecekse o kadar geç bitiriyordu.İnsanların zamanı verimsiz kullanma ve yapmaları gereken işi son dakikasına kadar savsaklamaları alışkanlığı hiç değişmedi. O yüzden Parkinson Yasası adı verilen bu kuram günümüzde hala geçerliliğini koruyor. Ülkemizde 45-50 yaşlarında emekli olan erkek ve kadınlar vardır. Ve bir çoğu ömürlerinin sonraki yıllarını hiçbir şey yapmadan, sadece emekli maaşı alarak geçirler. Ne korkunç bir israf ve kayıptır bu. Yaşlılık bir doğum tarihi meselesi değildir. Yaşlılık çalışamamak, üretememek,hayattan zevk alamamak demektir. Bismarck, Alman Birliğini kurduğunda 70 yaşında idi.Goethe 83 yaşında öldü ve en büyük eseri olan Faust’u ölümünden 1-2 yıl önce bitirmişti.Mimar Sinan, S... Devamı

07 03 2018

Seni İyiye, Güzele, Doğruya Götürmeyen Kimse ile Sohbet Etme

Kıymetli yavrum, Hepimiz her an, her yerde bir imtihan içinde bulunuyoruz. Önemli olan, daima dikkâtli, uyanık, basiretli olmak, karanlıktan ışığa, zulmetten nûra koşabilmektir. Tehlike her an, her yerde hazır, bizi bekliyor. Seni iyiye, güzele, doğruya götürmeyen kimse ile sohbet etme. Seni Hak’tan, güzellikten uzaklaştıran kimselerden sakın. Hak’tan bahsetmeyenden kaç. Çünkü her an seni baştan çıkarabilir. İyi yaptığını kötü, kötü yaptığını iyi gösteren insanlarla görüşme. İlim sahiplerinden daha çok, hâl sahipleri ile görüş. Hâl sâridir. İnsandan insana geçer. Bir gün, bir kimse hamamda kil ile yıkanıyormuş. Mis gibi bir gül kokusu gelmiş. Sormuş. Sen bir kilsin. Nereden bu koku geliyor? Kil cevap vermiş. Bende bir şey yok. Üç gün gül ile arkadaşlık yaptım da, oradandır. Bizler de gül gibi insanlarla arkadaşlık yapalım da, onlar gibi mis kokalım. İlâhi aşkla yananlar, çevrelerine renk, ışık, güzellik verirler. Onları ara, bul, ziyaret et. Sohbetlerine katıl. Ellerini öp. Hayır dualarını al. Renklerine boyan. Katı, sert, yoz insanlardan uzak dur. Münâkaşadan kaç. Akıllı insanlar münâkaşayı sevmezler. Münâkaşa ile kimse bugüne kadar bir şey elde edemedi. Münâkaşada tek kazanan, kibir, gurur, benlik ve nefsaniyettir. Seni AIlah’a yaklaştıracak kimselerle dost ol, görüş, sohbet et. Her an Allah’la beraber olmaya çalış. Camide, evde, sokakta, çarşıda, pazarda, ekmek paranı kazanırken hep Allah’la beraber ol. Sakın ha, Allah’tan başkasından bir şey bekleme. Veren O’dur. Nakışı değil, nakkaşı gör. Her yere Allah ile git. Selam, sevgi ve saygı ile. Sabri Tandoğan Aziz Ruhuna Fatihalarla. https://www.facebook.com/profile... Devamı

01 03 2018

SABRİ BABA'DAN MEKTUP: BAŞKALARINDAN BİZE NE?

BAŞKALARINDAN BİZE NE? Kıymetli yavrum, Hayatta hiç kimseden hiçbir şey bekleme. İsteyeceklerini, dileklerini Allah’tan bekle. Bizim görevimiz sadece sevmek, sevmek, vermek... Ama kimseden , en yakınlarımızdan bile hiçbir şey beklemeyeceğiz, istemeyeceğiz. Yaptığımız iyiiklerin karşılığında bir teşekkür dahi beklemek bizi mana yolundan uzaklaştırır. Biz, tek istisna olmadan yeryüzündeki bütün insanları, bütün hayvanları, bütün bitkileri, bütün eşya ve cemadatı Muhammedi bir aşkla seveceğiz. Onları kucaklayacağız. Ama en ufak bir karşılık beklemeyeceğiz. Sevgimiz yalnız Allah rızası için olacak. Başkaları bizi sever, sevmez, beğenir beğenmez bunlar bizi hiç alakadar etmez. Bizim görevimiz sadece sevmek ve hizmet etmek. Ben, nasıl bir insandan sevgi bekleyebilirim? Acaba ben ona layık mıyım? Bir gün bir Allah dostuna sorarlar “Efendim, biliyoruz, siz Allah’dan başka kimseden bir şey istemiyorsunuz, beklemiyorsunuz... Allah’tan nasıl istiyorsunuz, ne zaman istiyorsunuz?” Allah dostu cevap verir: “Ben, Allah’tan da birşey istemekten edep ederim. Çünkü ben Allah’ın verdiklerine layık mıyım, onlara hak kazandım mı ki daha başka birşeyler isteyeyim. Tek şey biliyorum: Allah’ın verdiklerine şükretmek, onlara layık olmaya çalışmak...” İşte yavrum, hayatın ve huzurun ve mutluluğun tek yolu bu. Sadece sevmek, sadece vermek. Diyeceksin ki “Ya bizi kıranlar, üzenler, incitenler, sabahlara kadar ağlatanlar, onlara ne yapacağız?” Sevgili yavrum, Allah onların hepsinden razı olsun. Onlar bizim sabunumuz. Onlar bizim efendimiz, mürşidimiz, yol gösterenimiz. Bizim görevimiz sadece onları sevmek, gerektiğinde hizmet etmek ve onlara gece gündüz dua etmek. İşte yavrum, seni zamanın Rabiası yapacak yol bu. Gerisi hikaye. Selam, saygı... Devamı

19 01 2018

NEDEN İNSANLAR STRES VE GERİLİM İÇİNDELER?

BİR KONFERANSTAN NOTLAR SABRİ TANDOĞAN KONU: Konferans Notları: Neden İnsanlar Sürekli Gerilim İçindeler? Efendim kısmet olursa bugünkü görüşeceğimiz konu, biraz moda bir konu olacak. Diyeceksiniz ki, mini eteğin modası olu­yor da, stresin modası olmuyor mu? Oluyor. Stres aşağı, stres yukarı. İş o hale geldi ki, hani insanın ya Allah rızası için bir bardak stressiz tarafından su verin, diyeceği geliyor. (Gülüş­meler) Şimdi bu niye böyle ve ne yapabiliriz bu konuda, elimizden ne gelir, ne gibi önlem alabiliriz, ne gibi tedbirlere başvurabiliriz? Şimdi bunu görüşeceğiz. Sizlerden ricam, her zaman olduğu gibi toplantımızın feyizli geçmesi için lütfen hayır dualarınızı niyaz edeceğim. Efendim bugün artık ilkokul çocuklarının bile dilinde; diyor ki “anne, benim harçlığımı ver, bugün stresim üzerimde.” (Gülüş­meler) Tehdit. Anneyi tehdit. İlkokulda öğretmen sınıfa girerken, “çocuklar” diyor, “bugün çok stresliyim, aman beni üzecek bir harekette bulunmayın.” Stresin lügat mânâsı “zorlanmak” olu­yor. Hani hayat olayları karşısında insanın zorlanması. Peki bundan elli sene evvel, altmış sene evvel insanlar hayat olayları karşısında zorlanmıyorlar mıydı? Zorlanıyorlardı. Ama o gün herkes bunu çok doğal kabul ediyordu. En basit misâli, yaz gelmeye başlayınca, havalar iyileşince herkeste bir kıpırdanma başlıyor. Yazın nereye gideceğiz...? Kimisi otel rezervasyonu yaptırıyor, kimisi oda kiralıyor, kimisi turizm bankasından ödünç para alıyor. Eskiden böyle değildi efendim. Benim çocuk­luğumda -ki ben Ankara’da doğdum büyüdüm- tek şey düşü­nülürdü yazın; odunumuzu kömürümüzü alalım, kömürl&... Devamı

19 12 2017

BİZ ALLAH VE PEYGAMBERLE OLURSAK BÜTÜN KARANLIKLAR NURA DÖNÜŞÜR

Soru-Cevap Sabri amca Selamun aleykum.Nasılsınız? Sabri amca biraz sıkıntılı, karmaşık zamanlar geçirmekteyim. Nasıl anlatsam... İnsana ve insanlığa olan güvenimi kaybetmek üzereyim diyebilirim. İyi bir insan, mutmain bir kalp sahibi olmak istiyorum.. Sabri amca ; Manevi hayatta kişi tek başına ilerleyebilir mi? Bu aralar gücüm kalmadı,kitapta okuyamıyorum, toparlamam gerekiyor.. Hamd olsun büyük günahların hiç birine uzun yıllardır düşmedim fakat iç huzurum yok, karamsarım..Şimdi korkuyorum geçmişte yaptığım yanlışlara dönücem diye ..Şu an kendimi ziyanda hissediyorum.. Bana bir kaç nasihatte bulunur musunuz .Manevi anlamda beni destekleyecek insanlara ihtiyacım var hocam , yanlızım ve bu cok zor ..Yüz yüzede görüşmeyi çok isterim.. Allahu Teala Hz. size misliyle mükafatını vermesini dilerim.   .Allah'a emanet olun. Selam ve Saygılarımla Ellerinizden öperim.   -------------------------------------------------------------------------------- Sayın Sabri Tandoğan Efendi Hz'nin cevaben yazdıkları : Sayın Özgür Bey, Kıymetli yavrum, ne zaman istersen görüşebiliriz. İnsan Allah’la, Peygamberle bir olunca, beraber olunca nasıl yalnız olabilir? Bütün mesele o beraberliği kurabilmekte. İsteyen her insan buna muvaffak olabilir. Zaten Rabbimizin de istediği bu değil mi? Haydi yavrum, kalk ayağa, kendi dirilişini yap. Bütün geçmiş günahların için tövbe et, af dile. Sonra bir daha o günahlarına dönmemeye yemin et. Ölüm bahasına da olsa bunlar tekrarlanmayacak de. Sonra Peygamber Efendimizin Hadis-i Şerifini hatırla. “Ya hayır söyle, yahut sus.” Değerli yavrum, sana başarılar diliyorum. Selam, sevgi ve saygı ile. Sabri Tandoğan Aziz Ruhlarına Fatihalar... Devamı

12 12 2017

Gönül Sohbetleri / Veren El Hayırlıdır

Link : www.youtube.com Devamı

12 12 2017

İNSANLARA KOŞULSUZ OLARAK YAKLAŞALIM, SAYGI VE SEVGİMİZİ GÖSTERE

Kıymetli yavrum, Küçük yaştan beri karşılaştığımız haksızlıklar, maruz kaldığımız zulümler, kara çalmalar, iftiralar, yanlış anlaşılmalar, en temiz, en asil, en yüce duygularımızın ayaklar altında gaddarca, zalimce, hoyratça çiğnenmesi bizleri, hepimizi öyle yıldırmış ki, artık bu insanlardan daha fazla birşey beklemeye hakkımız yok. Hani, Kenan Doğulu’nun bir zamanlar pek meşhur olan “Hakkın yok” şarkısında olduğu gibi. Bütün mesele çok açık ortada, bizler o buyurduğunuz tertemiz, pırıl pırıl denizde de yüzebiliriz. Yüzme bilmesek bile kendimizi teslimiyetle denizin koynuna bıraktığımız zaman o güzel deniz bizi taşır. Ve biz en güzel bir yatakta yatıyormuş gibi ellerimizi başımızın altında biraraya getirip, gökyüzünün engin maviliğinde mutluluğu yudum yudum içebiliriz. Sadece ama sadece koşulsuz olarak insanlara yaklaşalım. Bu yaklaşım meleksi bir tebessümle başlasın. Gözlerimiz nakış, nakış sevgimizi söylesin. Beraber söylediğimiz bir sevginin senfonisi göklere yükselsin. Sonra “Seviyoruz, seviliyoruz, güzelliğimiz bu yüzden” diyebilelim. Selam, saygı ve sevgi ile. Sabri Tandoğan Rahmet ve Şefaat Gani Gani Üstlerine Olsun Devamı

08 12 2017

Gönül Sohbetleri / Borçlardan Kurtulmak

Link : www.youtube.com Devamı

08 12 2017

İNSANLAR ANCAK SEVGİLERİ KADAR BÜYÜR VE YÜCELİRLER

İNSANLAR ANCAK SEVGİLERİ NİSPETİNDE BÜYÜR VE YÜCELİRLER Kıymetli yavrum, Hepimiz sevilmek istiyoruz. Güzel bir şey sevilmek. Ama bugün çoğu insan sevilmediği için dertli. Peki ama Efendim, siz bir çiftçinin tohumunu atmadan mahsul elde ettiğini gördünüz mü? Önce biz tohum atacağız. Tohum atmazdan önce o toprağı çapalayacağız, belleyeceğiz, altını üstüne getireceğiz, gübre vereceğiz. O toprak atılan tohumu yeşertmeye müsait hale gelince de tohumumuzu bırakacağız. Sonra da mahsulümüzü bekleyeceğiz. Hayat böyle efendim Yalnız veren alır. Unutmayalım yalnız seven sevilir Efendim. Başkaları beni sevsin…? Niye sevsin. Durup dururken insanlar beni niye sevsin, sizi niye sevsinler. Durup dururken birileri gelecek, bizi pohpohlayacak, bizi göklere çıkaracak yok öyle şey. Ama biz hizmet edersek, gecemizi gündüzümüze katarsak, elimizden gelen her şeyi yaparsak biri olmazsa biri bizi sever. Hayatın kanunu böyle. Ben internetteki sitemde bazen gece sabahlara kadar gelen soruları cevaplandırıyorum. Uyku gözlerimden aktığı halde yorgunluktan bitkin hale geldiğim halde, belki birilerine faydalı olurum, belki birilerinin derdini paylaşırım diye, belki birilerinin göz yaşına ortak olurum diye uğraşıyorum. Elbette beni biri sevmezse biri sevecek. Bu hayatın kanunu böyle. Ama hiçbir şey yapmadan, toprağa tohum ekmeden yalnız egoistçe, bencilce, nefsani bir itişle ben sevilmek istiyorum dersek ne olur biliyor musunuz, hepimiz avucumuzu yalarız. Ben sevilmek istiyorum demekle bizi kimse sevmez bilakis yahu bu adam üşütmüş mü der, bizden büsbütün uzaklaşırlar. Bütün mesele toprağa güzel tohumlar atmak. Ama biz herkese ama herkese edeple, saygıyla, incelikle yaklaşırsak, her durumda onların yardımına koşarak, gözyaşlarına ... Devamı

05 09 2017

HAYAT ARKADAŞIMIZI SEÇERKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?

HAYAT ARKADAŞIMIZI SEÇERKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ? |  görsel 1

SABRİ BABADAN SOHBET KONU: Hayat Arkadaşımızı Seçerken Nelere Dikkat Etmeliyiz? Kıymetli yavrum, Günümüzde boşanma davaları gittikçe artıyor. Bir mahkemeye gidiyorsunuz, birbiri ardı sıra aile mahkemeleri sıralanıyor. Sayıları o kadar çok ki. Ve hepsinde kapılara kadar dosyalar. İnsan ister istemez ürperiyor. Bu kadar çok dava dosyası ve onların arkasında ıstırap çeken, uykusuz kalan, gözyaşı döken nice insanlar. Birtakım kadınlar, erkekler sürekli olarak yakınlarına öbür tarafı kötülüyorlar, atılmadık çamur bırakmıyorlar. Bazen insanın işitmek istemeyeceği iftiralar onları takip ediyor. Bir hukukçu olarak bunu yıllarca düşündüm. Yıllarca Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin kararlarını takip ettim. Boşanan insanlarla görüştüm. Sonuç ürpertici oldu. Birçok evliliklerin daha başlangıçta mutlu bir sona ulaşmayacakları aşikârdı. Bir düğün efsanesi nesiller boyu devam ediyor. Ne demek düğün? Bizler gariban insanlarız. Kazancımızla ayın sonunu zar zor getiriyoruz. Nemize gerek bizim. Belki Rahmi Koç kızını evlendirirken düğün yapabilir, ama öyle aileler görüyoruz ki, ceplerinde düğüne harcayacakları on para yok. Diyeceksiniz ki, peki nasıl düğün yapıyorlar. Günümüzde mâlum, birçok insanların cebinde düzine ile banka kartı var. Eh, düğün salonları da değil altı aylık, bir yıllık, iki yıllık mukavele yapıyorlar. Salon tamam, salonda harcanacak para da tamam. Niye düğün yapılmasın? Birçok kimse evliliğe borçla giriyor. Daha ilk aydan itibaren bankalardan ekstreler gelmeye başlıyor. Peki bunları kim ödeyecek? Daha ilk aydan itibaren sonu gelmeyen münakaşalar, kavgalar başlıyor. Düğün salonu borcu, düğün masrafı borcu, mo... Devamı

11 08 2017

KRİZ EDEBİYATI

KRİZ EDEBİYATI |  görsel 1

Kıymetli yavrum, Daha önce de belirtmiştim, ben krize inanmıyorum. Bu bir varsayım. Birtakım dünyayı idare eden para babalarının oyunundan başka bir şey değil. Ne küresel kriz var, ne de yersel kriz var. Olay şu: İnsanoğlunun rızkı yaşadığı imtihanların bir sonucu olarak zaman zaman daralır, zaman zaman genişler. Gerçek insanlar, gerçekten adam gibi adam olanlar rızıkları genişlediği zaman kendilerini şımarıklığa, firavunlaşmaya bırakmazlar. “Rabbim beni bollukla, zenginlikle imtihan ediyor. Ben, çok dikkatli olmalıyım, şükürden, edepten, dikkatli olmaktan, saygılı olmaktan uzaklaşmamalıyım.” diyerek efendice yaşantısına devam ederler. Resulullah Efendimiz, “Dere kenarında abdest alıyorken bile suyu tasarruflu kulanın.” Buyurur. Cemaattan biri “Ya Resululullah” der, “derenin suyu zaten akıp gidiyor. Ben tasarruflu kullansam ne olur, kullanmasam ne olur? Peygamberimiz bu soruyu cevaplar: “Önemli olan derenin akıp gitmesi değil, senin her an, her yerde tasarruf terbiyesi içinde olmandır.” Bu hepimizi bir ömür boyu düşündürmesi gereken son derece önemli bir Hadis-i Şeriftir. Rızk daraldığı zaman yapılacak iş onu da bir imtihan kabul edip her zamankinden daha büyük bir dikkatle, saygıyla edeple , incelikle yoluna devam etmektir. Hani ortaokulda okurken görmüştük, bir gel-git olayı vardı. Eskilerin med-cezir dedikleri. Ekonomik hayat da öyle. Bazan rızk genişler, bazan daralır. Yıllarca evveldi. Rahmetli eşim Rana Hanım’la beraber babamdan kalan parayla bir ev alalım dedik. Para yetmedi. Borçlanmamız gerekti. O evi almak istiyorduk. Çünkü vasıtaya binmeden Danıştay’a gidip gelebilecektik. Müteahhit, öyle bir rakam söyledi ki her ay ikimizin maaşını ekleyip müteahhide verdiğimiz zaman geriye bir kuru ekmek parası kalıyordu. Bu bir imtiha... Devamı

01 08 2017

TARİHE MİRAS.

TARİHE MİRAS. |  görsel 1

Çok Değerli Dostlar, Muhterem Sabri Tandoğan Büyüğümüzün en büyük arzusu arkasından evinin "Sabri Tandoğan Eğitim, Kültür, Sanat Vakfı ve Kütüphanesi" olarak devam etmesi ve bu amaçla Ankara, Çankaya, Hoşdere Cad, Reşat Nuri Sk. 51B/31 numarada bulunan evinin bu vakfın merkezi olması idi. Evinin her köşesi çok kıymetli eserlerle, kendisine hizmet etmiş olduğu velî zatların hatıraları ile dolu bu ev, Muhterem Büyüğümüze göre her konuda seçme eserlerin bulunduğu Türkiye'nin en büyük kişisel kütüphanesini içeriyordu. Muhterem Büyüğümüz kendi adına kurulacak vakıfla ilgili bir ön çalışmayı da başlatmış, vakfın yönetim şemasına ve detaylı çalışma ilkelerine kadar gerekli bütün ayrıntıları Vakıflar Genel Müdürlüğünde görevli manevi evlatları ve diğer bazı manevi evlatları ile beraber hazırlamış, birer nüshalarını onlara teslim etmiş ancak hastalığı çalışmaların devamına mani olmuştu. Şimdi biz manevi evlatlarının en büyük beklentisi her zerresinde Sabri Tandoğan Büyüğümüzün ve Muhterem Eşi Rana Tandoğan Hanımefendi'nin emekleri bulunan ve her zerresi helal alın teri ile kazanılmış bu mübarek mekanın onların arzusu doğrultusunda aziz ruhlarını ebediyyen şad edecek büyük bir hayır kapısı ve Aziz Milletimize çok yönlü olarak hizmet edecek kıymetli bir Eğitim, Kültür, Sanat Vakfı ve Sabri Tandoğan Kütüphanesine dönüşmesidir. Özellikle vurgulamak gerekirse Muhterem Sabri Tandoğan Büyüğümüz evliyadan çok sırlı bir zattır. Halen Allah'ın izni ile maneviyatıyla bizlerle olmayı sürdürmekte, her durumun bizzat takipçisi olmaktadır. Türk M... Devamı

26 07 2017

BUGÜN DEĞİLSE NE ZAMAN?

BUGÜN DEĞİLSE NE ZAMAN? |  görsel 1

SABRİ BABADAN SELAM VAR Kıymetli yavrum, Her birimizde dünyayı daha iyi bir dünya haline getirebilme gücü var. Velev ki bir tebes­sümle, bir hatır sorma ile, sımsıcak bir merhaba ile de olsa. De­nize atılan bir taşın dalgalar halinde büyümesi gibi... Bazen bir tebessüm, bir ziyaret, bir telefon konuşması bütün dünyayı do­laşır. İnsandan insana geçer. Nicelerine renk dolu, ışık dolu anlar yaşatır. Birbirleriyle temas eden enerjiler, birbirlerini değiş­tirirler. Bir gönül dostu, ne olur diyor. Bir ânımızı imânla geçi­relim. Tam bir teslimiyetle fişimizi O’nun sonsuz gücünün, irâ­desinin bulunduğu prize takalım. Gökyüzünün ihtişâmı, yıldız­ların güzelliği karşısında ürpererek ağlayabilsek. Hayatımızın her ânının ne denli kutsal olduğunu bir bilebilsek...“Ve bir ân yaşıyorum, bütün bir ömre bedel” diyebilsek... Kur’an-ı Ke­rim’deki emr-i ilâhiyi her an tekrarlayıp yaşayabilsek. “Doğrusu sana yöneldim. Kendimi sana verdim.” Hayatımızı yasemin be­yazlığında, yaseminler güzelliğinde yaşayarak O’na kavuşa­bilsek “O senden râzı, sen O’ndan râzı olarak gir cenne­time” emrine muhatap olabilsek... Peki ne bekliyoruz? Eğer bugün değilse, ne zaman? Sabri Tandoğan Aziz Ruhları Şad Olsun. Devamı

26 07 2017

BUGÜN HAYATINI DEĞİŞTİRECEK BİR ŞEY YAP

BUGÜN HAYATINI DEĞİŞTİRECEK BİR ŞEY YAP |  görsel 1

KİTAP TANITIMI Günümüzün bunalan, yaşamına bir renk ve ışık getirmek isteyen, varoluşunun sebebini anlamak, kendine güzel bir hayat rotası çizmek, yaşama sanatının sayısız inceliklerini öğrenmek isteyen insanları için okuyucusuna ferahlık veren, sohbet tadında başucu kitabı: 14 Ciltlik GÖNÜL SOHBETLERİ Hak Aşığı Muhterem Sabri Tandoğan Beyefendi'nin İnsanlığa Yol Gösteren Muhteşem Eseri Kitap Temini İçin Ankara, Hitabevi Yayıncılık, Erdal Eş Bey, Tel: 0507 243 5088 Akçağ Kitabevi, Ankara, Tel: 0312 432 1778 NOT: Kargo ile gönderim yapılmaktadır. Ciltler ayrı ayrı alınabilmektedir. Sabri Tandoğan Beyefendi'nin muhterem eşi Rana Tandoğan Hanımefendi'nin günlük hayatlarına dair pek çok incelikleri paylaştığı "Günlüğümden" adlı eserini de aynı yollarla temin edebilirsiniz. Kıymetli yavrum, Yıllarca önceydi. Bir ak­şamdı. Danıştay’dan çıkıyordum. O gün beni üzen, kıran, inci­ten bazı durumlar olmuştu. Çok zor yürüyordum. İçimde gittikçe büyüyen bir bezginlik, bir sıkıntı vardı. Dudaklarımda Yunus’un mısraı, mırıldanıyordum. “Bunca varlık var iken gitmez gönül darlığı” diyordum. Birden Danıştay’ın önündeki parkın bahçıva­nının sesini duydum. Anadolu’nun o yiğit, o mert çocuğu, sevgili Mustafa “Merhaba Sabri Bey nasılsın?” dedi. Sesi yeni doğan güneşin ilk ışıkları gibi idi. Huzur veren, sükûnet veren, dinlen­diren bir ses. O seste hiçbir sun’îlik, samimiyetsizlik, riyakârlık yoktu. Yeni yağmış kar gibi bembeyaz, tertemizdi. Birden içimin ışıdığını, aydınlandığını hissettim. Sıkıntılarım duman gibi dağıl­dı. Yok oldu. Kendimi çok ama çok güçlü hi... Devamı

07 07 2017

BAZEN BİR TEBESSÜM EN BÜYÜK İYİLİKTİR

BAZEN BİR TEBESSÜM EN BÜYÜK İYİLİKTİR |  görsel 1

Kıymetli yavrum, İğnenin ucu kadar yapılan bir iyilik bazen bu dünyayı da aşar, bizi mana âlemine kadar götürür. Herkesin kendine göre yapacağı bir iyilik kesinlikle vardır. İyiliği yalnız madde planında para olarak görmemek lazımdır. Yerine göre bir tebessüm, sıcak bir bakış da yalnız, acı çeken, ıstırap içindeki bir insana en büyük güzelliği verebilir. Zaman zaman bazı kimseler ben Koç değilim, Sabancı değilim diyerek kendi kendilerini aldatmaktalar. Be kardeşim sımsıcak bir merhaba da diyemez misin? Taş mı kesildin? İnsanoğlu kendini ne güzel aldatıyor. Geçenlerde bir ziyaretçim geldi. Asabi bir ses tonuyla, size kırıldım dedi. Nedenini açıkladı. Siz dedi, TV’deki bir sohbeti­nizde, herkes kendine göre başkalarına yardım yapabilir dedi­niz. Çok öfkelendim. Ben emekli bir insanım. Çok zor şartlarda yaşıyorum. Nasıl başkalarına faydalı olabilirim? Mümkün mü? Ben ne Vehbi Koç, ne de Sakıp Sabancı’yım, dedi. Baktım söz­le olmayacak. Gelin dedim. Karşıda bir simitçi var. Oraya gide­lim. Gittik. Simit tablasının iki yanında iki çocuk, iştah dolu ba­kışlarla, gözlerini dikmişler, sanki kendilerinden geçmişlerdi. O öfkeli zata döndüm. Lütfen bir simit parası verir misiniz dedim. İstemeyerek eli cüzdanına gitti. Çıkarıp verdi. Simitçiden o pa­rayla aldığım simidi ikiye böldüm. Yarısını bir çocuğa, yarısını diğer çocuğa verdim. Çocuklar simidi görünce sevinçten çılgına döndüler. Havaya sıçradılar. Güldüler. Neşelendiler. Öylesine mutlu olmuşlardı ki... Yan gözle emekli zata baktım. İki damla gözyaşı, göz pınarlarından yanaklarına süzülüyordu. Birden el­lerini uzattı. Sabri Bey, çok t... Devamı

16 06 2017

ORUCUN GAYESİ

ORUCUN GAYESİ |  görsel 1

Kıymetli yavrum, Sözlüklere bakacak olursak, orucun “kendini tutmak ve sus­mak” mânâlarına geldiğini görürüz. Bazı tefsirlerde, bu keli­menin sabretmek mânâsına da geldiği yazılıdır. Bu da nefsi muhafaza etmek, sebatkâr olmak, tahammül etmek demektir.   Bu mânâlar, İslâm Dini’nde orucun ne olduğunu gösteriyor. Hakikatte oruç, nefsanî hevâ ve hevesten, behimi arzulardan kendini alıkoymaktır. Oruç, ihtiras ve hevâya meyledenlerin, belirli bir süre içinde kendilerini tutmalarının, sebatkâr olma­larının ismidir. Her gün tekrarlanan nefsanî istekler, beşerî arzular üç şey üzerinde toplanıyor. Bunlar da yemek, içmek, cinsî münasebet. Belirli bir zaman için, bunlardan kendini alı­koymanın, sakınmanın ismi İslâm’da oruçtur. Fakat bu zâhiri isteklerden başka, iç isteklerden ve fenalıklardan kalbi ve lisanı muhafaza etmek de orucun hakikatine dahildir. Karnın orucu olduğu gibi, gözün, kulağın, dilin, duygunun ve düşüncenin de orucu vardır. Bütün mânâ yolunun büyüklerini inceleyecek olursak, şunu görürüz: Hepsi de bir süre az yemişler, az konuşmuşlar, az uyumuşlar ama çok düşünmüşler, mânevi güzellikleri yaşamışlardır. Onlar bu suretle kendi ruhlarını yük­sek bir âleme bağlayarak, mânevi fetihler kazanıncaya kadar bu yolda çalışmışlardır. Oruç aynı zamanda Allah’ın Peygamberi vasıtasıyla insanlara bahşetmiş olduğu, büyük ve yüce ilâhi ihsana bir şükürdür. Gerçek oruçla ortaya çıkar, her şeyden önce takvâ, kalbin temizliği ve sadeliğidir. Kur’an-ı Kerim’de “Ey... Devamı

19 03 2017

MAZİ İLE HESAPLAŞMAYI BİR KENARA BIRAKALIM

MAZİ İLE HESAPLAŞMAYI BİR KENARA BIRAKALIM |  görsel 1
MAZİ İLE HESAPLAŞMAYI BİR KENARA BIRAKALIM |  görsel 2

Kıymetli yavrum, Hiçbir şeye takılmamak lâzım, kendi geçmişimden bile bana ne diyeceksin. Bazı şeyleri insan kendi kendine bile konuşmamalı. Kendi dünyamızı karartmaya ne hakkımız var. Ben yepyeni güzellikler yaşamak istiyorum. Ben mazi ile hesaplaşmak istemiyorum. Hata yaptıysam bitti. İyilik yaptıysam o da bitti. Her yeni doğan gün, bir şanstır. Geçmişte yaşadığımız bir üzüntüye takılıp kalmak, o günkü enerjimizi alır götürür. Selam, saygı ve sevgi ile. Sabri Tandoğan Efendi Hz. Aziz Ruhu Şad Olsun Devamı

15 03 2017

"BİR KEZ GÖNÜL KIRDIN İSE, BU KILDIĞIN NAMAZ DEĞİL".

BİR KEZ GÖNÜL KIRDIN İSE, BU KILDIĞIN NAMAZ DEĞİL. |  görsel 1

Kıymetli yavrum, Yunus Emre, diyor ki   “Bir kez gönül kırdın ise bu kıldığın namaz değil. Yetmiş iki millet dahi elin, yüzün yumaz değil.”   Bazı kimselerin namazımı kılıyorum, orucumu tutuyorum diye çalımlarından, cakalarından yanlarından geçilmiyor. Herkese hava basıyorlar. İyi, güzel ya kardeşim, kıldığımız namazın, tuttuğumuz orucun kabul edildiği ne malum? Bu gibi konulara çok dikkat etmek gerekiyor. En büyük kadın veli Rabia Sultan, namaz kıldıktan sonra arkasından tövbe namazı kılarmış. “Allah’ım,” dermiş, “ben Senin büyüklüğüne, yüceliğine, şanına layık bir namaz kılamadım. Beni affeyle.”   Aman dikkatli olalım, kaş yaparken göz çıkartmayalım. Bundan sonra en büyük dikkatimiz kimseyi kırmamak, incitmemek olmalı. Selam, sevgi ve saygı ile.   Sabri Tandoğan Efendi Hz. Onun ve Hakka Göçen Ailesinin Aziz Ruhlarına Fatihalarla... Devamı