23 12 2013

ÇOCUK EĞİTİMİ-GÜZEL ÖRNEK OLMANIN ÖNEMİ

ÇOCUK EĞİTİMİ-GÜZEL ÖRNEK OLMANIN ÖNEMİ |  görsel 1

"Annemle arkadaş gibiydik. Gece yarısı on ikide onunla evin tahtalarını ovardık sert tahta fırçası ile. Annem beni dört buçuk yaşında pazara göndermişti. Pazarcı hepsi çürük olanları koymuş sadece birisi sağlam çıktı domateslerin. Annem onu çıkarıp yıkadı ve “Bak oğlum ne güzel domates almışsın, bundan sonra dikkat edersen hepsini böyle en güzel olanlarından seçebilirsin” dedi. Getirdiğim çürük domatesler için beni eleştirmedi. O günden sonra pazara her gittiğimde malın en iyisini almaya başladım. Esnafın benden ödü kopuyordu. Bozuk mal satanları daha beş yaşımda gider zabıta amirine şikayet ederdim. Komşular alış verişlerini bana yaptırırlardı. İlk çorbamı dört buçuk yaşında pişirdim. Annem hastalanmıştı. Ona maydanozlu bir pirinç çorbası pişirdim. Tadı hala damağımdadır. Annem öğretmendi, okuldan geç gelirdi. Ben okuldan eve gelince evi siler süpürür, toz alır, sobayı yakar, biraz odun, çıra yarar, sonra akşam eve ne pişecekse gider ona göre alış veriş yapardım. Eğer fasulye, nohut gibi bir şey pişecekse onu ıslatır sobanın üzerine bırakırdım. Annem çok kültürlü bir hanımdı. Beni küçük yaşlarımdan itibaren hayata hazırladı. Bana sorumluluklar verdi. Çocuğa çok küçük yaşlardan itibaren sorumluluk vermek gerekiyor. Ama bugün bunu yapan kaç anne var? Uzun gözlemlerimden sonra çocuk eğitiminde en önemli hususun “güzel örnek olmak” olduğu sonucuna vardım. İnsanlar sözlere değil davranışlara bakarlar. Çocuğa bir büyük insana hitap eder gibi hitabetmeli, ona saygı göstermeli. Bundan anlar mı diye düşünmemeli. Onlar her şeyi gayet iyi anlıyorlar. Yeri geldiği zaman bunlar en güzel şekilde ortaya ... Devamı

20 03 2012

Gerçekleri çocukların anlayacağı bir dille anlatmak daha uygundu

    Sabri Bey Amca,merhabalar...Ben yazılarınızı ve kitaplarınızı okuyan biriyim.Size danışmak istediğim bir konu var. Benim beş yaşında bir kızım var. Çok akıllı, duygulu ve hassas  bir çocuk olduğunu düşünüyorum.Ona bazı dualar öğrettim, geceleri yatmadan okuyoruz beraber. Dilim döndüğünce Peygamberimizden, dinimizden bahsediyorum Ama sorduğu sorular bazen tıkanmama sebep oluyor ve ben ona bilinçli, ruhunu yaralamayacak, onu doyuracak cevaplar vermek istiyorum. Mesela bu gece  bana, ölünce ne olacak anne, sen ölecek misin, yaşlanacak mısın diye sordu ve boynuma sarılıp hüngür hüngür ağladı. Öptüm kokladım,teselli ettim.Ve onu üzmeden tatlı tatlı anlattım bir şeyler... Sorum şu,çocukların bu tip sorularına nasıl cevap vermeli, neler demeli? Nasıl yaklaşmalı duruma,onları üzmeden, korkutmadan? Cevap verirseniz çok mutlu olurum. Sağlık ve afiyet diler, ellerinizden öperim... Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :   Sayın “Bir Anne”, 15.3.2012 tarihli malinizi aldım. Kıymetli yavrum, bazı ailelerin yaptıkları gibi birtakım hayat gerçeklerini çocuklardan gizlememeli. Onlara anlatmalı. Ama çok tatlı, çok yumuşak, çok duygulu bir dille. Hayat gerçeklerini bir masal anlatır gibi anlatmalı. Bu iki taraf için de çok hayırlıdır. Selam, sevgi ve saygı ile.   Sabri Tandoğan Devamı