29 03 2018

VEYSEL KARANİ HZ'NDEN...

VEYSEL KARANİ HZ'NDEN... |  görsel 1

Merhaba Çok Kıymetli Sayın Büyüğüm, Sonsuz hayırlar içinde olmanız dileğiyle size ve bütün dostlara selam ve sevgilerimi sunuyorum evvela,   Sayın büyüğüm, zaman zaman gelen maillerden bazılarında alt not olarak okuruz, bu maili şu kadar kişiye gönderirseniz hayatınızda muhteşem değişiklikler ve güzellikler olacak diye... Bunun ne kadar doğruluk payı olur bilinmez ancak buradan yola çıkarak söylenebilecek olan şey belki de bir kimsenin bu bahaneyle birçok dostunu hatırlamış olması, ve bir vesileyle de olsa nefes almış dostlukların birçok güzellikleri de beraberinde getirecek olmasıdır...   Efendim, dostların hatırlanmasındaki güzelliklerden dem vurarak büyük Sahabi Veysel Karani Hazretlerine de sitemizden bir kapı açmaya çalışalım dileriz inşallah...   Veysel Karani veya diğer adıyla Üveys Hazretleri Yemen taraflarında kum dağlarıyla çevrili kurak bir belde olan Karen’de yaşamış bir Peygamber aşığıdır. Belde sakinlerine çobanlık yapan Üveys, garip biridir. Dünyadadır, ama ne dünyalığı vardır, ne de dünyalık gibi bir kaygısı. Güttüğü develer için ücret istemez. Verenden alır, vermeyene sormaz. Adı üzerine çobandır işte, fakirdir. Ama iş cömertliğe geldi mi onunla yarışmak kimsenin harcı değildir. Paylaşacak çok şeyi yoktur, ama hayırda daima başı çeker, halinden memnundur. Sessiz, dostları arasında yalansız, dolansız bir hayat sürer. Issız vadilerde, kaya kovuklarında ibadet eder. İnsanlar ona hep divane gözüyle bakarlar, ama o hiç mi hiç aldırmaz.   Veysel Karani Hazretlerinin çok yaşlı bir annesi vardır. Hem kör, hem de kötürümdür. Hazret onun eli ayağı, gözü kulağıdır. Yedirir, içirir, her hizmetine bakar... Devamı

23 03 2018

AŞK GELİCEK CÜMLE EKSİKLER BİTER

AŞK GELİCEK CÜMLE EKSİKLER BİTER |  görsel 1

AŞK GELİCEK CÜMLE EKSİKLER BİTER Soru-Cevap Efendim Hayırlı günler dileğiyle merhaba, Yüce Peygamberimize duyduğumuz sevgiyi günden güne nasıl ilerletebiliriz? O’nu her geçen gün büyüyen ve çoğalan bir aşk ile sevebilmek için, bir insanın hangi yolu izlemesi gerekir? Allah’a emanet olunuz, sonsuz hürmet ve selam ile... Buket -------------------------------------------------------------------------------- Sayın Sabri Tandoğan Efendi Hz'nin cevaben yazdıkları : Sayın Buket Hanım, Kıymetli yavrum, seven sevdiği kimse gibi yaşamak ister. Onun adetlerini, O’nun yaşama üslubunu kendiliğinden benimser. O, zorlama olmayan, doğal, spontan bir oluştur. Peygamber sevgisinde de öyle. Biz eğer Yüce Peygamberimizi gerçekten seviyorsak elimizden geldiği, gücümüzün yettiği kadar O’nun Hadislerini yaşamaya çalışmalıyız. Mesela ilk başlayacağımız Hadis -ki bana en çok sorulan hususlardan birisi- “Ya hayır söyle, yahut sus” Hadisi olmalıdır. Bir süre bu Hadis üzerinde çalışın. Onu yaşamak için iş hayatınıza, ev hayatınıza, sosyal hayatınıza onu uygulamaya çalışın. Göreceksiniz bu bir Hadis size o kadar çok kadar çok şey kazandıracak ki siz de hayret edeceksiniz. Hadisi okuyup geçmekle biz sadece kendimizi aldatırız. Önemli olan bilmek, onu hayata uygulamaktır, yaşantı haline getirmektir. “Sen kendini bilmezsin, Ya nice okumaktır” Sadece öğremekle işin biteceğini sanmak bizi büyükelçinin hanımının durumuna düşürür. Televizyonda bir büyükelçinin hanımıyla röpörtaj yapılıyordu. Büyükelçinin hanımı “Efendim”, dedi,”ben, kocamın görevi nedeniyle birçok ülke gezdim. Gi... Devamı

16 07 2012

SEÇME HADİSLER-1

. SEÇME HADİSLER SABRİ TANDOĞAN  http://www.gonulsohbetleri.net/sizden_gelenler/SECME-HADISLER-SABRI-TANDOGAN.jpg 1. Müslümanın hastalığı, yorgunluğu, hata ve günahlarına kefarettir. Hadis-i Şerif 2. Amellerin Allah indinde en sevgilisi az da olsa devamlı olanıdır. Hadis-i Şerif 3. Aranızda selam vermeyi yayınız. Birbirinize selam veriniz ki yekdiğerinizi sevesiniz. Hadis-i Şerif 4. Sadaka, şerden yetmiş kapıyı kapatır. Hadis-i Şerif 5. Bir şey senin nefsini tırmaladığı zaman onu hemen bırak.   Hadis-i Şerif   Devamı

20 03 2012

Tefekkür Damlaları

    Saygıdeğer Hocam;        Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi sizin, gönül dostlarımın ve tüm inananların üzerine olsun, Efendim. Sitemizi her gün en az üç dört kez ziyaret ediyor, gönderilenlerden çok istifade ediyor ve sizlerle bir nebze de olsa özlem gideriyorum. Hayatım, iş , ev ve geçen yıl satın aldığımız bahçe arasında koşuşturmayla geçiyor. Anlayacağınız, hafta içi mühendis, cumartesi çiftçi ve pazar günleride ev hanımıyım. Ama, şükürler olsun yedi gün yirmidört saat öyle güzeller güzeli bir Rahmanın kuluyum ve de gönül sohbetleri medresesinin talebesiyim ki, bu kulluk zevki ile talebelik heyecanı her şeyden daha güzel. Yunus Emremiz, dergahta ki sohbette bulunamasa da , o dergaha odun taşıyarak hizmet edermiş ya, ben de o misal bedenen katılamadığım gönül sohbetleri dergahına bir kaç sözle katılabilmeyi diledim. Tüm sarfettiğim sözler, Yunus'un getirdiği bir odunun değerinde olmasa bile, affınıza sığınarak yazmak istedim,Efendim.        Geçen yazım için “Bizi bir masal , rüya alemine götürdünüz.” demişsiniz ya, bu sözünüz de beni beş ya da altılı yaşlarda gördüğüm bir rüyaya götürdü. Rüyamda , bulutların üstünde bir sarayda Rabbimle yaşadığımı görmüştüm. Orada ne annem vardı, ne babam, ne de kardeşlerim. Yalnız Rabbim. O kadar mutlu ve huzurluydum ki. Dilediğim herşey gerçek oluyordu ama beni mutlu kılan ne sarayda yaşamak, ne de dileklerimin olmasıydı. Rabbimle başbaşa olmanın zevki, onun verdiği huşu ve huzur her zevkin üstündeydi. Bu rüyayı o kadar sevmiştim ki, gündüzleri de gözlerimi... Devamı

25 01 2012

Tevhid ilmine ulaşmak

  Muhterem Efendim, zat-ı alinizi ve tüm gönül dostlarını selamların en güzeli, en özeli olan Allah ın selamıyla selamlıyor, en derin saygılarımı sunuyorum. Efendim müsaadenizle bir Hadis-i Şerifi paylaşıp yorumunuzu almak istiyorum. Ameli temiz, tam mümin bir şahıs, Peygamber Efendimiz (S.a.v) ile oturmakta idi. Ölüm meleği geldi ve o şahsa dik dik baktı. O şahıs korktu. Peygamber Efendimiz (S.a.v) ölüm meleğinden o şahsın ömrünü sordu. Ölüm meleği: "Az bir vakit" dedi. İkindi vakti idi. Peygamber Efendimiz (S.a.v) o kişiye haber verdi. O kimse: "Ey Allahın Resulu O bir vakitte ne yapayım ki Allahu Teala ya hoş gelsin ve beni kabul etsin?" dedi. Resulullah Efendimiz (S.a.s): "Git ilimle meşgul ol" buyurdu. Hadisi rivayat eden muhaddis şöyle dedi: "Eğer ilimden üstün bir şey olsaydı Resullullah Efendimiz (S.a.s) onu gösterirdi." İlim, irfan, fazilet ehli hocam Peygamberimizin bu mübarek sözünün batıni bir manası var mıdır? Ne buyurursunuz?   Efendim, hürmetle, nurlu, mübarek ellerinizden öperim.     Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :     Sayın Manolya Hanım, 25.1.2012 tarihli mailinizi aldım.   Kıymetli yavrum, ilmin iki yönü vardır: 1-) Maddi ilimler, 2-) Manevi ilimler. Maddi ilimler denince akla matematik, fizik, kimya, biyoloji, astronomi gibi ilimler gelir. Manevi ilimlerden kasıt insanı Allah’a götürecek ilimlerdir ki bunların en başında ilm-i tevhid gelir. Burada soruyu soran zatın yapacağı iş ilm-i tevhide nasıl ulaşılır, nasıl onun sahibi olunur bununla meşgul olmaktır. Allah cümlemize ilm-i tevhide ulaşmayı nasibetsin.   Selam, sevgi ve saygı ile.   Sabri Tandoğan ... Devamı

24 01 2012

“Kanaat bitmez, tükenmez bir hazinedir” Hadis-i Şerif

    Çok sevgili Büyüğüm sonsuz sevgilerimi sunarım.   Bir sorum olacaktı. Daha doğrusu tanıdığım birinin daha çok sorunu. Kendisi önyargılarından dolayı buraya yazmayı geciktiriyo.Onun yerine sormak istedim. Daha fazla daha fazla diyerek hırsla yaşayan biri bu hırslarından nasıl kurtulabilir. Hırslarının kendini mutsuz ettiğininde farkında. Cevabınız için şimdiden çokteşekkür ederim. Sonsuz sevgi ve saygılarımla   Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :   Sayın “Bulut”, 22.1.2012 tarihli mailinizi aldım. Kıymetli yavrum, bundan birkaç ay evvel tv’de bir hanımla yapılan ropörtajı dinledim. Kocası Bağkur emeklisi imiş. Hakka göçmüş. Kocamdan kalan maaşın yarısını ev kirası yapıyorum. Yarısıyla da iki günde bir şişe süt alıyorum, bir de belediye ekmeği alıyorum. Sonra ellerimi açıp dua ediyorum, “Allah’ım”, diyorum, “benim bu saltanatımı bütün insanlara nasip eyle.” Kıymetli yavrum, lütfen o hanımın sözlerini arkadaşına anlat. Eğer hala daha çok, daha çok diyorsa o zaman onu terket. Senin de ahlakını bozabilir.   Selam, sevgi ve saygı ile.   Sabri Tandoğan Devamı

12 01 2012

Hayata Dair Sohbetlerden Notlar-17

  04.06.2011 Tarihli Cumartesi Toplantısından Notlar Bir Gönül Dostu- Efendim idraki artırabilmek için neler yapabiliriz? S.Tandoğan- Yavrum idraki artırmanın bir tek yolu var, Allah’ın ve Peygamberin istediği gibi temiz bir hayat yaşamak. Helalinden kazanmak, helalinden yemek. İbadetlerini yapmak, insanlarla iyi ilişkiler kurmak. Böyle gözümüzü, dilimizi, kulağımızı fuhşiyattan uzak tutmak, temiz bir hayat yaşamak yani yavrum... İnsan ne kadar temiz bir hayat yaşarsa idraki o kadar artar. Ne kadar kirli bir hayat yaşarsa, idraki o kadar azalır, azalır, azalır, bir gün bakarsın yok olur. İdrak kalkar. Aynı Gönül Dostu- Efendim bir şey daha sorabilir miyim? Biz idrakimizin azaldığını nasıl anlayabiliriz? Bazen gaflet insanın üzerine öyle bir çöküyor ki, yanlış yolda gidiyor ama yolunun yanlış olduğunu bile farketmiyor. Gerileme olursa bunu nasıl anlayabiliriz? S.Tandoğan- Anlayamayız ki yavrum. O gaflet perdesi bir kere gözümüzü sarınca... Mesela adam tutuyor, diyelim bir gece kulübüne gidiyor. Orada striptiz yapan bir artist görüyor. Orada bir şehvet duygusu duyuyor o kadına karşı. Eğer idraki kaybolmuşsa o adamın, diyor ki ben bu kadınla evleneceğim. Ya diyorlar bu striptiz yapan bir kadın, bununla evlenilir mi? Yok diyor, ben evleneceğim... Ve evlenenler oluyor yavrum. Siz tabi bilmiyorsunuz onları. Evlenenler oluyor. O bakımdan hepimiz idrakimizin artması, daha ilerlemesi için, imkânlarımız nispetinden temiz bir hayat yaşayalım. Helalinden kazanalım. Helalinden yiyelim. Temiz insanlarla arkadaşlık yapalım. Gözümüz yükseklerde olmasın. Elimizdekine şükredelim. Ne bulduysak o gün ona kanaat getirelim. E işte bilmem Rahmi Koç nasıl yaşıyormuş... Yaşar. Ama bize ... Devamı

25 09 2011

İnsan hayatta neye önem verirse...

Genç bir çiftçi hayatında ilk defa büyük bir şehre gitmişti. Kalabalık bir bulvarda yürürken, kulağına aşina bir cırcır böceği sesi geldi. Durdu ve dikkatle dinledi. Ses büyük bir mağazanın önündeki çalıların arasından geliyor gibiydi. Bunun üzerine çalı kümesine yönelip aramaya başladı. Bir mağaza görevlisi dışarı çıkıp, ''Yardımcı olabilir miyim?'' diye sordu.'' "Sadece şurada bir cırcır böceğinin sesini duydum !'' dedi genç adam. Görevli ''Hayır! Burada bulunmaz.'' dedi. Genç adam cırcır böceğini buluncaya kadar sesi takip etti, onu buldu ve eline aldı. ''Tamam! İşte burada!'' dedi. Genç adam bu çalının önünden her saat binlerce insan geçmesine karşılık cırcır böceğini duyanın bir tek kendisi olmasına çok şaşırmıştı. Bunun üzerine küçük bir deneme yapmaya karar verdi. Elini cebine atıp madeni bir para çıkardı ve havaya attı. Paranın kaldırıma vurduğu anda düşen bozukluğu aramak için yürümekte olan bir çok insan durdu. Psikologlar, genç adamın şahit olduğu olay için bir durum tanımlarlar.Buna “algıda seçicilik” derler. Beynimiz 5 duyuyla algıladığımız şeylerden bizi ilgilendirenleri ve önem verdiklerimizi cımbızla çeker alır. Kalabalık bir kafede yanımızdakinin söylediğini  bile duymakta zorlanırken, iki masa ötemizde konuşma arasında ismimiz geçtiğinde duyarız. Aynı parkta oturan iki insandan birisi gökyüzüne bakıp kuşları, parklardaki çiçekleri, kelebekleri, çocukların saflıklarını, ağaçların güzelliklerini, insanların dostluklarını algılarken; diğeri de trafiğin gürültüsünü, insanların kıyafetlerini, çocukla... Devamı

12 09 2011

Allah kara gecede kara taşın üzerindeki karıncanın da rızkını gö

    Merhabalar Sabri Bey, gonul sohbetlerındekı yazınızı okudum ve cok begendım ama kendımıı gene huzursuz ve mutsuz hıssedıyorum askerliğimi bitirdim açık öğretim 4 yıllık  işletme fakültesini bitiridim tamam okdudugum bolum Türkiye standartlarında iyi bi bölüm değil ama gene bazı kişiler iş buluyo ve çalısıyo ben askerden geleli 2 ay oldu  hala bir işim yok oraya buraya basvuruyorum bi yerden haber gelccek iye ama gene haber gelmiyor en sonunda bir bankanın çağrı merkezine girmeye kaara verdım yakın bır tarıhte uygun olan adayları cagırmaları beklenıyor ama ben korkuyorum ılerde gene sıkılır ve bu ısten de cıkarsam ne yaparım dıye cunku istediğim gibi bir iş bulamıyorum ve bulduğum işlerde cok agır beden işi gerektircek işler oluyo sıkıntımdan derdımeı bıle  anlatamıyorum ailemle kavga ediyorum herkes beni küçük görüyomus gibi geliyo bana sanki en yakın arkadaşlarım bile acıyomuş gibi bakıyolar gibi geliyo artık onların yanında mutlu olurken bile yanlarına gitmeyi istemiyorum belki çalışsam kendi paramı kazanıp hayata karşı dik dursam diyorum herşey değişecek sizce doğru mu düşünüyorum ya da ne yapmalıyım     Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :   Sayın Çağrı Bey, 5.8.2011 tarihli mailinizi aldım. Kıymetli yavrum, bütün mesele şu mekanda veya başka bir mekanda bulunup mucizevi sonuçlar beklemek hatasına düşmemekte. Dünyaya gönderilen her canlı varlığın rızkını Allah verir. Merak etme senin de rızkın yakında gönderilecek. Yalnız lüzumsuz fikrî saplantılarla kendi ekmeğine engel olma. Besmele çek, aslanlar gibi imtihan odasına gir. Lütfen sözlerime kulak ver. Yakında sen de bir işe gireceksin. Selam, sevgi ve saygı ile.   Sabri Tandoğan ... Devamı

09 04 2011

ÇOCUĞUN VERDİĞİ DERS

  Malik bin Dinar Hazretleri, bir gün, bir  küçük çocuğa rastladı.Çocuk toprak ile oynuyordu,bazen gülüyor, bazen de ağlıyordu . Malik bin Dinar Hazretleri : -İçimden o çocuga selam vermek geçti. Nefsim kibirlenip selam vermekten vazgeçtim.Ben nefsime şöyle seslendim : Ey nefsim ! Peygamber efendimiz S.A.V. Hazretleri küçük ve büyük herkese selam verirdi. Sen de bu çocuğa selam ver ! Ve o çocuga selam verdim. Çocuk: -Ve aleykümüsselam ve rahmetullahi ve berekatuhu, Ey Malik bin Dinar, dedi. Sordum: - Beni nereden tanıdın? Daha önce beni görmüşlüğün yoktur. Çocuk: - Melekut aleminde ruhum, senin ruhunla karşılaştı. Ölmeyen ve sürekli hayy olan Allahu Teala bizleri tanıştırdı. Ben ona sordum: - Akıl ile nefis arasındaki fark nedir ? Çocuk: -Nefsin ,seni bana selam vermekten alıkoyandır. Aklın ise seni selam vermeye teşvik eden ve zorlayandır. Yine sordum: -Senin halin nedir ? Niye bu toprakla oynuyorsun ? Çocuk: - Cünkü biz topraktan yaratıldık; yine ona döneceğiz. Yine sordum: - Neden bazen gülüyor, bazen de ağlıyorsun ? Çocuk: -Rabbimin azabını hatırladığımda ağlıyorum; rahmetini hatırladığımda ise gülüyorum. Ben sordum: - Evladım ! Senin ne günahın var ki ? Çocuk: -Ey Malik bin Dinar ! Böyle söyleme !Görmüyormusun  büyük odunları tutuşturmak için önce küçük odunları tutuşturuyorlar !     Saygı ve sevgilerimle Öğrenci ... Devamı

21 02 2011

Velî Bir Hanım: Ayten Anne

Çok sevdiğim Büyüğüm, Müsaadenizle. Dün akşam eski yıllara ait konferanslarınızdan bir tanesini izliyordum. Bir yerinde Ayten Anne'den bahsettiniz. Evine misafir olarak gidildiği zaman yapılan bir sohbetin siteye yazıldığını, imkanı olan herkesin onu okumasını söylediniz. Ben de oradan hareketle ilgili sohbetin notlarına ulaşıp değerli site dostlarıyla paylaşmak istedim. Hürmetle Ellerinizden öperim. AYTEN ANNE İLE BİR SOHBET: NOTLAR VE İZLENİMLER       Tarih: 31 Ekim 2009, Cumartesi.           O gün Ankara’da misafirlerimiz vardı. Sayın büyüğümüzü çeşitli yerlerden gelen bazı gönül dostları ziyaret edeceklerdi. Birlikte dışarıda yenilen bir yemek ve sohbet sonrası Ayten Anne’yi de ziyaret etmeye karar verildi...       Sabri Baba telefonla:       “Anneciğim, bugün sizi ziyarete gelmek istiyoruz mümkün mü, müsaade var mı?” diye soruyor, ve ekliyor “Yanlız,” diyor, “dokuz kişiyiz. Almanya’dan gelen bir kızımız da var, seni görmeyi çok arzu ediyor.”       Ayten Anne: “Dokuz kişi de ne demek, isterseniz bir ordu olun, buyurun bekliyorum.” cevabını verince Sıhhiye Sağlık Sokak’taki evine doğru yola koyuluyoruz.       Kendisine hizmet eden bir hanımla birlikte Ayten Anne bizi kapıda karşılıyor. Tombul yüzlü, orta boylu, güler yüzlü ve hatta gözlerinin içi gülen yetmiş beş veya biraz üzeri yaşl... Devamı

22 01 2011

Muhteşem bir sunum

  Merhaba, elimde bulunan bir yazıyı size yollamak içimden geldi. İlk başta kendime okuyup yazıyorum. Sakın ........Deme Eğer, maksudun ve matlubun Allah'tan gayrı ise Sakın, ben Dervişim deme. Gayretin ve hedefin Rıza'i İlahi değilse Sakın, ben selamete ermişim deme. Eğer, ibadette niyetin halis değilse Sakın, ben halas buldumdeme. Eğer Allah'ı zikrin daim ve kaim değilse Sakın, derecem yükseklerde deme Yaratılanları yaratandan dolayı sevmiyorsan Sakın, Kemale ermiş imanım var deme Eğer ilmin Kalpde değil, dilinde ise Sakın ben alimim deme Eğer Allah yolundaki, amellerin ilmini aşmamışşa Sakın, ben ariflerdenim deme Gönlün namazsız niyassız cennete talip ise Sakın benim yolum hak yoludur deme Cehennem anahtarları ile Cennet kapıları açılmaz Sakın, bu gaflet ile dünyam ve ahiretim mamur olur deme Eğer bir Allah erinin tevecühü sana ışık değilse Sakın, zülmetten nura kavuştum deme Eğer dünyaya bağlılığın nefsin ise Sakın, yaşantım islami deme Eğer rehberin Kur'an ve Sünnet değilse Sakın halim Muhammed deme İlmin, amelin ve ihlasın edeple süslenmemişşse Sakın; ben makbul Muhammed ümmetindenim deme   Selam ve Saygılarla  Sibel   Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :   Sayın Sibel Hanım, 21.1.2011 tarihli mailinizi aldım. Kıymetli yavrum, gönderdiğin mail o kadar kıymetli ki insan onu ömür boyu her gün okuyup üzerinde düşünse ve uygulamaya başlasa yine de kıymeti bilinmiş olmaz. ... Devamı

11 11 2010

Veren el alan elden üstündür

  Kıymetli Büyüğüm Sabri Bey, Çevremizde zor geçinen ihtiyacı olan kişilere gücümüz elverdiğince yardım ederken nelere dikkat etmeliyiz? Yakınımda zor geçinen hatta kirasını ödeyemeyen çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan bir aile var. Fakat baba serbest çalışıyor her zaman iş bulamadığı gibi içki ve kumarda oynuyor. Bu aileye zaman zaman yardım yapıyorum bu doğru mu? Ellerinizden öperim. Allaha emanet olun.     Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları : Sayın Okurum, 10.11.2010 tarihli mailinizi aldım. Kıymetli yavrum, lütfen bu aileye yardımlarına devam et. Adam serseri ise çocuklarının günahı ne? Çok iyi ediyorsun. Allah razı olsun. Selam, sevgi ve saygı ile. Sabri Tandoğan http://www.gonulsohbetleri.net/html/mektup_oku.asp?id=14545&root=14544&replies=True... Devamı

01 09 2008

Rahmet ve bereket ayi: Ramazan

Degerli Sabri Bey Amcacigim,Uzun zamandir size yazamadim. Yaz tatili ve katildigim seminerler dolayisiyla bir hayli uzak kaldik. Umarim saglik ve afiyettesinizdir. Insallah yakinda ramazan ayina girecegiz. Mübarek ramazan ayini nasil geçirmemiz tavsiye edersiniz? Sizin degerli önerilerinizi duymak isteriz. simdiden tesekkürler. Allah'a emanet olun efendim.SaygilarimlaVolkan IRKEN Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :Sayin Volkan Irken,29.8.2008 tarihli mailinizi aldim.Kiymetli yavrum, bu Ramazani bir arinma, temizlenme, yüklerden kurtulma, feraha kavusma ayi olarak kabul edelim. Içimizde hiçkimseye karsi kin, nefret, intikam, düsmanlik duygusu kalmasin. Herkesin iyiligini isteyelim. Herkes için iki dünya saadeti dileyelim. Kimseyi kirmayalim, incitmeyelim. Sade insanlara karsi degil hayvanlara, bitkilere, esya ve cemadata karsi da sevgi ve saygi hisleriyle edep içinde yaklasalim. Madem ki her zerreden zikreden Allah’dir... Bu ayda elimizden geldigi kadar, gücümüzün yettigi kadar insanlara faydali olalim. Açlari doyuralim, hastalari tedavi ettirelim, yalniz olanlari, kimsesiz olanlari ziyaret edelim. Degerli yavrum, yeni maillerini bekler selam, sevgi ve saygilarimi sunarim. Sabri Tandogan Devamı

01 06 2008

Ahiret Hava Yolları

  Sayın Hocam,   Herkes uçağa binemese de, Ahiret Hava Yollarına herkes bir gün mutlaka binecek.Ahiret Hava Yolları ‘nın tarifesi şöyleymiş:   Hareket Yeri: Dünya Varış Yeri: Ahiret Uçuş Saati: Her an kalkabilir Müracaat: Yolcu yerinden alınır   Müsaade edilen esyalar:   9 metre beyaz kefen Salih amel Hayırlı evlat Faydalı ilim   Görevlilere verilecek formlarda aşağıdaki soruları doğru ve noksansız doldurunuz:   Allah için ne yaptın? _____________________ İnsanlar  için  ne yaptın? ____________________ Ömrünü nerede ve nasıl tükettin? ________________ Mallarını nerede kazandın? _______________ Verilen nimetleri nasıl kullandın? _______________   Not: Biletler sadece gidiş içindir.Rezervasyonlarınız şimdiden yapılmıştır.   Herkese iyi yolculuklar... Selam, sevgi ve saygılarımla   Özgür Aydın   Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :   Sayın Özgür Aydın, 31.5.2008 tarihli mailinizi aldım Kıymetli yavrum, hepimizin yaşayacağı bir gerçeği mizah yoluyla ne kadar güzel anlatmışsın. Çok beğendim. Ellerine sağlık. Yenilerini bekliyor, selam, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.   Sabri Tandoğan... Devamı

25 10 2007

Niçin Yaşıyoruz? I

Kâinatın Efendisi bir Hadis-i Şerifinde; "Her doğan çocuk İslâm fıtratı üzere doğar." buyuruyor. İnsanoğlu dünyaya bir melek gibi tertemiz, pırıl pırıl geliyor. Sonradan aile, okul, toplum üçgeni el ele veriyorlar, o melekten nice tipler üretiyorlar. İnsan ruhu o kadar hassas ki, hayattan aldığı izlenimler daha ana karnında başlıyor. İngiltere'de bir araştırma yapılıyor. Ana karnındaki çocuğun özel cihazlarla hareketleri kameraya alınıyor. Dışarıda bir kadın ve bir erkek kavga ediyorlar. Çocuk kavga sesini duyunca alnı buruş buruş oluyor. Gergin bir ifade ile yumruklarını sıkıyor. Bunu İngilizce bir tıp dergisinde okudum. Ve o kavgadan alnı buruş buruş olan çocuğun fotoğraflarını gördüm. Ürperdim. Gözlerim yaşardı. Bazıları diyebilir ki ana karnındaki çocuk dil bilmez ki, nerden anlayacak. Ama anlıyor işte. Çıkan eksi elektrik dalgaları ana karnındaki çocuğa kadar yayılıyor. Geçen yıl televizyonda ilginç bir olaya şahit oldum. Konya'da bir mühendis evleniyor. Bir kızı oluyor. Arkadaşları hayırlı olsuna gidiyorlar. Bir husus dikkatlerini çekiyor. Mühendis bey arkadaşlarının önünde son derece edeple, incelikle, saygıyla oturmaktadır. Gelenlerden bir misafir dayanamaz. "Kardeşim," der, "Biz çocukluk arkadaşıyız. Birbirimizi yıllardır tanıyoruz. Bu kadar ihtirama ne gerek var? Lütfen rahat otur." Onun üzerine mühendis bey cevap verir. "Arkadaşlar," der, "Ben, kızım olduğu zaman önce Allah'ıma şükrettim. Sonra söz verdim. Ölünceye kadar hayatımın her anında manen ve maddeten dikkatli, düzenli ve tertipli olacağım. İleride kızıma örnek olmak istiyorum. Çünkü kızımın, yaşadığı sürece onurlu, iffetli, saygıdeğer bir insan olmasını istiyorum. Ben örnek olmalıyım ki bunu istemeye hakkım olsun." Çok duygulandım. Gözlerim yaşardı. Günümüz insanlarının neden mutlu olamadıklarının, huzurdan uzak yaşadıklarının ne güzel bir açıkla maşıydı bu sözler. Aile yuvası, çocuğun yetişmesinde o kadar önemlidir ki, o yuvada annenin veya babanın sesinin yükselmesi, sertleşmesi bil... Devamı

29 09 2007

Ramazan ve Oruç

Gönül Sohbetleri - Cilt I                                                                     Sabri Tandoğan   Ramazan ve Oruç Orucun amacı Allah yakınlığına insanı ulaştırmaktır. Allah’ın çağrısına, yalansız, riyâsız, samimi olarak kendini “veriştir”. Oruç, nefsaniyetin karanlıklarından, ışığa, nura, pırıl pırıl aydın­lıklara hicrettir. Oruç, aşktır, niyâzdır, orucun ahlâk ve irade ter­biyesi bakımından değeri çok yücedir. Oruç, insana sabrı, ta­hammülü, beklemeyi öğretir. Orucun bozulması, sakatlanması endişesiyle, nefsin nice arzularından vazgeçilir. Senede bir ay bunun eğitimi yapılır. Bakara Suresinin 183. ayetinde, “Tâ ki günahlardan sakınasınız” deniliyor. Oruç ile aynı zamanda her türlü fenalıktan, kötülükten, nefsin azgınlığından sakına­bilmek için, irâdeyi kuvvetlendirmek amacı gözetilmektedir. Oruç insanın ruhunu arıtır, temizler, yüceltir, güzelleştirir ve inceltir; günlük hayatın, çekişmelerin, mücadelelerin, oyunların ve eğlencelerin gölgelendirdiği insan ruhunda müşahede edilen basitliklerden ve bayağılıklardan uzaklaştırır. İslâm’dan önce de, diğer dinlerde oruç emredilmiştir. Oruçla, bedenin ruh üzerin­deki baskısı azalmakta, ruhun özgürlüğüne imkân sağlanmak­tadır. Cihâdın en üstünü, insanın kendi nefsiyle, ihtirasları ile olan savaştır. Önemli olan Allah’ın ahlâkı ile ahlâklanmaktır, yani onun gibi verici, merhametli, âdil, affedici, ayıpları örtücü, sabırlı olabilmektir.Bize kötülük edenleri hayatımızın tek sorunu haline getir­memek, onlara aldırış etmemek, yumuşak ve güzel davranmak çok önemli konulardır. İyilikle kötülük bir ... Devamı