01 04 2018

NEDEN HERKES GÜZEL OLMAZ YAŞAMAK BU KADAR GÜZELKEN-(Soru-Cevap)

NEDEN HERKES GÜZEL OLMAZ YAŞAMAK BU KADAR GÜZELKEN-(Soru-Cevap) |  görsel 1

Saygıdeğer Hocam merhaba, Ben hayatımdan çok mutsuzum ne yapsam olmuyor neyi neye bağlasam olmuyor okuyorum olmuyor yurusem olmuyor calıssam olmuyor hep mutsuzum surekli gunah isliyorum 89 dogumluyum hep ince ayrinti dusunuyorum kimseyle konusamiyorum rastgele okudum yazinizi google a hayatta neden yasiyorum yazdim buraya geldim kimseye icimdekileri anlatamiyorum yani kelimelere dokemiyorum universite iktisat ogrencisyim 1 dersim kaldi bu yaz sanirim askere gidicem ama neyi nicin yaptigimi bende bilmiyorum bana yardimci olun kötüyüm bi plan verin sadece onu uygalayayim.   --------------------------------------------------------------------------------   Sayın Sabri Tandoğan Efendi Hz'nin cevaben yazdıkları :   Sayın Emre Akkaya,   Kıymetli yavrum, önce verdiği nimetler için, Allah’a şükret. Bak Üniversite son sınıfa kadar gelmişsin. Bir takım imkânların olmasaydı, bu mümkün olur muydu? Sonra, etrafındaki tabiat güzelliklerini, sanat güzelliklerini görmeye çalış. Kuranı Kerim de, “Ne yana bakarsan bak, Allah’ın vechi oradadır.” Buyuruluyor. İnsan güzellikleri, hayvan güzellikleri, nebat güzellikleri…( Ağaçlar, çiçekler ) , cemadat güzellikleri, dağlar, denizler, gökyüzü, yıldızlar…   Büyük Fransız şairi Baudler’e sormuşlar, hayatta sizi en çok meşgul eden, ilgilendiren ne oldu demişler? Baudler, "bulutlar" demiş. "Çocukluğumdan beri pencerenin önüne oturur, bulutlara bakarım. Onların renklerine, şekillerine, güzelliklerine bir ömür boyu doyamadım." Güzel sanatlar, edebiyatıyla (şiir, hikâye, roman, piyes, deneme, inceleme, eleştirme, fıkra, makale, biyografi…)... Devamı

29 03 2018

GÜL KOKUSU: YAŞANMIŞ İBRETLİK HATIRALAR.

GÜL KOKUSU: YAŞANMIŞ İBRETLİK HATIRALAR. |  görsel 1

Mektup-Cevap Gerçek Sultanımıza ve birbirlerine sultanlar gibi muamele etme inceliğini sergileyenlere SELAM... Zihnimde paylaşmak istediğim birkaç konu vardı.. Ancak, birbirini tamamlayan iki yaşanmış hikâye benim için birden ön plana çıktı.. İlki, Merhum Dr. Münir Derman Beyefendi'den naklen.. Bendeniz, kendileri ile tanışma şerefine erişemedim.. Dolayısıyla, bu yaşanmış hikâyeyi bir web adresinden alıntı yaparak mânevi zevkinize arz ediyorum.. Diğer hikâye, Merhum Dr. Haluk Nurbâkî Beyefendi'den naklen... Kitaplarından yararlanmaya çalıştığımız bir başka özel insan.. Yıllarca önce okumuştum şimdi aktaracağım anısını.. Bir dostum e-posta adresime gönderdiği için tekrar okuma imkânı buldum... En kalbi saygılarımla, Kardan Adam MERHUM MÜNİR DERMAN'DAN MERHUM HÜSNÜ DEDE Bundan 26 sene evvel, küçük bir kasabada devlet hizmetinde doktorluk yapıyordum. Kasabaya gelişimden 6 ay sonra 80 yaşlarında, beş evlâdını harb meydanlarında şehid olarak bırakmış, hayatta ancak ellibeş yaşında çocuksuz dul kalmış kızının çamaşır yıkayarak temin ettiği nafaka ile geçinebilen Hüsnü Dede isminde zaif, fersiz gözlü, nuranî yüzlü bir ihtiyarı kazanın müftüsü bana gösterdi. "Doktor Bey, bu zat Kur'ân'dan bir iki küçük sûre ve Elham'dan başka bir şey bilmez. Para verirsin almaz, bulursa ekmeği suya batırarak yer; garip olduğu kadar hoş, sessiz, hakîkî bir mü'mindir." "Kasabamız zenginlerinin, nedendir bilmem, şefkat ve yardım kolları kısadır. Kızılay'dan bu zavallı ihtiyara yardım yapabilir miyiz?" diyerek hükümetteki daireme gelmişti. Ben; "Müftü efendi, bu adamcağıza ben bir fırın göstereyim oradan her g&uu... Devamı

23 03 2018

GÖZÜN BAKIŞI KALBE BAĞLIDIR, İNSAN İSTEDİĞİNİ GÖRÜR

GÖZÜN BAKIŞI KALBE BAĞLIDIR, İNSAN İSTEDİĞİNİ GÖRÜR |  görsel 1

Soru-Cevap Sayın hocam, Gozunu haramdan sakindirma konusunda neler önerirsiniz? Bugünkü toplumda bircok ahlaki degerlerimiz ayaklar altında cigneniyor ve bu konuda bazan sinirlarimizi zorluyorlar. Böyle bir durumda kalbini ve kafasini nasil koruyabilir bir kisi? Dualarimizdasiniz hocam, hersey icin çok tesekkurler.   Mahmut Güler   Sayın Sabri Tandoğan Efendi Hz'nin cevaben yazdıkları :   Sayın Mahmut Güler, 3.5.2007 tarihli mailinizi aldım. Kıymetli yavrum, gerçekten çetin bir mes’ele. Hele günümüzde. Hele genç, dürüst, temiz, yetişmek isteyen, tekamül etmek isteyen kimseler için daha da iş güçleşiyor. Çünkü yanımız yöremiz gazeteler, televizyonlar, sinemalar, sokaklar, caddeler, çarşılar, pazarlar hep insanı ayartan, kışkırtan, yoldan çıkartan durumlarla dolu. Bu durumda yapılacak olan nedir? Gelin sizinle beraber asırlar ötesine bir yolculuk yapalım. Eski Yunan’da bir genç bir suç işler. Cezası ölümdür. Fakat o genç çevresi tarafından çok sevilmektedir. Zamanın hükümdarına giderler. Efendim, derler, o kimseyi bırakın. Çünkü yeri doldurulamayacak kadar kıymetli bir insan. Hükümdar der ki ona bir şans tanıyorum. Omuzuna ağzına kadar içi zeytinyağı dolu bir fıçı alacak ve şehrin bir ucundan öbür ucuna onu götürecek. Birtek damla dökerse onu hayatıyla ödeyecek. Genç, zeytinyağı dolu fıçıyı omuzuna alır ve şehrin ana caddesinde bir uçtan öbür uca götürür. Tek damla dökülmemiştir. Hayatı kurtulmuştur. Halk kendisini çılgınca alkışlar. Birisi sorar: “Hepsi iyi, hoş da önünde danseden o çıplak dansözlere hi&cced... Devamı

15 01 2013

TEVAZÛ

TEVAZÛ |  görsel 1

Tevâzu, Hak’kın azâmeti karşısında aczini bilmek, idrâkine varmaktır. Kibirli olmamak, kendini yok bilmektir. İnsanın ha­yatta, benimdir diyeceği nesi var? Hiçbir şeyi... Şu dünyada misafir olarak yaşıyoruz. Vakti, saati gelince, her şeyi bırakıp gideceğiz. Bırakın malı, mülkü, şu bedenimiz, şu canımız dahi bize emânet. Bazı kimseler, eskiden benim malım, benim ser­vetim, benim evim dahi demeye çekinirler, sorulduğu zaman, edeple, incelikle başlarını eğer, “Efendim, misafireten oturu­yoruz” derlermiş, “Emâneten oturuyoruz” derlermiş... Her şey Allah’ın lütfu ile oluyor, Allah’ın izni ile oluyor. Her sabah kalk­tığımızda Allah’a şükretmek lâzımdır. Görebildiğimiz, işitebil­diğimiz, yürüyebildiğimiz, hatırlayabildiğimiz için, o gün hayatta olduğumuz için... Her biri Cenab-ı Hak’kın ayrı bir lütfu. O lütfa lâyık olmak gerekir. Allah’la her an beraber olanlar, ne güzel insanlardır. Allah’la bir olan, kendi aczinin idrâki içindedir. Gerçek tevâzuda, insan kendinde bir varlık görmez, her şeyi Allah’tan bilir. Herkese saygı gösterir, her zerrede zikredenin Allah olduğunu bilir. Tevâzu gösteriyorum bile demez. Ben bü­yük adamım, tevâzu gösteriyorum demek bile kibre girer. Nef­sini hiç görüp, “Var olan Hak’tır, gayrısı yoktur” deyip, kulluk idrâki içinde Allah’ı görmek lâzımdır. Allah’ın gani oluşunu görüp, kendinin fakir olduğu, âciz oldu­ğu bilincinde olan, kibirden, gururdan kaçıp, Allah’a sığınanlar, tevâzu kapısından girenlerdir. Kim ki Hak’tan gayrıyı görürse, onun kıymeti yoktur. Mü’min Allah’ı metheder, fakat bu ... Devamı

07 07 2012

Hayat Karşısında Tavır Almak

   Modern heykel sanatında bir tür var. Adına “mobil” diyorlar. Küçücük parçalar çok ince bir şekilde ucuca ekleniyor ve herhangi bir yerine dokunduğunuz zaman hepsi birden titreşiyorlar. Ben, bugünkü içinde yaşadığımız toplumu, biraz buna benzetiyorum. İnsanlar her gün, hatta her saat yeni bir titreşimle sarsılıyorlar. Eliniz bir gazeteye gitmeye görsün. Aman Ya Rabbi... İlk satırından son satırına kadar insanı ürperten, sarsan, üzen, yoran, bunaltan, daraltan haberler, küfürler, hakaretler, acı sözler. Acaba hiç düşünüyor muyuz, bir insan bedeni bu kadar sarsılmaya, bu kadar ıstırap içinde kalmaya müsait mi? Bir çocuk ruhu, bir genç kızın, bir delikanlının iç dünyası, orta yaşa gelmiş, hayatın bin bir acısıyla yoğrulmuş bir annenin, bir babanın ruh dünyası. Acaba ateşle oynadığımızın farkında mıyız? Geçenlerde bir arkadaşım anlattı. Eline kumanda cihazını almış, televizyonun karşısına geçmiş. Başlamış kanalları gezinmeye. Ama en ufak şekilde de olsa sesi açmamış. “İnanır mısın Sabri Bey” dedi. “O televizyondaki bakışlardan, konuşmalardan, jestlerden, mimiklerden ürperdim. Şöyle sakin sakin konuşan kimse yoktu. Hep kin dolu, hep nefret dolu bakışlar, hep karşısındakini itham eden tarzda el kol hareketleri. Bakışlardan sanki alev fışkırıyor. Çok üzüldüm” dedi. Bir toplum ki, gazetesi böyle, televizyonu böyle, sineması böyle, tiyatrosu böyle. İster istemez insanın dudaklarından Necip Fazıl’ın mısraları dökülüyor:   “Bıçak soksan gölgeme   Sıcacık kanım damlar.   Gir de bir bak ülkeme   Başsız başsız adamlar.       Ağlayın su yükselsin ... Devamı

11 05 2012

Gönül Sohbeti Nedir

  Ankara’dan mektup gönderen bir sayın izleyicim, “Sohbet nedir?”, “Gönül Sohbeti nedir?” diye sorduktan sonra arala­rındaki farkı belirtmemi istiyor. Efendim, dostça ve arkadaşça karşılıklı görüşmeye, sohbet denir. Dikkat buyurun görüşme dedim. Görüşmede bir iştirak, katılma, birliktelik vardır. Görüşmede birbirini görme, birbirine ayna olma vardır. Bu kelimeyi bilinçli olarak kullandım. Konuş­ma da diyebilirdim. Her konuşma görüşme değildir çünkü. Gün­lük konuşma dilinde, çene çalmak, gevezelik etmek, vakit geçir­mek, zaman öldürmek diye nitelenen, konusu genellikle dedi­kodu, ıvır zıvır olan konuşmalara sohbet diyemeyiz. Buna sade­ce boşboğazlık etmek denir. Sohbette bir ciddiyet, bir ağırbaş­lılık, bir efendilik, bir olgunluk vardır. Sohbetin âdâbı, erkânı, incelikleri vardır. Zaten belirli bir kültüre, olgunluğa, kıvama gel­meyenler sohbet edemezler. İsteseler de olmaz. Sohbette karşı­lıklı saygı, sevgi, görgü vardır, efendilik vardır. Düşünceye say­gısı olmayan, edepli, ince, toleranslı olmayan kimseler sohbet edemezler. Anadolu’da, bir kimse methedileceği zaman, “o de­ğerli insandır, sözü sohbeti yerindedir” diye nitelendirilir. Yerinde, zamanında, kıvamında konuşabilmek son derece önemlidir. “Söz” kelimesi ile “Öz” kelimesi arasındaki yakınlığa dikkatinizi çekerim. Büyük Yunus, söze çok önem verir. Konu­şurken bizi uyanık olmaya davet eder.           Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı           Söz ola ağulu aşı, yağ ile bal ide bir söz... Devamı

07 05 2012

Hoşgörü

    Sevgi, saygı ve hoşgörü birbirini tamamlayan, bütünleyen, hayatı hayat yapan üç ana unsurdur. Bir sacayağı gibidir. Ama bana sorsanız, en önemlisi hangisi diye, hoşgörüdür derim. Ha­yatta kusursuz, noksansız, hatasız insan yoktur. Hepimizin, tek istisna olmadan hepimizin zayıf tarafları vardır. Ya tamamlana­cak eksik taraflarımız ya da törpülenmesi gereken sivriliklerimiz vardır. İşte o zaman hoşgörü imdada yetişir. Hoşgörü ile birbi­rimizi sevebilir, sayabiliriz. Kabul edebiliriz. Ne güzel söylemiş Yunus Emre, “Yaradılanı hoşgör, Yaradan’dan ötürü” diye. Tasavvufta bir söz vardır. Allah Allah’lığını kimseye vermez diye. Tam, kâmil, noksansız ve her şeyden münezzeh olmak, yalnız Allah’a mahsus bir sıfattır. Biz insanız, noksanız, kusur­luyuz. El açıp dualar ediyoruz. Kulluk edemedim, affına geldim diye. Birbirimizi ancak hoşgörü ile benimser kabul ederiz. Hatalı, kusurlu bir varlığı ancak “Yaradılanı hoşgör Yaradan’dan ötü­rü” diyerek sevebiliriz. Hoşgörünün olmadığı yerde sevgi de yoktur, saygı da. Yunus Emre “taş gönülden ne biter?” diye sorar. Tabii hiçbir şey... Önemli olan o taş gibi gönlü ipek gibi yumuşak bir hale getirmektir. İslâm’ın getirdiği nice güzelliklerle bu sağlanır. Bir zamanlar taş gibi olan o insan gönlü, sevginin, saygının, hoşgörünün çiçeklendiği bir mübarek mekân olur. Ben gider, sen kalır. Nefsin egemenliği yıkılır. Yerini aşk alır, ihlâs alır, şefkât, merhamet ve hizmet aşkı alır. Hoşgörünün olmadığı yerde ot bile bitmez. Hoşgörüden uzaklık Hak’tan uzaklığın belgesidir. Sosyal hayatta en faydalı fazilet hoşgör&uu... Devamı

03 05 2012

Haddini Bilmek

  Haddini Bilmek   Uzun yıllar önceydi. Sıra olimpiyat müsabakalarında haltere gelmişti. Bulgar Vasilevski üst üste rekorlar kırıyordu, çok iyi hazırlanmıştı. Olimpiyat rekorunu da kırdıktan sonra devam edecek misin, diye sordular, çok az bir kilo koydular. Üst üste o kadar rekoru kıran Vasilevski konulan o miktarı kaldıramadı. Yıkıldı. Halter bir tarafa kendi bir tarafa gitti. Bu durum beni çok etkiledi.. Yıllarca düşündürdü. Demek ki insan gücünün bir sınırı vardı ve akıllı insanlar, o güçlerinin sınırında durmasını bilen kimselerdi. Gel gör ki, o durmasını bilenler, çok az oluyor. Bü­yümenin sarhoşluğu insanları alıp götürüyor. Ekonomi kitap­larında buna büyümenin tehlikeleri deniliyor. Belki de en büyük sorun burada ortaya çıkıyor. Gücünün nereye kadar devam edeceğini bilmek. Nerede durmak gerektiğini bilmek. Ticarî ha­yatta buna nice örnekler gösterebiliriz. Bir işyeri açılıyor, tutu­luyor, beğeniliyor bir süre el üstünde tutuluyor ama nefis, bü­yümenin sarhoşluğu orada devreye giriyor. Başlıyorlar arka ar­kaya yeni şubeler açmaya, ama bir noktadan sonra hesaplı, kitaplı, plânlı gidilmediği için tökezleme başlıyor. O pıtrak gibi çoğalan şubeler birden yok oluyorlar. Tabi bu arada eldeki de gidiyor. Bu misâlleri hayatın her alanında görebilir, bulabiliriz. Bu siyasette de böyle. Yıllar önceydi. Genç bir lise öğrencisiydim. Erhan Löker isimli bir avukatın yazdığı “Bir Gün Sovyet Rusya Yıkılırsa” isimli eser, kitap dünyasında bomba gibi patlamış, yıllarca eleştiri konusu olmuştu. Bazı kimseler tebessümle “Canım efendim olacak iş mi bu?” diyorlardı. Hiç koskoca Sovyet İmparato... Devamı

09 04 2012

Yaşanmamış Bilgiler Bir Yükten Başka Nedir?

  Doktor Ferah Hanım anlattı, olay Konya’da geçiyor. Bir zat evleniyor, bir kız çocuğu oluyor. Bir gün okul arkadaşları o zatı ziyarete gidiyorlar. Misafirlerden birinin dikkatini çekiyor; ev sahibi büyük bir edep ve saygı içinde dizlerinin üzerine oturmuş konuşmaları dinliyor, kolay kolay hafızalardan silinmeyecek bir dikkat ve huşû içinde... O misafir dayanamıyor soruyor; kar­deşim diyor, biz seninle okul arkadaşıyız, neden rahat otur­muyorsun, aramızda ayrı gayrı mı var? Üzme kendini, gönlünü rahat tut. Cevap beni ürpertti. O şahsa karşı büyük bir saygı duydum, adresini bilsem Konya’ya gidip, o şahsa saygılarımı sunup, takdir hislerimi bildirip, ellerinden öpmek isterim. Efen­dim diyor cevabında, iki yıl önce kızım doğduğu gün Allah’ıma söz verdim. Ben dedim, kızımın ince, zarif, saygılı bir insan olmasını istiyorum. O halde o güzellikleri önce ben kazan­malıyım, duygularımda, düşüncelerimde, davranışlarımda dü­rüst, temiz ve asil olmalıyım ki kızım da beni örnek alsın, o da benim gibi olsun. Doğduğu günden itibaren edep dışı sözlerden, düşüncelerden, davranışlardan özellikle sakındım. Yaşadığım sürece de son nefesime kadar böyle olmak istiyorum. Top­lumlarda güzel insanlar ancak güzel örnekler görerek, onlara bakarak gelişebilirler. Belki içinizde bazıları, ilâhi Sabri Bey, bunlar normal dav­ranışlar, olayı büyütecek ne var, diyebilir. Bir açıdan öyle ama içinde yaşadığımız toplumda söylediklerini günlük hayatında yaşayanlar, uygulayanlar o kadar az ki, ben o insanları gör­dükçe, kim ne derse desin büyük sevgi, saygı ve hayranlık duyuyorum. Yıllardır verdiğim konferanslarda, katıldığım sohbet toplantılarında ıs... Devamı

31 03 2012

Bir Babanın Kızına Mektupları

Sevgili kızım. Artık evlendin, senin için yeni bir hayat baş­lıyor. İnşallah, bir ömür boyu eşinle beraber, huzur dolu, mut­luluk dolu, sağlık dolu güzel bir hayat yaşarsınız. Bütün günle­riniz hayırlı çalışmalar, devamlı ibadetlerle birbirinden güzel geçsin. Birbirinize sevgi, saygı duyun. Unutmayın ki içinizdeki sevgi kadar, saygı kadar var olacaksınız. Sevmek devam eden en güzel huyum, deyin. Kıymetli yavrum, eşine karşı her zaman, her yerde, her durumda saygılı ol. Dikkatli ol. Onu uğurlarken, karşılarken, bir hükümdara nasıl davranılırsa öyle yap. Öyle ince, öyle edepli ol ki, senden ayrıldığı zaman, içi en güzel, en nezih duygularla dolsun. Arkasından hayır dualar et. İyi dilek­lerde bulun. Allah’a emanet et. Unutma ki bu çağda insanın tek umudu, bu adına hayat denilen fırtınalarla do!u denizde, gide­ceği tek liman, kendi evi. İster minicik bir gecekonduda otur, ister muhteşem bir sarayda, orayı cennet haline getir. Edebinle, inceliğinle, zarafetinle, temizliğinle, hassasiyetinle evinde hep güzellikleri yaşa. O güzellikleri eşinle paylaş. Mutluluğu, huzuru parada, eşyada, giyimde arayanlardan olma. Bütün yücelikler senin içinde. Kâinattaki yerini bil. Şeyh Galip, “Hoşça bak zâtı­na kim, zübde-i âlemsin sen” diyor. Kâinatta bir şey kalmadı da sen var oldun. Ağzından çıkan her söze dikkat et. Her za­man, her yerde Yüce Peygamberimizin buyruğunu yerine getir. Ya hayır söyle, yahut sus. Lütfen, elimde olmayarak diye, itiraza başlama. Sen güzel düşünürsen, güzel konuşursun yavrum. Güzel gören, güzel düşünür. Güzel düşünen hayatından zevk alır. Daima olumlu ol. Eksi elektrik üretenlerden olma. Düşün­cemiz neyse biz oyuz. Tek is... Devamı

21 03 2012

Bugünkü İnsanların Huzrsuzluğu

      Aziz Büyüğümüz, Çok Değerli Dostlar, Sizleri, yeniden merhaba diyebilmenin güzelliği ile saygı ve sevgi ile selamlıyor ve Sayın Büyüğümüzün eski yıllara ait bir TV notunu sunuyorum.   Hepinize hayırlı, güzel günler dileğiyle…       Çiğdem Seçkin Gürel     SAYIN BÜYÜĞÜMÜZ SABRİ TANDOĞAN’IN GÖNÜL SOHBETLERİNDEN NOTLAR - 48   KONU: İNSANLARIN HUZURSUZLUĞU                                                                15 Temmuz 2000 Cumartesi Sabri Tandoğan Biz izleyicim çevresindeki insanları çok gergin, bunalım içinde ve huzursuz bulduğunu ancak bütün bunlara bir anlam veremediğini söylüyor ve bu konuyu sohbetimizde işlememizi rica ediyor. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri Tefrizname isimli bir eserinde       “Hak şerleri hayreyler       Zannetme ki gayreyler       Mevla görelim neyler       Neylerse güzel eyler”   der. Bu şiir adeta tasavvufun özü gibidir. Neden bilmem, bu şiirle bile pek çoğumuz birçok karamsarlıklarından kurtulabilir. Biz kendimize göre bir dünya, kendimize göre eş, arkadaş, iş, komşu, dost istiyoruz. Hocalarımızın bile bizim istediğimiz gibi olmasını istiyoruz. Ama acaba bu bizim hakkımızda hayırlı olur mu diye hi&cc... Devamı

07 01 2012

Konferans Duyurusu: İslam ve Estetik

    Çok Değerli Dostlar, Sayın Büyüğümüz Sabri Tandoğan'ın yeni konferansının bilgileri şu şekildedir: Konu: İslam ve Estetik Yer: YOYAV, Yoksullar Yardım Vakfı, Libya Cad. No:32, Ankara Tarih: 21 Ocak 2012, Cumartesi Saat: 14:00   Saygıyla duyurulur. Site Devamı

07 01 2012

Kendini bilen, kültürlü, inançlı bir erkek hanımlarla iletişimde

    Sabri bey İnşaallah sağlığınız iyidir. Sabri bey bir erkeğin karısı dışındaki hanımlarla iletişimi nasıl olmalıdır? kadınlarla iletişim kurmak erkeklerin manevi enerjisini bozar mı ya da etkiler mi? cinsel duyguları karıştırmaksızın kadınlarla iletişim kurmak çok zor mudur? Bir de kadınlar erkeklerle iletişim kurarken hangi görgü kurallarına, hal ve hareketlere dikkat etmelidir.   Saygılar.     Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları : Sayın “Doktor”,   6.1.2012 tarihli mailinizi aldım.   Hanımlarla görüşmek fevkalade bir dikkat ve incelikle edep ve saygıyla olmalıdır. Hanımlarla ilişki kurmak erkeğin enerjisini niye tüketsin? Bu fevkalade yanlış, tutarsız, saçma adice bir görüştür. Kadınlarla ilişki kurarken araya cinselliği katmak dünyanın en adi, en şerefsiz, en alçakça bir işidir. Kendini bilen, kültürlü, inançlı, beyefendi bir insan içinse bunu başarmak hayatın en kolay bir işidir.   Kadınlar da aynen erkekler gibi son derece edepli, saygılı olmalıdır.   Selam, sevgi ve saygı ile.   Sabri Tandoğan Sorularınız için: standogan@gonulsohbetleri.net http://www.gonulsohbetleri.net   ... Devamı

27 12 2011

Tiyneti bozuk insanlara nasihat tesir etmez

  Pek kıymetli Sabri beyefendi. Ellerinizden öpüyorum. Benim sorum şu. Çevremizde bulunan ahlaksız kimselerle hemen diyaloğumuzu keselim mi, yoksa onlara yanlış yolda olduklarını anlatıp onları uyaralım mı? Daha önceki gönderilerin bir kısmını okudum. Siz zannedersem derhal diyaloğu kesmekten yanasınız. Beni bu konuda aydınlatırsanız çok memnun olacağım. Tekrar ellerinizden öperim. Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları : Sayın Kenan Bey, 27.12.2011 tarihli mailinizi aldım. Kıymetli yavrum, derhal ama derhal ilişkiyi kesmek gerekiyor. Onlara doğru yolu göstermek kör bir insana bir yolu tarif etmek gibidir. O tiyneti bozuk şerefsizler bundan hiçbir şey anlamazlar. Derhal ilgiyi kesmek gerekir. Selam, sevgi ve saygı ile. Sabri Tandoğan Devamı

02 12 2011

Her dem taze doğarız, bizden kim usanası-Yunus Emre

    Saygıdeğer büyüğüm, Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun,hizmetinizden dolayıda Allah razı olsun. Müsadenizle soruma geçmek istiyorum, bana göre çok ağır geçen bi çocukluğum oldu bunun etkisini üzerimden atamıyorum. Değer verilmeyen, silik, ezik, aşağlılanmışlık hissini fazlaca yaşatan bir babaya sahibim, baba bile diyesim gelmiyo, bir kere kucağına alıp sevdiğini canım kızım dediğini hatırlamıyorum, hep bekleyen, pofpoflanan buna rağmen de aşırı alıngan tavrıyla adeta etrafına işkence çektiren bi baba, bizi okuttu ama bunu zaman zaman başımıza kalkarak, zaten son derecede zor şartlarla okuduk, bi paltoyu  en az iki kardeş giyerek.. şimdi ünversite mezunu, çalışan biriyim, ama sosyal fobi denen bi illet hep yanımda, atamıyorum bi türlü, zaten çokda utangaçtım hep, bu nedenle hatalıda bi evlilik yaptım ama hamdolsun, geç te olsa bu hatamdan döndüm. Fakat yine de toplum içersinde rahat olamama, korkaklık acizlik hissini sık sık yaşıyorum, bi de aşırı vesveseli bi yanım var ve bu da beni çok yoruyo, Kitaplarınızı aldım severek te okuyorum, psikolji üzerinede kendimi geliştirmeye çalışıyorum.  Ama bu olumsuz duygulardan da kurtulamıyorum.. Saygı ve hürmetlerimle.. Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :   Sayın “Arayış”, 1.12.2011 tarihli mailinizi aldım. Kıymetli yavrum, sen sanıyorsun ki herkes el bebk, gül bebek yetişti. Bu senin yaşadığın durumu pek çok insan yaşadı ve yaşıyor. Lütfen bu maziyle hesaplaşmayı bırak. Akıllı bir insan için ne dün vardır, ne yarın vardır. Tek mevcut zaman içinde yaşadığımız andır. Lütfen anını yaşamaya çalış. Kimseyle hesaplaşma ve tavsiye ederim yıllarca, her gün ölünceye kadar Gönül Sohbe... Devamı

12 09 2011

Güzelliğe giden yol

  Selamin aleyküm hocam sitenizi ilk dfa ziyaret ediyorum Size sorum şu içimde bir sıkıntı var bu sürekli oluyor yüreğim patlicak gbi oluyor bazen ne yaptıysam kurtulamadım bundan yardımcı olursanız sevinirim simdiden teşekkürler   Bekir Kaya Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :   Sayın Bekir Kaya,   10.9.2011 tarihli mailinizi aldım. Kıymetli yavrum, bu sıkıntın Allah’tan uzaklığını gösterir. Şu anda sahip olduğunu sandığın bütün saçma düşüncelerin hepsinden uzaklaş. Beş vakit namazını kıl. Her gün Kur’an oku. Dost sandığın herkesten uzaklaş. Benim on iki cilt Gönül Sohbetlerini al (istersen sitemizden ücretsiz oku), her gün ama her gün tekrar tekrar oku. Göreceksin içinde bahar çiçekleri açacak. Kuşlar cıvıldayacak. Gökyüzü daha mavi, ağaçlar daha yeşil olacak. Haydi yavrum, bütün güzellikler ve mutluluklar seni bekliyor.   Selam, sevgi ve saygı ile.   Sabri Tandoğan Devamı

12 09 2011

Sayın Sabri Tandoğan'ın Sohbetlerinden Notlar

    Çok Sevdiğim Büyüğüm   Müsaadenizle…     18.12.2010 tarihli Cumartesi Toplantısı   Devam:   7.Kesim (Bir Gönül Dostu, limon satan ilginç bir zâttan bahsediyor ve insanların dış görünüşleri ve iç dünyaları ile alakalı soruyor) S.Tandoğan- Yavrum böyle birçok tipler var. Bir konferansta yıllarca evvel birisi bana sordu, dedi ki, “Siz Ankara Hukuk Fakültesinde mi okudunuz?”, “Evet” dedim. “En çok hayran olduğunuz profesör kimdi?” dedi. “Valla,” dedim “hayran olduğum bir profesör yoktu ama kapıcı İrfan Efendi vardı, ben ona hayrandım.” dedim. Adam şöyle baktı, “Siz benimle alay mı ediyorsunuz”, dedi. “Yoo,” dedim “ciddi söylüyorum. Sonra İrfan Efendinin özelliklerini ona anlattım, adam ağlamaya başladı.” Ben o kapıcı İrfan Efendi gibi beyefendi, kibar, asil, zarif daha hiç kimseyi görmedim yavrum. Onun için kimde ne var bilinmez ki yavrum. Belki de o senin bahsettiğin limon satan zât, evliyadan bir zâttı. Kapıcı İrfan Efendi de öyleydi; bir sual sorardık, hemen ayağa kalkardı, ceketini iliklerdi. Öyle cevap verirdi. Biz o zaman talebeyiz, hani hiçbir resmi sıfatımız filan yok. Gariban talebeleriz. Ama ayağa kalkardı, ceketini iliklerdi öyle konuşurdu. Ona öyle bir saygı duyardım ki...   8.Kesim (Bir Gönül Dostu söz açılınca damak tadı ve olgunlaşma arasındaki ilişki ile alakalı sorusunu soruyor) S.Tandoğan- Yavrum işin özetinin özeti şu: İnsan problemlerinden, önyargılarından, takıntılarından, peşin hükümlerinden kurtuldukça beyin rahatlamaya başlar. Bizim beyni... Devamı

18 06 2011

Dünyanın en hassas, en nazik işi: Eş seçimi

Sabri Tandoğan saygıdeğer büyüğüm babam, web sitenizi uzun zamandır takip ediyordum, yazılarınızı da yıllardır okuyordum, ilk kez yazacak cesareti buldum. Ben sizden dua istiyorum, Zira bir çok isteyenim var fakat hangisi hakkımda hayırlı karar veremiyorum. Kalbimin sesini çok fazlada dinlemek istemiyorum epey bir zaman öncesi başımdan bir nişanlılık geçti, nişanlım diye sevdiğim zamanın Allah'tan korkmaz kuldan utanmaz aldatan insanlarından biriydi, hem beni başkası ile aldattı hem de iyi imkanlara sahip olan ailemi kısa nişanlılık devresi içinde madden kendine acındırarak adeta kullandı. Allah yüzüme daha doğrusu aileminde yüzüne baktı da beni aldattığı iş yerinde çalışan hanımdan haberdar oldum hemen o dakika nişanı attım. İnanın insanlardan korkar oldum, tüm erkeklere şüpheyle bakıyor, itimat edemiyorum, Elhamdülillah madden ailem bana bakıyor ben bir hayat yoldaşlığı cennette de birlikte olmaya hak kazanacağım en hayırlısından eş ve en hayırlısından hakkımda hayırlıysa sağlıklı, tertemiz çocuklar istiyorum. Ne olur o eşsiz idrakinizle, bilginizle, irfanınızla ve tertemiz duygularınızla evlilik için hakkımda en hayırlı, ahiretimi de dünyamı da saadetle dolduracak, en doğru bey adayını seçmem için dua edin. İnanın 28 yaşında geçmişin korkuları toplumun hali gazetelerde okuduklarım, televizyonlarda gördüklerimle karar veremiyorum, ama artık hayırlı bir karar vermek istiyorum. Allah'tan Size bizi aydınlatıp sevginiz ve bilginizle dünyamızı zenginleştireceğiniz nice yaşlar diliyorum. Selam ve en içten sevgimle ellerinizden öpüyorum.   Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :   Sayın Begüm Hanım, 17.6.2011 tarihli mailinizi aldım. Kıymetli yavrum, tereddütlerinde haklısın. Her gün öyle olaylar... Devamı

13 03 2011

OLANAKLAR ARTTI AĞZIMIZIN TADI BOZULDU. BU ÇELİŞKİNİN SEBEBİ NE

  OLANAKLAR ARTTI AĞZIMIZIN TADI BOZULDU. BU ÇELİŞKİNİN SEBEBİ NE ? Sayın hocam saygı ve sevgiyle ellerinizden öpüyor, tekrar bu satırlarda sizlerle buluşmuş olmaktan onur duyuyorum. Konuşmalarınızı yakından takip eden bir evladınız olarak annenizin edebiyat öğretmeni olduğunu biliyor ve öncelikle Yüce Allah’tan ahirete intikal etmiş tüm yakınlarımız için rahmet diliyorum. Ben de öğretmen bir baba ve ev hanımı bir anne'nin tek evladıyım. İzninizle yukarıdaki başlıkla ilişkilendireceğim hayatımdan bir kesiti sizle ve diğer gönül dostları ile paylaşmak ve fikirlerinizi almak istiyorum.  1986 Yazı'nın sonlarıydı.6 yaşındaydım.Rahmetli babam Tarih öğretmeni olduğu için tayinimiz Niğde vilayetinin bir köyüne çıkmıştı.Babam ve annem her zamanki titizlikleriyle bardakları gazete kağıdına sararak taşınma işlemlerine başlamışlardı. Memur olanlar bilirler bardakları gazete kağıdıyla bir güzel sarmak taşınmanın ilk ve en önemli adımıdır. Hummalı bir çalışmadan sonra koliler hazırlandı,kamyonete yüklendi ve biz gurbet yollarına düştük.Yolculuk o kadar uzun sürmüş olacak ki ben çocuk aklımla hayatımızın geri kalanını o kamyonette geçireceğimizi düşünmeye başlamıştım. Uzun bir yolculuktan sonra tayin olduğumuz köye ulaşmış, babamın önceden ayarladığı yeni evimizin yolunu tutmuştuk. Evimizin ve köydeki diğer evlerin çatısı yoktu. İki tane küçük odası ve dış kapının da kocaman bir anahtarı vardı.Banyo yoktu,onun yerine hamam adını verdikleri yaklaşık 1 metrekarelik perdeyle çevrili bir alan oluşturmuşlardı, hamam adı verilen bu yer ise oturduğumuz odanın bir köşesinde bulunuyordu.Evin içerisinde çeşme yoktu,su ihtiyacı avluda bulunan çeşmeden karşılanı... Devamı

22 02 2011

Bir alimin verdiği cevaplar

  Bazı kişiler, ilminin genişliği ve derinliğiyle meşhur  salih bir alime sormak üzere sorular hazırlamışlardı. Sorularını sırasıyla sordular, o da  cevapladı:   - En akıllı kişi kimdir? - Her zaman başkalarından öğrenecek şeyler bulan kişidir.   - En güçlü kişi kimdir? - Öfkesine hakim olan kişidir.   - En zengin kişi kimdir? - Elindeki hazinenin, yani zamanın kıymetini bilen kişidir.   -En iyi kişi kimdir? -İnsanlara en çok faydalı olan kişidir.   -En mutlu kişi kimdir? -Allah ve Resulünün yolunda en çok giden kişidir.   Bu cevaplar üzerine birisi dayanamayıp tekrar sorar:   - Ama efendim, bu söyledikleriniz o kadar açık ve belli şeyler ki!   - Zaten çok açık olduklarından, insanlar onları bu kadar çabuk unutabiliyorlar. ... Devamı

22 02 2011

Bir alimin verdiği cevaplar

  Bazı kişiler, ilminin genişliği ve derinliğiyle meşhur  salih bir alime sormak üzere sorular hazırlamışlardı. Sorularını sırasıyla sordular, o da  cevapladı:   - En akıllı kişi kimdir? - Her zaman başkalarından öğrenecek şeyler bulan kişidir.   - En güçlü kişi kimdir? - Öfkesine hakim olan kişidir.   - En zengin kişi kimdir? - Elindeki hazinenin, yani zamanın kıymetini bilen kişidir.   -En iyi kişi kimdir? -İnsanlara en çok faydalı olan kişidir.   -En mutlu kişi kimdir? -Allah ve Resulünün yolunda en çok giden kişidir.   Bu cevaplar üzerine birisi dayanamayıp tekrar sorar:   - Ama efendim, bu söyledikleriniz o kadar açık ve belli şeyler ki!   - Zaten çok açık olduklarından, insanlar onları bu kadar çabuk unutabiliyorlar. ... Devamı

21 02 2011

ÇAĞIMIZDA HUZURLU OLMAK

  BİR TV SOHBETİNDEN ALINMIŞTIR:                                                       29 Ağustos 1999 Pazar         Sabri Tandoğan Okunacak binlerce kitabın özetinin özetinin özeti şudur: (gerçek huzuru tam manasıyla yaşayan bir insan olarak bunu söylüyorum): Huzur demek her an Allah’la (c.c) beraber olabilmek demektir. Benim şöyle bir evim, eşim, arabam ... olursa mutlu olurum, huzurlu olurum demek ne yanlıştır. Bir büyük velî: “İnsan Allah’la (c.c) beraber olduğu zaman zindanda bile olsa mutludur, huzurludur, O’ndan ayrıysa sarayda bile olsa mutsuzdur.” der. Önemli olan Allah’ın (c.c) tecellilerini ulu nazarla inceleyebilmektir. İnsan bulaşık yıkarken, ütü yaparken, bir hakim karar verirken, bir öğretmen dersini anlatırken de Allah’la (cc) beraber olabilir. “Nefsini bilen, Rabbini bilir.” Hadis-i Şerif Her an bu duygu üzerine olan insan daima ibadet halindedir. Buna tasavvufta namaz-ı daimûn denir. Yani devamlı namazda olmak... Hakkı gören göz; Allah’ın (cc) tecellilerini görebilen göz demektir. “Ben size şah damarınızdan daha yakınım.” Kur’an-ı Kerim “Düşünün, düşünenler için ibretler vardır...” Kur’an-ı Kerim O halde O’nunla birlikte olmak için daha ne bekliyoruz... SABRİ TANDOĞAN ... Devamı

20 01 2011

BİR MUHABBET ÇINARI-Mehmet Doğramacı'nın Kaleminden Sabri Ta

  http://www.sufizm.gen.tr/mehmet-dogramaci-yazilari/yakin-donem-hak-dostlari-sabri-tandogan/ Yakın Dönem Hak Dostları !.. – Sabri Tandoğan Yazar admin Tarih Kasım 13th, 2008 Bir Muhabbet Çınarı Sabri Tandoğan Onunla irtibatımız bana gönderdigi, yazılarımı tebrik ve tesvik eden bir maille basladı. Kendisini sahsen tanımasam da yıllardır TRT ekranlarında sürdürdügü Gönül Sohbetlerinden asina idim. Kısa sürede olusan birkaç maillesme ile yakinen tanıma ve dinleme ihtiyacı duydum. Ziyaret talebimi kabul ederek Ankara’ da bir iftar sofrasında engin gönül dünyasını bize açtı. Sn. Sabri Tandogan’ dan bahsediyorum. Danıstay 2. daire üyeliginden emekli, yıllarını tasavvufa ve insanlıgın hakiki saadetini fark etmeye, fark ettirmeye adamıs, 72 yasında bir maneviyat ehlinin tecrübelerini dinlemek, bakıs açısından yararlanmak benim için oldugu kadar siz degerli okur kardeslerimin de ilgisini çeker düsüncesi ile sohbetimizi kaydettim. Asagıda bant çözümünü okuyacaksınız. Kendisi, eserleri ve hayata bakıs açısı hakkında genis bilgiyi www.gonulsohbetleri.net adresinde bulabilirsiniz. Sabri Tandogan’ la yapılan bu sohbette kendisinin feyizlendigi ve hayatında önemli bir dönüsüme, idrak genislemesine vesile olan Dr. Münir DERMAN (k.s) hakkında da özet bilgiler, manevi tecrübeler okuyacaksınız. Sohbetimizi röportaj resmiyetinden uzak, kalıplardan çıkararak akısına bıraktık. Zaman zaman ince ayrıntılar yakalamak üzere sorularımız oldu ve cevaplardan biz çok istifade ettik. Konusmamızı sizlere kolaylık olsun diye konu baslıkları halinde düzenledik. Yeni idraklere vesile olması dilegi ile sizi Sabri Tandogan’la bas basa bırakıyorum. Tarih: 21.Ekim.2006 Saat: Iftar Vakt... Devamı

11 11 2010

Güzellikleri Yaşamaya Doğru

  Çok Sevdiğim Büyüğüm, Değerli Gönül Dostları, Müsaadenizle. Efendim bir süre önce "Sanat ve Etkilenme" başlıklı makalenizdeki bir yeri çok beğenerek defterime not etmişim, önce onu paylaşayım: "Adına ister hayat deyin, ister sanat, öyle görkemli bir doku ki, yüz binlerce, milyonlarca incecik iplik bir araya geliyor, o kumaşı meydana getiriyor, her ipliğin ayrı rolü var."   Şimdi bunun arkasına bir de yıllar önce sorulan bir soruya verdiğiniz cevabı ekleyip, ikisini beraber düşününce hissettiğim güzel duyguları okuyanların da hissetmelerini dilemekteyim: Sayın Süleyman Bey, 17.8.2006 tarihli mailinizi aldım.  Süleyman Bey, siz içinizdeki duyguları harekete geçirecek bir davranış beklediğinizi yazıyorsunuz. Lütfen çevrenize size şartlandırıldığı gibi değil, lütfen kendi gözlerinizle bakın. İnsanlara bakın, hayvanlara bakın, bitkilere bakın, eşya ve cemadata bakın. Ama doğduğunuz günden beri aile-okul-toplum üçlüsü tarafından size empoze edildiği gibi değil özvarlığınızla, içinizin sesiyle, gönül gözüyle bakın. Gece gökteki yıldızlar, ayışığı, samanyolu, gündüz güneşin doğuşu, batışı, gökyüzünde güneşin bıraktığı o harikulade renkleri, yumurtasından çıkan bir civcivin derhal yürümeye başlamasındaki harikuladeliği, bir karın yağışındaki akılalmaz ihtişamı (ki bugüne kadar birbirinin aynı iki kar zerresi yere düşmedi), parmak izindeki inanılmaz mucizeyi (ki Hazreti Adem’den bugüne kadar parmak izleri birbirine benzeyen iki insan yaratılmadı), çocuğun doğuşundaki (ana karnında bütün organlar ilahi bir kudretle birer birer teşekkül ediyor) havsalaya sığmayacak durum (tam teşekküllü bir &cced... Devamı

25 12 2008

Sayın Büyüğümüz Sabri Tandoğan'ın yeni TV sohbetleri için gi

Sayın Site Yöneticisi, Sizlere telefonda bahsetmiş olduğumuz ve değerli büyüğümüzün TV sohbetlerinin TRT'de yeniden başlaması ile ilgili  için girişimimiz hakkında Mürvet Hanım'ın hazırladığı dilekçe örneği ektedir. Bizler, İstanbullu gönül dostları olarak geniş bir kampanyayı başlatmış bulunuyoruz. Sitemizden de konu ile ilgili bir kampanya açarsak Allah'ın izniyle ses getireceğine inanıyoruz. Örnek dilekçeyi sitemizde yayınladıktan sonra tüm arkadaşlar aynı dilekçeyi kendi adlarına TRT'ye e-mail yolu ile ulaştırabilirler.Gönderecekleri e-posta adresi : aktifhat@trt.net.tr dir. Sabri Babacığıma, size ve tüm değerli gönül dostu kardeşlerime en içten sevgi, saygı ve selamlarımla. Elif KAYA  Örnek dilekçe: http://www.gonulsohbetleri.net/html/sizden_gelenler/TRT'ye dilekçe örneği.doc Adresten açamayanlar için: Sayın İbrahim ŞahinGenel Müdür, TRT Genel Müdürlüğü Aktif Hat TRT SitesiTuran Güneş Bulvarı 06540 OR-AN AnkaraTel :    0 312 490 43 43 (4 hat Pbx)0 312 490 43 00/5841- 5842- 5843  Efendim, Halen Pazar günleri saat 10:00’da Meltem TV’de, 11:00’de Mesaj TV’de “Gönül Sohbetleri” programını yapan Danıştay Emekli Üyesi Muhterem Beyefendi Sabri Tandoğan bu sohbetlerden herhangi bir ücret talep etmemektedir.  Kendileri yüksek insan sevgisi ve hitabetiyle Allah’ın emirlerini, sevgisini, Hz.Muhammed aşkını, aile içinde, iş hayatında, sosyal hayatta sevgiyi, saygıyı, güzel geçimi ve insanlar arasındaki medeni ilişkileri sosyeteden varoşlara kadar herkesin anlayabileceği güzel bir üslupla, tatlı diliyle, güler yüzüyle anlatmaktadır. Kendileri Ankara’da ik... Devamı

03 12 2008

Konferans ertelenmesi

Sayın Sabri Tandoğan'ın 13 Aralık Cumartesi günü YOYAV'da vereceği konferans ileri bir tarihe ertelenmiştir.Saygıyla duyurulur.Blog koordinatörü Devamı

01 09 2008

Sabri Tandoğan ve Gönül dostları

  Sayin Sabri Tandogan   www.gonulsohbetleri.net/html/sizden_gelenler/SB6.jpgwww.gonulsohbetleri.net/html/sizden_gelenler/SB11.jpgSayin Sabri Tandogan bir cumartesi bulgur pilavi gününde sitemiz yazarlari gönül dostlariyla: (soldan saga) Bayram Bey, Selim Bey, Nuraydin Hanim, Fatmagül Hanim ile birlikte...www.gonulsohbetleri.net/html/sizden_gelenler/SB2.jpg Sayin Sabri Tandogan gönül dostlari Nermin Hanim ve Hatice Hanim’la birlikte Fenerbahçe’de...www.gonulsohbetleri.net/html/sizden_gelenler/SB4.jpg Sayin Sabri Tandogan gönül dostlari ile Fenerbahçe’de...www.gonulsohbetleri.net/html/sizden_gelenler/SB8.jpg Sayin Sabri Tandogan gönül dostlarindan Ilknur Hanim’la Fenerbahçe’de...www.gonulsohbetleri.net/html/sizden_gelenler/SB10.jpg ... Devamı

05 02 2008

Yüce amaçlara yüce duygularla gidilir.

Bugün toplumumuza karamsar bir hava çökmüş, herkes her şeyden şikâyet ediyor. Evler, işyerleri, otobüsler, trenler hep şikâyetle dolu. Bu TV’ye bile sıçrıyor. Orada da şikâyet şikâyet. Peki ne değişiyor? Hiçbir şey. Bu kafa ile değişebilir mi? Hayır. Şikâyet ikliminden uzaklaşmadıkça, kimse olgunluğa giden yol­da bir adım gidemez. Şikâyet insanın elini kolunu bağlayan, ya­şama sevincini yok eden, insanı hayata, hatta kendine küstüren bir nevi hastalık gibidir. Kimi kime şikâyet ediyoruz. Bazı kim­seler bu suretle, sağa sola çatmakla, herkesi herkese şikâyet etmekle, ruhen boşaldıklarını, ferahladıklarını sanıyorlar. Ne bü­yük gaflet. Bu boşalmak değil, bilâkis dolmak oluyor, zehirle dol­mak. Üstelik farkına varmadan. Bu ruh hali içinde bir insandan olumlu düşünceler, olumlu işler beklemenin imkanı var mı?Büyük Yunus “Cümle yerde Hak nazır, göz gerektir göre­si” diyor. Hak’kı görmek için, cümle varlığa Hak gözüyle, Hak’la bakmak gerek. Bunun ilk şartı, gönül kabını pislikten, kirlerden temizlemek. Benliğini egonun, nefsaniyetin, ezen, bastıran, öl­düren, yok eden baskısından kurtarmak. Sensiz bir âleme ulaş­tın mı hiç? İşte hayat o zaman başlıyor. Varoluşun o çıldırtıcı heyecanı o zaman başlıyor. Ancak o ruh hâline yükseldiğimiz, o ruh hâlini yaşadığımız zaman gerçek üretici faaliyete geçebilir, kendimiz için, ailemiz, toplum, işyerimiz için faydalı hale gele­biliriz. Ancak o zaman yaptığımız iş, ürettiğimiz mal, güzelliğin, gerçek işçiliğin, incelik ve zarafetin pırıltısını taşır. Bir değer kazanır. Bir anlam kazanır. Biz ürettiğimiz, ortaya koyduğumuz mal ile gurur duyar, iftihar ederiz. Aslında her üreticinin ben, iddialı olmasını isterim. İşte, elbise böyle dikilir, ayakkabı böyle yapılır diyebilmelidir. Ben bu bölgenin en iyi kuyumcusuyum; en iyi peynir üreten insanıyım, diyebilmelidir bir insan. Hatta bunu bir haysiyet meselesi yapabilmelidir. Bütün bunların olabilmesi için, o insanın iç huzuru... Devamı

22 11 2007

Çalışmanın Güzelliği II

  devam:   Her gün gazetelerde okuyor, televizyonlarda seyrediyor, bazen bizzat şahit oluyoruz. Bizi biz yapan, bizi, asırlarca dimdik ayakta tutan, nice zaferler kazandıran, mânevi değerlerimizi, güzelliklerimizi her gün biraz daha kaybediyoruz. Hayata hangi yönden bakarsanız bakın, içki sigara kullanımı gün geçtikçe artıyor. Onlarla yetinemeyenler çareyi uyuşturucunun kucağında arıyorlar. Günümüz insanlarının bir kısmını zina bile tatmin edemiyor. Süratle sapıklığa doğru koşuyorlar. Bazı üniversitelerin kampüslerinde, kapıdan girince görülen ilan panolarında, artık sapıklığa davetiyeler çıkıyor. Geçenlerde bir gazetede, bir üniversite kampusündeki, insanı kusturacak kadar iğrenç bir ilanı okumuştum. Hemen internetten dekana bir mail gönderdim. Bu iğrenç ilan hakkında ne düşündüğünü sordum. Bu ilanı verenler hakkında bir soruşturma açılıp açılmadığını öğrenmek istedim. Dekanın verdiği cevap, beni günlerce uykusuz bıraktı. Birkaç öğrenci velisinden tepki aldıklarını, ama bunun nazarı itibare alınmadığını bildiriyordu. Acısı hâlâ içimden çıkmadı. İnsan ister istemez soruyor, bu gidiş nereye? Olaya bir sosyolog gözüyle bakarsak ne görürüz? Toplum, mânevi değerlerden uzaklaştıkça, iğrençlikler, sapıklıklar da o oranda artmaktadır. Necip Fazıl bir şiirinde; "Bir şey koptu bizden, her şeyi tutan bir şey, Benim adım bay Necip, babamın ki Fazıl bey. Utanırdı burnunun ucu görünse ninem,  Kızımın gösterdiği, kefen bezine mahrem."   diyordu. Bütün bunlar her gün gözümüzün önünde olup biterken, ilk yapılacak nedir? Önce İşe kendimizden başlamak, kendi nefsimizi Müslüman edebilmek. Bunun için sonunda ölüm bile olsa gereken bütün mücadeleyi verebilmek. Bir gün birisi çıkıp da yazdıklarımızı, söylediklerimizi beğenmeyecek, ne yani senin gibi mi olayım, diyecek olursa, hadi bakalım, kolaysa yap, seni de görelim, diyebilmek. Şurası kesin bir gerçek ki, artık günümüz insanları lafa değil, icraata bakıyorlar. Söylediklerimiz, günlük hayatımızda, iş ve aile... Devamı