13 03 2017

CENNET NEREDE, NASIL BİR YER?

CENNET NEREDE, NASIL BİR YER? |  görsel 1

Kıymetli yavrum, Cennet ne köşk, ne huri. Cennet yaşanılan anın güzelliği. O anı sevgiyle, saygıyla, edep ve incelikle sonsuza dönüştürebilmek. Bu yemek yaparken olabilir, bulaşık yıkarken olabilir, pazarda alış veriş yaparken, namaz kılarken, secde ederken, bir şiir okurken, bir müzik dinlerken, bir insanla konuşurken olabilir. Ve o zaman o yaşanılan an ebediyyete dönüşebilir. Ve hafızaya renk dolu, ışık dolu, aşk dolu bir sayfa olarak bırakılabilir. Cennet, Allah’la beraber olunan anın içindeki sırdır. O an Yaradanla beraber olmanın güzelliği yaşanır. Önemli olan adına ömür denilen şu kısacık zaman dilimi içinde her anı böyle sonsuzlaştırabilmektir. Bunu yapabilenlere ne mutlu. İnsanlar isteseler yaşadıkları hayat içinde cenneti bulabilirler. Velev ki o andaki bulunduğu mekan bir zindan bile olsa. Hazret-i Yusuf da öyle olmadı mı? Değerli yavrum, ben de senin yaşadığın hayat içinde her an Allah’la beraber olarak cennetin güzelliklerini içine sindirmeni diliyor, selam, sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Sabri Tandoğan Efendi Hz. Aziz Ruhları Şad Olsun. Devamı

13 03 2017

BİZ BU DÜNYAYA SEVMEYE GELDİK.

BİZ BU DÜNYAYA SEVMEYE GELDİK. |  görsel 1

Kıymetli yavrum, Sevilmek için sevmek gerek. Çiftçi önce toprağı tohumunu atar, sonra mahsulünü bekler. Sen, yeryüzündeki bütün insanların, bütün hayvanların, bütün bitkileri, bütün eşya ve cemadatı Muhammedi bir aşkla kucakla. Onlara sevgi ve saygı göster. Onları bağrına bas. Kötülere, alçaklara, şerefsizlere de kurtulmaları için hayır dua et. Düşün ki Peygamberimiz, amcası Hz. Hamza’yı öldüren vahşi’yi bile affetti. Kalbinde kimseye karşı kin, nefret duygusu besleme. İntikam almayı düşünme. Allah yarattığı için kainattaki her zerreyi sev. İçlerindeki sevgisizliğe destek arayan zavallı insanların sözlerine kanma. Biz, bu dünyaya sevmek için geldik. Unutma yavrum, seven muhakkak sevilir, sayan sayılır. Bu dünyada her zerrenin vazifeli olduğunu unutma. Çöldeki bir tek kumtanesi bile boşuna yaratılmış değildir. Bir hikmeti vardır, bir nedeni vardır. Biz bilemiyorsak, bu ince hikmetleri göremiyorsak bu sadece bizim cehaletimizi gösterir. Kainatta her şey zıddıyla bilinir. Pilin bir eksi, b artı ucu vardır. İki ucu da eksi veya iki ucu da artı olsa radyo çalışmaz. Kainatta herşey böyle. Tasavvufta bir kural vardır: “Her Musa’nın bir firavunu vardır” diye. Hayat öyle yavrum. Olaylara çok bilmiş bazı insanların yüzeysel fikirleriyle değil, kökene inerek en derinlere giderek, varoluşun manasını irdeleyerek bakmak lazımdır. Evet, hayatta kötülerin de kendine göre bir fonksiyonu vardır. O da kendine göre görevini yapacaktır. Tuvalet süpürgesinin tuvalette bir işlevi var diye, onu salona götürürsek, vitrine koyarsak el alemin maskarası oluruz. Fonksiyonu var ama onun yeri tuvalet. Olaylara ve insanlara bu perspektiften bakarsak hayatı daha başka algılarız. Sok... Devamı

26 11 2014

İMTİHAN DÜNYASI

İMTİHAN DÜNYASI |  görsel 1

Bu dünya imtihanlar dünyası... Hiçbirimiz bu aleme yiyelim, içelim, zevk, sefa edelim, gülelim, eğlenelim diye gönderilmedik. Her gün hepimiz çeşitli olaylarla, durumlarla karşılaşıyoruz. Biraz dikkatlice bakacak olursak yeryüzündeki her olay her varlık bize bir şeyler öğretiyor, ders veriyor. Önemli olan görebilmek. Önemli olan o gördüklerimizden mana alemine bizi götürecek yollar bulabilmek. Rilke, 'Malte Bridge’nin Notları' isimli eserinde “Görmeyi öğreniyorum” der. Bu tahsil, belki bir ömür boyu sürecek. Onun için “görenedir görene, köre nedir, köre ne” diyorlar. Bir gün rahmetli velî Hasan Burkay Hazretleri’ne sordular. “Efendim, velî kimdir?” Hazret cevap verdi: “Gördüğü her zerreden en az elli beş mana çıkaran insan”. Bize düşen görev yaşadığımız sürece her gördüğümüzden, her işittiğimizden, her dinlediğimizden bir şeyler öğrenebilmek, ders alabilmek. Allah bunu bize de, yeryüzündeki bütün insan kardeşlerimize de nasibetsin. Sabri Tandoğan Devamı

28 10 2014

Her Dem Yeni Doğarız

Her Dem Yeni Doğarız |  görsel 1

İnsanlar gibi toplumlar da zaman zaman çeşitli sıkıntılar yaşar, bunalımlar geçirirler. Dünyada hiçbir toplum bütün sorun­larını çözümlemiş değildir. Bazı saf, tecrübesiz, bilgisiz, belli bir kültür düzeyine ulaşmamış insanlar, kafalarına takarlar, efen­dim, falanca toplum şöyle ilerlemiş, böyle ilerlemiş, biz de örnek alalım, onlar gibi olalım, yükselelim, ilerleyelim. Gidip baksanız, o toplumu görürsünüz. Yazılanların, çizilenlerin hiç de anlatıldığı gibi olmadığını, onların da arkasında nice dev gibi sorunların çözüm beklediğini, o güzelim yolları, caddeleri, sokakları doldu­ran insanların hiç yüzlerinin gülmediğini, iç dünyalarından gelen sıkıntıların, bunalımların, yaşadıkları dramların yüzlerine acı çiz­gilerle yansıdığını farkedersiniz. Gidin görün. Telefon rehberini açın. Psikologların, psikiyatristlerin bölümü bir türlü bitmez. Sö­züm ona insanlara yol gösterecekler... Merhum bir arkadaşım, bir tarihte, annesini bir psikiyatriste götürür. Muayenenin ortasında, profesör, “anacığım” der, “ku­sura bakma biraz ara vereceğiz. Ben alkoliğim. İçki içme vaktim geldi. Devam edemeyeceğim”. Bir dolabı açar. İçkisini, mezesini çıkarır. Demlenir. Kafasını bulur. Sonra “haydi başlayalım” der. Yaşlı anne hayretler içindedir. Gördüklerine inanamaz. Muaye­ne başlamadan önce, hayretle, şaşkınlıkla, doktora bakar. Dok­tor ne oldu deyince, dayanamaz. “Şimdi beni sen tedavi ede­ceksin” der. “İyi, güzel. Sağolasın. Ama merak ettim, seni kim tedavi edecek?” Öyle bir çağda yaşıyoruz ki, tedâvi edecek insanların ken­dileri de ted&... Devamı

07 08 2014

Hanım hakkı…(biraz uzun ama mutlaka okusun özellikle erkek

Hanım hakkı…(biraz uzun ama mutlaka okusun özellikle erkekler)Hanım hakkıHanımının güzel huylu olmasını isteyen, önce kendisi güzel huylu olmalıdır! Kur’an-ı kerimde, insana gelen musibetlerin, günahları sebebiyle geldiği bildirilmektedir. O halde, dinimizin emir ve yasaklarına riayet eden, hanımı ile iyi geçinir.Fudayl bin Iyad hazretleri buyuruyor ki:(Dine uygun olmayan bir iş yaptığımı, hanımımın huysuzluğundan anlardım. Hemen o işime tevbe ettiğim zaman, hanımımın huysuzluğu da giderdi. Böylece tevbemin kabul edildiğini de anlardım.)Aliyy-ül Havas hazretlerine hanımı küsmüştü. Hanımı, kocasına muhalefet etmek için ayrı testi, ayrı bardak kullanıyordu. Aliyy-ül Havas hazretleri, bir gün yanlışlıkla hanımının testisinden su içince, hanımı hemen testiyi kırmıştı. Hazret, “Testiyi niçin kırdın?”... ...Kaynak : kulhakki.blogcu.com Devamı

02 07 2014

ORUCUN GAYESİ

ORUCUN GAYESİ |  görsel 1

Sözlüklere bakacak olursak, orucun “kendini tutmak ve sus­mak” mânâlarına geldiğini görürüz. Bazı tefsirlerde, bu keli­menin sabretmek mânâsına da geldiği yazılıdır. Bu da nefsi muhafaza etmek, sebatkâr olmak, tahammül etmek demektir.   Bu mânâlar, İslâm Dini’nde orucun ne olduğunu gösteriyor. Hakikatte oruç, nefsanî hevâ ve hevesten, behimi arzulardan kendini alıkoymaktır. Oruç, ihtiras ve hevâya meyledenlerin, belirli bir süre içinde kendilerini tutmalarının, sebatkâr olma­larının ismidir. Her gün tekrarlanan nefsanî istekler, beşerî arzular üç şey üzerinde toplanıyor. Bunlar da yemek, içmek, cinsî münasebet. Belirli bir zaman için, bunlardan kendini alı­koymanın, sakınmanın ismi İslâm’da oruçtur. Fakat bu zâhiri isteklerden başka, iç isteklerden ve fenalıklardan kalbi ve lisanı muhafaza etmek de orucun hakikatine dahildir. Karnın orucu olduğu gibi, gözün, kulağın, dilin, duygunun ve düşüncenin de orucu vardır. Bütün mânâ yolunun büyüklerini inceleyecek olursak, şunu görürüz: Hepsi de bir süre az yemişler, az konuşmuşlar, az uyumuşlar ama çok düşünmüşler, mânevi güzellikleri yaşamışlardır. Onlar bu suretle kendi ruhlarını yük­sek bir âleme bağlayarak, mânevi fetihler kazanıncaya kadar bu yolda çalışmışlardır. Oruç aynı zamanda Allah’ın Peygamberi vasıtasıyla insanlara bahşetmiş olduğu, büyük ve yüce ilâhi ihsana bir şükürdür. Gerçek oruçla ortaya çıkar, her şeyden önce takvâ, kalbin temizliği ve sadeliğidir. Kur’an-ı Kerim’de “Ey iman edenler, sizden... Devamı

16 05 2014

BU DÜNYAYA NİYE GELDİK?

BU DÜNYAYA NİYE GELDİK? |  görsel 1

"Hayat bir zevk, eğlence, keyif yeri değildir. Hiçbirimiz bu dünyaya gülelim, eğlenelim, zevk sefa edelim diye gelmedik. Hepimizin ayrı ayrı bir varoluş nedenimiz var. Hepimiz bir görevle yükümlüyüz. Tekamül etmek, ilerlemek, kalbimizi ve kafamızı temizleyip arı, duru bir hale getirmek, çevremize imkanlarımız oranında faydalı olmak asli görevimiz. Tekamül yolunda yetişebilmemiz için birtakım engeller çıkıyor. Bunlar yerine göre para sıkıntısı, hastalık, işsizlik, yanlış anlaşılma, iftiraya uğrama gibi birtakım durumlar... Bunların karşımıza çıkmasının bir tek sebebi var. O da bizim tekamülümüz. Diyeceksiniz ki başka türlü tekamül olmuyor mu? Bana göre olmuyor... Kitap okumakla, fakülteler bitirmekle, birtakım akademik ünvanlara sahip olmakla insan, insan olamıyor, hazret-i insan makamına yükselemiyor. Anadolu’da çok söylenen bir söz vardır. Hikayesini hepiniz bilirsiniz. "Yavrum, ben sana paşa olamazsın demedim, adam olamazsın." dedim sözü ne kadar anlamlıdır. Bunun üzerinde hepimizin uzun, uzun düşünmesi gerekir. Rahmetli babaannemin olgun, kamil, yetişmiş, tekamül etmiş insanları anlatmak için kullandığı bir söz vardı: “Yavrum, o büyük adam, olgun adam. O kırk puşttan kırk muşta yemiş adam” derdi. Hayat böyle... Bizler de acılar, ıstıraplar, sıkıntılar, çileler içinde yuğrularak iyilik yolunda, güzellik yolunda, doğruluk yolunda yetişmeye çalışacağız. Adam olmaya çalışacağız." SABRİ TANDOĞAN Devamı

09 05 2014

ÇOCUK NASIL EĞİTİLİR?-1

ÇOCUK NASIL EĞİTİLİR?-1 |  görsel 1

Günümüzde çarpık bir eğitim anlayışı var. Adına eğitimci denilen bazı geri zekâlılar, kaz bile güdemeyecek beyinsizler, efendim diyorlar, çocuk özgür yetişmeli, yakmalı, yıkmalı, devir­meli, kırmalı ama kimse bir şey dememeli. Bu rezilliğin, bu ke­pazeliğin adı, modern eğitimmiş. Lânet olsun böyle eğitim anla­yışına. Ben bunların aynı zamanda insanlık ve medeniyet düş­manları oldukları kanaatindeyim. Bunlar düpedüz memleket ço­cuklarının insanlığı ile, istikbâli ile oynuyorlar. Bu zihniyetle, bu anlayışla, bu tutumla insan değil, hayvan bile yetiştirilemez. Bir de sözüm ona aydın geçinen, diplomalı ama aslında kafaları katran kazanından daha karanlık bazı ana babalar da bu gö­rüşleri benimseyip, çocuklarını berbat ediyorlar. Neymiş efen­dim, çocuk okula gidinceye kadar ona bir şey öğretmemeli, hiç­bir şey göstermemeliymiş. Ben şu satırları yazarken, insanlık adına bu tür kimselerden ürküyor, ürperiyor, hatta iğreniyorum. Bizim ecdadımız, çocukları üç yaşında okuma ve yazmaya teş­vik etmekle, demek hata etmişler. Rahmetli annem, dört yaşın­da iken nakış işlemeye başlamış, daha okula gitmeden hepsi bir sanat eseri kadar güzel, ince, zarif işler ortaya çıkarmış. Ben üç buçuk yaşımda okuma yazma öğrendim. İlkokula başladığım zaman, bir kitaplık dolusu kitap okumuştum. Soruyorum sizlere, bu çalışmalarımın gerek rahmetli anneme, gerek bana ne zararı oldu? Üç yaşında başlayan çalışmalarım, bugün de devam ediyor. Emekliliğim dört seneye yaklaşıyor. İnsanlara ve cemi­yete faydalı olabilmek için, gece-gündüz çaba harcıyorum. Her gece dua ediyorum. “Allah’ım bu güzel memleketin, bu güzel, bu mübârek insanlarına hizme... Devamı

09 05 2014

"YA HAYIR SÖYLE, YAHUT SUS"-HADİS-İ ŞERİF

YA HAYIR SÖYLE, YAHUT SUS-HADİS-İ ŞERİF |  görsel 1

"Eski Mevlevîler konuşurken çok dikkat ederlerdi. Kullana­cakları kelimeleri bir kuyumcu titizliği ile seçerler, aşırı hassas davranırlardı. Meselâ “ışığı yak, ışığı söndür” demezler, yakmak ve söndürmek kelimeleri insanda yangın imajı uyandırabilir diye “ışığı uyandır, ışığı dinlendir” derlerdi. Meselâ, anne odaya giri­yor, ufacık çocuk elinde çok kıymetli kristal bir vazo ile oynu­yorken, şimdiki bazı anneler gibi ne yapıyorsun, kıracaksın de­mezler, ipeksi, yumuşak bir ses tonu ile yavaşça, aman yavrum düşürmeyesin derlerdi ve vazo kırılmaktan kurtulurdu. Zaman zaman, çevremizdeki bazı kimselerden işitiyoruz. Evin beyi bağırarak “Hanım sana kaç kere söyledim, dünyada herkes adam olur, bu çocuk adam olmaz.” der. Bu ne kadar yanlış, ne kadar kötü sonuçlar doğuracak bir tutumdur. Hep, “Söylenen söz vücut bulur.” kelâmının unutulmasıdır asıl sebep. Evlâdımız için iyi olacak dersek, onlar iyi olurlar. Kötü olacak dersek, kötü olurlar. Ne olur bugünkü insanlar da, dün­küler gibi söz söyleme konusunda daha titiz, daha dikkâtli olsa­lar. Kazancımız öyle büyük olur ki..." SABRİ TANDOĞAN Devamı

30 04 2014

ÜÇ AYLAR REÇETESİ

ÜÇ AYLAR REÇETESİ |  görsel 1

Efendim, şükürler olsun “Üç Aylar”a yeniden kavuşmak nasip oldu. Her iyiliğe kat kat karşılık verileceği müjdelenen bu kutlu ayların bütün İslam Âlemine ve bütün insanlığa hayırlar ve bereketler getirmesini niyaz ediyorum. Değerli Dostlar, bizler de bu mübarek zamanları bir fırsat bilerek günlük yaşantımızda bazı ezberlerimizi bozalım, köklü değişlikler yapma yoluna gidelim. Kendimize çeki düzen verelim. Hem şu geçici dünya hayatımızı, hem de sonsuz ahiret hayatımızı cennete çevirmeye bakalım. Affedelim, verelim, paylaşalım, sevelim, sevindirelim, Allah’a yaklaşmak için türlü bahaneler arayalım. İnşallah bu müstesna zamanların rahmet ve bereketiyle  bütün bu gayretlerimizin meyvesini en güzel şekilde almak, yenilenmiş,  arınmış, adeta yeniden doğmuş gibi hayat yolculuğumuza devam edebilmek cümlemize nasip olur. Selam, sevgi ve saygıların hiç bitmeyecek olanı ile… Sabri Tandoğan MÜBAREK ÜÇ AYLAR BEREKETİYLE ÇOK İSTİFADE EDECEĞİMİZ BAZI HUSUSLAR 1.    Evlerimizde bol bol Kur’an-ı Keriym ve Hadis-i Şerif okumak. 2.    Ya hayır söyle, yahut sus Hadis-i Şerifini bu üç aylar içinde ölüm bahasına da olsa gerçekleştirmek. 3.    Az yemek. 4.    Az konuşmak. 5.    Gıybetten ne bahasına olursa olsun uzak kalmak. 6.    Hırsız da, uğursuz da, zinâkar da olsa hiç kimseyi eleştirmemek. Sadece kendi hata ve kusurlarını düşünüp Allah’tan af dilemek, tövbe etmek. 7.    Onlar bizi hiç arayıp sormasalar da aklımıza gelen kimseleri arayıp sormak, en azından onlar için hayır dua etmek. 8.    ... Devamı

06 03 2014

Kendi Dünyasını Kurabilmek

Kendi Dünyasını Kurabilmek |  görsel 1

"Bugünkü insanların en büyük sorunu bence kendi dünyalarını kuramamak. Minicik bir dünya. Orada kin yok, nefret yok, düşmanlık yok, kara çalma yok. Sadece sevgi var, sevgi, ama tertemiz, ama bembeyaz, ama pırıl pırıl bir sevgi. Kökeni Allah ve Peygambere dayanan bir sevgi. Ne ilginçtir bakıyorsunuz yoksul bir kardeşimiz bu dünyayı kuruyor da trilyonerler, katrilyonerler kuramıyor... Zavallı insanlar, şahane evlerde oturuyorlar, şahane mobilyaları var, en güzel yemekleri yiyorlar ama huzursuzluk içinde çırpınıyorlar. Kendileri gibi inançsız psikologlara, psikiyatristlere gidiyorlar. Zavallılar. Gittikleri kimseler de en az kendileri kadar inançsız, zavallı insanlar. Yaptıkları sadece bir reçete dolusu ilaç yazmak oluyor. Şaşkınlar. Zanax müptelaları. Yahu benim içim yanıyorsa, kalbim ıstırapla çarpıyorsa, uykularım zehir oluyorsa zanax ne yapsın? İyice uyuşturuyor insanları, iyice manyaklaştırıyor. İşte çağımızın en büyük trajedisi: Zanax’lı mutluluk. Aslında buna sokaktaki köpekler bile güler. Siz, bir insanın kalbine Allah aşkını, Kur’an aşkını, Peygamber aşkını veremezseniz Zanax ne yapsın?" SABRİ TANDOĞAN Devamı

06 02 2014

Hidayet Almanya’nın göbeğinde de olsa insanı bulur.

Hidayet Almanya’nın göbeğinde de olsa insanı bulur. |  görsel 1

Sayın Kadir AKEL Bey’e ait “Allah Sevdiği Kulu Nasıl Korur?” adlı kitabından bir bölümü müsaadenizle paylaşmak isterim.   Almanya’da çalışan bir Türk, patronundan izin ister. -          Patron, müsaaden olursa izne ayrılmak istiyorum. -          İşler çok yoğun sana izin veremem. -          Kusura bakma izin vermesen de gitmek zorundayım. -          Ne demek bu? -          Benim inancım gereği yapmam gereken hac ibadetim var. İzin versen de vermesen de gitmek zorundayım.   Patronu Hans, Türk işçinin dini bir gerekçeyle böyle bir izin istediğini duyunca şaşırır   -          O zaman başka. Madem ki ibadet için böyle bir izin istiyorsun. Bu izni kullanabilirsin.   Türk işçi patronun odasından sevinçle çıkmak üzere iken Hans işçiye seslenir. Türk işçinin böyle bir niyetle izin istemesi onu çok etkilemiştir. Duygulu gözlerle işçiye döner.   -          Sen şimdi Sudi Arabistan’a gidiyorsun öyle mi? -          Evet -          (Gülümseyerek) HZ.Muhammed’e benden selam söyle, der.   İşçi tebessümle odadan çıkıp gider. Hac mevsiminin sıcak iklimi başlar. Peygamberimiz’in mezarının bulunduğu mescidi nebevide dua ediyordur. Birden aklına patronu gelir.   -          Ya Resulullah. N... Devamı

29 01 2014

GIYBET NEDİR???

GIYBET NEDİR??? |  görsel 1

Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem sordu: "Gıybet nedir bilir misiniz?" "Allah ve Resûlü bilir" dediler. "Birinizin, kardeşini hoşlanmadığı şey ile anmasıdır." Bunun üzerine bir adam dedi ki: "Ey Allahın Resûlü! Anlattıklarım ya o kardeşimde bulunursa?" "Anlattıkların o kardeşinde bulunursa, onun gıybetini yapmış olursun. Anlattıkların onda yoksa, o zaman ona iftira etmiş olursun!" buyurdu. Ebû Hureyre(r.a.) Devamı

22 01 2014

BUNALIM VE STRESLE BAŞETME

BUNALIM VE STRESLE BAŞETME |  görsel 1

Stres, Bunalım ve Yalnızlıktan Kurtulmanın En Gerçekçi Yolları, Ailede Mutluluk, Çocuk Eğitimi, İnsanı ve Hayatı Anlamak, Eş Seçimi, Kadınlık Sanatı, Manevi Hayat, Sosyal Yaşamda İyi İlişkiler Kurabilmenin Sırları, Madde ve Mana Sentezi ile Yaşam, Edep, Yaşama Sanatının İncelikleri, Gerçek Sevgiye Ulaştıran Yollar, Gerçek Eğitim gibi birçok konuda Sayın Sabri Tandoğan'ın engin hayat ve meslek tecrübesi ile dört ayrı fakültede hukuk, tıp, ilahiyat ve felsefe eğitimleri ve okuduğu binlerce kitabın sonucunda vardığı özetin özeti bilgilerin imbikten süzülürcesine çok akıcı bir üslupla bölümler halinde sunulduğu eşsiz başucu kaynağınız: GÖNÜL SOHBETLERİ KİTAPLARI (Toplam 14 Cilt) SİPARİŞ İÇİN: Saygıdeğer Blog Dostlarımız, Sayın Sabri Tandoğan’ın Gönül Sohbetleri Kitaplarının 1.-14. Ciltlerinin yurt içi ve yurt dışından siparişi için Kızılay'da Hitabevi Yayıncılık’tan Sayın Erdal Eş Bey’le görüşülebilir. Bunun yanı sıra Ankara’da Akçağ Kitabevi, Bilgi Kitabevi (Sakarya Caddesi girişi) ve Diyanet Yayınevinde bütün ciltler satışa sunulmuştur. Sayın Sabri Tandoğan'ın Rahmetli Eşi Rana Tandoğan Hanımefendi'nin Günlüğümden adlı eseri de aynı yollarla temin edilebilir veya sipariş verilebilir. Saygıyla duyurulur. İletişim: Erdal Eş Hitabevi Yayıncılık Telefon: (0312)435 5566 veya 0507 243 5088 Devamı

16 01 2014

KENDİ KENDİSİYLE MUTLU OLMAK

KENDİ KENDİSİYLE MUTLU OLMAK |  görsel 1

"Önemli olan bir insanın her şeyden önce kendi iç dünyasında bir nizam, bir ahenk kurabilmesidir. Kendi kendisiyle sulh ve sükûn içinde olmayan bir insan, hayatla da uyum içinde olamaz. Bunun için nasıl fırtınalı havalarda gemiler sığınacakları sâkin bir liman ararlarsa, insanların da buhranlı, bunalımlı, sıkıntılı günlerinde sığınacakları imân kalelerinin olması gerekir. Hayat olayları karşısında acaba İslâmî bir tavır takınabiliyor muyuz? Bir problem karşısında kaldığımız zaman, acaba “Peygamberimiz böyle bir durumda nasıl bir tavır takınmıştı, nasıl bir çözüm yolu bulmuştu?” diyebiliyor muyuz? Acaba hayata geliş nedenimizi, nasıl hareket etmemiz gerektiğini hiç düşündük mü? Çevrenizde kültürlü bildiğiniz insanlara bir sorun: “Hayat nedir? Yaşamak nedir? Varoluş nedir? Nasıl bir hayat yaşayalım ki sonunda pişman olmayalım? Son nefesimizin yaklaştığını görünce, ‘Eyvah, pişman olduk’ demeyelim?” Acaba kaçı bu sorulara doğru cevap verebilir?" SABRİ TANDOĞAN Devamı

31 12 2013

ÇOCUK EĞİTİMİ HAKKINDA

ÇOCUK EĞİTİMİ HAKKINDA |  görsel 1

"Çocuk ruhunu çelişkiler kadar alt üst eden hiçbir şey yoktur. Bir çocuk, annem söylüyorsa doğrudur, babam söylüyorsa doğrudur, diyebiliyorsa, şartlar ne kadar olumsuz da olsa, o çocuk iyi yetişir. Önemli olan annenin ve babanın sözleriyle davranışları arasında çelişki olmamasıdır. Görüyoruz, şahit oluyoruz, okuyoruz. Nice fakir ailelerde tertemiz, pırıl pırıl, dünya güzeli çocuklar yetişiyor. Nice zengin, çok zengin ailelerden de fevkalâde kötü, rezil çocuklar ortaya çıkıyor. Önemli olan aile atmosferi içindeki mâ­nevi hava. Eğer o havada sevgi varsa, saygı varsa, dostluk, arkadaşlık, yardımlaşma varsa, o çocuk kuru ekmek de yese pırıl pırıl yetişir. Nitekim saray gibi evlerde yetişen nice çocuklar, bu mânevi güzellikleri bulamadıkları zaman, sevgiden, saygı­dan, şefkâtten uzak yetiştirildikleri zaman, bazen vahşi bir cana­vardan daha tehlikeli oluyorlar. Adlî istatistikleri inceleyenler görürler ki, zenginlerin içindeki intihar oranı fakirlere göre çok daha fazladır. Kendi çocuklarına, çevrelerindeki çocuklara fiilleriyle örnek olanlara ne mutlu. Allah onlardan razı olsun." SABRİ TANDOĞAN Devamı

31 12 2013

YENİ YIL MESAJI

YENİ YIL MESAJI |  görsel 1

YENİ YIL MESAJI Telefon çaldı, açtım. YOYAV’ın değerli başkanı, aziz dost İbrahim Ateş’in tatlı, yumuşak, ipeksi sesi... “Sabri Bey, YOYAV Dergisi’nin yeni sayısı için bir yazı rica ediyorum. Konu yeni yıl olsun”, dedi. Ben de Allah nasip etsin, dedim ve yazmak için oturdum. Genellikle birçok kimseler yeni bir yıla girerken bir takım kararlar alırlar. Uygulanır, uygulanmaz, o ayrı mesele. Önce işe bir genel af ile başlasak nasıl olur acaba? Allahım desek, şu ana kadar beni kıran, inciten, üzen, ağlatan ne kadar insan varsa senin aşkına, Resul’unun aşkına hepsini bağışlıyorum. Sen de bağışla Yarabbi. Eğer onlarda bir hakkım kalmışsa hepsine ana sütü gibi helal ediyorum. Allahım, O insanların iki dünyasını cennet et, çocuklarının mürüvvetini göster. Onları yaşadıkları toplumda ençok sevilen, sayılan, el üstünde tutulan insanlardan eyle. İnsanın kendine yapacağı en büyük iyilik önce işe kendi kafasını ve gönlünü temizlemekle başlamasıdır. İç dünyamızı kirlerden, pisliklerden, düşmanlıklardan arıtmak olmalıdır. İnsan gönlü öyle muhteşem bir mabet ki, en ufak bir kin, nefret, düşmanlık, intikam duygusu manevi tekamülümüze engel olur. İnsan bu durumda ne yaparsa yapsın mana aleminde yol alamaz, ilerleyemez. İnsanın gönül alemi kinler ve nefretlerle doluyken değil manevi, maddi güzellikleri bile göremez, algılayamaz, özümleyemez. Büyük mutasavvuf Mısri Niyazi Hazretleri ne güzel söylüyor: “Ben sanırdım halk içinde hiç bana yar kalmamış Ben, beni terk eyledim gördüm ki ağyar kalmamış” Dikkat edeceğimiz ikinci husus; gerek aile içinde, gerek iş muhitinde, gerek sosyal hayatta uyum içinde yaşamaktır. İnsanları ve hayatı oldukları ... Devamı

24 12 2013

YAŞAMA SANATINI ÖĞRENMEK İSTEYENLER İÇİN

YAŞAMA SANATINI ÖĞRENMEK İSTEYENLER İÇİN |  görsel 1

Stres, Bunalım ve Yalnızlıktan Kurtulmanın En Gerçekçi Yolları, Ailede Mutluluk, Çocuk Eğitimi, İnsanı ve Hayatı Anlamak, Eş Seçimi, Kadınlık Sanatı, Manevi Hayat, Sosyal Yaşamda İyi İlişkiler Kurabilmenin Sırları, Madde ve Mana Sentezi ile Yaşam, Edep, Yaşama Sanatının İncelikleri, Gerçek Sevgiye Ulaştıran Yollar, Gerçek Eğitim gibi birçok konuda Sayın Sabri Tandoğan'ın engin hayat ve meslek tecrübesi ile dört ayrı fakültede hukuk, tıp, ilahiyat ve felsefe eğitimleri ve okuduğu binlerce kitabın sonucunda vardığı özetin özeti bilgilerin imbikten süzülürcesine çok akıcı bir üslupla bölümler halinde sunulduğu eşsiz başucu kaynağınız: GÖNÜL SOHBETLERİ KİTAPLARI (Toplam 14 Cilt) SİPARİŞ İÇİN: Saygıdeğer Blog Dostlarımız, Sayın Sabri Tandoğan’ın Gönül Sohbetleri Kitaplarının 1.-14. Ciltlerinin yurt içi ve yurt dışından siparişi için Kızılay'da Hitabevi Yayıncılık’tan Sayın Erdal Eş Bey’le görüşülebilir. Bunun yanı sıra Ankara’da Akçağ Kitabevi, Bilgi Kitabevi (Sakarya Caddesi girişi) ve Diyanet Yayınevinde bütün ciltler satışa sunulmuştur. Sayın Sabri Tandoğan'ın Rahmetli Eşi Rana Tandoğan Hanımefendi'nin Günlüğümden adlı eseri de aynı yollarla temin edilebilir veya sipariş verilebilir. Saygıyla duyurulur. İletişim: Erdal Eş Hitabevi Yayıncılık Telefon: (0312)435 5566 veya 0507 243 5088 CİLT BEDELİ: 8 TL (CİLTLER TEK TEK SİPARİŞ VERİLEBİLİR) Devamı

23 12 2013

ÇOCUK EĞİTİMİ-GÜZEL ÖRNEK OLMANIN ÖNEMİ

ÇOCUK EĞİTİMİ-GÜZEL ÖRNEK OLMANIN ÖNEMİ |  görsel 1

"Annemle arkadaş gibiydik. Gece yarısı on ikide onunla evin tahtalarını ovardık sert tahta fırçası ile. Annem beni dört buçuk yaşında pazara göndermişti. Pazarcı hepsi çürük olanları koymuş sadece birisi sağlam çıktı domateslerin. Annem onu çıkarıp yıkadı ve “Bak oğlum ne güzel domates almışsın, bundan sonra dikkat edersen hepsini böyle en güzel olanlarından seçebilirsin” dedi. Getirdiğim çürük domatesler için beni eleştirmedi. O günden sonra pazara her gittiğimde malın en iyisini almaya başladım. Esnafın benden ödü kopuyordu. Bozuk mal satanları daha beş yaşımda gider zabıta amirine şikayet ederdim. Komşular alış verişlerini bana yaptırırlardı. İlk çorbamı dört buçuk yaşında pişirdim. Annem hastalanmıştı. Ona maydanozlu bir pirinç çorbası pişirdim. Tadı hala damağımdadır. Annem öğretmendi, okuldan geç gelirdi. Ben okuldan eve gelince evi siler süpürür, toz alır, sobayı yakar, biraz odun, çıra yarar, sonra akşam eve ne pişecekse gider ona göre alış veriş yapardım. Eğer fasulye, nohut gibi bir şey pişecekse onu ıslatır sobanın üzerine bırakırdım. Annem çok kültürlü bir hanımdı. Beni küçük yaşlarımdan itibaren hayata hazırladı. Bana sorumluluklar verdi. Çocuğa çok küçük yaşlardan itibaren sorumluluk vermek gerekiyor. Ama bugün bunu yapan kaç anne var? Uzun gözlemlerimden sonra çocuk eğitiminde en önemli hususun “güzel örnek olmak” olduğu sonucuna vardım. İnsanlar sözlere değil davranışlara bakarlar. Çocuğa bir büyük insana hitap eder gibi hitabetmeli, ona saygı göstermeli. Bundan anlar mı diye düşünmemeli. Onlar her şeyi gayet iyi anlıyorlar. Yeri geldiği zaman bunlar en güzel şekilde ortaya ... Devamı

18 12 2013

STRES VE BUNALIMDAN KURTULMANIN EN KESTİRME YOLLARI

STRES VE BUNALIMDAN KURTULMANIN EN KESTİRME YOLLARI |  görsel 1

Stres, Bunalım ve Yalnızlıktan Kurtulmanın En Gerçekçi Yolları, Ailede Mutluluk, Çocuk Eğitimi, İnsanı ve Hayatı Anlamak, Eş Seçimi, Kadınlık Sanatı, Manevi Hayat, Sosyal Yaşamda İyi İlişkiler Kurabilmenin Sırları, Madde ve Mana Sentezi ile Yaşam, Edep, Yaşama Sanatının İncelikleri, Gerçek Sevgiye Ulaştıran Yollar, Gerçek Eğitim gibi birçok konuda Sayın Sabri Tandoğan'ın engin hayat ve meslek tecrübesi ile dört ayrı fakültede hukuk, tıp, ilahiyat ve felsefe eğitimleri ve okuduğu binlerce kitabın sonucunda vardığı özetin özeti bilgilerin imbikten süzülürcesine çok akıcı bir üslupla bölümler halinde sunulduğu eşsiz başucu kaynağınız: GÖNÜL SOHBETLERİ KİTAPLARI (Toplam 14 Cilt) SİPARİŞ İÇİN: Saygıdeğer Blog Dostlarımız, Sayın Sabri Tandoğan’ın Gönül Sohbetleri Kitaplarının 1.-14. Ciltlerinin yurt içi ve yurt dışından siparişi için Kızılay'da Hitabevi Yayıncılık’tan Sayın Erdal Eş Bey’le görüşülebilir. Bunun yanı sıra Ankara’da Akçağ Kitabevi, Bilgi Kitabevi (Sakarya Caddesi girişi) ve Diyanet Yayınevinde bütün ciltler satışa sunulmuştur. Sayın Sabri Tandoğan'ın Rahmetli Eşi Rana Tandoğan Hanımefendi'nin Günlüğümden adlı eseri de aynı yollarla temin edilebilir veya sipariş verilebilir. Saygıyla duyurulur. İletişim: Erdal Eş Hitabevi Yayıncılık Telefon: (0312)435 5566 veya 0507 243 5088 CİLT BEDELİ: 8 TL (CİLTLER TEK TEK SİPARİŞ VERİLEBİLİR)     Devamı