18 12 2013

ALLAH KULUNA KAFİDİR

ALLAH KULUNA KAFİDİR |  görsel 1

"Şunu unutmayalım, hayata gelip giden hiçkimse herkes tarafından sevilmedi. Aynı şekilde bizi de sevmeyenler olacak. Bunlardan bize ne? Seven de sağolsun, sevmeyen de. Yarın Allah’ın huzuruna vardığımız zaman bizi tek tek yargılayacaklar. O halde telaşımız niye? Biz içimizi her zaman, her yerde Allah aşkıyla dolduralım. O, bize yeter. “Allah, kuluna kâfidir.” " SABRİ TANDOĞAN Devamı

18 12 2013

HER ŞEYDE ÖLÇÜ GÜZELDİR

HER ŞEYDE ÖLÇÜ GÜZELDİR |  görsel 1

"Her şeyde orta noktayı bulan, güzel insandır. Hayatın özü dengedir. Kimyada okumuştuk, H2O sudur. 2hidrojen, 1oksijen. O zaman su oluyor. 3Hidrojen olursa olmuyor. Çaya 1 veya 2 şeker ilâve edeceksin. 5 şeker katarsan, o çay içilmez. Yemeği çok yersen, obez olursun, hiç yemezsen anoraksiya... Her ikisi de insan vücudunu ne kadar çirkinleştiriyor. Hep orta karar. Yemeğe bir parça tuz atınca, tadı geliyor. Çok katarsan zehir gibi oluyor. Gerektiğinde susmak, gerektiğinde konuşmak güzeldir. Daimi susmak, daimi konuşmak ta yanlış. Dostluklar, arkadaşlıklar da hep denge, ölçü istiyor. "Seyrek git sen dostuna, kalksın ayak üstüne." diye bir atasözü vardır. Ya çok sık görüşülüp, ölçü kaçırılıyor, birbirini bıktırıyor, yahut tamamen görüşme erteleniyor, dostluk sona erdiriliyor. Bir dostunla ilişkini sürdürebilmek için, hep orta yolda gideceksin. Hergün, hergün gidersen olmaz. Hiç arayıp sormazsan gene olmaz. Aile içinde fertlerin birbirini sevip, sayması çok güzel. Ama birbirinin sınırlarını aşmamak kaydı ile... Yani hangi alanda olursa olsun, hayat hep vasatlar üzerine kurulmuş. İnsanların başına ne gelirse, bu ifrat ve tefritten geliyor. Hep vasat, hep orta yol...Vasatı koruyamayan insan, her şeyini kaybediyor." SABRİ TANDOĞAN Devamı

17 12 2013

AF, AF YİNE AF

AF, AF YİNE AF |  görsel 1

"Ebu Süfyan’ın hanımı Hind, kölesi Vahşi’ye dedi ki; “git Hz. Hamza’yı öldür, sonra onu parçala, sonra ciğerini çıkar, bir tabağa koy, bana getir.” “Baş­üstüne hanımım” dedi. Gitti, bir tuzağa düşürdü, o dünya güzeli insanı, nasıl kıydıysa öldürdü, parçaladı, ciğerini hanımına ge­tirdi. Bunu hepiniz biliyorsunuz. Şimdi Müslümanlar Medine’den Mekke’ye geliyorlar. Bir muhteşem İslâm ordusu. Vakur, son derece onurlu. Ödü koptu Mekkelilerin. “Eyvah” dediler, “Pey­gamber bizi öldürecek.” Hepsi af dilemek için kuyruğa girdi. Vahşi de girdi. Sıra Vahşi’ye geldi. Peygamber’in eğildi, ayak­larını öptü, “aman Efendim” dedi, “ben bir hata ettim, beni af­fedin.” “Benim yaptığım hata affedilmez ama Siz affedin” dedi. Peygamber Efendimiz, Vahşi’yi kaldırdı, “Tamam” dedi, “seni affettim.” Düşünün. Peygamberin hayatta en sevdiği bir iki in­sandan birisi Hz. Hamza idi. Ama onun katilini bile affetti. Yani şunu demek istiyorum efendim. Hepimiz ölümlü kalımlı bir dünyada yaşıyoruz. Yarına kim çıkar, kim kalır hiç belli olmaz. Ama bu­günden itibaren biz, iç dünyamızı arıtsak, temizlesek, bu küs­künlükleri, kırgınlıkları, dargınlıkları bir tarafa bıraksak, muhak­kak ki haklı taraflarımız vardır kırılmakta, üzülmekte. Ama ne olur bir kenara bıraksak efendim, affetsek, affedici olsak. Ve yarın sabahleyin uyandığımız zaman, sanki dünyaya yeni gel­miş gibi tertemiz bir gönül ile uyansak ne kaybederiz sorarım size? Ve bunu yapmamak için bir sebep var mı? Yunus Emre bir şiirinde diyor ki; “Seni deli eden şey yine sendedir sen­... Devamı

17 12 2013

AFFETMEKTEKİ SIR

AFFETMEKTEKİ SIR |  görsel 1

"Çocukluğumuzdan beri işitiriz. İyilik de dönücü, kötülük de dönücü derler. Bizler bunun bir bilincine varabilsek. Genel olarak herkes için güzel şeyler düşünsek, onlar için hayır dua etsek ne kaybederiz? Bazıları hemen itiraz ediyor. Efendim diyorlar, o bizi kırdı, incitti, gücendirdi. Ona nasıl hayır dua edebiliriz? İşte asıl mesele burada. Bir kimse ki ne zaman kendini üzen, uykusuz bırakan, ıstırap çektiren insanlar için hayır dua etmeye başlarsa o zaman tekamül yolunda olduğunu anlayabilir. Nakşi Hazretleri şöyle buyuruyor: “Eller yahşi, biz yaman Eller buğday, biz saman” Bir insanın en asil işi düşmanını sevmek olmalıdır. Varsın onlar bizi sevmesin. Şöyle de düşünebiliriz: Onlar haklı, bizim sevilecek neremiz var. Haklı olarak bizi beğenmiyorlar, sevmiyorlar, istemiyorlar. Ama o değerli bir insan. Allah onun iki dünyasını cennet etsin. Tuttuğu altın olsun. Bütün günleri huzur ve mutlulukla dolsun, dersek ne olur biliyor musunuz? Bu dualar döner bize gelir. Aynı zamanda iç dünyamızı kinlerle, nefretlerle, düşmanlıklarla karartmamış oluruz. Bir ilahi vardır, bir yerinde “Padişah konmaz saraya, hane ma’mur olmadan” denir. Biz davranışlarımızı onun, bunun çarpık, çurpuk, yalan yanlış tavrına göre değil Allah’ın ve Peygamberin gösterdiği şekilde ayarlamak durumundayız. Onun için Peygamberimiz ne yaptıysa biz de onu yapalım. Yüce Resulümüz sevgili amcası Hz. Hamza’yı öldüren, ciğerini çıkaran, onu Ebu Süfyan’ın hanımı Hind’e sunan Vahşi’yi bile affetti. Peki biz kim oluyoruz? Falanca bizi kırdı diye içimizi kinle, nefretle dolduruyoruz hayatta bundan büyük aptallık olur mu? Başkalarının yanlış davranışları iç... Devamı

17 12 2013

KENDİNİZE BİR İYİLİK YAPIN

KENDİNİZE BİR İYİLİK YAPIN |  görsel 1

"İnsanın kendine yapacağı en büyük iyilik, önce işe kendi kafasını ve gönlünü temizlemekle başlamasıdır. İç dünyamızı kirlerden, pisliklerden, düşmanlıklardan arıtmak olmalıdır. İnsan gönlü öyle muhteşem bir mâbet ki, en ufak bir kin, nefret, düşmanlık, intikam duygusu mânevi tekâmülümüze engel olur. İnsan bu durumda ne yaparsa yapsın, mânâ âleminde yol alamaz, ilerleyemez. İnsanın gönül âlemi kinler ve nefretlerle doluyken, değil mânevi, maddi güzellikleri bile göremez, algı­layamaz, özümleyemez. Büyük mutasavvıf Mısrî Niyazi Haz­retleri ne güzel söylüyor: “Ben sanırdım halk içinde hiç bana yâr kalmamış Ben beni terk eyledim gördüm ki ağyâr(düşman) kalmamış” SABRİ TANDOĞAN Devamı

16 12 2013

GÜZEL BİR SUNUM...

GÜZEL BİR SUNUM... |  görsel 1

www.gonulsohbetleri.net/html/sizden_gelenler/SAYIN-SABRI-TANDOGANIN-GONULSOHBETLERINDEN.ppt Devamı

13 12 2013

SÖYLENEN SÖZ VÜCUT BULUR

SÖYLENEN SÖZ VÜCUT BULUR |  görsel 1

"Tasavvufta 'Söylenen söz vücud bulur' denir. O nedenle söylenen söze dikkat etmeli, her şey olumlu yönü vurgulanarak söylenmelidir. Çocuğa senden adam olmaz dersek, o çocuk adam olmaz. Onun yerine benim oğlum,kızım büyük adam olacak, güzel hizmetler yapacak demeli. " Sabri Tandoğan Devamı

12 12 2013

O HALDE NE BEKLİYORUZ???

O HALDE NE BEKLİYORUZ??? |  görsel 1

Hepimizin günleri sayılı. Hiçbirimiz sabaha çıkacağımızı bilmiyoruz. Hâl böyleyken bu kırgınlıklara, küskünlüklere ne lüzum var? Yunus, “Seni deli eden şey yine sendedir sende.” der. Oysa bugün pek çok insan mutsuzluğunun, huzursuzluğunun sebebini hep karşısındaki insanlarda arıyor. Öyle bir hayat yaşayalım ki, kalbimizi ve kafamızı kinlerden, düşmanlıklardan, nefretlerden, intikam duygularından koruyalım. Tek istisna olmadan yer yüzündeki bütün insanları, bütün hayvanları, bütün bitkileri Muhammedî bir aşkla kucaklıyalım. Yunus, bir başka şiirinde ne güzel söylüyor: “Gelin tanış olalım İşi kolay kılalım Sevelim, sevilelim Dünya kimseye kalmaz” O halde ne bekliyoruz? SABRİ TANDOĞAN http://www.gonulsohbetleri.net Devamı

11 12 2013

SIMSICAK BİR MERHABA DEYİN

SIMSICAK BİR MERHABA DEYİN |  görsel 1

“Sımsıcak bir merhaba diyecektim, Başımı, usulca dizine koyacaktım.” Atilla İlhan Devamı

11 12 2013

STRES VE BUNALIMDAN KURTULMAK İSTEYENLER İÇİN KİTAP

STRES VE BUNALIMDAN KURTULMAK İSTEYENLER  İÇİN KİTAP |  görsel 1

Stres, Bunalım ve Yalnızlıktan Kurtulmanın En Gerçekçi Yolları, Ailede Mutluluk, Çocuk Eğitimi, İnsanı ve Hayatı Anlamak, Eş Seçimi, Kadınlık Sanatı, Manevi Hayat, Sosyal Yaşamda İyi İlişkiler Kurabilmenin Sırları, Madde ve Mana Sentezi ile Yaşam, Edep, Yaşama Sanatının İncelikleri, Gerçek Sevgiye Ulaştıran Yollar, Gerçek Eğitim gibi birçok konuda Sayın Sabri Tandoğan'ın engin hayat ve meslek tecrübesi ile dört ayrı fakültede hukuk, tıp, ilahiyat ve felsefe eğitimleri ve okuduğu binlerce kitabın sonucunda vardığı özetin özeti bilgilerin imbikten süzülürcesine çok akıcı bir üslupla bölümler halinde sunulduğu eşsiz başucu kaynağınız: GÖNÜL SOHBETLERİ KİTAPLARI (Toplam 14 Cilt) SİPARİŞ İÇİN: Saygıdeğer Blog Dostlarımız, Sayın Sabri Tandoğan’ın Gönül Sohbetleri Kitaplarının 1.-14. Ciltlerinin yurt içi ve yurt dışından siparişi için Kızılay'da Hitabevi Yayıncılık’tan Sayın Erdal Eş Bey’le görüşülebilir. Bunun yanı sıra Ankara’da Akçağ Kitabevi, Bilgi Kitabevi (Sakarya Caddesi girişi) ve Diyanet Yayınevinde bütün ciltler satışa sunulmuştur. Sayın Sabri Tandoğan'ın Rahmetli Eşi Rana Tandoğan Hanımefendi'nin Günlüğümden adlı eseri de aynı yollarla temin edilebilir veya sipariş verilebilir. Saygıyla duyurulur. İletişim: Erdal Eş Hitabevi Yayıncılık Telefon: (0312)435 5566 veya 0507 243 5088 Devamı

11 12 2013

GÖREN GÖZ DEĞİL GÖNÜLDÜR

GÖREN GÖZ DEĞİL GÖNÜLDÜR |  görsel 1

"Yunus Emre bir şiirinde “Gören göz değil gönüldür.” diyor. İnsanın gönül gözü açılmadıktan sonra gözleriyle yalnız zâhirde olanı, şekilde olanı görebilir. Görmek olayı, öyle muhteşemdir ki; onu yalnız görme organı olan gözle sınırlandırmak bizi çok büyük yanılgılara götürür. Görmek olayının içine işitme organı, dokunma organı, koklama organı dâhildir. Çok değerli şâir ve saz sanatkârı Âşık Veysel’e İstanbul’dan bir doktor haber yollar: “Veysel, seni çok seviyorum. Karar ver, İstanbul’dan araba göndereyim, seni buraya getirtip kendi hastanemde ameliyat ettireyim, gözlerini açtırayım. Tedaviden sonra yine kendi arabamla köyüne göndereyim.” Veysel cevap verir: “Sayın doktorum ilgine çok teşekkür ederim. Ama benim dünyam o kadar güzel ki; müsaade et, ben o güzellikler içinde yaşayayım.” der. Bu olaydan hepimizin öğreneceği nice dersler vardır. Aşık Veysel, bir şiirinde “Güzelliğin on para etmez, bu bendeki aşk olmasa; Eğlenecek yer bulaman, gönlümdeki köşk olmasa.” der. Asıl güzellik insanın iç âlemindedir." SABRİ TANDOĞAN Devamı

10 12 2013

BÜTÜN ZORLUKLAR GEÇİCİDİR

BÜTÜN ZORLUKLAR GEÇİCİDİR |  görsel 1

"Bütün kapılar, sabır ve ümit anahtarı ile açılır. Her sıkıntı fâ­nidir. Ömür yapılan işi, yaşanılan hayatı, dert haline değil, zevk haline getirmekle tatlılaşır. Dert olmayanı dert etmek, en küçük olayları bile fâcia haline getirmek, her vesile ile sinirli ve gergin bir hava yaratmak, hayatı kendine de etrafına da cehennem etmektir. Unutmayalım ki, kuru çeşmelerin başına kimse gitmez." SABRİ TANDOĞAN http://www.gonulsohbetleri.net Devamı

10 12 2013

HER AN BİR GÜZELLİĞİ DOYA DOYA YAŞAMAK

HER AN BİR GÜZELLİĞİ DOYA DOYA YAŞAMAK |  görsel 1

"Kur’an-ı Kerim’de “Ne yana bakarsan bak, Allah’ın vechi (güzelliği) oradadır.” Buyruluyor. Yaptığınız her işte, gördüğünüz her insanda o güzellliği görmeye çalışın. Düşünün, Yüce Allah on binlerce çeşit çiçek yaratmış. Niçin? Bütün o harikulade güzellikler bizim bakıp hayran olmamız için değil mi? Şu anda karşımda Milet’in Sabah Duası isimli tablosu var. Mekan bir tarla. Bir kadın ve bir erkek güneşin doğmasını sonsuz bir edep, saygı ve huşu ile selamlıyorlar. Yirmi yıldır bakıyorum, o tablonun güzelliğine doyamıyorum. Rahmetli eşim Rana Hanım ile kırk dört yıl evli kaldık, ona her gün baktım, ayrı bir güzellik gördüm. Kırk dört yıl bu güzellik bitmedi. Yanımız yöremiz hep sayısız güzelliklerle dolu. Şu anda ayaklarımın altında bir Ladik halısı var. Ona kırk yıldır bakıyorum, nakışlarındaki güzelliğe doyamadım. Yanında Leonardo De Vinci’nin Mona Lisa tablosu var. Ortaokul birinci sınıfta iken resim öğretmenimiz Sema Hanım göstermişti. O günden beri her gün o resme bakarım. Daha doyamadım. Her an sanki bir cennet hayatı yaşıyoruz. Yüce Rabbimiz doğduğumuz günden beri nice nimetlerini, güzelliklerini bize her an gösteriyor. Ah, biz de uyanık olabilsek, günlük hayatımızın derbederliğinden, savrukluğundan kurtulabilsek, beş para etmez işlere kafamızı takıp etrafımızdakilere çehre surat yaparak, sert bir ses tonuyla onları inciterek güzellikleri heba etmesek. “Ne olur kirlenmesek, temiz kalsaydık Dünyanın aldatıcı renklerinden soyunsaydık. Güvercinler gibi böyle saf Şadırvanlarda kanat çırpsaydık...” Selam, sevgi ve saygı ile." Sabri Tandoğan... Devamı

06 12 2013

Hayat Arkadaşımızı Seçerken...

Hayat Arkadaşımızı Seçerken... |  görsel 1

  Eş seçiminde asıl dikkât edilmesi gereken hususlar, ne yazık ki gözden uzak tutuluyor. İki eşin dinleri, inanışları, aile görgüleri, yetiştikleri ortam farklı ise, kesinlikle o ailede huzur ve mutluluk olacağına inanmıyorum. Aksini iddia edenler ne yazık ki ezbere konuşuyorlar. Bu, o kadar önemli bir faktör ki. Hele çocuk olduktan sonra en büyük anlaşmazlık ortaya çıkıyor. Çocuğa hangi inanç aşılanacak? Çocuk hangi kriterlere göre yetiştirilecek? Kadın “Ben anneyim,” diyor. “Onu dokuz ay karnımda taşıdım. Onu geceli gündüzlü olağanüstü bir çaba ile ben yetiştiriyorum. O sabahtan akşama kadar benim etkim altında. Tabiidir ki benim dediğim olacak.” Erkek buna şiddetle karşı çıkıyor. “Hayır,” diyor. “Ben bu evin erkeğiyim. Reisiyim. Babasıyım. Benim dediğim olacak. Çocuk, benim inancıma göre yetiştirilecek.” Haydi bakalım, çıkın işin içinden. Pek tabi, bu içinden çıkılmaz durum mahkemeye intikal ediyor. On binlerce dosyaya bir dosya daha ilâve ediliyor. Ne yazık ki günümüzde kızın fiziksel güzelliği, erkeğin cebinin dolgunluğu hep ön plânda oluyor. Sigara içen, içki içen, kumar oynayan, mâlum kadınlara giden erkekler için bile bile, göz göre göre “Aa,” diyorlar, “Adamın malı, mülkü var. Parası var, dövizi var. Mevkii, makâmı var.” Başka söz söylemiyorlar. Bir erkek şurada, burada gördüğü güzel bir kıza hemen tutuluveriyor. Evet, o kızın şurası burası güzel olabilir ama aynı zamanda edepli mi? Saygılı mı? Büyüklerine hürmetkâr mı? Kültür durumu nasıl? Onun şu veya bu okulda okuması kesinlikle onun bir kültüre sahip olduğunu göstermez. B&... Devamı

04 12 2013

ÖRNEK BİR HANIMEFENDİ

ÖRNEK BİR HANIMEFENDİ |  görsel 1

Kırk dört yıllık hayat arkadaşım merhum Rânâ Hanım, 14 Şubat sabahı Rahmet-i Rahman’a kavuştu. Allah gani gani rahmet eylesin. Allah’ın nuru, Peygamber’in şefaati üzerine ol­sun. Kırk dört yıllık evliliğimiz süresince Rânâ Hanım’a sadece sevgi, saygı ve hayranlık duydum. Zaman zaman düşünürdüm. Acaba Rânâ Hanım bir insan mı, yoksa gökten inen bir melek mi? Bir insanın bu kadar asil, bu kadar kibar, bu kadar hanım­efendi olacağı tasavvur bile edilemezdi. Dâima Allah’la beraber yaşadı. Allah aşkının somut bir örneği olarak yaşadı. Kırk dört yıl içinde bana bir kere abdestsiz çorba pişirmedi. Aramızda bir kere bile kavga, gürültü, münâkaşa olmadı. O, sadece bana karşı değil, herkese karşı bir melek gibiydi. Ufacık çocuklara da, yaşlı insanlara da, hep edep, saygı ve güzellik içinde davrandı. Kırk dört yıllık evliliğimiz süresince ağzından bir kere küfür, argo, kaba bir kelime çıkmadı. Hayatın bütün durumlarında aynı kaldı. Sanki edebin, inceliğin, zarâfetin erişilmez bir örneği idi. Bir kere dahi ağzından bir gıybet sözü çıkmadı. Hayatı boyunca kıskançlık duymadı. Bir günün namazını ertesi güne bırakmadı. Danıştay Savcılığından emekli oldu. Gündüz kılamadığı namaz­larını akşam eve geldikten sonra kazâ ederdi. On sekiz yaşında yakalandığı ülser, hayat boyu devam etti. Bir gün dahi orucunu tutmamazlık etmedi. Her zaman aynı şeyi söylerdi. Midesinin en rahat olduğu zamanın Ramazan olduğunu, bu mübârek ayda huzura kavuştuğunu, midesiyle ilgili en ufak bir şikâyeti olma­dığını söylerdi. Yardım etmek, hangi yaşta, statüde olursa ol­sun, insanları memnun etmek, sevindirmek en çok zevk aldığı bir durumdu. Bu yolda hep kafa... Devamı

03 12 2013

STRES VE BUNALIMDAN KURTULMANIN EN GERÇEKÇİ YOLLARI BU KİTAPTA

STRES VE BUNALIMDAN KURTULMANIN EN GERÇEKÇİ YOLLARI BU KİTAPTA |  görsel 1

Stres, Bunalım ve Yalnızlıktan Kurtulmanın En Gerçekçi Yolları, Ailede Mutluluk, Çocuk Eğitimi, İnsanı ve Hayatı Anlamak, Eş Seçimi, Kadınlık Sanatı, Manevi Hayat, Sosyal Yaşamda İyi İlişkiler Kurabilmenin Sırları, Madde ve Mana Sentezi ile Yaşam, Edep, Yaşama Sanatının İncelikleri, Gerçek Sevgiye Ulaştıran Yollar, Gerçek Eğitim gibi birçok konuda Sayın Sabri Tandoğan'ın engin hayat ve meslek tecrübesi ile dört ayrı fakültede hukuk, tıp, ilahiyat ve felsefe eğitimleri ve okuduğu binlerce kitabın sonucunda vardığı özetin özeti bilgilerin imbikten süzülürcesine çok akıcı bir üslupla bölümler halinde sunulduğu eşsiz başucu kaynağınız: GÖNÜL SOHBETLERİ KİTAPLARI (Toplam 14 Cilt) SİPARİŞ İÇİN: Saygıdeğer Blog Dostlarımız, Sayın Sabri Tandoğan’ın Gönül Sohbetleri Kitaplarının 1.-14. Ciltlerinin yurt içi ve yurt dışından siparişi için Kızılay'da Hitabevi Yayıncılık’tan Sayın Erdal Eş Bey’le görüşülebilir. Bunun yanı sıra Ankara’da Akçağ Kitabevi, Bilgi Kitabevi (Sakarya Caddesi girişi) ve Diyanet Yayınevinde bütün ciltler satışa sunulmuştur. Sayın Sabri Tandoğan'ın Rahmetli Eşi Rana Tandoğan Hanımefendi'nin Günlüğümden adlı eseri de aynı yollarla temin edilebilir veya sipariş verilebilir. Saygıyla duyurulur. İletişim: Erdal Eş Hitabevi Yayıncılık Telefon: (0312)435 5566 veya 0507 243 5088 Devamı

03 12 2013

BUNALIM VE STRESTEN KURTULMANIN EN GERÇEKÇİ ÇÖZÜMLERİ BU KİTAPTA

BUNALIM VE STRESTEN KURTULMANIN EN GERÇEKÇİ ÇÖZÜMLERİ BU KİTAPTA |  görsel 1

Stres ve Bunalımdan Çıkmanın En Gerçekçi Yolları, Ailede Mutluluk, Çocuk Eğitimi, İnsanı ve Hayatı Anlamak, Eş Seçimi, Kadınlık Sanatı, Manevi Hayat, Sosyal Yaşamda İyi İlişkiler Kurabilmenin Sırları, Madde ve Mana Sentezi ile Yaşam, Edep, Yaşama Sanatının İncelikleri, Gerçek Sevgiye Ulaştıran Yollar, Gerçek Eğitim gibi birçok konuda Sayın Sabri Tandoğan'ın engin hayat ve meslek tecrübesi ile dört ayrı fakültede hukuk, tıp, ilahiyat ve felsefe eğitimleri ve okuduğu binlerce kitabın sonucunda vardığı özetin özeti bilgilerin imbikten süzülürcesine çok akıcı bir üslupla bölümler halinde sunulduğu eşsiz başucu kaynağınız: GÖNÜL SOHBETLERİ KİTAPLARI (Toplam 14 Cilt) SİPARİŞ İÇİN: Saygıdeğer Blog Sitesi Dostlarımız, Sayın Sabri Tandoğan’ın Gönül Sohbetleri Kitaplarının 1.-14. Ciltlerinin yurtiçi ve yurtdışından siparişi için Kızılay'da Hitabevi Yayıncılık’tan Sayın Erdal Eş Bey’le görüşülebilir. Bunun yanı sıra Ankara’da Akçağ Kitabevi, Bilgi Kitabevi (Sakarya Caddesi girişi) ve Diyanet Yayınevinde bütün ciltler satışa sunulmuştur. Sayın Sabri Tandoğan'ın Rahmetli Eşi Rana Tandoğan Hanımefendi'nin Günlüğümden adlı eseri de aynı yollarla temin edilebilir veya sipariş verilebilir. Saygıyla duyurulur. İletişim: Erdal Eş Hitabevi Yayıncılık Telefon: (0312)435 5566 veya 0507 243 5088 Devamı

03 12 2013

KARAMSARLIK HASTALIĞI

KARAMSARLIK HASTALIĞI |  görsel 1

Dikkat edin çevremize, pek çok insanın bu amansız hastalığa yakalandığını göreceksiniz. Her şeyi kara görme, olumsuz yönünden alma, bulaşıcı bir hastalık gibi insandan insana geçiyor; onları mutsuz bırakıp, yaşama sevincini yok ediyor, insanlarımız kendi kendilerini yokluğa, karanlığa mah­kûm ediyorlar... Üç beş kişi biraraya gelmeye görsün, kısa bir süre sonra, bir karamsarlık yarışı başlıyor. En karanlık, soluk alınmaz havayı kim çizerse o topluluğun yıldızı oluyor. Dağılırlarken hemen başlıyor ekilenlerin sonucu... Karamsarlık denilen zehirli illetin çıbanbaşı çıkmaya başlıyor bile... Omuzlarında bir çöküntü, gözlerinin feri kaçmış bir halde, neşesiz, umutsuz, umarsız dağılıyor insanlar evlerine... Ev sahibi, yine buyurun diyor, yine görüşelim... Evet, yine görüşelim, yani hayatı birbirimizin burnundan getirmek için içimizdeki ışığı söndürüp, iç dünyamızdaki varo­luşumuzdan gelen yaşama sevincini yok etmek için, yine ne mümkünse yapalım. Tepeden tırnağa karamsarlıkla öyle do­lalım ki, kolumuzu kıpırdatacak hâl kalmasın. Nefes almayalım. Evet sevgili okuyucular, durumu abartmıyorum. Sizlere yıllardır tanığı olduğum yüzlerce, binlerce olayın özetini sunuyorum. Sizler ne isim verirsiniz bilemem. Ama ben buna karamsarlık hastalığı diyorum ve ben durumun birçok hastalıktan daha kötü, daha tehlikeli olduğunu görüyorum. Adına yaşam denilen, o akıl almaz harikulâdeliklerden, o her an yeniden varolan pırıl pırıl güzelliklerden alabildiğine kaçmak, hep olumsuzdan yana ol­mak, her şeyi noksan görmek, gelecekten umudunu kesmek, hep neşesiz, hep tedirgin, hep bunalımlı olmak, sorarım sizlere hastalık değil de nedir? “Biri size gelir de, her biri birinden ... Devamı

19 11 2013

“İnsan sevdiği ile beraberdir.”

“İnsan sevdiği ile beraberdir.” |  görsel 1

İNSAN VE NEFİS Gönül sultanlarından Veysel Karânî Hz.lerine sordular: “Hâl nicedir. Nasıl vakit geçirirsin?” Cevap verdi: “Sabah olunca akşam, akşam olunca sabah beklemem. Her an ne gerekiyorsa onu yaparım. Ne iş tutarsam tutayım, her an Allah’la beraberim.” Yüce Peygamberimiz, ne güzel buyuruyor: “İnsan sevdiği ile beraberdir.” İrfan, Hak yolcularının iç âlemine vâkıf olmak demektir. Tek istisna olmadan bütün insanlar Allah’a muhtaçtırlar. Allah’ı bilen sever. Sevince de O’na uyar. Uyduktan sonra mâsiva ile ilgisini keser. Bir kimse her an, her yerde, her işte Allah ile beraber olursa, her kötü şey ondan uzak durur. Bir kimse Allah’tan uzak eden şeyleri bir yana atarsa, Hak’la olanlarla olur. Bir kimse kendine hedef olarak iyiyi, doğruyu, güzeli seçerse, hep hayırdan yana olursa, kendini nefsaniyetten uzak tutacak, her an kendini Rabbine yaklaştıracak mesuliyetler içinde olursa, Hak’la olur… Bütün günleri meşkle, ışıkla, mutlulukla dolar. Fazıl Hüsnü Dağlarca, “Çocuğum dua et geceleri İnsan uzaklaşabilir Allah’tan” diyor. Hakk’ın zikriyle dolan gönül, başka aldatıcı güzelliklere iltifat etmez. Kalp sırlarını saklayan, gayb âleminin sırlarına kavuşur. Bütün maksadını tek şeye bağlayana Allah yeter. Bir kimse Allah’ın rızası yolunda çalışırsa, başkalarının darılması onu üzmez. Kâinatın Efendisi, “Bir kimse sabaha çıktığında, kalbinde Allah’tan başkasını bulursa ona Allah’tan bir nasip yoktur.” Buyuruyor. Bir kimse Allah ile olursa, Allah’ın emrinde olursa, Allah da onun ihtiyaçlarını yerine getirir. Tövbe ile arayan mağfiretle bulur. Dua ile arayan, icabetle bulur. Sevgi ile arayan vusla... Devamı

15 11 2013

SEVELİM SEVİLELİM

SEVELİM SEVİLELİM |  görsel 1

"Geleceğin bütün çiçekleri, toprağa bugün atacağımız tohumlarda gizlidir. Allah, göklerin ve yerin nurudur. Nefsini bilen, Rabb'ini bilir. Bir tek kişi, kalbini ve kafasını iyilikler, güzellikler ve mutluluklarla doldurursa, dünyadaki her zerre bundan etkilenir. İnsan, büyük, yüce, sevgiye ve saygıya lâyık bir varlıktır. Kur'an-ı Kerim'de "İnsana saygı duymayanlar, şeytana mensupturlar" buyruluyor. Ruhun en çok yokluğunu hissettiği, özlemini duyduğu gıda sevgidir. Başkalarını sevmek ve dış âleme şefkat beslemek, insanın çok derin, rûhî bir ihtiyacıdır." Sabri Tandoğan Gönül Sohbetleri, 1-14.cilt Sipariş için: http://www.gonulsohbetleri.net sitesi duyurular bölümü   Devamı

22 10 2013

EDEP VE İNCELİK

EDEP VE İNCELİK |  görsel 1

Mevlânâ, “Edep, aklın dıştan görünüşüdür” diyor. Kırk yıldır bu tarifi düşünüyorum. Beni ürpertiyor. Edep kavramı üzerinde derinleştikçe, karşımıza yepyeni âlemler çıkıyor. Bazen hayatın en önemli olayı nedir diye düşündüğümde, yine edep çıkıyor karşıma. Hayatı güzelleştiren, aile hayatında olsun, meslek hayatında olsun, toplumsal hayatta olsun hep karşımıza çıkan, bizi mutlu eden veya mutsuz eden bir durum değil midir? Bazen edepsizce söylenen bir söz veya davranış, karşı tarafı ebediyyen mutsuz edebilir. Hepimizin en az ekmek kadar, su kadar muhtaç olduğumuz bir özelliktir, edep. Hayatın, varoluşun vazgeçilmez unsuru... Beş yaşında bir çocuktum. Rahmetli annem, “Oğlum, bakkal Hacı Efendiye git, bir kibrit al” dedi. Gittim. Dükkândan içeri girdim. “Hacı Amca” dedim, “bir kibrit verir misin?”. Bakkal Hacı Amcanın kaşları çatılmıştı. “Vermem” dedi, sebebini sordum. “Sen”, dedi, “dükkândan içeri girerken selâm vermedin. Selâm vermeyene kibrit de yok”. Utancımdan kıpkırmızı olmuştum. Özür diledim. Ne yapabileceğimi sordum. “Şimdi çık” dedi, “biraz dolaş, dükkâna yeniden gel. Kapıdan girerken selâm ver”. Dediklerini yaptım, bakkal Hacı Efendi kibriti uzattı, yalnız kibritin yanında bir de çikolata vardı. Aldım, teşekkür ettim. “Bu” dedi, “selâm vererek girmenin mükâfatı”. Olayı ömür boyu unutmadım. Ne zaman bir dükkâna, bir iş yerine, bir eve girsem aklıma Hacı Efendinin sözü gelir. Edep, hayata, yaşamaya, varoluşa renk veren, ışık veren, güzellik veren harikulâde bir unsur. İnsan hayatı bir serüven. Doğduğumuz andan... Devamı

07 10 2013

Günümüzün Bunalan İnsanlarına Çözümler GÖNÜL SOHBETLERİ Kitaplar

Günümüzün Bunalan İnsanlarına Çözümler GÖNÜL SOHBETLERİ Kitaplar |  görsel 1

Saygıdeğer Blog Sitesi Dostları, Sayın Sabri Tandoğan’ın yeni yayınlanan Gönül Sohbetleri Kitaplarının 13. Ve 14. Ciltlerinin yurtiçi ve yurtdışından siparişi için Hitabevi Yayıncılık’tan Sayın Erdal Eş Bey’le görüşülebilir. Diğer ciltler de aynı adresten sipariş verilebilecektir. Bunun yanı sıra yine Ankara’da Akçağ Kitabevi ve Bilgi Kitabevinde de 1-14. Ciltler satışa sunulmuştur. Sayın Sabri Tandoğan'ın Rahmetli Eşi Rana Tandoğan Hanımefendi'nin Günlüğümden adlı eseri de aynı yollarla sipariş verilebilir. Saygıyla duyurulur. İletişim: Erdal Eş Hitabevi Yayıncılık Telefon: (0312)435 5566  veya 0507 243 5088 Devamı

02 10 2013

Sayın Sabri Tandoğan’la bir Sohbetten Notlar - I

Sayın Sabri Tandoğan’la bir Sohbetten Notlar - I |  görsel 1

− Efendim, sizi ilk olarak bir televizyon konuşmanızı din­leyerek tanıdığımızda, insanların davranışlarını değerlendirirken olayların köklerine indiğinizi ve gerçek nedenlerine ulaşmaya çalıştığınızı farketmiştik. Başkaları, elindeki verilere göre bir kimseyi rahatça suçlu bulabilirken, siz öyle yapmıyor, onun yaşadığı olaylara bakarak davranışlarının arkasındaki nedenleri bulup çıkarmaya çalışıyordunuz. Meselâ şu anlamda bir şey söylemiştiniz bir konuşmanızda: “Acaba bir konuda suçladığı­mız bir kimsenin yaşadığı durumlarla biz de daha önce ha­yatımızda karşılaşmış olsak onunkinden daha başka bir tavır ortaya koyabilir miyiz? Hayatta kötü insan yoktur. Sadece içindeki güzellikleri ortaya çıkaramamış insan vardır. Çünkü istisnasız her insan içinde Muhammedî Nur taşır. Önemli olan onun içinde uyanmayı bekleyen güzellikleri harekete geçirebil­mek, ortaya çıkarabilmektir. Yoksa şu şöyleymiş, şu filân hatayı yapmış demekle bir yere varamayız...” İnsanı anlamak konusunda sizde şimdi de çok büyük bir tecessüs olduğuna şahit oluyoruz. Her an olaylar ve insanlar üzerinde tahliller, gözlemler yapıyorsunuz. Size sorulan sorulara cevaplar verirken, soruda geçen her kelime ve sorunun soruluş üslûbu bile size pek çok şeyi daha baştan anlatıyor... Peki, biz neden insanları anlamaya çalışmalıyız? İnsanları anlamak ha­yatta başarıyı ve mutluluğu da getiriyor diyebilir miyiz? − Öyle yavrum. Acaba ben böyle çevremdeki insanları anlayacak şekilde hassas ve dikkâtli davranmasaydım, iş ha­yatımda, aile hayatımda bu kadar mutlu olabilir miydim? Bazı kimseler hatalı bir davranışını görünce, o kimseyi hemen... Devamı

27 09 2013

Sağlık ve Huzura Giden Yollar

Sağlık ve Huzura Giden Yollar |  görsel 1

Anadolu insanı yüzyıllarca, dıştan daha çok içe, şekilden ziyade öze, maddeden çok mânâya önem verdiği için, hayatın getirdiği bütün zorluklara, çilelere, sıkıntılara göğüs germiş, nice çetin sınavlardan alnının akı ile, sağlıklı, güçlü, aydınlık pırıl pırıl çıkmıştır. Ben sağlığın, mutluluğun, dirençli olmanın, maddî şartları aşan, bir güzel, bir hoş, bir tertemiz gönlün ürünü oldu­ğunu düşünürüm. Umutsuz olmak, karamsar yaşamak, her şeyi şikâyet konusu yapmak, önüne gelene dert yanarak karan­lıkların yayıcısı olmak, bugüne kadar kime ne kazandırmıştır ki? Bunlar insanın mücadele etme gücünü azaltan durumlardır. İnsanlık böyle bir duygu ile yaşayamaz. Yunus “Her dem taze doğarız, bizden kim usanası” der. Bu tek mısraı nice yıllardır düşünür, üzerinde kafa yorar, ondan her gün yepyeni güzel­likler, incelikler, anlamlar çıkarırım. Hepimiz, bütün hayat her dem yeniden varoluyoruz. Yaradılış ve varoluş hayatın ilk ve en önemli özelliği. Varolmak ve sevmek. Sevmek... Sevmek... Deli­cesine, deliler gibi sevmek. Bütün kâinatı, yerdeki ottan, gök­yüzündeki Samanyolu’na kadar sevgiyle, saygıyla, hayret duy­gusuyla, edep ve incelikle kucaklayabilmek... Yaşamanın özü bu değil mi? “Sevdiğimi demez isem, sevgi derdi boğar beni” der Yunus Emre. Sevgiyle dolmayan, sevgiyle kalbi çarp­mayan, “Sevmek devam eden en güzel huyum” diyemeyen insanın, hayatın ve varoluşun korkunç güzelliği, ihtişamı karşı­sında “Benim bir karıncaya ulu nazarım vardır” diye ürper­meyen bir insanın, sağlıklı olabileceğini düşünebilir misiniz? Ak­lın alamayaca... Devamı

27 09 2013

ÖRNEK OLABİLMEK-2

ÖRNEK OLABİLMEK-2 |  görsel 1

Kâinatın Efendisi bir gün bir aileyi ziyarete gider, ev sahipleri çok memnun olurlar, sevinirler, bayram yaparlar. Evin küçük oğlu ilk defa gördüğü bu tezahürattan etkilenmiş, biraz çekinmiş ve ürkmüştür. Anne, “Haydi yavrum,” der, “git, Peygamber Efendimizin elini öp.” Fakat çocuk öyle bir ruh hali içindedir ki bir türlü cesaret edip Peygamberimizin elini öpmeye gidememektedir. Anne, oğlunu teşvik için “Haydi yavrum” der, “git, Peygamber Efendimiz sana şeker verecek.” Peygamber Efendimiz derhal yerinden kalkar, kapıya doğru gider ve çıkar. Bir süre sonra terlemiş olarak döner. Ev sahipleri “Ya Resulullah, merak ettik, nereye gittiniz?” derler. Yüce Peygamberimiz cevap verir: “Demin çocuğa ‘git, Peygamberimiz sana şeker verecek dediniz. Çocuk bana şeker almak için gelecekti. Ama benim yanımda şeker yoktu. Ben gittim çarşıda şeker aradım. Birçok dükkan kapalıydı. Nihayet bir yerde buldum. Onu aldım, getirdim. Eğer böyle yapmasaydım çocuk bana bir daha inanmazdı...” Bu anektodu elli yıl evvel okumuştum. Hep düşündüm, beşeri münasebetler ne kadar ince nüanslara dayanıyordu. Bir kere bir güven duygusu sarsılınca bir daha kolay kolay yerine gelmiyordu. Bu olaydan ibret alarak kırk dört yıllık evliliği içinde bir kere bile eşime yalan söylemedim, yapamayacağım bir şeyi yaparım demedim. Çünkü öğrenmiştim ki güven duygusu kesinlikle sarsılmamalıydı. Bazı anne babalar sabahleyin evden ayrılırken çocuklarına “Sana çikolata getireceğim” derler. Çocuk, akşama kadar hep o çikolatanın özlemiyle yaşar. Çok zaman anne, baba unuturlar. Çocuk, hayal kırıklığına uğrar ve bir daha k... Devamı