16 04 2013

GERÇEK BİR HİDAYET ÖYKÜSÜ

GERÇEK BİR HİDAYET ÖYKÜSÜ |  görsel 1

GERÇEK BİR HİDAYET ÖYKÜSÜ-OKUYUCU MEKTUBU Sevgili Babacigim, Hayrli nurlu inşirah dolu bir günler  diliyorum.. Nasilsiniz , her daim dualarimdasiniz Bu gun  sizlerle  bir güzel insanin öyküsünü paylaşmak istiyorum.. Bundan ikibucuk yıl önceydi... Bir akşam bir arkadaşın evinde tanıştık ... Otuz yaşlarında sarışın mavi gözlü , sakin sessiz görünüşlüydü... Tipik bir Avustralyalıydı..Hiç bir dine inanmadığını söylüyordu.. Daha doğrusu bu şekilde yetiştirilmişti.. On altı yaşında iken evden ayrılmış, okumuş , çalışmış, değişik ülkelerde kariyerine devam etmiş ve buralara kadar gelmişti.. Ailem bana hiç karışmadı karışmazlar.. Bilirim ki istesem arayabilir yardım isterim, istediğimde gider görüşürüm ama bunun dışında yalnızım diyordu.. Dünyada Yaradılışa ve Yaradana karşı bir merakı da olmamıştı.. Ama bir yerlerde melekler olmalı, bir enerji varmıs gibi geliyor dedi..  O güne kadar hiç Türk arkadaşı olmamış.. Bizleri Çanakkale savaşındaki Anzak hikayelerinden biliyormuş.. Kültürü merak ediyordu.. İnsanları da .. Çünkü bir süre önce bir Türk genç ile tanışmış evlenmeye karar vermişlerdi... Ancak hiç bir dine inanmaması buna engel olmuştu... İşte O da bunun için , dinin ne demek olduğunu merak ettiği için buradaydı bu gece ... Ben kimse istedi diye birşeye inanamam.. İnanmadığıma da inandım diyemem . Bunu gerçekten hissetmeliyim diyordu.. O kadar cok sorusu vardı ki..... Bir kısmı O geceye kadar bizim hiç aklımıza gelmeyenlerdi... Ev sahibi arkadaş, ben ve kızlarım .. Bir de O saatlerce süren sohbette neler konuşmadık ki.... Kimi zaman duygulandık, kimi zaman gözlerimiz yaşardı... Kimi zaman sessizleştik.. Kimi zaman Sorularını yanıtlamak için uzun uzu... Devamı

29 03 2013

YAŞAMA SANATININ MİHENK TAŞLARI

YAŞAMA SANATININ MİHENK TAŞLARI |  görsel 1

  Efendim, insanoğlu dünyaya geliyor, bir süre yaşıyor, vakti saati gelince mânâ alemine göç ediyor. Önemli olan ömrün uzunluğu, kısalığı değil, yaşadığı süre içinde insan onuruna lâyık bir hayat sürebilmek. İşte ben buna yaşama sanatı diyorum. Yaşama sanatının parayla, pulla, malla, mülkle, rütbeyle, şan ve şöhretle hiçbir alâkası yok. O bambaşka bir şey. Peki nedir onun unsurları? Ben bunu üç noktada topluyorum: Sevgi, saygı ve hoşgörü... Ama bu bir çok insanın yaptığı gibi lafta kalan, sahte, sûni, samimiyetsiz, yüreksiz, gerçeksiz bir sevgi, saygı ve hoşgörü değil. Günümüz insanları bunun hep edebiyatını yapıyorlar. İş lafa gelince onların taş kesilen kalplerinde sevginin, saygının, hoşgörünün zerresi görülmüyor. Bu geri zekalılar kimi kandırdıklarını sanıyorlar. En büyük Türk hikayecisi Sait Faik Abasıyanık, bir hikayesinde şöyle der: "Her şey bir insanı sevmekle başlar." Önemli olan o bir insanda başlayan sevginin denize atılan bir taşın dalga dalga büyümesi gibi yeryüzündeki tek istisna olmadan bütün insanlara, bütün hayvanlara, bütün bitkilere, bütün eşya ve cemâdata ulaşabilmesidir. Sevgi, vâroluşun, yaratılışın en büyük sırrıdır. İnsan sevdiği ve sevildiği sürece vardır, yaşıyordur. Hem de renk ve ışık içinde yaşıyordur. Şair Bedri Rahmi Eyüboğlu, "İnsan âlemde insanları sevdiği müddetçe yaşar." diyor. Sevmeden sevilmeden yaşayan insanların yaşayan bir ölüden ne farkları vardır. Sevgiyle bakır altınlaşır, sevgiyle geceler nurla dolar, sevgiyle etrafımızı hep melekler sarar. Rahatça "Nerede sevgi, orada Allah" diyebiliriz. Sevgisiz geçen bir ömü... Devamı

29 03 2013

Kiminle Dost Olalım?

Kiminle Dost Olalım? |  görsel 1

"Kiminle dost olursan ol, bir şeye dikkat et: Ondan ayrıldıktan sonra kalbine danış… Nasıl bir hâl içresin. O şahsın sosyal, ekonomik durumu, içinde bulunduğu makam, rütbe önemli değil. Bir ferahlık duyuyor musun, için sevgiyle, saygıyla, edeple çalışmak, yardım etmek, hizmet etmek duyguları ile doluyor mu? İşte o şahıs kim olursa olsun, onda hayır vardır. Dostluğuna devam et. Aksi oluyorsa; o şahıstan ayrılınca için kinle, nefretle dolmuşsa, yüzündeki ilâhî tebessüm sönmüşse, karanlık duygular, olumsuzluklar kalbine hâkim olmuşsa, kim olursa olsun, o şahısla sohbette hayır yoktur… Ondan uzaklaş." Sabri Tandoğan Devamı

17 02 2013

HUZUR BAHÇESİ.

HUZUR BAHÇESİ. |  görsel 1

  HUZUR BAHÇESİ: http://www.facebook.com/sabriumittandogan Devamı

16 02 2013

SORUMLULUK VE İNSAN

SORUMLULUK VE İNSAN |  görsel 1

  Senelerce, senelerce evveldi. Şimdiki Modern Çarşı’nın olduğu yerde Devrim İlkokulu vardı. Orada okuyordum. Mem­duh Şevket Esendal’ın her hafta bir hikâyesi yayınlanırdı, M.Ş.E. takma ismiyle günlük aldığım gazetede. Bir hikâyesini hiç unutamam. Hikâyenin adı “Sorumlu” idi. O sıralarda Millî Eğitim Bakanlığında bir yangın çıkarılmış, hepimizin gözü önün­de, koca Bakanlık cayır cayır yanmıştı, sorumlusu aranıyordu. Bakanlık müsteşarı “tabii hikâyede” istifaya hazırlanıyordu. Bir tatil günü odasına gelmiş, çekmecelerini topluyordu. İçeriye odacısı girdi ve ne yaptığını sordu. Müsteşar bey başını kaldırdı ve hüzünle şu sözleri söyledi. “Bu yangından sonra nasıl olsa beni makamımda oturtmazlar, özel eşyalarımı almaya geldim.” Odacı itiraz etti. “Hayır efendim, ben sizi kurtarırım” dedi. Müs­teşar hayretle sordu. “Nasıl olur?” Odacı bilgiç bilgiç sırıttı. “Ko­layı var efendim” dedi. “Şimdi bütün gazetelere telefon ede­ceğim. Sorumlunun bulunduğunu söyleyeceğim.” Derhal dışarı çıktı, az ileride bir hamal, elinde ipiyle kendini çağıracak kimseyi bekliyordu. Ona dönerek dedi ki, “Sana on beş gün köfte, döner getireceğim, yeni bir takım elbise alacağım, on beş gün sonra da cebin paralarla dolu olarak çıkacaksın. Yalnız bir şartım var. Bu süre içinde kim ne derse desin, ne sorarsa sorsun ağzından tek söz çıkacak, sorumlu benim. On beş gün sonra nereye gidersen git.” Zavallı hamalı kolundan sürükleyerek Bakanlığa götürür. Ellerindeki fotoğraf makinaları ile bekleyen gazetecilere hamalı göstererek, “İşte beyler, sorumlu bu” der. Ardı ardına flaşlar patl... Devamı

18 01 2013

"İki Günü Birbirine Eşit Olan Zarardadır" Hadis-i Şerif

İki Günü Birbirine Eşit Olan Zarardadır Hadis-i Şerif |  görsel 1

Geçen gün kardeş olduklarını söyleyen iki genç geldiler. “Efendim” dediler, “bizim çözemediğimiz bir mesele var. Biz, hayat yolunda bir yanlış yapıyoruz ama ne olduğunu bilemiyoruz. Bu konuda bize yardımcı olur musunuz?” “Sevgili gençler” dedim, “insan olur da hatası, kusuru, noksanlığı olmaz olur mu? Bizler, hepimiz tek istisna olmadan çeşitli yanlışlar, hatalar içindeyiz. İdeal, kusursuz, mükemmel insan sadece bir simge. Hiçbirimiz öyle değiliz. Ama önemli olan yaşadığımız sürece her an daha iyiye, daha güzele, daha mükemmele gitmeye çalışmak, bunun için var gücümüzle çaba harcamak.” Şöyle bir düşünsek, biz dünyaya niye geldik? Bazı kimselerin sandığı gibi yiyelim, içelim, zevk edelim, sefa sürelim diye mi? Yoksa adam olmaya mı geldik? Hayat, hiç de sandığımız gibi değil. Bizim için aslolan tekâmül etmek. Her gün daha iyiye, daha güzele gitmek, her gün biraz daha olgunlaşmak, hatalarımızdan kurtulmak, güzel meziyetlere sahip olmak. Eğer hep olduğumuz gibi yaşayacaksak, yerimizde sayacaksak, o zaman yaşamanın ne anlamı kalır? O zaman bazı kimseler gibi eşek gelip, eşek gitmez miyiz? Bir insan için bundan daha utanç verici ne vardır? Tekâmül, hayatın ana kanunu değil midir? Rahmetli babaannem hayatı yalnız yiyip içmekten, zevk, sefa sürmekten ibaret gören insanlar için “Aman yavrum, sen onları da insandan mı sayıyorsun, ver yesin, ört uyusun” derdi. Aradan yıllar geçti, babaannemin bu sözünü unutamadım. Kime söylediysem defter kalem çıkarıp not aldılar. Gelen misafirlere “Siz bir tek hatanız olduğunu mu sanıyorsunuz, gerek sizin, gerek bizim, gerekse hepimizin hatalarımız başımızdan aşkın. Bir değil, beş deği... Devamı

18 01 2013

Gerçek Sevgiye Ulaşmak İçin

Gerçek Sevgiye Ulaşmak İçin |  görsel 1

  “Sevgi, temiz ruhların içinde, çiçeğin üstündeki bir çiğ damlası gibidir. O sevgiye ulaşabilmek için, pek çok şeye tahammül etmeyi bilmek lâzımdır. Yusuf’un kuyusunda çile çekmeyenler Mısır’a sultan olamazlar.” Sabri Tandoğan Devamı

15 01 2013

TEVAZÛ

TEVAZÛ |  görsel 1

Tevâzu, Hak’kın azâmeti karşısında aczini bilmek, idrâkine varmaktır. Kibirli olmamak, kendini yok bilmektir. İnsanın ha­yatta, benimdir diyeceği nesi var? Hiçbir şeyi... Şu dünyada misafir olarak yaşıyoruz. Vakti, saati gelince, her şeyi bırakıp gideceğiz. Bırakın malı, mülkü, şu bedenimiz, şu canımız dahi bize emânet. Bazı kimseler, eskiden benim malım, benim ser­vetim, benim evim dahi demeye çekinirler, sorulduğu zaman, edeple, incelikle başlarını eğer, “Efendim, misafireten oturu­yoruz” derlermiş, “Emâneten oturuyoruz” derlermiş... Her şey Allah’ın lütfu ile oluyor, Allah’ın izni ile oluyor. Her sabah kalk­tığımızda Allah’a şükretmek lâzımdır. Görebildiğimiz, işitebil­diğimiz, yürüyebildiğimiz, hatırlayabildiğimiz için, o gün hayatta olduğumuz için... Her biri Cenab-ı Hak’kın ayrı bir lütfu. O lütfa lâyık olmak gerekir. Allah’la her an beraber olanlar, ne güzel insanlardır. Allah’la bir olan, kendi aczinin idrâki içindedir. Gerçek tevâzuda, insan kendinde bir varlık görmez, her şeyi Allah’tan bilir. Herkese saygı gösterir, her zerrede zikredenin Allah olduğunu bilir. Tevâzu gösteriyorum bile demez. Ben bü­yük adamım, tevâzu gösteriyorum demek bile kibre girer. Nef­sini hiç görüp, “Var olan Hak’tır, gayrısı yoktur” deyip, kulluk idrâki içinde Allah’ı görmek lâzımdır. Allah’ın gani oluşunu görüp, kendinin fakir olduğu, âciz oldu­ğu bilincinde olan, kibirden, gururdan kaçıp, Allah’a sığınanlar, tevâzu kapısından girenlerdir. Kim ki Hak’tan gayrıyı görürse, onun kıymeti yoktur. Mü’min Allah’ı metheder, fakat bu ... Devamı

15 01 2013

İnsan Nasıl Yalnız Olabilir?

İnsan Nasıl Yalnız Olabilir? |  görsel 1

“Bazı insanlar yalnızlıktan şikayet ediyor. Bir düşünseler, insan Allah’la, Peygamberle, meleklerle beraber olunca hiç yalnızlık olur mu?” Sabri Tandoğan Devamı

30 12 2012

Bunalım İçindeki İnsanlara...

Bunalım İçindeki İnsanlara... |  görsel 1

"Bir pazar günü öğle üzeri telefon çaldı. Açtım. Bir arkadaş bozuk bir sesle “Sabriciğim, şu anda büyük bir bunalım içinde­yim, intihar etmek üzereyim. Bana bir şeyler söyleyebilir misin?” diye konuştu. Büyük bir sorumluluk duygusu ile irkildim. Kar­şımda canına kıyabilecek bir arkadaş var. Son bir gayretle ben­den medet umuyor. Bir şey demeliyim, ama ne? Gönlümü ve aklımı açıp Allah’a yöneldim, iyice konsantre oldum ve sanki buyruk verircesine şunları söyledim: “Bak kardeşim, söyledik­lerimi iyi dinle ve aynen uygula. Hemen banyoya git ve yıkan. Sonra tertemiz giyin. Dışarı çık, bir eczaneye uğra, bir şişe he­diyelik kolonya al. En yakın adresteki bir hastaneye git. Yet­kililere sor ve hiç ziyaretçisi olmayan bir hastayı ziyaret ederek onun gönlünü yap. Akşam eve geldiğinde yine beni ara”. Arka­daşım söylenilenleri harfi harfine uyguluyor. Hiç ziyaretçisi ol­mayan bir hasta kadın, arkadaşımın onu yoklamaya geldiğini görünce yüzü aydınlanıyor, içi sevinçle doluyor. Bir saat konu­şup sohbet ediyorlar. Arkadaşımın içindeki sıkıntı bulutları ta­mamen dağılıyor, gönlü hafifliyor, tatlı bir huzurla doluyor. Ziya­ret saati dolduğunda, ayrılırken hasta kadına “Haftaya yine gel­memi ister misiniz?” diye soruyor. Ve hasta kadın insanın gö­zünü yaşartan şu cevabı veriyor: “Tabii ki gelmenizi isterim. Ama benim gibi hiç ziyaretçisi olmayan bir başka hastaya giderseniz, daha da memnun olurum...” Sabri Bey’in arkadaşı akşam eve geldiğinde, kendisini arıyor ve “Sabriciğim, dedik­lerini yaptım. Sanki Tanrısal bir el, içimdeki sıkıntıyı çekti aldı. Çok teşekkür ederim” diyor. SABR... Devamı

19 12 2012

HALİMİZ VE ÇAREMİZ

HALİMİZ VE ÇAREMİZ |  görsel 1

  “Bıçak soksan gölgeme, sıcacık kanım damlar Gir de bir bak ülkeme, başsız başsız adamlar Ağlayın su yükselsin, belki kurtulur gemi Anne seccaden gelsin, bize dua et emi.” Necip Fazıl Kısakürek Sorokin, çağımız için “bunalım çağı” deyimini kullanmakta, manevi büyükler çoğu zaman “ahir zaman” olarak adlandırılmaktalar. İçinde yaşadığımız toplumun bugünkü hali için ne denilir, onu sizin lügatçenize bırakıyorum. Herhalde en önemli sorun, belirli bir yaşa geldikten sonra, akıl ve ruh sağlığını devam ettirebilmek… Çevremize baktığımızda, mevki, makam, mal, mülk sahibi, serveti ve şöhreti göklere çıkan nice insan görmekteyiz. Ancak içlerinde gerçekten dengeli, itidâl sahibi, uygar, efendi, edep ve kemâl sahibi olanlar oldukça azınlıkta. Uzaydan gelmedik. Hepimiz bu toplumun çocuklarıyız. Bu topraklarda doğduk. Bu toplumun okullarında okuduk. Bu toplumun televizyonlarını izliyor, gazetelerini okuyoruz. Her gün haber niyetine adı büyüğe çıkmış bir takım kimselerin nutuklarını dinliyor, ipe sapa gelmez saçmalıklarla bir nevi muhasara altına alınıyoruz. İstatistiklere bakın, acı bir gerçek var: Sigara, alkol, uyuşturucu kullanımı inanılmaz boyutlara ulaşmış. Ne yazık ki üniversitelerin, liselerin, ilköğretim okullarının önüne kadar girmiş durumda. Alkolik kadınlar için kurulmuş hastaneler var. Tanıdık bakkallara, süpermarket sahiplerine soruyoruz, bir çok kadının akşam evine giderken, ekmek, peynir, yumurta alır gibi rakısını alarak dükkandan çıktığını öğreniyoruz. Toplum büyük sancılar içinde. Sarsıntılar içinde. Her gün gözümüzün görmediği, kulağımızın işitmediği nice yıkılışlar va... Devamı

14 12 2012

Fotoğraf

Fotoğraf |  görsel 1

"Kendi kendisiyle sulh ve sükûn içinde olmayan bir insan, hayatla da uyum içinde olamaz. Bunun için nasıl fırtınalı havalarda gemiler sığınacakları sâkin bir liman ararlarsa, insanların da buhranlı, bunalımlı, sıkıntılı günlerinde sığınacakları imân kalelerinin olması gerekir. Hayat olayları karşısında acaba İslâmî bir tavır takınabiliyor muyuz? Bir problem karşısında kaldığımız zaman, acaba “Peygamberimiz böyle bir durumda nasıl bir tavır takınmıştı, nasıl bir çözüm yolu bulmuştu?” diyebiliyor muyuz? Acaba hayata geliş nedenimizi, nasıl hareket etmemiz gerektiğini hiç düşündük mü?" Sabri Tandoğan Sayın Sabri Tandoğan'ın Gönül Sohbetleri Kitaplarına ücretsiz erişim için: http://www.gonulsohbetleri.net   Devamı

14 12 2012

HAYATLA UYUM İÇİNDE OLMAK

HAYATLA UYUM İÇİNDE OLMAK |  görsel 1

Şair Özdemir Asaf bir şiirinde, “Kime sorsam, bir odası noksan” diyor. Kendine has benzetmesi ile herkesin bir şikayeti, bir memnuniyetsizliği olduğunu belirtiyor. Çevrenize bakın, herkes şikayetçi… Bu şikayetleri sıralayacak olsak sabah olur. İnsanlara şöyle bir soru sorsak: Çevrenizdeki insanlardan hiçbir konuda şikâyeti olmayan kimse var mı desek, acaba cevap alabilir miyiz? Bu neden böyle oluyor? Herkes kendine göre bir cevap bulabilir. Bana sorarsanız “şükürsüzlükten” derim. Şükretmeyen insanlarda isteklerin sonu gelmiyor. Bütün istekleri yerine gelse bile bazı kimseler yine şükretmiyorlar. Hep “daha” diyorlar. Daha, daha… Sonu gelmiyor. Şunu iyi bilelim ki doğan her insan birbirinden farklıdır. Bir atasözü vardır: “Boyuma göre boy buldum, huyuma göre huy bulamadım.” diye. Gayet tabii çevremizdeki insanlar birbirinden farklı olacak. Bütün mesele insanları olduğu gibi kabul edebilmekte. Kendi gönlüne göre eş, dost, akraba arayanlar iyi bilsinler ki hepsi de havalarını alırlar. Kendi gönlümüze göre insan ararsak o zaman asıl zararı kendimize vermiş olmaz mıyız? Gerek öğrencilik yıllarımda, gerek memuriyetimde ve onu takip eden emeklilik yıllarımda anlaşamadığım hiç kimse görmedim. Daha doğrusu gönlüme göre insan aramadım. Karşıma kim çıktıysa ona saygıyla yaklaştım, edeple yaklaştım ve kendiliğinden aramızda güzel bir dialog kuruldu. Gerek aile hayatında, gerek iş hayatında “anlaşamıyorum” diyen insanlara hayret ediyorum. Gayet tabii bir kimse gelin gittiği evde kayınvalide olarak, görümce olarak, birtakım yaşlı büyükler olarak farklı mizaçta, farklı yapıda insanlar görecek. Bunlar kim olursa olsun, önemli olan onlara sevgiyle, saygıyla y... Devamı

10 12 2012

"Affetmek, yüklerden kurtulmaktır." Sabri Tandoğan

Affetmek, yüklerden kurtulmaktır. Sabri Tandoğan |  görsel 1

"Nefret, tuzlu su içmek gibidir. İçtikçe susuzluğun artar. Sabri Tandoğan Affetmek, yüklerden kurtulmaktır. Sabri Tandoğan www.gonulsohbetleri.net Devamı

04 12 2012

ASIL MUTLULUK, GÖREBİLMEKTE...

ASIL MUTLULUK, GÖREBİLMEKTE... |  görsel 1

"Hayatta her şey bizim bakışımıza göre ya bir anlam kazanıyor ya da o anlamı kaybediyor. İki mahkûm, bir hapishanenin penceresinden bakıyorlarmış. Bütün gün yağmur yağmış, birinci mahkûm pencereyi açmış, yere bakıp tükürmüş ve “Aman Yarabbi ,” demiş “ne berbat, ne feci bir gece; yerler vıcık vıcık çamur.” İkinci mahkûm, başını gökyüzüne çevirmiş, “Allah’ım ne muhteşem bir gece, gökte yıldızlar pırıl pırıl” demiş. İşte iki mahkûmun aynı pencereden hayata bakışları... Hayatta da hep böyle oluyor. Aslında; güzellik kâinatın her zerresinde mevcut. Kuran-ı Kerim’de bir Ayet var. Her okuyuşta ürperiyorum: ”Ne yana bakarsan bak, Allah’ın vechi oradadır.” Buyruluyor. Önemli olan görmesini öğrenebilmek, o güzellikleri görebilmek." Sabri Tandoğan http://www.gonulsogbetleri.net   Devamı

30 11 2012

Zâlimin zulmünü, mazlumun bir inleyişi keser

Zâlimin zulmünü, mazlumun bir inleyişi keser |  görsel 1

Bir talebe uzun yıllar mürşidinin yanında tahsil yapmış.Talebe memleketine giderken hocası : Sana bir sual soracağım,demiş. Eğer bilirsen sana icazet vereceğim.Bu soracağım soru, âyetten ve hadisten değildir, fakat âyetten ve hadisten de ayrı değildir. Senin memleketin buraya kaç günlüktür?   -Üç aylık yoldur.   -Yolda, obalar, koyun sürüleri ve koyun sürülerini koruyan çoban köpekleri var mıdır?   -Evet sürüler ve çoban köpekleri vardır.   -Memleketine dönerken, yolda böyle bir obaya yolun düşerse; çoban köpeklerinden beş altı tanesi sana ansızın saldırırsa ne yaparsın?   -Yolda azgın köpeklere rastlarsam, elimdeki sopayla bunlarla mücadele ederim.   -Altı azgın köpekle savaşmak kolay değildir. Sen, üçü ile uğraşırken, diğer üçü ısırır. Bu cevap değil.   -Taşla mücadele ederim.   -Bu da mümkün değildir.   -Silahla mücadele ederim.   -O vakit de köpeklerin sahibi senden hesap sorar.   -Hocam ben aczimi itiraf ediyorum.Siz bana ne yapmam gerektiğini söyler misiniz?.   -Evlâdım! Böyle bir hadise ile karşılaşınca sana saldıran köpeklerle uğraşma. Onlarla savaşma. Hemen çobanlarına seslen. Çoban, bir sözü ile köpeklerin sana saldırmalarını önler. İşte zalimler de Allahın azgın köpekleridir. Yarın sen herhangi bir yerde böyle zalimlerle karşılaşabilirsin. Uğraşmaya kalkarsan, seni ısırırlar, parçalarlar. Öldürsen; onların sahibine hesap vermen gerekir, muhakeme olursun. En iyi çare, köpeklerin sahibi olan Allah’ı çağırmaktır. Ancak O'nun inayeti ile bu zalimlerden kurtulabilirsin.O en iyi yardımcıdır... Devamı

19 11 2012


 |  görsel 1

"Göklerde ve yerde bulunan herkes, O'ndan ister. O, her an yaratma halindedir." Rahman Suresi-29. Ayet Devamı

06 11 2012

İBRETLER, DERSLER, EDEP ÖRNEKLERİ-ALİ ÖZTAYLAN EFENDİ'DEN

İBRETLER, DERSLER, EDEP ÖRNEKLERİ-ALİ ÖZTAYLAN EFENDİDEN |  görsel 1

    Tüm gönül dostlarına gönül dolusu selamlar... Sevgimiz, samimi ve güçlüyse  aradaki mesafelerin sevenler için bir önemi olmadığını, kişinin sevdiğiyle beraber olduğunu söyler gönül dünyasının büyükleri. Biz Allah dostlarının, manevi büyüklerin derecesine  ne ibadetimizle, ne yaptığımız hayırlarla, ne de ilmimizle ulaşamayız. Ancak onları çok seversek, onların yaşantısını kendimize örnek alırsak, ihlasla, edeple  onların yolundan gitmeye çalışırsak, belki bir gün hiç haketmediğimiz halde o kapı açılır, biz de  kendimizi  o manevi aleminin içerisinde  bulabiliriz. Bugün bir manevi büyüğü anmak, gönül kapısını çalmak istiyorum, inşallah bu manevi ziyaret de bizlere güzellik, nur ve feyz olarak yansır.  Bazı insanlar vardır ki her hali, hareketi, bakışı, konuşması ile edebin örnek timsalidirler ve bakırdan gönülleri, altına çevirirler. Bandırmalı Ali Öztaylan Efendi Hazretleri de böyle bir gönül sultanıdır. Onu tanıma bahtına erişenler için 'Edep nedir?' sualinin yaşayan cevabıdır. Biz onu ne anlayabiliriz, ne de anlatabiliriz.Bırakalım onu dost meclisinde anlattıklarıyla ,kendi sözleriyle az da olsa kendi gönül dünyamıza göre anlamaya çalışalım:  "Çok seneler önceydi. Bir rüya gördüm. Kasatlar köyünün papazı imiş, bir adam görüyorum. “Ali Efendi! Sizden bir istirhamım var. Ben Vasil’in babasıyım, benim mezarımı alıp İslam mezarlığına taşıyınız lütfen. Ben dinimi izhar etmedim. Onların ameli, benim esasıma tesir etmedi.” Sonra rüyamda mezarlığa gidiyorum, kabri açtığımda bir de ne göreyim; ab-ı hayat gibi sular çık... Devamı

06 11 2012

Kimseyi küçümseyecek kadar büyük değilsin

Kimseyi küçümseyecek kadar büyük değilsin |  görsel 1

  Kimse kimseyi küçümseyecek kadar büyük değildir bilmelisin. Küçümsediğin her şey için gün gelir, önemsediğin bir bedel ödersin. Tolstoy Devamı

06 11 2012

Mutluluğa Giden Bir Yol Var Sadece

Mutluluğa Giden Bir Yol Var Sadece |  görsel 1

  "Mutluluk Profesörü İntihar Etti". Gazeteler böyle duyuruyordu 63 yaşındaki Güney Koreli  Choi Yoon-Hee' nin intihar ettiğini. Mutluluk üzerine 20'den fazla kitabı olan, ülkesinde çok sevilen ve kocasıyla birlikte intihar eden yazarın arkasında bıraktığı notta;daha önce de intihara kalkıştığı, ama hep kocası tarafından kurtarıldığı, artık acıya katlanamayacağı, kocasının  yalnız ölmesine izin vermediği, o yüzden bu dünyayı birlikte terk ettikleri, kendisine güvenen ve seven insanlardan özür dilediği, yazıyordu. Bu intihar, piyasadaki pek çok mutluluk rehberi kitabında  insanlara hazır reçete gibi sunulan tavsiyelerin aslında çağımızın pazarlama anlayışından başka bir şey olmadığının da hazin bir göstergesiydi. Bütün insanlar mutluluk arayışında. Her insanın hayat hikayesi aslında bir mutluluk arayışının hikayesi. Fakat çok az kimse bunu başarabiliyor. Peki insanlar neden mutsuz? Mutluluğa ulaşmak bu kadar zor mu ki mutluluk profesörleri bile intihar edebiliyor ? Bu sorunun aslında tek bir cevabı var, çünkü mutluluğun tek bir yolu var. İnsanları ve dünyadaki her şeyi insanlar için yaratan Allah, insanlar için sadece tek bir mutluluk yolu belirlemiş ve insanların sadece bir yolla mutlu olmasını istemiştir. Bu yolu bize şöyle bildiriyor:  "Kalpler ancak Allah'ın zikriyle tatmin olur, huzura kavuşur. Rad/ 28". Bu yoldan başka hiç bir yol insana gerçek bir huzur ve mutluluk kazandırmaz. Yalnızca Allah'a gönülden bağlanan, O'nun şefkatinin, merhametinin, kendileri üzerindeki korumasının şuurunda olan, O'nun bildirdiği yolda yaşayan ve her anında Allah' ı zikreden insanlar mutlu bir yaşam sürebilirler. Bunun dışındaki tüm yollar bir aldanış, boşuna bir çabalama ve tük... Devamı

06 11 2012

Kulum bana bir adım yaklaşırsa...

Kulum bana bir adım yaklaşırsa... |  görsel 1

Resulullah Efendimiz (sav) şöyle buyuruyor : "Allahu Teala hazretleri Buyurur ki: "Kulum, hakkımda nasıl bir zan yürütürse Ben öyleyimdir. O, Beni zikredince Ben onunla beraberim. O Beni içinden geçirirse, Ben de onu içimden geçiririm. O, Beni bir cemaat içerisinde anarsa, Ben de onu, onunkinden daha hayırlı bir cemaatte anarım. O, Bana bir karış yaklaşırsa Ben ona bir arşın yaklaşırım. O Bana bir arşın yaklaşırsa, Ben ona bir kulaç yaklaşırım. O Bana yürüyerek gelirse Ben ona koşarak giderim." Devamı

03 11 2012

Fotoğraf

Fotoğraf |  görsel 1

"Her kim bana bir kere salat-u selam getirirse,Allah-u Teala'da o kişiye 10 defa salat eder." Hadis-i Şerif   Devamı

31 10 2012

MUTLULUĞUN SIRRI

Okuyucudan: Sevgili Büyüğüm; Selam, saygı ve hürmetle ellerinizden öperim.  Rabbim bu güzel günü, gökten düşen ilahi rahmeti ile süslemiş;inşallah yağan yağmur damlaları ile günahlarımız af olur ve Rabbimin yakınlığına mahsar olan kullarından oluruz.     "MUTLULUĞUN SIRRI"   Geçmiş zamanlarda bir ülkede büyük, şatafatlı bir sarayda çok meşhur bir bilge yaşarmış. Herkes üstesinden gelemediği sorunların çözümünde ona danışırmış. Bilge çok tecrübeli, bilgili ve insanlara yardım etmeyi çok seviyormuş. Günün birinde bir genç gelmiş saraya. Bilge ile görüşmek istediğini, ona soracağı çok önemli bir soru oldığunu söylemiş. Kendisinden önce gelenleri bekledikten sonra alınmış huzura. O çok meşhur bilge insan karşısındadır. Saygıyla selamlamış önce, sonra titrek bir sesle sormuş; bana mutluluğun sırrını anlatabilir misiniz? Bilge dikkatlice süzmüş adamı.     "_Demek mutluluğun sırrını merak ediyorsun. Peki, anlatacağım fakat şimdi değil, şu an çok meşgulum istersen sen sarayımı gez sonra gel sana sorunun cevabını vereyim "demiş.   Ayrıca ona bir kaşık vermiş ve içinede iki damla yağ damlatmış. Sarayı gezerken bu kaşıkta yanında olacak demiş. Ama dikkat et içindeki yağı dökme demiş.  Saray inanılmaz derecede güzelmiş, fakat adam kaşıktaki yağı dökmemek için hep kaşığa bakarak yürüyormuş. Saray gezintisindende fazla bir zevk alamamış. Hiç bir ayrıntıya dikkat edememiş. Zaman dolunca tekrar çıkmış bilge adamın huzuruna. Yüzünde bir tebessüm ve yağı dökmemiş oluşunun verdiği rahatlıkla   "Bakın efendim yağı dökmeden döndüm"demiş.   Bilge gü... Devamı

31 10 2012

MUTLULUĞUN SIRRI

Okuyucudan: Sevgili Büyüğüm; Selam, saygı ve hürmetle ellerinizden öperim.  Rabbim bu güzel günü, gökten düşen ilahi rahmeti ile süslemiş;inşallah yağan yağmur damlaları ile günahlarımız af olur ve Rabbimin yakınlığına mahsar olan kullarından oluruz.     "MUTLULUĞUN SIRRI"   Geçmiş zamanlarda bir ülkede büyük, şatafatlı bir sarayda çok meşhur bir bilge yaşarmış. Herkes üstesinden gelemediği sorunların çözümünde ona danışırmış. Bilge çok tecrübeli, bilgili ve insanlara yardım etmeyi çok seviyormuş. Günün birinde bir genç gelmiş saraya. Bilge ile görüşmek istediğini, ona soracağı çok önemli bir soru oldığunu söylemiş. Kendisinden önce gelenleri bekledikten sonra alınmış huzura. O çok meşhur bilge insan karşısındadır. Saygıyla selamlamış önce, sonra titrek bir sesle sormuş; bana mutluluğun sırrını anlatabilir misiniz? Bilge dikkatlice süzmüş adamı.     "_Demek mutluluğun sırrını merak ediyorsun. Peki, anlatacağım fakat şimdi değil, şu an çok meşgulum istersen sen sarayımı gez sonra gel sana sorunun cevabını vereyim "demiş.   Ayrıca ona bir kaşık vermiş ve içinede iki damla yağ damlatmış. Sarayı gezerken bu kaşıkta yanında olacak demiş. Ama dikkat et içindeki yağı dökme demiş.  Saray inanılmaz derecede güzelmiş, fakat adam kaşıktaki yağı dökmemek için hep kaşığa bakarak yürüyormuş. Saray gezintisindende fazla bir zevk alamamış. Hiç bir ayrıntıya dikkat edememiş. Zaman dolunca tekrar çıkmış bilge adamın huzuruna. Yüzünde bir tebessüm ve yağı dökmemiş oluşunun verdiği rahatlıkla   "Bakın efendim yağı dökmeden döndüm"demiş.   Bilge gü... Devamı

30 10 2012

SÜKÛTUN İNCELİKLERİ-II

SÜKÛTUN İNCELİKLERİ-II |  görsel 1

SÜKÛTUN İNCELİKLERİ-II Eklenme Tarihi : 28.08.2012 16:35:00 Dinde, tasavvufta, bilimde, güzel sanatlarda, devlet yönetiminde, beşeri münasebetlerde, sosyal hayatın her yönünde ortaya güzel hizmetler koyabilmenin vazgeçilmez bir şartı da sükût etmektir. Sükûtla insanlar arınır, temizlenir, yücelir, güzelleşir. Sükûtla insan kendi iç âleminin derinliklerine ulaşır ve oradan nice inciler çıkarır. Her an konuşan, vır vır söylenenek, dinleyenlerin kafalarını ütüleyen kimseler hayat boyu mânâ güzelliklerinden mahrum kalırlar. Alman Edebiyatının en büyük isimlerinden olan Rilke, sabahları evinin yakınındaki bir parka gider, orada bir ağacın güzelliğini saatlerce seyredermiş. Oysa acaba hayatta kaç insan bir gülün karşısında ürpererek, heyecan duyarak, onu çok değil bir saat seyretmiştir? Doğa her yönüyle başlı başına bir sanat eseridir. Kışın kar yağışıyla bembeyaz olan ağaçlar, ilkbaharda açan bahar çiçekleriyle insanı çıldırtacak kadar güzelleşir, ihtişam kazanırlar. Japonya'da doğaya âşık insanlar ilkbahar çiçekleri açtığı zaman bir ağacın altında toplanır, hiç konuşmadan o güzelliği sabaha kadar seyrederlermiş. Yine Japonya'da pek çok evde küçücük bir çiçek odası bulunur, evin erkeği o gün işyerinde bir şeylere canı sıkılıp da eve asabi dönerse hemen eşinin, çocuklarının yanına gidip bağırıp, çağırmaz, surat asmaz, türlü negatifliklerle deşarj olmadan doğru çiçek odasına gidermiş. Küçücük çiçek odasında yerde Tatami denilen bir Japon hasırı, onun tam ortasında da bir vazo ve vazoda günlük taze çiçek bulunurmuş. Asabi adam kıs... Devamı

22 10 2012

"Sadaka, mümini imansız ölmekten korur." Hadis-İ Şerif

Sadaka, mümini imansız ölmekten korur. Hadis-İ Şerif |  görsel 1

""Sadaka, mümini imansız ölmekten korur." Hadis-İ Şerif Devamı

08 10 2012

HAYATLA UYUM İÇİNDE OLMAK

HAYATLA UYUM İÇİNDE OLMAK |  görsel 1

Şair Özdemir Asaf bir şiirinde, “Kime sorsam, bir odası noksan” diyor. Kendine has benzetmesi ile herkesin bir şikayeti, bir memnuniyetsizliği olduğunu belirtiyor. Çevrenize bakın, herkes şikayetçi… Bu şikayetleri sıralayacak olsak sabah olur. İnsanlara şöyle bir soru sorsak: Çevrenizdeki insanlardan hiçbir konuda şikâyeti olmayan kimse var mı desek, acaba cevap alabilir miyiz? Bu neden böyle oluyor? Herkes kendine göre bir cevap bulabilir. Bana sorarsanız “şükürsüzlükten” derim. Şükretmeyen insanlarda isteklerin sonu gelmiyor. Bütün istekleri yerine gelse bile bazı kimseler yine şükretmiyorlar. Hep “daha” diyorlar. Daha, daha… Sonu gelmiyor. Şunu iyi bilelim ki doğan her insan birbirinden farklıdır. Bir atasözü vardır: “Boyuma göre boy buldum, huyuma göre huy bulamadım.” diye. Gayet tabii çevremizdeki insanlar birbirinden farklı olacak. Bütün mesele insanları olduğu gibi kabul edebilmekte. Kendi gönlüne göre eş, dost, akraba arayanlar iyi bilsinler ki hepsi de havalarını alırlar. Kendi gönlümüze göre insan ararsak o zaman asıl zararı kendimize vermiş olmaz mıyız? Gerek öğrencilik yıllarımda, gerek memuriyetimde ve onu takip eden emeklilik yıllarımda anlaşamadığım hiç kimse görmedim. Daha doğrusu gönlüme göre insan aramadım. Karşıma kim çıktıysa ona saygıyla yaklaştım, edeple yaklaştım ve kendiliğinden aramızda güzel bir dialog kuruldu. Gerek aile hayatında, gerek iş hayatında “anlaşamıyorum” diyen insanlara hayret ediyorum. Gayet tabii bir kimse gelin gittiği evde kayınvalide olarak, görümce olarak, birtakım yaşlı büyükler olarak farklı mizaçta, farklı yapıda insanlar görecek. Bunlar kim olursa olsun, önemli olan onlara sevgiyle, saygıyla yak... Devamı

05 10 2012

SEÇME HADİSLER 4- SABRİ TANDOĞAN

SEÇME HADİSLER 4- SABRİ TANDOĞAN |  görsel 1

  . Devam: 38- Zalimlerin bulunduğu yere zaruret olmadıkça girmeyiniz. Hadis-i Şerif.   39- Kazancın en güzeli, kişinin kendi eliyle yaptığı iş ve meşrû alış-verişidir. Hadis-i Şerif.   40- Çalışmak adetim, tevekkül hâlimdir. Hadis-i Şerif.   41- Nimet ehlî değildir. onu şükürle bağlayınız. Hadis-i Şerif.   42- Bir vücut için kalp ne ise, iman sahibi için de sabır odur. Hadis-i Şerif. Devamı

28 08 2012

SÜKUTUN İNCELİKLERİ-1

SÜKUTUN İNCELİKLERİ-1 |  görsel 1

“Söz ola kese savaşı Söz ola kestire başı Söz ola ağulu aşı Yağ ile bal ide bir söz” Yunus Emre Sözden, sükûttan bahsedilince büyük Yunus'u hatırlamamak mümkün mü? Çevrenize dikkat edin. Aile içinde, iş muhitlerinde, sosyal hayatta en çok göreceğimiz nedir? Küsler, kırgınlar, dargınlar, birbirlerine selam bile vermeyenler... Dikkat ettim, bunların hepsinin başlangıcında sert, kaba, incitici, kırıcı bir söz var. Sonra o söz mukabelesini buluyor. Büyüyor, büyüyor, bazen hayat boyu devam eden dargınlıklar ortaya çıkıyor. Bütün bunların önlenmesi için Peygamber Efendimizin bir Hadis-i Şerifi yetiyor: "Ya hayır söyle, yahut sus." Ne olur, insanlar bir söz söyleyecekleri zaman bu Hadis-i Şerifi hatırlasalar, gerekli olmayan sözü söylemeseler. Sükût etseler... Bu suretle pek çok dargınlık, kırgınlık önlenmiş olur. Sükût o kadar değerli, o kadar güzel bir haslettir ki insanoğlu ya sükût etmeli, yahut sükûttan daha güzel bir söz söylemelidir. Büyük Yunus, "Yunus bir haber verir, işidenler şâd olur." diyor. Herkes çevresinde görüp, müşahade edip tesbit etmiştir ki daima sükût edenler daha çok sevilirler, sayılırlar, örnek gösterilirler. Çünkü büyük çoğunluk konuşmak için can atmaktadır. Yersiz çıkışlar, söz kesmeler, laf atmalar güzel başlayan bir sohbeti tatsız, tuzsuz bir hale getirebilir. Hayatta yalnız sükût ederek el üstünde tutulan insanlar her yerde görülür. Ama hayatta her şeyde olduğu gibi sükûtun da bir ölçüsü, bir derecesi vardır. Yüce Peygamberimiz, "Haksızlıkla... Devamı

27 08 2012

SEÇME HADİSLER - SABRİ TANDOĞAN

SEÇME HADİSLER - SABRİ TANDOĞAN |  görsel 1

  . Devam: 21- Her nimet bir külfet ve emek karşılığıdır. Hadis-i Şerif. 22- Âlimlerin yüzüne bakmak ibbadettir. Hadis-i Şerif. 23- Kendisinden ilim öğrendiğiniz kimseyi tazim ediniz. Hadis-i Şerif. 24- Müslümanlık kolaylık dinidir. Dinde güçlük çıkarılmasın. Hadis-i Şerif. 25- Kabirleri ziyaret edizniz. Çünkü onlar size ahireti hatırlatır. Hadis-i Şerif. 26- Hayra delalet eden, onu işlemiş gibidir. Hadis-i Şerif. 27- Mal, dünya şerefini, iyi amel ahiret şerefini korur. Hadis-i Şerif. 28- Temizlik imanın yarısıdır. Hadis-i Şerif. 29- Vaadi yerine getirmek borçtur. Hadis-i Şerif. 30- Size ziyaretçi geldiği zaman ona ikram edin. Hadis-i Şerif. 31- İnsanlardan utanmayan kimse Allah’tan da utanmaz. Hadis-i Şerif. 32- Her birinizin duası kabul olur. fakat aceleci olmamak şartı ile. Hadis-i Şerif. 33- Müslümana söğmek en büyük günahtır. Hadis-i Şerif. 34- Sadakanın en üstünü Allah yolunda hizmet etmektir. Hadis-i Şerif. 35- Allah’tan gayrıdan bir şey bekleyen kimsenin emeği boşadır. Hadis-i Şerif. 36- Zenginlik mal toplamakla olmaz, göz doymasıyla olur. Hadis-i Şerif. 37- Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların laneti ashabıma sövenlere olsun. Hadis-i Şerif.   ... Devamı