24 08 2012

HAYATA DAİR...

    Çok Değerli Büyüğüm, Sevgili Dostlar,   Hepinizi bu güzel Cuma gününün bütün rahmet ve bereketlerinin üzerinize olması dileğiyle selamlıyorum.       Bugün sizlerle Sayın Büyüğümüzün kitaplarından bazı güzel sözleri ve bölümleri paylaşmak kısmet oluyor.       Selam, sevgi ve saygıların en içten geleni ile…           Çiğdem Seçkin Gürel               SAYIN BÜYÜĞÜMÜZ SABRİ TANDOĞAN’IN GÖNÜL SOHBETLERİNDEN İNCİLER       Huzura giden ilk yol, Allah’tan razı olmakla başlar.   *   İnsanlar içinde nimete en çok lâyık olan, en çok şükredendir. Sonra edep gelir.   *   Kişinin altınından, edebi daha hayırlıdır.   *   Eğer her şey akılla halledilseydi, o zaman Allah, Peygamberlerini göndermezdi.   *   Ne dilerse öyle iş gören Allah’a kendini teslim et.   *   Bazen bir tebessüm, sımsıcak bir selâm, bir insanı intihardan döndürebilir.   *   Bir güzel hareket, yüz güzel sözden daha önemlidir.   *   En ufak bir hadisenin bile arkasında bizi aylarca düşündürecek gerçekler gizlidir. İş onların dilinden anlamak, onların gerçekçi olarak yorumunu yapabilmektir.   *   “Dünyası cennet olanın, âhiretinin de cennet olacağı” müjdesi geliyor Kâinatın Efendisinden. O halde ne bekliyoruz? Yunus Emre, &ld... Devamı

17 08 2012

SEÇME HADİSLER

SEÇME HADİSLER |  görsel 1

. SEÇME HADİSLER SABRİ TANDOĞAN http://www.gonulsohbetleri.net/sizden_gelenler/SECME-HADISLER-SABRI-TANDOGAN.jpg 1. Müslümanın hastalığı, yorgunluğu, hata ve günahlarına kefarettir. Hadis-i Şerif 2. Amellerin Allah indinde en sevgilisi az da olsa devamlı olanıdır. Hadis-i Şerif 3. Aranızda selam vermeyi yayınız. Birbirinize selam veriniz ki yekdiğerinizi sevesiniz. Hadis-i Şerif 4. Sadaka, şerden yetmiş kapıyı kapatır. Hadis-i Şerif 5. Bir şey senin nefsini tırmaladığı zaman onu hemen bırak. Hadis-i Şerif 6-) Evinizi namaz ile, Kur’an okuyarak nurlandırınız. Hadis-i Şerif 7-) Yaptığın iyilikler seni sevindirir, işlediğin kötülük de sana fena görünürse o zaman işte sen (Kâmil) müminsin. Hadis-i Şerif 8-) Allah’a hakkı söylemek kadar sevimli bir sadaka yoktur. Hadis-i Şerif 9-) Allah, kullarından ancak merhametli olanlara rahmet eder. Hadis-i Şerif 10-) Sadaka, mümini imansız ölmekten korur. Hadis-i Şerif 11-Sözünde durmak, ahdini hüsnü suretle ifaya çalışmak imandandır. Hadis-i Şerif 12- Haya ile iman, ikiz kardeştir. Biri giderse diğeri de gider. Hadis-i Şerif 13- Allah’a imandan sonra amellerin en faziletlisi insanları sevmektir. Hadis-i Şerif 14- Hicretin en faziletlisi Allah’ın sevmediği şeyleri terk etmektir. Hadis-i Şerif 15- Ne israfa, ne kibre sapmaksızın yeyin, için, sadaka verin, giyinin. Hadis-i Şerif 16- Kendi şahsın için sevdiğin, istediğin şeyi insanlar için de sev, iste. Hadis-i Şerif. 17- Kim Allah’a ve Peygambere îman etmişse, misafirine ikramda bulunsun. Hadis-i Şerif. 18- Allah’a şükür etmek her kulun borcudur. Hadis-i Şerif. 19- Kolaylık gösterin, güçlük göstermeyin, müjdeleyin, ürkütmeyin. Hadis-i Şerif. 20- Kendisi... Devamı

17 08 2012

İNSAN VE NEFİS

İNSAN VE NEFİS |  görsel 1

  Gönül sultanlarından Veysel Karânî Hz.lerine sordular: “Hâl nicedir. Nasıl vakit geçirirsin?” Cevap verdi: “Sabah olunca akşam, akşam olunca sabah beklemem. Her an ne gerekiyorsa onu yaparım. Ne iş tutarsam tutayım, her an Allah’la beraberim.” Yüce Peygamberimiz, ne güzel buyuruyor: “İnsan sevdiği ile beraberdir.” İrfan, Hak yolcularının iç âlemine vâkıf olmak demektir. Tek istisna olmadan bütün insanlar Allah’a muhtaçtırlar. Allah’ı bilen sever. Sevince de O’na uyar. Uyduktan sonra mâsiva ile ilgisini keser. Bir kimse her an, her yerde, her işte Allah ile beraber olursa, her kötü şey ondan uzak durur. Bir kimse Allah’tan uzak eden şeyleri bir yana atarsa, Hak’la olanlarla olur. Bir kimse kendine hedef olarak iyiyi, doğruyu, güzeli seçerse, hep hayırdan yana olursa, kendini nefsaniyetten uzak tutacak, her an kendini Rabbine yaklaştıracak mesuliyetler içinde olursa, Hak’la olur… Bütün günleri meşkle, ışıkla, mutlulukla dolar. Fazıl Hüsnü Dağlarca, “Çocuğum dua et geceleri İnsan uzaklaşabilir Allah’tan” diyor. Hakk’ın zikriyle dolan gönül, başka aldatıcı güzelliklere iltifat etmez. Kalp sırlarını saklayan, gayb âleminin sırlarına kavuşur. Bütün maksadını tek şeye bağlayana Allah yeter. Bir kimse Allah’ın rızası yolunda çalışırsa, başkalarının darılması onu üzmez. Kâinatın Efendisi, “Bir kimse sabaha çıktığında, kalbinde Allah’tan başkasını bulursa ona Allah’tan bir nasip yoktur.” Buyuruyor. Bir kimse Allah ile olursa, Allah’ın emrinde olursa, Allah da onun ihtiyaçlarını yerine getirir. Tövbe ile arayan mağfiretle bulur. Dua ile arayan, icabetle bulur. Sevgi ile arayan vuslatla... Devamı

09 08 2012

Fotoğraf

Fotoğraf |  görsel 1

"Eğer Allah’ın sizi sevmesini istiyorsanız, siz her şeyi seviniz." Sabri Tandoğan Devamı

16 07 2012

SEÇME HADİSLER-1

. SEÇME HADİSLER SABRİ TANDOĞAN  http://www.gonulsohbetleri.net/sizden_gelenler/SECME-HADISLER-SABRI-TANDOGAN.jpg 1. Müslümanın hastalığı, yorgunluğu, hata ve günahlarına kefarettir. Hadis-i Şerif 2. Amellerin Allah indinde en sevgilisi az da olsa devamlı olanıdır. Hadis-i Şerif 3. Aranızda selam vermeyi yayınız. Birbirinize selam veriniz ki yekdiğerinizi sevesiniz. Hadis-i Şerif 4. Sadaka, şerden yetmiş kapıyı kapatır. Hadis-i Şerif 5. Bir şey senin nefsini tırmaladığı zaman onu hemen bırak.   Hadis-i Şerif   Devamı

07 07 2012

Hayat Karşısında Tavır Almak

   Modern heykel sanatında bir tür var. Adına “mobil” diyorlar. Küçücük parçalar çok ince bir şekilde ucuca ekleniyor ve herhangi bir yerine dokunduğunuz zaman hepsi birden titreşiyorlar. Ben, bugünkü içinde yaşadığımız toplumu, biraz buna benzetiyorum. İnsanlar her gün, hatta her saat yeni bir titreşimle sarsılıyorlar. Eliniz bir gazeteye gitmeye görsün. Aman Ya Rabbi... İlk satırından son satırına kadar insanı ürperten, sarsan, üzen, yoran, bunaltan, daraltan haberler, küfürler, hakaretler, acı sözler. Acaba hiç düşünüyor muyuz, bir insan bedeni bu kadar sarsılmaya, bu kadar ıstırap içinde kalmaya müsait mi? Bir çocuk ruhu, bir genç kızın, bir delikanlının iç dünyası, orta yaşa gelmiş, hayatın bin bir acısıyla yoğrulmuş bir annenin, bir babanın ruh dünyası. Acaba ateşle oynadığımızın farkında mıyız? Geçenlerde bir arkadaşım anlattı. Eline kumanda cihazını almış, televizyonun karşısına geçmiş. Başlamış kanalları gezinmeye. Ama en ufak şekilde de olsa sesi açmamış. “İnanır mısın Sabri Bey” dedi. “O televizyondaki bakışlardan, konuşmalardan, jestlerden, mimiklerden ürperdim. Şöyle sakin sakin konuşan kimse yoktu. Hep kin dolu, hep nefret dolu bakışlar, hep karşısındakini itham eden tarzda el kol hareketleri. Bakışlardan sanki alev fışkırıyor. Çok üzüldüm” dedi. Bir toplum ki, gazetesi böyle, televizyonu böyle, sineması böyle, tiyatrosu böyle. İster istemez insanın dudaklarından Necip Fazıl’ın mısraları dökülüyor:   “Bıçak soksan gölgeme   Sıcacık kanım damlar.   Gir de bir bak ülkeme   Başsız başsız adamlar.       Ağlayın su yükselsin ... Devamı

05 07 2012

KALBİN İNCELİKLERİ

  Kalbe gelen bazen lüzumsuz, bazen zararlı düşünceleri çı­karmak, bazı insanlara son derece güç gibi görünür. Aslında, bu güçlüğün nedeni o kalpte aşkın olmamasındandır. Bir insanın kalbi ilâhi aşkla dolarsa, gördüğü her zerrede Hak’kı müşahede etmeye başlarsa, ne yana bakarsa baksın, orada Allah’ın vec­hini müşahede ederse, her şey kolaylaşır. Bir tasavvuf şairi, “in­sanda görecek göz, işitecek kulak, hissedecek kalp varsa, her zerre onu Hak’ka ulaştıracak, visâle kavuşturacak bir Cebrail gibidir” diyor. Edep, hayâ her yerde, Allah’ın huzu­runda olduğunun bilincinde olmaktır. Lâilâhe illâllah sırrına maz­har olanlar, tevhide ulaşanlar, kendilerinden çıkmış, muratsız kalmış kimseler Allah’ın velileridir. Onlar için korku ve hüzün yoktur. Korku, nefsinden soyunamayanlardadır. Tâhâ suresi 114. ayetinde Allah, sevgili peygamberine, “Benim ilmimi arttır de” buyuruyor. Mânevî rızk için kanâat olmaz. Sarf olundukça meydana çıkar. Artar ama eksilmez. Allah’ın hazinesi kulun hazinesi gibi değildir. İlâhi tecelliye nihayet yoktur. Önemli olan nefsimizden kalbimize sefer edebilmek, Yunus’un dediği gibi, “Bir siz dahi sizde bulun benim bende bulduğumu” hâlini yaşayabilmektir. Kâl’den hâl’e geçtiğimizde fetih başlar. Ancak tahkike erenler, hakikate vasıl olurlar. O, bize şah damarımız­dan daha yakındır. Nefsimize uyup, boş şeylerle vakit geçirmek, kendimize yapacağımız ihanetten başka nedir? Biz O’nu bilmek, bulmak, O’na ulaşmak için gönderilmedik mi? Aslî görevimiz bu değil mi? Biz kendimizi bilince, Allah’ın ilmi meydana çıkar. Nef­sini bilen Ra... Devamı

04 07 2012

Her Dem Yeni Doğarız

HAYIRLARA VESİLE OLACAK KANDİLLER DİLEĞİYLE... İnsanlar gibi toplumlar da zaman zaman çeşitli sıkıntılar yaşar, bunalımlar geçirirler. Dünyada hiçbir toplum bütün sorun­larını çözümlemiş değildir. Bazı saf, tecrübesiz, bilgisiz, belli bir kültür düzeyine ulaşmamış insanlar, kafalarına takarlar, efen­dim, falanca toplum şöyle ilerlemiş, böyle ilerlemiş, biz de örnek alalım, onlar gibi olalım, yükselelim, ilerleyelim. Gidip baksanız, o toplumu görürsünüz. Yazılanların, çizilenlerin hiç de anlatıldığı gibi olmadığını, onların da arkasında nice dev gibi sorunların çözüm beklediğini, o güzelim yolları, caddeleri, sokakları doldu­ran insanların hiç yüzlerinin gülmediğini, iç dünyalarından gelen sıkıntıların, bunalımların, yaşadıkları dramların yüzlerine acı çiz­gilerle yansıdığını farkedersiniz. Gidin görün. Telefon rehberini açın. Psikologların, psikiyatristlerin bölümü bir türlü bitmez. Sö­züm ona insanlara yol gösterecekler... Merhum bir arkadaşım, bir tarihte, annesini bir psikiyatriste götürür. Muayenenin ortasında, profesör, “anacığım” der, “ku­sura bakma biraz ara vereceğiz. Ben alkoliğim. İçki içme vaktim geldi. Devam edemeyeceğim”. Bir dolabı açar. İçkisini, mezesini çıkarır. Demlenir. Kafasını bulur. Sonra “haydi başlayalım” der. Yaşlı anne hayretler içindedir. Gördüklerine inanamaz. Muaye­ne başlamadan önce, hayretle, şaşkınlıkla, doktora bakar. Dok­tor ne oldu deyince, dayanamaz. “Şimdi beni sen tedavi ede­ceksin” der. “İyi, güzel. Sağolasın. Ama merak ettim, seni kim tedavi edecek?” Öyle bir çağda yaşıyoruz ki, te... Devamı

13 06 2012

İSLAM VE SANAT

  İslam baştan başa bir estetik ve güzelliktir, bir güzel sanattır. Bunun aksini iddia edenler büyük bir yanılgı içindedirler. Örneğin Mevlana hem büyük bir İslam âlimi, hem de büyük bir sanatçıdır. Dinden sevgiyi, felsefeyi, estetiği çıkarırsanız geriye ne kalır? Ancak bugün ne yazık ki birçok yerde Kur’an’ın tanımladığı değil bazı insanların yaşadığı İslam vardır. Gerçek sanat, insanı Allah’a götüren bir yoldur. Necip Fazıl bir şiirinde “Anladım, san’at yalnız Allah’ı aramaktır, Marifet bu, gerisi yalnız çelik çomaktır.” der. Hüsnü muhafaza; güzeli koruma demektir. Sanat, yeryüzünde hüsnü muhafaza içindir. Müslümanlar tarihin hiçbir döneminde sanatın hiçbir kolundan ayrı kalmamışlardır. Camiler, minareler yapılırken mânâ yönünden en güzele götürecek şekilde tasarım yapılmıştır. Bir binayı, bir şehri güzelleştirmek, bir ruha ışık vermek neden kötü olsun ki? Bir Hadis-i Şerif’te “Allah güzeldir, güzeli sever.” Buyrulmuştur. Peygamber Efendimiz de çok zarif, çok kibar bir insandı, sanatçılara çok değer verirdi. Eşlerine “Ya Hümeyra: Ey güzel yanaklı” diye hitap etmiştir. Bir mezarın içinde gördüğü taşı sırf gözü rahatsız etmesini istemediği için çıkarttırmıştır. Böylesine bir incelik, heyecan ve ruh göstermiştir. Allah-ü Teala, Kuran-ı Kerim’de Hz.Musa’dan Firavun ile konuşmaya gitmesini istediğinde “Firavunla konuşurken yumuşak ve tatlı söyle.” Buyurmuştur. Yoksa zorba bir ifadeyle, sert bir dille konuş denmemiştir. Hz. Aişe Validemiz hanımlara: “Çocuklarınıza küçükken şiir öğ... Devamı

05 06 2012

GERÇEK SEVGİYİ YAŞAMAK

  Bir izleyicim bana konuşmalarımda en fazla sevgi konusunu ele aldığımı yazmış, sebebini soruyor. Ben gerçekten sevgiyi hayatın dayanak noktası olarak görüyorum. Mevlana “Sevgiden bakır altınlaşır.” diyor. Sevgiyle düşmanın dost olacağı inancındayım. Sevgisiz bir yudum su bile içmek istemiyorum. Parayla yatlar, katlar, Mersedesler, alırsınız ama gerçek sevgiyi parayla asla elde edemezsiniz. Belki karşı cinsten bazı insanlar birbirlerine parası için sevgi gösteriyor olabilirler ama ben bunun samimi bir sevgi olacağına inanmıyorum. Sevgi, insanı Allah’a ulaştıran bir yoldur. Nerede sevgi, orada Allah… Nerede saygı, edep, orada güzellik… Samimi kanaatimce sevgi hayatın odak noktasıdır. Sevgiyle hastalar iyileşir, yoksulluklar zenginliğe, üzüntüler mutluluğa dönüşür. Sevgi bir güzelliktir, estetiktir, bizi Allah’a götüren en kısa yoldur. Resullullah Efendimiz, bir Hadis-i Şeriflerinde “Eğer biriniz bir kimseyi seviyorsa hemen gidip sevgisini ona haber versin. Yarına bırakırsanız ikinizden birisi için çok geç olabilir.” Buyurmuşlardır. Sait Faik Abasıyanık bir eserinde “Her şey bir insanı sevmekle başlar.” der. Dünyanın en büyük olayı sevgidir, ama samimi, içten, sımsıcak bir sevgidir. Ben sevgiyle hastaların bile iyileştiğini gördüm. Aralarında öyleleri vardı ki hayata, insanlara kırgın ve küskündüler, ama gerçek sevgiyle karşılaştıklarında dirilip, yaşama sevinciyle dolmuşlardı. Yaşamak demek para kazanmak, yemek içmek, uyumak mıdır? Ne olur parayla her şeyin, gereğinde sevginin de alınabileceği kanaatinden vazgeçelim. Bir insanın yüreğindeki sımsıcak sevgiyi, hayranlığı parayla satın alamazsınız. Gecekonduda yaşayıp bir tarhana çorbasını sofraya zor koyabilen aileler gördüm, ama o... Devamı

30 05 2012

GÜZEL GÖREN GÜZEL DÜŞÜNÜR

  Hayata önyargısız baktığımız zaman her şey daha farklı oluyor. Hayat hiçbir zaman, tarihin hiçbir döneminde ışık dolu olmadı efendim, yarın da olmayacak. Bütün mesele bizim bakış açımızda. Hayata sabit fikirlerle değil de o muazzam güzelliği görmek için baktığımızda her şey mükemmel oluyor. Bize göre dost arıyoruz, bize göre komşu arıyoruz, bize göre meslektaş arıyoruz, ama ne oluyor, bulabiliyor muyuz? Hayır. Tabiatta birbirinin aynı yaratılmış iki hücre bile yok. Şunu düşünsek; biz okyanusta bir fındık kabuğu bile değiliz. Mahatma Gandi -ki Mahatma Hintçe evliya demektir.- diyor ki: “Evden çıkınca kendimi ayakkabımın üstündeki bir toz zerresinden daha büyük görecek olursam utanır, Allah’a sığınırım.” Her şey gönlünce olursa bir süre sonra insan firavunlaşır. Birdenbire zengin olmak, meşhur olmak insanın düşünce yapısını değiştiriyor. İnsanın tekâmül etmesi için zorluklara da dayanması gerekiyor. İşte gerçek aydın budur. Gerçek hayatta, tabi düzensizlikler, iftiralar, yanlış anlaşılmalar, zorluklar da var. Tabi olacak efendim. Ben acıların, sıkıntıların bazen hastalıkların insanları olgunlaştıracağı kanaatindeyim. Öyle yiyelim, içelim, sokaklarda gezelim, eğlenelim…Bu şekilde olgun insan olabilir miyiz? Hayatta geride bir isim bırakmış, yer edinmiş insanlara bakın, göreceksiniz ki hepsi çeşitli sıkıntılar yaşamış kimselerdir. Kainatın en büyük, en güzel, en muhteşem insanı Resullullah Efendimiz Buyuruyor ki “Allah’a kasem ederim ki insanların içinde benden daha fazla sıkıntı çeken olmamıştır.” Olgun, kâmil, anlayışlı insan olmak başka, bilgi sahibi insan olmak başka. Evet, bugün toplumumuz sıkıntı içinde. Böyle bir toplumda dengeli olmak &cce... Devamı

14 05 2012

İnsan ve Şiir

  Şiir, saf ve hayran kalplerin sesidir. Doğanın bağrından ko­pup gelen, iç dünyamızın en güzel rengi, ışığın ve estetiğin sesidir. Bizi yaratılışın asıl ritmine götüren, iç dünyamızı çev­renin tozundan, dumanından, isinden ve kirinden, patırtı gürül­tüsünden uzaklaştıran, bizi yeniden varoluşun çılgın heye­canına götüren bir mucizedir. Onunla kendimize gelir, onunla acılarımızı sarar sarmalar, onunla yeniden soluk almaya baş­larız. Hayat her şeye rağmen yürüyenlerindir. Bizi ayakta tutan, bize yaşama sevinci veren, gördüklerimize, çektiklerimize rağ­men, hayatı yaşanılır hale getiren şiirdir. Şiir, bizde uyuyan, bilinçaltında kalan duyguları uyandırır ve besler. Şiir bize hayatı, dünyayı ve insanları sevdirir. Bize mut­lulukların en güzelini verir. Duygu ve düşüncelerimize çekidüzen verir. İç dünyamızda halledemediğimiz meseleleri çözer. Şiiri sevemeyenler, şiire yaklaşamayanlar insana da yabancı kalırlar. Kendilerine de yabancı kalırlar. Kendi kendileri olamaz, kendi varlıklarını ortaya koyamazlar. Şiir bizi bize tanıtır. İnsan düğü­münü çözmeden bir yere varamayız. Ömür boyu huzur ve mut­luluktan uzak yaşarız. Hayatta hiç kimse güzel şiirin sırrını ve formülünü bulamamıştır. Ama gerçek şiirlerde biz onu duyar, yaşar, tadarız. Yunus’un şiirlerini tekrar tekrar duyarak, düşünerek okuyan­lar, insan bilinmezini çözmeye doğru yaklaşmış olurlar. Biz, insanı şairlerden öğreniriz Onlar sezgileriyle bilinmeyen âlem­lere ışık tutarlar. İnsanı sevmek demek, Tanrı’yı sevmek de­mektir. Hayatın rengi, ışığı, varoluşun amacı sevgidir. Sevgiden bakır altınlaşır. Cahit Sıtkı, “Sevmek, devam eden en güzel huyum&r... Devamı

11 05 2012

Gönül Sohbeti Nedir

  Ankara’dan mektup gönderen bir sayın izleyicim, “Sohbet nedir?”, “Gönül Sohbeti nedir?” diye sorduktan sonra arala­rındaki farkı belirtmemi istiyor. Efendim, dostça ve arkadaşça karşılıklı görüşmeye, sohbet denir. Dikkat buyurun görüşme dedim. Görüşmede bir iştirak, katılma, birliktelik vardır. Görüşmede birbirini görme, birbirine ayna olma vardır. Bu kelimeyi bilinçli olarak kullandım. Konuş­ma da diyebilirdim. Her konuşma görüşme değildir çünkü. Gün­lük konuşma dilinde, çene çalmak, gevezelik etmek, vakit geçir­mek, zaman öldürmek diye nitelenen, konusu genellikle dedi­kodu, ıvır zıvır olan konuşmalara sohbet diyemeyiz. Buna sade­ce boşboğazlık etmek denir. Sohbette bir ciddiyet, bir ağırbaş­lılık, bir efendilik, bir olgunluk vardır. Sohbetin âdâbı, erkânı, incelikleri vardır. Zaten belirli bir kültüre, olgunluğa, kıvama gel­meyenler sohbet edemezler. İsteseler de olmaz. Sohbette karşı­lıklı saygı, sevgi, görgü vardır, efendilik vardır. Düşünceye say­gısı olmayan, edepli, ince, toleranslı olmayan kimseler sohbet edemezler. Anadolu’da, bir kimse methedileceği zaman, “o de­ğerli insandır, sözü sohbeti yerindedir” diye nitelendirilir. Yerinde, zamanında, kıvamında konuşabilmek son derece önemlidir. “Söz” kelimesi ile “Öz” kelimesi arasındaki yakınlığa dikkatinizi çekerim. Büyük Yunus, söze çok önem verir. Konu­şurken bizi uyanık olmaya davet eder.           Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı           Söz ola ağulu aşı, yağ ile bal ide bir söz... Devamı

09 05 2012

Cinsellik ve İnsanlık

  Çocuk doğar. Çocuk yetiştirenler, çocuk doktorları iyi bilirler. İnanılmaz bir hareket gücü. Eller, ayaklar kıpır kıpır. Bir hayat enerjisi, elle tutulur, gözle görülür şekilde dikkâti çekiyor. Bir iki yıl sonra önüne geçilmez bir öğrenme merakı başlıyor. Çocuk neyi görse annesine gösteriyor. Soruların sonu gelmiyor. Bu ne? Bu ne? Çocuk belli bir yaşa gelip de buluğa erince, o ilâhi enerji, ne yazık ki cinsel enerjiye çevriliyor. Düşünülen hep aynı. Hayallerde o kuruluyor, işleniyor, rüyalarda o görülüyor. “Cin­sellik”. Ne yazık ki günümüzde adına medya denilen büyük canavar, bitip tükenmeyen bir tempo ile genç insanlardaki bu cinselliği besliyor. Gazetelerde, televizyonlarda hep seks ile ilgili görüntüler. Hele Pazar ilâveleri veren öyle gazeteler var ki, genelev albümünden pek farkı yok. Sinemalarda, tiyatrolarda, fıkralarda, romanlarda, piyeslerde, özel sohbetlerde işlenen hep aynı tema. Cinsellik, gene cinsellik, gene cinsellik... Doğanın insanlara kazandırdığı o harikulâde güzellikler, ye­tenekler, özellikler bu cinsellik uğrunda mahvolup gidiyor. Or­taya çıkan sadece, ama sadece karamsar, yaşama sevincini kaybetmiş, mutsuz, huzursuz, sıkıntılı, hasta insan tipleri. Ne bekârken mutlu olabiliyor, ne evli iken. Doğanın insanlara neslin devamı için verdiği enerji, günümüzde o kadar kötüye kulla­nılıyor ki. Reklâmı yapılan malın türü ne olursa olsun, işlenen tema hep aynı. Makarnadan otomobile kadar, giysiden ev eş­yasına kadar sürekli olarak çıplak kadın teması işleniyor. Bu çılgın gidiş insanları, aileleri ve toplumları felâkete götürüyor. Porno eşyası satan dü... Devamı

07 05 2012

Hoşgörü

    Sevgi, saygı ve hoşgörü birbirini tamamlayan, bütünleyen, hayatı hayat yapan üç ana unsurdur. Bir sacayağı gibidir. Ama bana sorsanız, en önemlisi hangisi diye, hoşgörüdür derim. Ha­yatta kusursuz, noksansız, hatasız insan yoktur. Hepimizin, tek istisna olmadan hepimizin zayıf tarafları vardır. Ya tamamlana­cak eksik taraflarımız ya da törpülenmesi gereken sivriliklerimiz vardır. İşte o zaman hoşgörü imdada yetişir. Hoşgörü ile birbi­rimizi sevebilir, sayabiliriz. Kabul edebiliriz. Ne güzel söylemiş Yunus Emre, “Yaradılanı hoşgör, Yaradan’dan ötürü” diye. Tasavvufta bir söz vardır. Allah Allah’lığını kimseye vermez diye. Tam, kâmil, noksansız ve her şeyden münezzeh olmak, yalnız Allah’a mahsus bir sıfattır. Biz insanız, noksanız, kusur­luyuz. El açıp dualar ediyoruz. Kulluk edemedim, affına geldim diye. Birbirimizi ancak hoşgörü ile benimser kabul ederiz. Hatalı, kusurlu bir varlığı ancak “Yaradılanı hoşgör Yaradan’dan ötü­rü” diyerek sevebiliriz. Hoşgörünün olmadığı yerde sevgi de yoktur, saygı da. Yunus Emre “taş gönülden ne biter?” diye sorar. Tabii hiçbir şey... Önemli olan o taş gibi gönlü ipek gibi yumuşak bir hale getirmektir. İslâm’ın getirdiği nice güzelliklerle bu sağlanır. Bir zamanlar taş gibi olan o insan gönlü, sevginin, saygının, hoşgörünün çiçeklendiği bir mübarek mekân olur. Ben gider, sen kalır. Nefsin egemenliği yıkılır. Yerini aşk alır, ihlâs alır, şefkât, merhamet ve hizmet aşkı alır. Hoşgörünün olmadığı yerde ot bile bitmez. Hoşgörüden uzaklık Hak’tan uzaklığın belgesidir. Sosyal hayatta en faydalı fazilet hoşgör&uu... Devamı

03 05 2012

Haddini Bilmek

  Haddini Bilmek   Uzun yıllar önceydi. Sıra olimpiyat müsabakalarında haltere gelmişti. Bulgar Vasilevski üst üste rekorlar kırıyordu, çok iyi hazırlanmıştı. Olimpiyat rekorunu da kırdıktan sonra devam edecek misin, diye sordular, çok az bir kilo koydular. Üst üste o kadar rekoru kıran Vasilevski konulan o miktarı kaldıramadı. Yıkıldı. Halter bir tarafa kendi bir tarafa gitti. Bu durum beni çok etkiledi.. Yıllarca düşündürdü. Demek ki insan gücünün bir sınırı vardı ve akıllı insanlar, o güçlerinin sınırında durmasını bilen kimselerdi. Gel gör ki, o durmasını bilenler, çok az oluyor. Bü­yümenin sarhoşluğu insanları alıp götürüyor. Ekonomi kitap­larında buna büyümenin tehlikeleri deniliyor. Belki de en büyük sorun burada ortaya çıkıyor. Gücünün nereye kadar devam edeceğini bilmek. Nerede durmak gerektiğini bilmek. Ticarî ha­yatta buna nice örnekler gösterebiliriz. Bir işyeri açılıyor, tutu­luyor, beğeniliyor bir süre el üstünde tutuluyor ama nefis, bü­yümenin sarhoşluğu orada devreye giriyor. Başlıyorlar arka ar­kaya yeni şubeler açmaya, ama bir noktadan sonra hesaplı, kitaplı, plânlı gidilmediği için tökezleme başlıyor. O pıtrak gibi çoğalan şubeler birden yok oluyorlar. Tabi bu arada eldeki de gidiyor. Bu misâlleri hayatın her alanında görebilir, bulabiliriz. Bu siyasette de böyle. Yıllar önceydi. Genç bir lise öğrencisiydim. Erhan Löker isimli bir avukatın yazdığı “Bir Gün Sovyet Rusya Yıkılırsa” isimli eser, kitap dünyasında bomba gibi patlamış, yıllarca eleştiri konusu olmuştu. Bazı kimseler tebessümle “Canım efendim olacak iş mi bu?” diyorlardı. Hiç koskoca Sovyet İmparato... Devamı

10 04 2012

Sayın Sabri Tandoğan'ın Hayatı Bu Akşam Dost TV'de

  Çok Değerli Dostlar, Dost TV’de yayınlanmakta olan ve Yaşamını hakta, hayırda, insana topluma faydalı gayret ve hamiyetlerde sarf etmiş, yaptığı hizmetlerle öne çıkan güzel insanların ömürlerinin anlatım ve fotoğraflarla konu edildiği “Ömre Vefa” programının bu haftaki konuğu Sayın Büyüğümüz Sabri Tandoğan’dır. Ömre Vefa programı hafta içi akşamları 19:30 saatinde yayınlanmakta olup programın Sayın Büyüğümüzle ilgili ilk bölümü bu akşam yayınlanmıştır. Programın devamı olan bölümler hafta içinde aynı saatlerde izlenebilir. Programın ilgili bütün bölümlerine Dost TV’nin internet sayfasındaki arşiv bölümünden izleyen günlerde Kanal tarafından yüklendikten sonra izlenebilecektir. İlgili adres:   http://www.dosttv.com.tr/program_detay.aspx?id=1129&last=t&program=%u00d6mre_Vefa   şeklinde olup ayrıca ilgili bölümlerin sitemizden de izlenebilmesi daha sonraki günlerde mümkün olabilecektir.   Saygıyla duyurulur.   Site   Devamı

09 04 2012

Yaşanmamış Bilgiler Bir Yükten Başka Nedir?

  Doktor Ferah Hanım anlattı, olay Konya’da geçiyor. Bir zat evleniyor, bir kız çocuğu oluyor. Bir gün okul arkadaşları o zatı ziyarete gidiyorlar. Misafirlerden birinin dikkatini çekiyor; ev sahibi büyük bir edep ve saygı içinde dizlerinin üzerine oturmuş konuşmaları dinliyor, kolay kolay hafızalardan silinmeyecek bir dikkat ve huşû içinde... O misafir dayanamıyor soruyor; kar­deşim diyor, biz seninle okul arkadaşıyız, neden rahat otur­muyorsun, aramızda ayrı gayrı mı var? Üzme kendini, gönlünü rahat tut. Cevap beni ürpertti. O şahsa karşı büyük bir saygı duydum, adresini bilsem Konya’ya gidip, o şahsa saygılarımı sunup, takdir hislerimi bildirip, ellerinden öpmek isterim. Efen­dim diyor cevabında, iki yıl önce kızım doğduğu gün Allah’ıma söz verdim. Ben dedim, kızımın ince, zarif, saygılı bir insan olmasını istiyorum. O halde o güzellikleri önce ben kazan­malıyım, duygularımda, düşüncelerimde, davranışlarımda dü­rüst, temiz ve asil olmalıyım ki kızım da beni örnek alsın, o da benim gibi olsun. Doğduğu günden itibaren edep dışı sözlerden, düşüncelerden, davranışlardan özellikle sakındım. Yaşadığım sürece de son nefesime kadar böyle olmak istiyorum. Top­lumlarda güzel insanlar ancak güzel örnekler görerek, onlara bakarak gelişebilirler. Belki içinizde bazıları, ilâhi Sabri Bey, bunlar normal dav­ranışlar, olayı büyütecek ne var, diyebilir. Bir açıdan öyle ama içinde yaşadığımız toplumda söylediklerini günlük hayatında yaşayanlar, uygulayanlar o kadar az ki, ben o insanları gör­dükçe, kim ne derse desin büyük sevgi, saygı ve hayranlık duyuyorum. Yıllardır verdiğim konferanslarda, katıldığım sohbet toplantılarında ıs... Devamı

31 03 2012

Bir Babanın Kızına Mektupları

Sevgili kızım. Artık evlendin, senin için yeni bir hayat baş­lıyor. İnşallah, bir ömür boyu eşinle beraber, huzur dolu, mut­luluk dolu, sağlık dolu güzel bir hayat yaşarsınız. Bütün günle­riniz hayırlı çalışmalar, devamlı ibadetlerle birbirinden güzel geçsin. Birbirinize sevgi, saygı duyun. Unutmayın ki içinizdeki sevgi kadar, saygı kadar var olacaksınız. Sevmek devam eden en güzel huyum, deyin. Kıymetli yavrum, eşine karşı her zaman, her yerde, her durumda saygılı ol. Dikkatli ol. Onu uğurlarken, karşılarken, bir hükümdara nasıl davranılırsa öyle yap. Öyle ince, öyle edepli ol ki, senden ayrıldığı zaman, içi en güzel, en nezih duygularla dolsun. Arkasından hayır dualar et. İyi dilek­lerde bulun. Allah’a emanet et. Unutma ki bu çağda insanın tek umudu, bu adına hayat denilen fırtınalarla do!u denizde, gide­ceği tek liman, kendi evi. İster minicik bir gecekonduda otur, ister muhteşem bir sarayda, orayı cennet haline getir. Edebinle, inceliğinle, zarafetinle, temizliğinle, hassasiyetinle evinde hep güzellikleri yaşa. O güzellikleri eşinle paylaş. Mutluluğu, huzuru parada, eşyada, giyimde arayanlardan olma. Bütün yücelikler senin içinde. Kâinattaki yerini bil. Şeyh Galip, “Hoşça bak zâtı­na kim, zübde-i âlemsin sen” diyor. Kâinatta bir şey kalmadı da sen var oldun. Ağzından çıkan her söze dikkat et. Her za­man, her yerde Yüce Peygamberimizin buyruğunu yerine getir. Ya hayır söyle, yahut sus. Lütfen, elimde olmayarak diye, itiraza başlama. Sen güzel düşünürsen, güzel konuşursun yavrum. Güzel gören, güzel düşünür. Güzel düşünen hayatından zevk alır. Daima olumlu ol. Eksi elektrik üretenlerden olma. Düşün­cemiz neyse biz oyuz. Tek is... Devamı

21 03 2012

Bugünkü İnsanların Huzrsuzluğu

      Aziz Büyüğümüz, Çok Değerli Dostlar, Sizleri, yeniden merhaba diyebilmenin güzelliği ile saygı ve sevgi ile selamlıyor ve Sayın Büyüğümüzün eski yıllara ait bir TV notunu sunuyorum.   Hepinize hayırlı, güzel günler dileğiyle…       Çiğdem Seçkin Gürel     SAYIN BÜYÜĞÜMÜZ SABRİ TANDOĞAN’IN GÖNÜL SOHBETLERİNDEN NOTLAR - 48   KONU: İNSANLARIN HUZURSUZLUĞU                                                                15 Temmuz 2000 Cumartesi Sabri Tandoğan Biz izleyicim çevresindeki insanları çok gergin, bunalım içinde ve huzursuz bulduğunu ancak bütün bunlara bir anlam veremediğini söylüyor ve bu konuyu sohbetimizde işlememizi rica ediyor. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri Tefrizname isimli bir eserinde       “Hak şerleri hayreyler       Zannetme ki gayreyler       Mevla görelim neyler       Neylerse güzel eyler”   der. Bu şiir adeta tasavvufun özü gibidir. Neden bilmem, bu şiirle bile pek çoğumuz birçok karamsarlıklarından kurtulabilir. Biz kendimize göre bir dünya, kendimize göre eş, arkadaş, iş, komşu, dost istiyoruz. Hocalarımızın bile bizim istediğimiz gibi olmasını istiyoruz. Ama acaba bu bizim hakkımızda hayırlı olur mu diye hi&cc... Devamı

20 03 2012

Tedavisi olmayan hiçbir rahatsızlık yoktur

     Hayırlı sabahlar hocam nasılsınız ayaklarınızın ağrısı nasıl inşallah iyileşirsiniz, şifalar diliyorum           hocam size bu konuda birşey danışmak istiyorum Japonyada morita tedavisi diye bir yöntem varmış bu konuda bilginiz varmı bu konudaki önerileriniz nelerdir anskiyete kaygı rahatsızlığı nefsin hangi afetlerindendir bu afet beni Allah tan çok uzaklaştırıyor ibadetlerimizden okuduklarımdan lezzet alamıyorum sabah namazlarına uyanamıyorum gönül sohbetleri kitaplarını üçüncü kez okuyorum onlardanda aynı lezzeti alamıyorum yine de kendimi zorlamalıyım Cenabı  hakkın hangi isimlerinin zuhur etmemesinden kaynaklanır hangi tesbihler çekmek gerekir         SELAM SEVGİ SAYGILARIMLA. Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :     Sayın “Gönül Yolcusu”, 11.3.2012 tarihli malinizi aldım. Kıymetli yavrum, şifası olmayan hayatta hiçbir hastalık yoktur. Bu bahsettiğin durumlar da pekala tedavi edilebilir ve en güzel sonuçlar alınır. Değerli yavrum, yapılacak iş her an Allah’la beraber olmaktır. Ama bu lafla değil, gerçekte olmalıdır. Ne yaparsak yapalım, hangi işi tutarsak tutalım her an Allah’la beraber olmalıdır. Gönül Sohbetleri gibi kitaplar bu beraberliğe yardımcı olur. Sana her gün dua edeceğim. Göreceksin hiçbir şeyin kalmayacak. Selam, sevgi ve saygı ile.   Sabri Tandoğan http://www.gonulsohbetleri.net ... Devamı

20 03 2012

Gerçekleri çocukların anlayacağı bir dille anlatmak daha uygundu

    Sabri Bey Amca,merhabalar...Ben yazılarınızı ve kitaplarınızı okuyan biriyim.Size danışmak istediğim bir konu var. Benim beş yaşında bir kızım var. Çok akıllı, duygulu ve hassas  bir çocuk olduğunu düşünüyorum.Ona bazı dualar öğrettim, geceleri yatmadan okuyoruz beraber. Dilim döndüğünce Peygamberimizden, dinimizden bahsediyorum Ama sorduğu sorular bazen tıkanmama sebep oluyor ve ben ona bilinçli, ruhunu yaralamayacak, onu doyuracak cevaplar vermek istiyorum. Mesela bu gece  bana, ölünce ne olacak anne, sen ölecek misin, yaşlanacak mısın diye sordu ve boynuma sarılıp hüngür hüngür ağladı. Öptüm kokladım,teselli ettim.Ve onu üzmeden tatlı tatlı anlattım bir şeyler... Sorum şu,çocukların bu tip sorularına nasıl cevap vermeli, neler demeli? Nasıl yaklaşmalı duruma,onları üzmeden, korkutmadan? Cevap verirseniz çok mutlu olurum. Sağlık ve afiyet diler, ellerinizden öperim... Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :   Sayın “Bir Anne”, 15.3.2012 tarihli malinizi aldım. Kıymetli yavrum, bazı ailelerin yaptıkları gibi birtakım hayat gerçeklerini çocuklardan gizlememeli. Onlara anlatmalı. Ama çok tatlı, çok yumuşak, çok duygulu bir dille. Hayat gerçeklerini bir masal anlatır gibi anlatmalı. Bu iki taraf için de çok hayırlıdır. Selam, sevgi ve saygı ile.   Sabri Tandoğan Devamı

20 03 2012

Allah’la beraber olan insanlar hiçbir şeyden korkmazlar

    Değerli Hocam, İnternetteki tüm videolorınızı sürekli tekrar tekrar dinliyorum. Kimi zaman gözlerim doluyor, içim titriyor. Bir derdim var. Bana nasihat verirseniz çok mutlu olurum. Çok iyi bir üniversiteden mezun oldum. Burs alıp yurtdışını görebilme fırsatım bile oldu. Ancak ben aşırı çekingenim. İnsanlarla konuşamıyorum. Utanıyorum, sıkılıyorum. Bu nedenle yapabileceğimin çok alt seviyesinde işlerde çalışıyorum. Başka işlere başvurmaktan, reddedilmekten korluyorum. Yalnızım. Doktara gidip ilaç bile kullandım. Böyle giderse evde de kalırım ben. Bu aciz insana ne tavsiye edersiniz? Günlerimi bahara çevirdiniz. Dualarım sizinle, Allah razı olsun. Ayşe   Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :   Sayın Ayşe Hanım, 15.2.2012 tarihli mailinizi aldım. Kıymetli yavrum, insan nasıl yalnız olabilir? Dağ başındaki küçücük bir odada yaşasak bile Allah’ımız var, Peygamberimiz var, çevremizde dolaşan, bize yardım için fırsat arayan meleklerimiz var. Lütfen insanlarla konuşurken çekinme, ürkme. Senin kalbinde, kafanda kimseye karşı bir kötü duygu, bir kötü niyet yok ki? Aman yavrum, Allah’la beraber olan insanlar hiçbir şeyden korkmaz. Yalnız bir şeye dikkat et: Hiçbir zaman, hiçkimseye karşı negatif duygular beslemeyelim. Bütün insanlar için hayır dua edelim. Bizim yedi milyar kardeşimiz var. Onlarla bir dostluğu yaşayalım. O zaman dünyamız da, ahiretimiz de cennet olur.   Selam, sevgi ve saygı ile.   Sabri Tandoğan http://www.gonulsohbetleri.net ... Devamı

20 03 2012

Tasavvuf Fıkraları

       TASAVVUF FIKRALARI   Nasreddin Hoca’ya:"Her sabah halkın kimi o yana, kimi bu yana gider, sebebi nedir?" diye sormuşlar. Hoca cevap vermiş: "Eğer hepsi aynı yöne gitse, dünyanın dengesi bozulur, devrilirdi." cevabını vermiş.   ***  Akşehirliler bir gün Nasrettin Hoca'ya takılır ve sorarlar: "Nasrettin Hoca senin evliyalar katında ulu bir kişi olduğun söylenir, aslı var mıdır?" Nasrettin Hoca : "Her halde öyle olmalıdır."der.Bunun üzerine : "Böyle kişiler zaman zaman mucizeler göstererek bu özelliklerini herkese kanıtlar.Hoca madem kabullendin göster bir mucize de görelim!" derler. Nasrettin Hoca: "Pekala şimdi size bir numara yapalım" der. Karşısında durmakta olan çınar ağacına; "Ey ulu çınar çabuk yanıma gel!" der. Tabii ne gelen ağaç var, ne giden. Nasrettin Hoca yürümeye başlar ağacın yanına varır. Akşehirliler: "Ne oldu  Hoca ağacı getiremedin, kendin oraya gittin!" diye gülünce Nasrettin Hoca: "Bizde kibir yoktur, dağ yürümezse abdal yürür." der.   ***  Zamanın birinde parasıyla övünen zengin bir adam, ıssız bir yerde,kör bir kuyuya düşmüş.Tam  ümitlerini yitirmişken oradan geçen bir derviş adamın sesini duymuş,kuşağını sarkıtmış ve adamı kuyudan kurtarmış. Zengin sevincinden ne yapacağını şaşırmış:"Dile benden ne dilersen." demiş.Derviş: "Bir şeye ihtiyacım yok,benim için dua et yeter." demiş.Zengin inanamamış...Yüz altından başlamış teklif etmeye.Bin altına kadar çıkmış,ama dervişin umrunda bile değilmiş.Israr devam edince,derviş, adama sormuş: "Senin kaç... Devamı

20 03 2012

Çanakkale'den Anekdotlar

      Aziz Büyüğümüz, Çok Değerli Dostlar,   Bugün sizlerle Çanakkale Zaferinin arka planına ışık tutan iki anekdotu paylaşmak istedim bütün şehitlerimizi rahmetlerle anarak….   En içten saygı ve sevgilerle…       Çiğdem Seçkin Gürel       İNSANLIK DERSİ Çanakkale Savaşlar'ında savaşıp, bir kolu ile bir ayağını kaybeden Fransız Generali Bridges, yurduna döndükten sonra anlattığı bir savaş hatırasında şöyle diyor: Fransızlar, Türkler gibi mert bir milletle savaştıkları için daima iftihar edebilirsiniz.Hiç unutmam.Savaş sahasında döğüş bitmişti.Yaralı ve ölülerin arasında dolaşıyorduk az evvel, Türk ve Fransız askerleri süngü süngüye gelip ağır zaliyat vermişlerdi.Bu sırada gördüğüm bir hadiseyi ömrüm boyunca unutamayacağım.Yerde bir Fransız askeri yatıyor, bir Türk askeride kendi göleğini yırtmış onun yaralarını sarıyor, kanlarını temizliyordu.Tercüman vasıtası ile şöyle bir konuşma yaptık: Niçin öldürmek istediğin askere ediyorsun? Mecalsiz haldeki Türk askeri şu karşılığı verdi: "Bu Fransız yaralanınca cebinden yaşlı bir kadın resmi çıkardı.Birşeyler söyledi, anlamadım ama herhalde annesi olacaktı.Benim ise kimsem yok.İstedim ki, o kurtulsun, anasının yanına dönsün". Bu asil ve alicenap duygu karşısında hüngür hüngür ağlamaya başladım.Bu sırada, emir subayım Türk askerinin yakasını açtı.O anda gördüğüm manzaradan yanaklarımdan sızan yaşlarımı dondurduğunu hissettim.Çünkü, Türk askerinin göğsünde bizim askerinkinden çok ağır bir süngü yarası vard... Devamı

20 03 2012

Tefekkür Damlaları

    Saygıdeğer Hocam;        Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi sizin, gönül dostlarımın ve tüm inananların üzerine olsun, Efendim. Sitemizi her gün en az üç dört kez ziyaret ediyor, gönderilenlerden çok istifade ediyor ve sizlerle bir nebze de olsa özlem gideriyorum. Hayatım, iş , ev ve geçen yıl satın aldığımız bahçe arasında koşuşturmayla geçiyor. Anlayacağınız, hafta içi mühendis, cumartesi çiftçi ve pazar günleride ev hanımıyım. Ama, şükürler olsun yedi gün yirmidört saat öyle güzeller güzeli bir Rahmanın kuluyum ve de gönül sohbetleri medresesinin talebesiyim ki, bu kulluk zevki ile talebelik heyecanı her şeyden daha güzel. Yunus Emremiz, dergahta ki sohbette bulunamasa da , o dergaha odun taşıyarak hizmet edermiş ya, ben de o misal bedenen katılamadığım gönül sohbetleri dergahına bir kaç sözle katılabilmeyi diledim. Tüm sarfettiğim sözler, Yunus'un getirdiği bir odunun değerinde olmasa bile, affınıza sığınarak yazmak istedim,Efendim.        Geçen yazım için “Bizi bir masal , rüya alemine götürdünüz.” demişsiniz ya, bu sözünüz de beni beş ya da altılı yaşlarda gördüğüm bir rüyaya götürdü. Rüyamda , bulutların üstünde bir sarayda Rabbimle yaşadığımı görmüştüm. Orada ne annem vardı, ne babam, ne de kardeşlerim. Yalnız Rabbim. O kadar mutlu ve huzurluydum ki. Dilediğim herşey gerçek oluyordu ama beni mutlu kılan ne sarayda yaşamak, ne de dileklerimin olmasıydı. Rabbimle başbaşa olmanın zevki, onun verdiği huşu ve huzur her zevkin üstündeydi. Bu rüyayı o kadar sevmiştim ki, gündüzleri de gözlerimi... Devamı

20 03 2012

Çanakkale'den izlenimler

Selamlar Sevgili Büyüğüm ve Değerli Dostlar, Sizlerle bundan 5 yil once Canakkale gezimizin hemen ardindan yazdigim gunlukten notlarimi  paylasmak istedim. Bu gun 18 Mart ve Canakkale Savasini ve sehitlerimizi andigimiz bu gunde sanirim daha iyisini yazamayacagim. Sehitlerimiz icin dua ile... Özden     ÇANAKKALE     Bu yaz Türkiye de yaptığımız gezilerin en anlamlısı şüphesiz Çanakkale’ye yaptığımız yolculuktu.   Sabah İzmir yolundan Çanakkale’ye doğru ilerlerken memleketimin o eşsiz güzellikteki doğasını doyasıya seyrediyorduk. Dantel gibi kıyılar, o gri yeşil zeytinlikler, yemyeşil dağlar… Kaz dağlarını geçerken zamanımızın kısıtlı olmasına hayıflandık. İnşallah Rabbım bir başka zaman da oralarda birkaç gün geçirip gizli güzelliklerini keşfetmemizi kısmet eder.   Kaz dağlarından sonra yolumuzun üzerinde yer alan Ezine’de konaklamadan edemedik… O tadına hiçbir yerde raslanamayan , leziz Ezine peynirini tatmadan olmazdı. Fırından aldığımız sıcacık ekmek ile yediğimiz beyaz Ezine peyniri gerçekten muhteşemdi.. Bu arada Domates reçelini, zeytin reçelini ve de zeytin çiçeği kolonyasını keşfettik. Harika lezzetler ve nefis bir koku.   Yemyeşil yollarda ilerleyerek Çanakkale’ye yaklaşırken bizi bir tarihin beklediğini biliyorduk elbet. Biliyorduk ama….   Çanakkale sevimli bir Anadolu şehri sıcaklığı ile kucakladı bizi. Dar caddelerine trafik sığmaz olmuş meğer… Yol işaretlerini izleyerek arabalı vapur iskelesine ulaştık. Yolda bilgi sorduğumuz birisi esas şehitlikler karşıda demişti.. Eceabat’a geçmeniz lazım…   Arabalı vapur çok geçmeden yanaştı ve biz o muhteşem Canakkale boğaz... Devamı

18 03 2012

Bir Ben Vardır Bende, Benden İçeri

    Edebiyat bir söz sanatı. Ham maddesi kelimeler. Ama büyük edebi eserlerde o kelimeleri aşan hem de çok aşan bir özellik var. Nedir o? Bence, insan gönlü. İnsanın, olanca arılığı, duru­luğu ile gönlünü koyduğu her şey büyüyor, yüceliyor, bir anlam, bir estetik, bir güzellik kazanıyor. Çağları aşıyor. Nice yüzyıllar sonra gönülleri tutuşturuyor. Kalpleri ışıtıyor, aydınlatıyor. Yol gösteriyor, mutlu ediyor, huzur veriyor. Hiç kimse şiir dünya­sında Yunus kadar insan ruhunun inceliklerine inemedi. Dünya edebiyatını didik didik edin. Yunus büyüklüğünde bir şaire rast­layamazsınız. Yunusu sevdim. Bütün varlığımla sevdim. Elim­den tutan oldu, yol gösterenim oldu. Müşküllerimi çözen oldu. Dost oldu, arkadaş oldu, kardeş oldu. İnsan gönlünün nice çetin sorunlarının, Onun bir iki mısraı ile aydınlandığını gördüm. Allah dostları Allah’ın seçtiği dostlardır. Ve Yunus o yüce, o güzel, o seçilmişlerin seçilmişi bir sultandır. Nice tahtlar devrildi, unutul­du gitti. Ama Yunus’un sultanlığı kıyâmete kadar devam ede­cek. O, manevî âlemin sırlarını, inceliklerini insanlara, inanılmaz bir edep, hayâ ve zarafetle fısıldadı. O, insanı insan edenin yine insan olduğunu biliyordu. İlâhi edepte olduğu için her an sec­dedeydi. Kendindeki ilâhi kıymeti biliyordu. Onun için, ete kemi­ğe büründüm, Yunus diye göründüm diyordu. Yunus, bütün şiir­lerinde insan kalbini arıtmaya, temizlemeye, yumuşatmaya ça­lıştı. Taş gönülden ne biter diyordu. Yunus’un sevdiği su ve gül­dü. O, temiz, güzel ve büyük bir insandı. Ancak o temiz, o güzel insanları bu... Devamı

06 03 2012

Ailede Mutluluk Sohbeti

  Çok Sevdiğim Büyüğüm, Kısa bir süre önce TRT FM’de yayınlanan sohbetinizi, dinleyememiş gönül dostlarımız için metin olarak paylaşıyorum müsaadenizle. Hürmetlerimle.   SAYIN SABRİ TANDOĞAN’IN TRT FM’DE YAYINLANAN AİLEDE MUTLULUK KONULU SOHBETİ Sevgili dinleyecilerimiz merhabalar. Değerlere Yolculuğa hoşgeldiniz. Efendim bugün çok önemli bir müesseseden bahsedeceğiz, ailemizden bahsedeceğiz. Aile içi mutluluk, aile içi iletişimden bahsedeceğiz. Yine çok değerli bir konuğumuz var. Emekli Danıştay Üyesi Sabri Tandoğan’la buradayız. TRT’nin stüdyolarındayız. Hoşgeldiniz Sabri Bey. -Hoşbulduk efendim. -Nasılsınız? -Hürmetler, teşekkürler... -Efendim Ankara’da yoğun bir kar yağışı var. Bu kar yağışına rağmen geldiniz, şeref verdiniz, lütfettiniz. -Hoşbulduk efendim. -Efendim aile önemli dedik. Hepimizin bu dünyaya bir aile ile geldiği muhakkak. Mutlu insanlar, huzurlu insanlar, hayata pozitif bakan insanlar mutlu bir ailenin ürünü... Ama problemli, sıkıntılı, hayata pesimist (kötümser) bakan insanlara baktığımız zaman, ya çocukluklarında, ya da iç dünyalarında yakalayamadıkları o huzuru, o ahengi bir şekilde göstermiş oluyorlar. Siz de bir evlilik yaşadınız, çok mutlu bir evlilikle hayata başladınız ve bu evliliği devam ettirdiniz. Güzel evlilikler artık eskisi kadar kalmadı. Buradan başlıyalım kıymetli Hocam, nasıl görüyorsunuz aileyi, aile içindeki mutluluğu? -Efendim, bir aile içinde mutluluğun olabilmesi için karı ile koca arasında müşterek değerler, güzellikler, inançlar olması lazım. Bu olmadığı zaman ne paylaşılacak? Müşterek bir inanç yoksa o ailede, müşterek gelenekler yoksa, müşterek değer yarg... Devamı

25 02 2012

Sayın Sabri Tandoğan'ın bugünkü konferansı hk.

  Sayın Sabri Tandoğan'ın bugünkü (25 Şubat 2012) konferansının bilgileri: Konu: Dinleme Sanatı Saat: 14:00 Adres: YOYAV-Yoksullara Yardım Vakfı, Libya Cad. No:32 Ahmetler-Ankara Katılım: Herkese açık ve ücretsiz Saygıyla duyurulur. Site Devamı