sabritandogan 101 Takipçi | 1 Takip
Kategorilerim

Sevdiğim Fotoğraflar

Gitmek İstediğim Yerler

Benim Tarzım

Okumak İstediklerim

İzlediklerim

Gezdiğim Yerler

Evim İçin

DOĞADAN

Yaşam

Anne

Din

Deneme

Aşk

Sağlık

Kitap

Kariyer

Sinema-Tv

Eğitim

Mizah

Günlük

Haber

Şiir

Öykü

Diğer İçeriklerim (1355)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (101)
17 02 2012

Rana Hanım’ın Günlüğü bütün hanımlar için bir rehberdir

    Saygıdeğer büyüğüm değerli eşiniz Rana hanımefendiye rahmetler diliyorum, inşallah Allah'ım kabrini pirnur eder bize de onun gibi bir hanımefendi olmayı, muhteşem ve ölümsüz sevgiler yaşamayı Allah nasip eder. Biliyorum işim çok zor bunca eksikliğime, zaafıma rağmen ama ben yine de tüm içtenliğimle Allah'tan Rana hanım gibi Allah Peygamber yolunda giden zerafet ve edep timsali bir hanımefendi olmayı diliyorum. Bunun için ilk adım ne hocam, nereden, nasıl başlayalım?       Selam, sevgi, saygılarımla.             Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları : Sayın “Gönül Yolcusu”,   15.2.2012 tarihli mailinizi aldım.   Değerli yavrum, Rana’nın “Günlüğümden” isimli bir eseri var. Birinci sayfadan itibaren okumaya başla, göreceksin ki aradığın, özlediğin, beklediğin her şey orada var. (www.gonulsohbetleri.net)       Selam, sevgi ve saygı ile.       Sabri Tandoğan   Devamı

17 02 2012

Tefekkür...

    Saygıdeğer  Hocam;       Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi sizin ve tüm gönül dostlarımın üzerine olsun, efendim. Düğümlenmiş  gibi bir türlü klavyeye gidemeyen ellerim, bir yıl önceki 14 Şubat’ta olduğu gibi çözülüverdi sanki. O zaman “AŞK”ı yazmak vardı gönlümde, 44 yıl yaşanmış ve ahirde de devam edecek bir AŞK’ın anısına...Şu an ise içimi tarif edemediğim bir hüzün kapladı, Rana Annemizin Hakka kavuştuğu bu gün sanki gönül kulağım yine ölüm vaizinin sözlerini işitmekte... Resulullah Efendimizin (s.a.v.) en iyi vaiz dediği ölüm, sessiz sözsüz öyle vaaz ederki, o sözler sanki gönüllere nakşolur. Bu yüzden değil mi, Hz. Ömer, resmi mührünün üzerine “Ölüm sana vaiz olarak yeter ,Ey Ömer!!” diye yazdırmış ve her evrakı bununla mühürlerken her defasında da bu yazıyı okumuştur. Ölüm sessizce gelir bir FANİ’yi alır ve arkada kalanlara sanki yalvarırcasına haykırır ,”Ey Garip insan!! Sen Fanisin ama gaflette faniliğini unutup BAKİ imiş gibi yaşarsın. Gel!! Ben uyandırmazdan evvel uyan!! Yarın pişman olacağın şeylerden, hemen tevbe et, Allah’a sığın. Bilesin ki Ondan gayrı yar ve yardımcı yoktur!!”  2006 Yılının 14 Şubatında siz Rana Annemizi, 27 Temmuz’unda da ben oğlumu Hakka uğurlamıştım. İlk kez, o gün işitmiştim ölümün vaazını...Sessiz, sözsüz harflerle diyordu ki “RIZA ve TESLİMİYET”. İşte dünyada ve ahirde cenneti yaşatacak iki kısa kelime, ama anlatmaya bu alemin ne kalemi ne de kağıdı yeter.       Her şartta ve koşulda, bela ve nimet halinde her daim Allah’a teslim olarak, O’ndan razı olarak ... Devamı

17 02 2012

Biz Yusuf olalım, Züleyhalar kendiliğinden karşımıza çıkar

    Değerli Büyüğüm, Sabri Amcacığım Allahım sizden razı olsun. Rana Annemizin Hakka yürüşünün yıldönümünde,  bu sevgililer gününde sizlere ve tüm gönül dostlarına sevgilerimi ve selamlarımı yollu yorum. Allahım sizi ve Rana Annemizi ebediyen hiç ayırmasın, Peygamberimize komşu etsin.     Sizden bir ricam var Sabri amcacığım, Bana dua eder misiniz? Allah benimde karşıma bir gün Rana Anne gibi bir eş çıkartması için.  Bu zamanda Rana Anne gibi kadınlara benim, bizlerin, toplumumuzun o kadar çok ihtiyacı var ki... Benim için, tüm gönül dostları için, tüm toplumumuz için dua edin de Rana Anne gibi eşler, insanlar toplumumuzda katlanarak çoğalsın. Sizi çok seviyorum ve biliyorum Rana anneler çoğaldıkça, Sabri amcalar da çoğalıcak.  O zaman sevgililer günü de gönülden sevgiler gününe dönüşecek. Sizlere çok ihtiyacımız var. Allahım sizlere hayırlı uzun ömürler versin ve başımızdan eksik etmesin. Ellerinizden öpüyorum.   Sevgi ve Saygılarımla     Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları : Sayın “Ateş Parçası”,   14.2.2012 tarihli mailinizi aldım.   Kıymetli yavrum, Abdülhakim Efendi Hazretleri bir gün camiden çıkmış. Karşısına bir adam gelmiş, “Efendim,” demiş, “bir dua buyurun da Ümmet-i Muhammed kurtulsun.” Hazret şöyle cevap vermiş: “Evladım,” demiş, “siz bana Ümmet-i Muhammedi gösterin, ben size kurtulduğunu müjdeleyeyim.”   Selam, sevgi ve saygı ile.   Sabri Tandoğan   ... Devamı

17 02 2012

TEBESSÜMÜN GÜCÜ

  Küçük bir kız, evlerinin önünde oynarken yoldan geçen hüzünlü bir yabancıya gülümsemiş. Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesine sebep olmus. Bu ruh hali içinde yakın geçmişte kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırlamış. Hemen bir not yazmış ve yollamış.   Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflenmiş ki, her öğlen yemek  yediği lokantadaki garson kıza yüklü bir bahşiş bırakmış.   Garson kız hayatında ilk defa böyle bir bahşiş alıyormuş.Akşam eve giderken, kazandığı paranın bir parçasını her zaman köşe başında oturan fakir  adamın şapkasına bırakmış.   Fakir adamın iki gündür boğazından bir lokma geçmiyormuş. Karnını doyurduktan sonra keyifle evinin yolunu tutmus. Öyle neşeliymiş ki, bir saçak altındaki köpek yavrusunu görünce, kucağına almış ve evine götürmüş. Küçük köpek gecenin soğundan kurtulduğu için çok sevinçliymiş.   Gece yarısından sonra birden apartmanda yangın başlamış, heryeri dumanlar sarmış. Dumanı koklayan köpek havlamaya başlamış. Önce fakir adamı uyandırmış, sonra da bütün apartman halkını. Anneler, babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularını kucaklayıp, ölümden kurtarmışlar.   Bütün bunların hepsi, küçük bir tebessümün sonucuymuş.   “Şüphesiz Allah zerre kadar haksızlık etmez, zerre miktarı bir iyilik bile olsa onu kat kat yapar ve kendi katından da büyük bir mükâfât verir. Nisa 40”           Saygı ve sevgilerimle   Öğrenci     ... Devamı

17 02 2012

Yol uzun, yük ağır...

    Sayın Sabri Bey, Size bir sorum var.Diyelim bir kimse diğer bir kimseye kötülük etti. Biz onu hem Allaha havale edip hem de kendi içimizde affedebilir miyiz? Yoksa bunlardan bir tanesini mi seçmeliyiz? Sizi çok seviyoruz. Allah yardımcınız olsun. Teşekkür ederim. Selam, Sevgi, Saygı ile.   Cenk     Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları : Sayın Cenk Bey,   16.2.2012 tarihli mailinizi aldım. Kıymetli yavrum, kabalık ve kötülük gördüğümüz bir insanı affetmenin bir yolu vardır: Ona her gün dua etmek. Gerek dünya, gerek ahirette mutlu olmasını dilemek. Dünya hayatında sağlık, huzur ve mutluluk dilemek. Bunu kırk gün sürekli tekrarlarsak o kimseye karşı içimizde kırgınlık kalmaz. Selam, sevgi ve saygı ile.   Sabri Tandoğan   Devamı

17 02 2012

SEVGİYE DAİR...

    Muhterem Büyüğüm, Çok Değerli Dostlar, Hepinize güzel bir Cuma gününde mutluluk ve esenlik içinde olmanız dileğiyle selam ve saygılarımı sunuyor, Sayın Büyüğümüzün sohbet notlarından bir bölümü paylaşıyorum. Saygı ve sevgi dolu günler dileğiyle…   Çiğdem Seçkin Gürel SAYIN BÜYÜĞÜMÜZ SABRİ TANDOĞAN’IN GÖNÜL SOHBETLERİNDEN NOTLAR - 47   KONU: SEVGİ ÜZERİNE                                                                            11 Haziran 2000 Pazar Sabri Tandoğan Bir izleyicim benim sevgiyi adeta hayatımın odak noktası yaptığımı ve bunu biraz abartılı bulduğunu söylüyor. “Bence,” diyor “bugün maddi kuvvet daha önemli.” Ben hakikaten sevgiyi hayatımın ana damarı yapmışımdır. Mevlana’nın da dediği gibi Sevgiden bakırın altınlaşacağına, düşmanın dost olacağına inanıyorum. Sevgisiz bir yudum su içmek, bir tek lokma dahi yemek istemiyorum. Hayatta parayla alınamayacak sevgiler vardır. Karşı cinsten bir insanın sevgisinin,  ama tertemiz, karşılıksız, sımsıcak sevgisinin hiçbir şeyle satın alınması mümkün değildir. Samimi bir sevgi değilse o başka tabi. Ben sevgiyi cinsellik olayından apayrı görüyorum. Cinsellik düşüncesinden gerçek aşka çok uzun bir yol vardır. Sevgi, insanı arıtan, güzelleştiren, Allah’a (cc) ulaştıran bir yoldur. Sevgi ilah&i... Devamı

07 02 2012

Cupper turns into Gold Because of Love-Sevgiden Bakır Altınlaşır

    It is everymorning by which a new opportunity is given to us to change our way of life. What has a life that is seen always as dark and is complained about made a good use of it to anyone? Human who is on the way of being mature and of improvement gradually separates from climate of complaining. He goes toward recognizing and accepting life as how it is. Her sabah hayatımızı değiştirmek için bize yeni bir fırsat doğmaktadır. Hep karanlık görülen, hep şikâyet edilen hayat kime ne kazandırmıştır ki? Olgunluk ve gelişme yolunda olan insan, yavaş yavaş şikâyet ikliminden ayrılır. Hayatı olduğu gibi kabul etmeye doğru gider. He becomes a human that gradually speaks good, spreads it out and lives. The crux is to be able to get down to the essence of life from its outer cover and to rediscover us and others every moment. It is to be able to get rid of noisy of external life, to get involved in our inner world, to catch eternal truths and beauties in us. Great Yunus says that: “Find in you What I found in me” Yavaş yavaş hayrı konuşan, yayan ve yaşayan bir insan olur. Önemli olan, hayatın kabuğundan özüne doğru inebilmek, kendimizi ve başkalarını her an yeniden keşfedebilmektir. Dış hayatın patırtı gürültüsünden sıyrılabil­mek, iç dünyamıza inebilmek, ebedî gerçekleri ve güzellikleri kendi içimizde yakalayabilmektir. Büyük Yunus, Bir siz dahi sizde görün, Benim bende gördüğümü der. As human beings are not able to get down to their deepest sides, they walk peaceless and suffering on the ground. They try to enjoy themselves in vain. What careless… İnsanoğlu kendi içine inemediği için huzursuz ve mustarip, âlemde dolaşıyor. Gönlünü boş yere eğlendirmeye çalışıyor. Ne gaflet... I wish that human being knew... Devamı

07 02 2012

Yunus Emre

Yunus Emre Yunus Emre   One of my reader sending a letter from Istanbul asks me to talk about Yunus Emre. I’d like to answer my honorable reader as much as possible inshaallah (with the permission of Allah). Efendim, İstanbul’dan mektup gönderen bir okurum, Yunus Emre’den bahsetmemi istiyor. Gönlüme aksettiği kadarıyla sa­yın okuruma, kısmet olursa, seslenmek istiyorum. It was years and years ago. I was a child aged five. One day, I came across the collected poems of Yunus Emre with bold points. I started to flip through the pages with undescribable excitement. Since then, I’ve liked him lovefully. Senelerce, senelerce evveldi. Beş yaşında bir çocuktum. Bir gün elime Yunus Emre Divanı geçti. İri puntolu bir kitaptı. İzah edemeyeceğim bir heyecanla sayfalarını çevirmeye başladım. O gün bu gündür Yunus’u sevdim. Aşkla sevdim. Sometimes he became my mum, my father, my brother, my friend. But I always liked him. I lived together with him. I liked him much more as the time went on. Because I started to understand him more day to day. I always made new comments up to me. That love, thanks to Allah, made me happy, filled with peace…I looked at the issues together with Yunus. We liked birds, flowers, clouds together with him. We laughed and  cried together. If each day brings me unbearable beauty, colours, lights and if I live the endless excitement of existence, it is first because of Allah, then, of Yunus. He says that “”We born fresh every moment, who’ll get bored of us.”  What a nice situation to live that, what a wonderful event… Restart to life every morning…To live new excitements and new beauties every day. Gün oldu. Yu­nus anam oldu, babam oldu, kardeşim, arkadaşım, dostum ol­du. Ama onu hep sevdim. Hep beraber yaşadım onunla. Se­neler geçtikçe, O&rsqu... Devamı

04 02 2012

Bir Örnek İnsan

  Aziz Büyüğümüz, Çok Değerli Dostlar, Öncelikle Mevlid Kandilinizi kutluyor, bu hayır, bereket ve rahmet dolu zaman diliminin bütün insanlık için sayısız güzelliklere vesile olmasını diliyor, Sayın Büyüğümüzün bir TV sohbet notunu paylaşarak saygı ve sevgilerimi sunuyorum.       Çiğdem Seçkin Gürel       SAYIN BÜYÜĞÜMÜZ SABRİ TANDOĞAN’IN GÖNÜL SOHBETLERİNDEN NOTLAR - 46 . KONU: ÖMER HOCA EFENDİ                                                                         10 Haziran 2000, Cumartesi Sabri Tandoğan   Bundan 48 yıl kadar önce, babamın memleketi Ermenek’e gitmiştim. Yanıma da bir bavul dolusu kitap almıştım. Orada bir cami ve avlusunda akan soğuk bir su vardı. O avluda oturur, kitap okurdum. İnsanlar avluda abdest alıp, camide namazlarını kılar giderlerdi. Bir gün onların içinde birisi dikkatimi çekti. Orta boylu, nur yüzlü, adeta şeffaf ciltli, rüya gibi, masal gibi bir adamdı. Güler yüzle gelir, abdest alırdı. Üzerinde uzunca bir lacivert ceket, içinde de kar gibi beyaz bir içlik olurdu. Hayatımda onun kadar güzel abdest alan kimse görmedim. Bir şiir güzelliğindeydi adeta. Üzerimde anlatılması imkânsız bir iz bıraktı. O yıl lise ikiye geçmiştim. &O... Devamı

01 02 2012

KİM OLDUĞUN DEĞİL, KİMİNLE OLDUĞUN ÖNEMLİDİR

  Şeytan, sadece kötülüğü değil, sevgiyi de kullanarak  insanları doğru yoldan çıkarır. Hatta sevgiyle yoldan çıkardığı insanlar, kötülük ve vesveseyle yoldan çıkardığı insanlardan çok daha fazladır. İnsanların çoğu hem dünya hayatlarında, hem ahiret hayatlarında yanlış kimseleri ve yanlış şeyleri sevmekten kaybetmiştir. Bunun sayısız örneği vardır. Peygamber Efendimiz (S.A.V) "Kişi sevdiğiyle beraberdir" buyurmuştur. İnsan kimi seviyorsa onunla arasında manevi bir bağ oluşur. İyileri seven iyilerden olur, kötüleri seven kötülerden olur. İki dünya mutluluğunu yaklamak isteyen bir kimse her zaman iyileri sevmeye ve onlarla beraber olmağa çalışmalıdır. Etrafında böyle kimse yoksa Allah ve Resulü’nün yoluna ulaştıracak Allah dostlarını ve manevi büyükleri sevmeli, onların kitaplarını okumalı, sözlerini hayatına geçirmelidir. Bir Allah dostu, birgün gülistandan geçerken bakmış ki, güllerin arasında dikenler, ayrık otları, yabancı otlar var. “Bu güllerin arasında bu otların dikenlerin ne işi var? Bunlar olmasaydı daha iyi olurdu” derken, otlardan birisi seslenmiş: ”Efendi, biz halimizden memnunuz, sen bize karışma. Bizim ne otu olduğumuz önemli değil, nerede ve nelerin arasında olduğumuz önemli. Bizim kıymetimiz bu güllerin yanında vardır. Ahirette hiç kimseye sen kimsin demezler, sen kiminle idin derler.” demiş. Ahiretde  nerede ve kimlerle beraber olmak istiyorsak, buna dünyada karar verip tercihimizi yapmalıyız. Çünkü burada kimlerle berabersek ve kimleri seviyorsak ahiretde de onlarla beraber olacağız. İmam-ı Rabbani Hazretleri buyurmuştur ki:"Allahü teala bir kuluna iki şeyi vermişse, ona her şeyi vermiştir ve tam vermiştir. Onun bir ba... Devamı

01 02 2012

“Allah şükredenin nimetini, şikayet edenin derdini artırır.” Ha

  Merhaba efendim Efendim ekonomik nedenlerle kendi branşım dışında bir mesleğe yöneldim. İşimin stresli bir meslek olduğunu söyleyebilirim. Efendim ara ara uykularım kaçıyor. Önüme çıkan bazı fırsatları değerlendiremedim diye. Kalbim küt küt atmaya başlıyor bunları düşündükçe. Efendim canım çok sıkılıyor. Eğer işten ilk altı yıl çıkarsam kırk bin lira tazminatı var. İki arada bir derede kaldım. önerelerinize ihtiyacım inanın ki çok. 1.Efendim işimi nasıl sevebilirim . 2.Aklıma gelen keşkeli cümlelerimi, yani keşke şu fırsatıda değerlendirseydim, keşke acele etmeseydim gibi vesveselerle nasıl başa çıkmalıyım. Vesvese geldikçe içimdeki her şeye karşı soğuyorum 3.Efendim nasihatlarınızı bekliyorum.Ne yapmalıyım bilemiyorum.Depresyona girmektende korkuyorum. Kitaplara bile eski ilgim kalmadı. İçimde isteksizlik var. Canım efendim derdimi dinlediğiniz ve cevap verdiğiniz için de teşekkür ederim. ALLAH razı olsun .       -------------------------------------------------------------------------------- Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları : Sayın Tahir Bey, 31.1.2012 tarihli mailinizi aldım. 1-) Kıymetli yavrum, üniversite mezunlarının çöpçülük için, itfaiye erliği için kuyruğa girdikleri bir toplumda bir iş bulmuşsun, çalışıyorsun, ekmeğini kazanıyorsun, şükredeceğin yerde bir sosyete hanımı ağzıyla dert yanıyorsun. Lütfen bu huyundan vazgeç. Gece, gündüz Allah’ına şükret. Allah’ım, Sana sonsuz şükürler olsun, de. 2-) “Keşke”, aptalların, salakların en çok kullandıkları, hep söyledikleri bir sözdür. Tövbe et, o iğrenç kelimeyi bir daha ağzına alma. ... Devamı

01 02 2012

İz’an, bir manevi terazidir

       Muhterem hocam,    Hürmetlerimle başlamak isterim.    Peygamber efendimizin yanına bir sahabi gelir  - efendim der biz sizin yanınızdayken bir başka alemde oluyoruz sanki cennetteyiz arınmış oluyoruz  ama sizden ayrıldıktan sonra günaha batıyoruz yine yine hatalar yapıyoruz. sonra tekrar sizin yanınıza geliyoruz yine düzeliyoruz ama ayrıldıktan sonra  yine yeniden hatalar yapıyoruz. Çok üzülüyoruz acaba bu durumdan nasıl kurtuluruz ? Peygamberimiz hafif tebessüm ederek buyururlar.-  Üzülme sen aslında çok önemli bir şey keşfetmişşsin   İşte bunun için benden ve benim yolumdan ayrılmayacaksınız. Hata insan için var ama önemli olan onu düzeltmek ve güzelliğe çevirmek.      Efendim,    Her sohbet sonrası aynen bunları hissediyorum. Sizin yanınızdayken sanki cennetteyim veya tüm arkadaşlar da aynısını söylüyorlar cennetteyiz. Besmele ile adım atıyoruz hüzünle ayrılıyoruz. Sokağa çıkar çıkmaz sınavda başlıyor. Taaa... bir daha ki haftaya kadar. Buna da şükür. Elhamdüillah.     Bu haftaki sohbette bir arkadaşımız ki kendisi maşallah böylesi farkındalıkları olan birisi " baktım da dedi kar, her ağacın üstünde farklı duruyor" . Günlerdir bu bakış açısıyla ağaçlara bakıyorum. Düşünüyorum üzerinde . Evet ne kadar doğru. Rabbim rahmetini cömertce sunuyor hiç bir şey ayırt etmeksizin ama tecellisi farklı. Her rahmetinde olduğu gibi.      Muhteşem zerafette yaratılan kelebeğin ömrünün neden çok az sorusuna  " onun görev süresi o kadar vazifesini yapar ve gider " buyurdunuz. Bu cevabı... Devamı

01 02 2012

İz’an, bir manevi terazidir

       Muhterem hocam,    Hürmetlerimle başlamak isterim.    Peygamber efendimizin yanına bir sahabi gelir  - efendim der biz sizin yanınızdayken bir başka alemde oluyoruz sanki cennetteyiz arınmış oluyoruz  ama sizden ayrıldıktan sonra günaha batıyoruz yine yine hatalar yapıyoruz. sonra tekrar sizin yanınıza geliyoruz yine düzeliyoruz ama ayrıldıktan sonra  yine yeniden hatalar yapıyoruz. Çok üzülüyoruz acaba bu durumdan nasıl kurtuluruz ? Peygamberimiz hafif tebessüm ederek buyururlar.-  Üzülme sen aslında çok önemli bir şey keşfetmişşsin   İşte bunun için benden ve benim yolumdan ayrılmayacaksınız. Hata insan için var ama önemli olan onu düzeltmek ve güzelliğe çevirmek.      Efendim,    Her sohbet sonrası aynen bunları hissediyorum. Sizin yanınızdayken sanki cennetteyim veya tüm arkadaşlar da aynısını söylüyorlar cennetteyiz. Besmele ile adım atıyoruz hüzünle ayrılıyoruz. Sokağa çıkar çıkmaz sınavda başlıyor. Taaa... bir daha ki haftaya kadar. Buna da şükür. Elhamdüillah.     Bu haftaki sohbette bir arkadaşımız ki kendisi maşallah böylesi farkındalıkları olan birisi " baktım da dedi kar, her ağacın üstünde farklı duruyor" . Günlerdir bu bakış açısıyla ağaçlara bakıyorum. Düşünüyorum üzerinde . Evet ne kadar doğru. Rabbim rahmetini cömertce sunuyor hiç bir şey ayırt etmeksizin ama tecellisi farklı. Her rahmetinde olduğu gibi.      Muhteşem zerafette yaratılan kelebeğin ömrünün neden çok az sorusuna  " onun görev süresi o kadar vazifesini yapar ve gider " buyurdunuz. Bu cevabı... Devamı

30 01 2012

TESPİH NAMAZININ FAZİLETİ

  Canım Babacığım ve sevgili dostlarım, hepinize ayrı ayrı selam ve dua ederim. Bugün sizlere son derece önemli bir namaz  olan “Tesbih Namazı”nın önemi ile ilgili bir yazıyı paylaşmak istedim. Müsaadenizle, Bu çok değerli namazı, Efendimizi Hazreti Rasullullah Salla’llahu Aleyhi ve Sellem, Amcası Abdulmuttalib’in oğlu Abbas Radı’yallahu Anh’a öğretmiştir… Abbas bir gün Resul-i Ekrem’e sorar, der ki: -    Ya Nebiyallah, ben hayli yaşlandım, zamanımı geçirdim… Bana öyle bir şey öğret ki, bunca boşa geçen yıllardan sonra bir şeyler yapmış olarak Huzurullahta yerimi alayım?.. İşte bunun üzerine Rasulullah Salla’llahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurur: -Ya Abbas, ey amcam!. Sana vereyim mi?.. Vermemi ister misin?..Sana on özelliği olan şu namazı öğreteyim mi ki; onu eda ettiğin zaman, Allah günahlarının ilkini de sonunu da; eskisini de yenisini de; bilerek yapılanını da bilmeyerek yapılanını da; küçüğünü de büyüğünü de; gizlisini de açık olanını da AFFEDER!..İşte bu on günahtır (bütün günahlar).     Yeryüzündekilerin en büyük günahkarı dahi olsan, bu namaz sebebiyle günahların affolur..Alic (çok kumlu bir çöl) kumları kadar günahın olsa dahi Allah onları affeder!..     İşte böyle buyuran Rasulullah Aleyhis-Selam, namazı da şöyle tarif ediyor hadisin devamında: “Dört rek’atlık bir namazın her rek’atın da, “Allahuekber” deyip namaza durduktan sonra on beş defa “SUBHANALLAHİ VELHAMDULİLLAHİ VELA İLAHE İLLALLAHU VALLAHU EKBER” dersin; sonra Fatiha ve bir Sure okur; sonra on defa daha aynı tesbihi tekrar edersin; sonra rükua eğilir, on ker... Devamı

30 01 2012

BULUNDUKLARI HER MEKANA GÜZELLİK KATABİLEN HANIMLAR...

  Sevgili Babacigim nasilsiniz ? Umarim iyisinizdir.. Bu gun okudugum bir yaziyi sizlerle ve gonul dostlari ile de paylasmak istedim. Hasretle, saygiyla ve sevgiyle ellerinizden opuyorum. Rabbime emanet olun.. Ozden MUTFAKTA BIRI MI VAR? "Bir ev kadınından daha iyi bir sofra düzeni beklerdim." Ekrandan düşen bu cümleden, "ev kadınları" derhal ödevlerini alıyor, yapmaya koyuluyor. Evlerde misafir ağırlamalar azalıyor yavaş yavaş. Sofrayı, bir ev kadını olarak yeterince itinalı olarak düzenleyemeyeceklerini düşündüklerinden, ev kadınları eşini dostunu sosyal tesislerde, şık lokantalarda ağırlıyor. Evinde ağırlayanlar da aşırı bir sofra düzeni içinde. Masanın üzerinde taşlar, tüller. Fiyonklar filan. Yemek değil de bez, tül, saten sırma, masa süsü yiyecek sanki misafir. Temiz bir örtü serilir. Kıvamı yerinde yemekler muhabbet ile ikram edilir. Yemeklerin kıvamını sağlayan ev sahibinin güler yüzü, misafirin umduğunu değil bulduğunu efendice yemesidir. Sofranın düzeni tertibi hem kendimize hem misafirimize saygımızı gösterir. Tertip düzen dediğimiz şey önemli. Olmaz ise olmazlardan. Ama onlar kadar önemli olan ev sahibinin muhabbet ile servis yapabilmesi. Neticede herkes kendi evinde karnını doyurabilir. Ama hiç kimse kendi kendine muhabbet edemez. Yemek, muhabbeti artırmak üzere ikram ediliyorsa , güzeldir. Geçenlerde bir arkadaşım, bir konferans çıkışı "hadi bize gidelim dedi. Allah ne verdiyse. Güzel peynirim, mis gibi tarhanam var." Davete muhatap olanların gözleri parladı. Ama akşam trafiği derdi ile bu davete icabet edemedik. Bizi bunca mutlu eden şey arkadaşımızın samimiyeti idi. Muhabbetimiz ayaküstü kalmasın evde devam edelim, sizi kendime kendim kadar yakın hissediyorum ifadesinin söze ... Devamı

29 01 2012

Mevlâ Görelim Neyler, Neylerse Güzel Eyler

  Köyünde, kasabasında, şehrinde, her nerede olursa olsun, Anadolu insanının dilinde, asırlardır bir bayrak gibi dalgalanan bu mısraların yazarı Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri, güzel bir ilkbahar gününde, 18 Mayıs 1703’te Hasankale’de doğdu. Babası Osman Efendi, diğer adı Derviş Osman, Hasankale’nin soylu bir ailesinden geliyordu. Annesi Kındığı Köyünden Hanife Hanımdı. Peygamber soyundan geliyordu. Zarif ve ince ruhlu, şefkatli, merhametli, asil ruhlu bir hanımefendi idi. Herkesin sev­gisini ve takdirini kazanmıştı. Osman Efendi, içinde sınırsız bir aşk ve heyecan taşıyan bir insandı. Babası Molla Bekir Efendi, âlim, fazıl, alabildiğine derin ve ince bir insandı. Oğlunu iyi ye­tiştirebilmek için, çocukluğundan itibaren özel hocalar tutmuş, sarf, nahiv, fıkıh, akaid, feraiz, tefsir, hadis gibi ilimleri öğret­mişti. Ama Osman Efendi bir türlü kendini yeterli görmüyor, ru­hundaki dalgaların huzur ve sükûn bulacağı, doydum Allah’ım, sana sonsuz şükürler olsun, diyeceği bir manevî limana, tevhide ulaşacağı, “Sen O’ndan razı, O senden razı olarak gir cenne­time” hitabı ilâhisine kavuşacağı bir gönle vasıl olmayı istiyor, bekliyor ve arıyordu. Osman Efendinin Hanife Hanımdan doğan bütün çocukları daha beşikten toprağa adım atamadan vefat etmişlerdi. Osman Efendi bu yeni doğan çocuğun müjdesini rü­yasında almış, adının İbrahim Hakkı konulması istenmişti. Mutlu doğum haberini sabah namazını kılarken almış, kalbi şükür ve heyecanla dolmuştu, Derhal iki rekât şükür namazını kıldı. Be­beğin yanına gitti. Gönülden gelen tertemiz bir ürperti ve aşk içinde oğlunun kulağına ezan okudu ve ismini fısıldadı. Mânâ âleminden bu dünyaya gönderil... Devamı

29 01 2012

PAYLAŞMANIN BEREKETİ

Her yıl yapılan “en iyi buğday ” yarışmasını yine aynı çiftçi kazanmıştı. Çiftçiye bu işin sırrı sorulduğunda; - Benim sırrım, kendi buğday tohumlarımı komşularımla  paylaşmakta yatıyor, dedi. - Elinizdeki kaliteli tohumları rakiplerinizle mi paylaşıyorsunuz? Ama neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsunuz? diye sorulduğunda; - Neden olmasın ? dedi çiftçi. Bilmediğiniz bir şey var; rüzgar olgunlaşmakta olan buğdaydan poleni alır ve tarladan tarlaya taşır. Bu nedenle, komşularımın kötü buğday yetiştirmesi demek, benim ürünümün kalitesinin de düşük olması demektir. Eğer en iyi buğdayı yetiştirmek istiyorsam, komşularımın da iyi buğdaylar yetiştirmesine yardımcı olmam gerekiyor. Saygı ve sevgilerimle Öğrenci Devamı

28 01 2012

İslam ve Estetik-VİDEO İZLE

    Çok Değerli Dostlar, Sayın Büyüğümüz Sabri Tandoğan’ın 21 Ocak 2012 tarihinde vermiş olduğu “İslam ve Estetik” konulu konferansı sitemizin “Video Sayfası”na eklenmiştir. İlgili konferans ayrıca: http://gonulsohbetleri.net/tv1/t.p.s.htm adresinden de izlenebilir.   Saygıyla duyurulur. Site http://www.gonulsohbetleri.net Devamı

28 01 2012

Sabri Tandoğan-"Aile İçi Mutluluk" konulu sohbeti-DİNLE

    Çok Değerli Dostlar, Sayın Büyüğümüz Sabri Tandoğan’ın 27 Ocak 2012 tarihinde (dün) TRT Radyosunda canlı olarak yayınlanan “Aile İçinde Mutluluk konulu sohbeti sitemize eklenmiş olup, aşağıdaki adresten dinleyebilirsiniz.   http://www.gonulsohbetleri.net/trtfm.htm   Saygıyla duyurulur.   Site Devamı

27 01 2012

BÜYÜK ŞAİR, BÜYÜK MÜTEFEKKİR: NECİP FAZIL KISAKÜREK

  Necip Fazıl, şiirleri, aksiyonu ve düşünceleri ile çok önemli bir müteffekkirimizdir. Bir nesle fikir babalığı yapmış, onları sahte değer yargılarından kurtarmıştır. Öyle bir nesil ki çok küçük yaştan itibaren aşılanan sahte değer yargılarıyla hayat yolunda şaşırmış, ıstırap içinde yaşayan, ne yapacağını, kime inanacağını bilemeyen bir durumda olduğu günlerde, Necip Fazıl ortaya bir güneş gibi doğarak çıkmış bir güzel, bir müstesna insandı. Modern Türk Edebiyatının en kültürlü insanı Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ne zaman hatırlasam gözlerimi yaşartan bir anısı vardır ki, sadece bir anı olarak düşünülmeyip bir sosyolog gözüyle ele alınacak olursa çok şey anlatır: Bir gün rahmetli Tanpınar bir caminin önünden geçmektedir. İçeride cemaat huşû içinde namazını kılıyor. Bir süre caminin dışardaki demir parmaklıklarına tutunarak cemaatı seyrettikten sonra içinden bir duygu yükselir: “Niye onlar içeride, ben dışarıdayım?” der. Biraz sonra da kendini tutamayıp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlar. İşte bu olay bizim neslin yaşadığı dramın trajik bir örneğidir. Bizim nesil küçük yaşlarından itibaren hep çelişkiler içindeydi. Hiç unutmam, sıcak bir yaz günüydü. Bir komşu teyze bana geldi, ağlayarak, “Yavrum, ne olur bana yardım et. Yarın Ramazan Bayramı... Aradım, aradım, muzla, çilek likörleri bulamadım. Misafirlere rezil olmayayım, bu likörleri sen ara bul, beni bu mahcubiyetten kurtar.” dedi. Şaşırmıştım. Benim güzel teyzelerim ter döke döke oruçlarını tutuyorlar, sonra da bayram günü onu birbirlerine likör ikram ederek kutluyorlardı. Osmanlı Tarihinin en muhteşem padişahı Sultan II. Abdülhami... Devamı

27 01 2012

Allah’ın izniyle bu hiç de göz de büyütülecek bir şey değil

    Merhaba Sabri bey amca, öncelikle sizden Allah razı olsun,bizleri engin bilgilerinizle aydınlatıyorsunuz. ben artık dayanamıyorum Sabri bey amca,sizden başka da yazabileceğim kimsem yok, ben çok yemek yiyorum Sabri bey amca, irademi kullanamıyorum yemek yerken,bir bakmışım sofrayı silip süpürmüşüm, en acıklısı da bu kadar yemenin hem madden hem de manen kötü olduğunu bilerek yemeyi durduramamak. yemek yerken sanki başka bir boyuta geçiyorum, sofranın başından uzaklaşıyorum ve kendime geldiğimde önümdeki herşey bitmiş oluyor :( bu çok üzülesi bir durum. önceden yediği içtiği herşeye dikkat eden ben şimdi hiçbir şeye dikkat etmiyorum. 1 ısırık çikolatayla doyan ben artık 3 paket yemeden bırakamıyorum, aklımda sürekli yemek yeme düşüncesi var. önceden günümü okula ve namazlarıma göre planlardım ama şimdi ne yerim diye planlıyorum ve artık kendimden nefret ediyorum. irade denen o müthiş şeyi unuttum çoktan. Her geçen gün kilo alıyorum ve artık bıktım. kendimi bağımlı olarak görmeye başladım. başkaları sigara, uyuşturucu,alkol gibi şeylere bağımlı olurken ben yemek yeme bağımlısı oldum, önümde bi yemek varken yemiycem diyorum, 2 dakika sonra dayanamayıp bitiriyorum, karnım tokken bile aklım yemekte, ne yapacağımı bilemiyorum, bu manevi bi eksiklikten dolayı mı oluştu bende? nolursunuz Sabri bey amca, yardımcı olun bana.. Allah tan korkmasam canıma kıyacam artık, dayanamıyorum,çevremdeki insanlardan da nefret etmeye başladım,bana yardım etmeleri gerekirken hep iğnelemeler laf sokmalar! annem babam bile yardımcı olmuyor bana, önce Allah tan sonra senden yardım istiyorum.. hoşçakal Sabri bey amca   Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :   Sayın Hatice Hanım, 25.1.2012 tarihli mailinizi aldım. Kıymetli ... Devamı

27 01 2012

Her canlı varlığın belirli bir yaşama süresi vardır

  Saygıdeğer Büyüğüm; Öncelikle hürmetlerimi ve saygılarımı sunuyorum. Kıymetli vaktinizi almadan soruma geçmek istiyorum, çocuklarımda doğa ve hayvan sevgisi gelişmesi amacıyla eve akvaryum ve bikaç küçük balık almıştım, onlarda çok sevindi..., fakat  bikaç hafta sonra öldü..., kızım bikaç gün çok ağladı ve üzüldü... ben de kendimce teselli etmeye çalıştım ama, tam da ne diyeceğimi bilemedim..., hayvanlarda yeniden dirilecek mi bu konuda bilgimin yetersiz olduğunu gördüm. Ardından yeni bi sarı balık almıştım (bikaç ay oldu)..., bu balık ta  öldü malum..., şimdi kızıma nasıl bi açıklama yapacağımı bilmiyorum... Saygı sevgilerimle Allah'a emanet olun...   Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :   Sayın Vuslat Hanım, 25.1.2012 tarihli mailinizi aldım. Kıymetli yavrum, her canlı varlığın belirli bir yaşama süresi vardır. Bu süreyi tayin, bizim elimizde değildir. Bir süre balık alma, akvaryum boş kalsın. Belki de sen akvaryum balığına nasıl bakılır, ne zaman yem verilir, ne kadar verilir bunu bilmiyorsun. Lütfen tekrar alıp çocuklarını üzme. İçinde hayvan resimleri olan kitaplar alarak da çocuklarına hayvan sevgisini verebilirsin. Selam, sevgi ve saygı ile.   Sabri Tandoğan Devamı

27 01 2012

Sabri Tandoğan-Aile İçi Mutluluk konulu sohbeti bugün canlı yayı

    Çok Değerli Dostlar, Sayın Büyüğümüz Sabri Tandoğan, bugün saat 16:00’da, canlı yayında “Aile İçinde Mutluluk" konulu sohbetiyle TRT Ankara Radyosuna konuk olarak katılacaktır. TRT Ankara Radyosu canlı yayınını dinlemek için: http://www.trt.net.tr/canli/canli.aspx?kanal=RADYO1&slv=0 Saygıyla duyurulur. Site   Devamı

26 01 2012

MUTLULUĞA GİDEN YOLLAR

  Sürekli olarak içimizde zıtların uçurumunu yaşıyoruz. Tevhidî görüşten uzak olduğumuz için şâd olamıyoruz. Suçu ona buna atmakla büsbütün gerçeklerden uzaklaşıyoruz. Hayatımız yamalarla dolu. Birbirinden uzak, birbirine yabancı yamalar. Aslında biz birbirimizle konuşmayı bile unuttuk. Oysa, öyle muhtacız ki… Milyonlarla dolu şehirlerde yaşıyoruz, sevgi susuzluğu içindeyiz. Yunus, “Aşk gelicek cümle eksikler biter.” diyordu. Bizim aşkımız olmadığı için eksiklerimiz devam ediyor. İnsanoğlu bir yığın imkân ve bir de atâlet yekûnu… Nefs tabakasını kıramadığımız için kendimize de, birbirimize de yabancıyız. Kendimizi yenileyemiyoruz. Onun için hayat bizi boğuyor. Sıkılıyoruz, bunalıyoruz, kendimizi sigaraya, içkiye, uyuşturucuya, sekse, kumara, dedikoduya kaptırıyoruz. Önümüzde pınarlar var ama dudaklarımız susuzluktan çatlıyor. On Hadis-i Şerif alsak, günlük hayatımız içinde yaşasak, aile hayatımızda, sosyal hayatımızda, iş hayatımızda bütün nüanslarıyla uygulasak bizi huzurun ve mutluluğun zirvesine götürür... Beş Âyet-i Kerimenin lâyıkı ile yaşandığı takdirde bizi velâyete kadar götüreceğine inanıyorum. Başlamak, iyiye, güzel ve doğruya doğru bir adım atabilmek… Bütün mesele burada. “Bal bal demekle ağız tatlanmaz.” diye bir söz vardır. Din, tasavvuf gibi mânevi değerler, yaşanmayıp, uygulanmayıp, günlük hayata geçirilmeyip sadece edebiyatı yapıldıkça, huzur da mutluluk da fersah fersah bizden uzak kalacak… Hayret edecek ne var? “Dehr bir bâzârdır, herkes metaın arz eder.” diyor Fuzûli. Hicretin en faziletlisi Allah’ın sevmediği şeyi terk etmektir. İnsanların en şerlisi, kendini ins... Devamı

25 01 2012

NEDEN MUTLU DEĞİLİZ?

Bir insanın huzuru ve mutluluğu kendi içinde bir düzen kurmasına bağlıdır. Pek çok kimse, iç dünyalarında bir nizâm, bir düzen kuramadıkları için sıkıntılı, bunalımlı, stresli oluyorlar. Yunus, “Bunca varlık var iken gitmez gönül darlığı” derken ne güzel söylemiş. Huzur, içte sağlanan bir dengenin meyvesidir. Dünya bir mukâyese âlemidir, imkân yeridir. İyi ile kötü, güzel ile çirkin, hayır ile şer, bu âlemde bilinir. Hayır için imkân bu âlemdedir. Ancak mutlu ve huzurlu insanlar hem kendilerine, hem etraflarına karşı hür olabilirler. Hayvanlar, çok defa her şeye küsmüş gibi ölürler. Biz insansak eğer, insan doğmuşsak, insan gibi yaşayalım, insan gibi Hakka göçelim. Muhammedi aşkla mânâ âlemine ulaşmak ne güzeldir. Bütün insanları, hayvanları, bitkileri, cemâdatı kucaklayarak, tevhide ulaşarak, Resûlullahın elinden öperek yeni hayata başlamak ne muhteşem bir olaydır. “Sevginle gireceğim toprağa, sevginle çıkacağım topraktan” diyenler, hayatın, yaşamanın, varoluşun mânâsını anlayıp, insan düğümünü çözmüş olanlar ne güzel insanlardır. Çağımız insanını, hayatın bolluğu, her an değişen olaylar, insanlar, görüntüler, malzemenin sonsuz çeşitliliği, bir nokta üzerinde durup derinleşememek, algıladıklarını özümleyememek, hep bir sinema seyircisi gibi yüzeyde kalmak iflas ettiriyor. Durup düşünmeden, hazmetmeden, bir yere varılamaz ki… Sevdiği yazarı tekrar tekrar okumadan, onu hayatının odak noktası yapmadan, onun içinde tekrar doğmadan ve ondan öğrendiklerini bir ömür boyu yaşamadan, onun gözüyle hayata, insanlara, doğaya, olaylara bakmadan, bir sinema... Devamı

25 01 2012

En güzel ve kolay eğitim yolu güzel örnek olmaktır

    Sevgili Büyüğüm ve Çok Değerli Gönül Dostları; Karşı komşumun anlattığı bir olayı paylaşmak istedim. Komşumun kızkardeşinin kızı biraz  rahatsızlanmış. Sebebini anlayamadıkları baygınlık nöbetleri geçirmiş. Köyden teyzesinin yanına doktara gelecek .Teyze gündüz işte olduğu için öğleden sonra bir alışveriş merkezinde buluşmuşlar. İlköğretim öğrencisi olan yiğenine, teyzesi hadi gel sana cici bişeyler alalım diyor. Birazda moral olsun diye. Ama küçük kızın cevabı çok güzel. Teyzeciğim bir sürü elbisem var. Teşekkür ederim ,elbiseye ihtiyacım yok.Ama almak istediğim birkaç kitap var onları köyde bulamıyorum. O kitapları bana alırsan çok sevinirim, diyor.  Lise öğretmeni olan teyzesi, kitap reyonları arasında o kadar mutluydu ki, doğru dürüst kitap okumayan bir öğretmen olarak imrendim dedi. Ama bu küçük kızın annesi ilkokul öğretmeni ve bir dakikalık boş vakit bulsa kitap okur. Efendim saygı ve sevgilerimle ellerinizden öperim. Işık     ... Devamı

25 01 2012

Tevhid ilmine ulaşmak

  Muhterem Efendim, zat-ı alinizi ve tüm gönül dostlarını selamların en güzeli, en özeli olan Allah ın selamıyla selamlıyor, en derin saygılarımı sunuyorum. Efendim müsaadenizle bir Hadis-i Şerifi paylaşıp yorumunuzu almak istiyorum. Ameli temiz, tam mümin bir şahıs, Peygamber Efendimiz (S.a.v) ile oturmakta idi. Ölüm meleği geldi ve o şahsa dik dik baktı. O şahıs korktu. Peygamber Efendimiz (S.a.v) ölüm meleğinden o şahsın ömrünü sordu. Ölüm meleği: "Az bir vakit" dedi. İkindi vakti idi. Peygamber Efendimiz (S.a.v) o kişiye haber verdi. O kimse: "Ey Allahın Resulu O bir vakitte ne yapayım ki Allahu Teala ya hoş gelsin ve beni kabul etsin?" dedi. Resulullah Efendimiz (S.a.s): "Git ilimle meşgul ol" buyurdu. Hadisi rivayat eden muhaddis şöyle dedi: "Eğer ilimden üstün bir şey olsaydı Resullullah Efendimiz (S.a.s) onu gösterirdi." İlim, irfan, fazilet ehli hocam Peygamberimizin bu mübarek sözünün batıni bir manası var mıdır? Ne buyurursunuz?   Efendim, hürmetle, nurlu, mübarek ellerinizden öperim.     Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :     Sayın Manolya Hanım, 25.1.2012 tarihli mailinizi aldım.   Kıymetli yavrum, ilmin iki yönü vardır: 1-) Maddi ilimler, 2-) Manevi ilimler. Maddi ilimler denince akla matematik, fizik, kimya, biyoloji, astronomi gibi ilimler gelir. Manevi ilimlerden kasıt insanı Allah’a götürecek ilimlerdir ki bunların en başında ilm-i tevhid gelir. Burada soruyu soran zatın yapacağı iş ilm-i tevhide nasıl ulaşılır, nasıl onun sahibi olunur bununla meşgul olmaktır. Allah cümlemize ilm-i tevhide ulaşmayı nasibetsin.   Selam, sevgi ve saygı ile.   Sabri Tandoğan ... Devamı

24 01 2012

İnsanı ve Hayatı Doğru Anlamak için...

  Aziz Büyüğüm, Çok Değerli Dostlar, Hepinizi renk ve ışık dolu zamanlar dileğiyle selamlıyor, Sayın Büyüğümüzün yeni bir sohbet notunu sunuyorum.   Saygı ve sevgilerle….   Çiğdem Seçkin Gürel   SAYIN BÜYÜĞÜMÜZ SABRİ TANDOĞAN’IN YENİ SOHBETLERİNDEN NOTLAR-2 Bugün insan realitesini anlamak ve çözmek isteyen bir psikolog, psikiyatrist Resulullah Efendimizi anlamak ve O’nun Hadislerini idrak etmek durumundadır. Çünkü insanlık kültür tarihinde insanı anlayan ama bütün yönleriyle anlayan tek kimse Resulullah Efendimizdir. Bir kimse onu sevip sevilecek en büyük, en yüce insan makamına çıkarıp, O’nun Hadislerini okuyup, anlayıp, idrak edip günlük hayatında uygulamadıkça insanı anlayamaz. Bunu yapmayan bir psikolog, psikiyatrist hastalarına yol gösteremez. Buna imkan, ihtimal yoktur. Mesela bir televizyon kanalında bir psikolog hanım çıkarılıyor. O kadının insanı anlaması, ona yol gösterebilmesi mümkün değil. Çünkü onun ne İslamiyetle, ne Kur’an’la, ne Hadisle hiçbir alakası yok. Bu kadın hastalarına nasıl yol gösterecek? Kendisi yol gösterilmeye muhtaç. -          Efendim, Hadislerin özünde hep insan realitesi mi var? -          Evet yavrum. Hadislerde insanın bütün davranış şekilleri, düşünce yapısı, olaylar karşısında alması gereken tavırlar var. İnsanı çözmek isteyen bir kimse hangi dinden olursa olsun mutlaka Hadisleri okumalı, yoksa gerisi hikaye. İnsan kendi kendisiyle nasıl mutlu, huzurlu olur, başkalarıyla nasıl güzel geçinir, yuvasında gerçek mutl... Devamı

24 01 2012

Ne verirsek, onu alırız

  Sevgili Babacigim , Nasilsiniz umarim iyisinizdir. Bu sabah uzun bir yürüyüşle başladım güne.. Sabahın 6 sı diye herhalde hava  serindi. Çok iyi geldi, kendimi daha bir dinç ve enerji dolu hissettim.. Oysa birkaç gündür ne kadar yorgun ve isteksizdim. Demek her şey gayretle atılan bir adımla başlıyor ve her adım daha da cesaretlendiriyor insanı.. Sonuçta yaşanan tatlı bir yorgunluk bile mutlulğa mutluluk katıyor… Oysa iki gün önce neydi o yaşadıklarım. Her insanın ters uyandığı, kendini dipte hissettiği günler olur ya… İşte öyle bir şeydi.. Daha uyanalı birkaç dakika olmuştu ki terslikler başladı ve peşimi bırakmadılar.. Ben kendimi kötü hissettikçe de hersey daha kötüye gidiyordu.. Elim ayağıma dolaşıyordu, her elimi attığım işi elime yüzüme bulaştırıyordum.. İnsanlar sanki söz birliği etmiş gibi bana karşı idiler. Ne desem tersini yapıyorlar, ne istesem aksi gerçekleşiyordu.. Sinir katsayım arttıkça da olumsuzlukların artış oranı belki üç- beş katı oluyordu.. Sonra bir an “Dur bakalım “dedim kendime… “Ne oluyor?... Neyle bu savaş.. Neye karşı direniyorsun ki.. Bir derin nefes al..Git bir elini yüzünü yıka.. Kendinle çekişme , dünyan zindan olur derdi Rahmetli Annanem.. Hatta git bir abdest al namaz kıl.. Bir sakinleş… Şöyle herşeyi at kafandan, , bir sıcak papatya çayı iç.. yüzünün ifadesini değiştir, gülümse hayata…. Bakalım ne olacak???” Gerçekten de kendi sözümü dinledim.. Ne oldu biliyor musunuz.. Sanki fırtınadan sonraki bulu... Devamı

24 01 2012

Yeter ki insan niyet etsin, her zorluğun üstesinden gelebilir

  Sabri Hocam, Hocam cinsel gücü, faydalı işlere nasıl çevirebiliriz? Yardımlarınızdan dolayı şimdiden çok teşekkür ederim.     Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :   Sayın Mehmet Bey, 20.1.2012 tarihli mailinizi aldım. Kıymetli yavrum, bir enerji istenirse başka bir enerjiye dönüştürülebilir. Cinsel heyecanlarımızı süblime etmek demek de onları bilimsel çalışmalarla, sanat uğraşlarıyla, kitap okumakla, doğa sevgisiyle, insanlara yardım etmekle, memleket meseleleri üzerinde kafa yormakla bir üst plâna geçirmek demektir. Büyük bilim adamları, büyük din ve tasavvuf adamları, şiirde, edebiyatta, müzikte, resimde, sinema ve tiyatroda, mimaride büyük eserler veren sanatkârların hemen hepsi, cinsel bakımdan çok güçlü insanlardır ama onlar bu güç­lerinigüzel uğraşlarla, uygarlığa, insanlığa, gelişime katkıda bulu­nacak çalışmalarla yüceltmişlerdir. Bu ne kadar güzel, ne kadar takdire değer bir durumdur. O nedenle kıymetli yavrum, insanı küçülten, gerileten, ilkel, basit, çirkin alışkanlıkları bırakalım, o içimizdeki heyecanı hep daha iyiye, daha güzele, daha mükemmele ulaşmak için oku­mayla, bilimle, sanatla, ibadetle yüceltelim. Benim uzun yıllar bu konu üzerinde düşünerek vardığım sonuç bu.   Selam, sevgi ve saygı ile.   Sabri Tandoğan Devamı