sabritandogan 101 Takipçi | 1 Takip
Kategorilerim

Sevdiğim Fotoğraflar

Gitmek İstediğim Yerler

Benim Tarzım

Okumak İstediklerim

İzlediklerim

Gezdiğim Yerler

Evim İçin

DOĞADAN

Yaşam

Anne

Din

Deneme

Aşk

Sağlık

Kitap

Kariyer

Sinema-Tv

Eğitim

Mizah

Günlük

Haber

Şiir

Öykü

Diğer İçeriklerim (1355)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (101)
31 12 2011

Edep Ya Hu...

    Aziz Büyüğümüz, Çok Değerli Dostlar, Hepinizi çok iyi olmanız dileğiyle, en güzel duygularla selamlıyor, hayırlı, esenlik dolu günler diliyor ve Sayın Büyüğümüzün yeni bir sohbetini sunuyorum. Saygı ve sevgi ile…   Çiğdem Seçkin Gürel SAYIN BÜYÜĞÜMÜZ SABRİ TANDOĞAN’IN YENİ SOHBETLERİNDEN NOTLAR-1 Allah bazı insanlara sırlarını açıyor. Bazıları kulaklarına fısıldanan bazı sırları kaldıramıyorlar... Kerat cetvelini daha öğrenememiş ilkokul çocuğuna yüksek matematik öğretilmez. O nedenle manevi büyükler herkese her sırrı söylemezler... Bir gün Resulullah Efendimiz Hz. Ebubekir ile oturuyorlarmış. Biraz sohbet ettikten sonra içeriye müsaade isteyerek Hz. Ömer girmiş. Sohbet devam etmiş, bir süre sonra Hz. Ömer yine müsaade isteyerek ayrılmış. Dışarı çıktığında bazı sahabeler etrafını sarmışlar, “Ya Ömer içeride neler konuşuldu”, diye merakla sormuşlar. Hz. Ömer “Evet, bazı şeyler konuşuldu ama ben onlardan hiçbir şey anlamadım.” diye cevap vermiş. Yani Hz. Ömer gibi çok büyük, çok mübarek bir insan bile orada konuşulan bazı manevi sırları algılayamamış, o sırlar ona açılmamış. Hz. Ebubekir ise tabi çok müstesna bir yeri olan bir kimse Resulullah Efendimizin yanında. Mesela Muhyiddin Arabi Hz. sezdiği bazı manevi sırlardan kitaplarında bahsetmiş ama birçok kimse onları okudukça kafası büsbütün karışıyor, onlardan hiçbir şey anlayamıyor. Bir gün rahmetli Rana Hanım bana, “Sabri,” dedi, “müsaade edersen Muhyiddin Arabi Hz.’nin Füsus-ul Hikem adlı eserini okumak istiyorum.” Ben de ona “Okuma Rana’cığım, o kitaptaki s... Devamı

31 12 2011

Yüzünüzdeki saat kaçı gösteriyor?

  Efendim, asagidaki yaziyi bugun okudum ve sizlerle de paylasmak istedim.   Rabbime emanet olun  Sonsuz sevgi ve dua ile......   OZDEN Yüzünüzdeki saat kaçı gösteriyor? Bilim dünyası birbirinden hoş ne kadar güzel araştırmalara imza atıyor. Saatle ilgili araştırmalar da bunlar arasında... Saat satılan mağazaları dolaşırken, ekranda veya gazetelerdeki saat reklâmlarına bakarken hiç dikkat ettiniz mi? Satıştaki tüm saatler kaçı gösteriyor? Evet, hemen söyleyelim, satıştaki tüm saatler 10'u 10 geçeyi gösteriyor. Satıştaki saatler arasında 10'u 10 geçeyi göstermeyen saat çok nadir görürsünüz. (Yazıyı internetten okuyanlar bu linkten örneklerine bakabilirler) Gelelim nedenine... Saatteki 10'u 10 geçe görüntüsü, mutlu bir insan çehresini andırır. Tıpkı, MSN'deki tebessüm ikonu gibi :) 10'u 10 geçe görüntüsü aynı zamanda, kolları açıp bir kucaklamayı ve bağrına basmayı çağrıştıran sıcak bir görüntüdür. Bizler kimi zaman doğrudan bunun farkına varmasak da, beyin bu sıcak mesajı algılamakta ve dikkatleri onun üzerinde yoğunlaştırmaktadır. 10'u 10 geçe görüntüsü müşterinin zihninde sıcak bir albeni oluşturmaktadır. Buna karşılık saatlerdeki 7'yi 25 geçe görüntüsü tam tersi bir etki oluşturmakta, tıpkı MSN'deki üzgün ikonu gibi :( zihnin algıladığı can sıkıcı bir durumu yansıtmaktadır. Bir tebessüm için ... Devamı

31 12 2011

Cumartesi Sohbetlerinden Notlar-16

  04.06.2011 Tarihli Cumartesi Toplantısından Notlar   (18.Kesim) (Bir Gönül Dostu, gittiği bir yerdeki sinirli bir görevliye nazik bir yaklaşımla; işinin ağırlığını kastederek “sizi anlıyorum” demesinden sonra o kimsenin rahatladığından ve görevini daha mutlu bir şekilde yaptığından bahsediyor) S.Tandoğan- Bir kimseyle yavrum, bir diyaloga girişeceğin zaman, evvela onunla müşterek bir şey tasarla. Müşterek bir fikir, duygu, düşünce, hatıra. Bir şey. Ama müşterek olsun. Mesela sizi anlıyorum. Size saygı duyuyorum. Sizinle hemfikirim dediğin zaman tamam. Yani bir müşterek tarafla başlamak lazım. Bir Gönül Dostu-Efendim iltifatla başlayabilir miyiz? Mesela çok şıksınız gibi bir şey diyerek. S.Tandoğan- Yavrum o biraz sosyetik, Nişantaşı işi (Gülümsemeler) Halk işi değil yani. Anadoluda köylü kadınlar birbirlerine, “Ay şekerim, ne kadar şıksın” demez yani. (Gülüşmeler) Yani düşünülürse, herkesle müşterek taraflar bulunabilir. Getirin siz bana bin kişi, sırayla dizin arka arkaya ip gibi, ben o bin kişiyle ayrı ayrı, müşterek taraflar bulabilirim. Mesela ben artık yılların tecrübesiyle, bir kimsenin Fenerbahçe’li olup olmadığını anlıyorum. Bir kimseyle, böyle bir diyalog kurmaya ilk başlayacağım zaman, “Sen de Fenerbahçe’lisin değil mi?” diyorum. “Haa..” diyor. (Gülüşmeler) O zaman diyorum ki, biz öyleyse akrabayız... Bitti işte, bağ kuruldu.   (19.Kesim) Bir Gönül Dostu- Efendim müsaadenizle. Şimdi o kadar güzel izah ediyorsunuz ki insanlar arası ilişkileri. Sosyal münasebetleri... Mesela diyelim ki bir akrabamız var veya arkadaşımız, komşumuz. Diyelim ki size tepeden bakıyor, sizi küçümsüyor, her şeyin iyisine kendini layık görüyo... Devamı

27 12 2011

Tiyneti bozuk insanlara nasihat tesir etmez

  Pek kıymetli Sabri beyefendi. Ellerinizden öpüyorum. Benim sorum şu. Çevremizde bulunan ahlaksız kimselerle hemen diyaloğumuzu keselim mi, yoksa onlara yanlış yolda olduklarını anlatıp onları uyaralım mı? Daha önceki gönderilerin bir kısmını okudum. Siz zannedersem derhal diyaloğu kesmekten yanasınız. Beni bu konuda aydınlatırsanız çok memnun olacağım. Tekrar ellerinizden öperim. Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları : Sayın Kenan Bey, 27.12.2011 tarihli mailinizi aldım. Kıymetli yavrum, derhal ama derhal ilişkiyi kesmek gerekiyor. Onlara doğru yolu göstermek kör bir insana bir yolu tarif etmek gibidir. O tiyneti bozuk şerefsizler bundan hiçbir şey anlamazlar. Derhal ilgiyi kesmek gerekir. Selam, sevgi ve saygı ile. Sabri Tandoğan Devamı

27 12 2011

Bir güzel insan...

  Sevgili Babacigim,    Düşünüyorum da günümüzde ununu elemiş eleğini duvara asmış, yaşı kemale ermiş, artık pek yapacak bir şeyi olmadığını düşünerek zamanını doldurmaya çalışan öyle çok insan var ki ertafımızda. Bakıyoruz, kimileri kahvehanelerde muhabbetle(!) zaman geçiriyor, kimileri muhhabbet bile edemeden zamanı israf ediyor, evde oturan kalkan, uyuyan, Tv başında saatleri belki de hayati bosa harcayan milyonlarca insan. Hanımlar ev işlerinin ardından  kimseye faydası olmayan toplantılara, konu komşu gezmelerine daha da yönelmiş, kendinden gayrisinin yaptıkları ile meşgul, beyler ise lafla dünyaları kurtarmakta….   Aklıma tam on beş yıl önce Hak'ka göçen rahmetli Hakkı dedem geliyor. Adı gibi Hakkı gözeten, adil, disiplinli, söyle arada bir celallenen, cömert dedem.   Hakkı Dedem ömür boyu çalıştı hiç gocunmadı, zorlu bir hayattı onunkisi…   Yetimdi yaşama merhaba dediğinde. Balkan savaşına gitmiş , dönmemişti babası… Zorluk ve yoklukla geçmişti küçüklüğü.. Evlendiğine eşi ile kaderleri aynıydı, o da şehit çocuğu idi, Birlikte dayandılar tüm zorluklara.. Balkanların karışık olduğu dönemlerde iki kez evini, dolu ambarını, tarlada ekinini , ağılda ineklerini bırakıp zulümden kaçtılar ordan oraya… En sonunda ana vatana göçtüler bir gece.. Toprağı öptüler .. Ana , baba , kardeş kimseleri yoktu ama hep bir kardeş oldular bu vatanın evlatlarıyla… Yeniden sarıldılar yaşama.. 10 ile 6 yaşları arasındaki üç çocuklarıyla birlikte kendi elleriyle yaptılar evlerini… Hep kanaat ettiler, şükrettiler… Gün geldi torunlara karıştılar…. Sonra torun çocuklarını sevdiler. ... Devamı

27 12 2011

Yaşamak bir sanattır

  Sevgili Babacigim hayirli gunler,,   Bu güzel kış gününde bu coğrafyada da artık havalar serinlemişken , akşamları serin esen rüzgarı derinden hissetmeye başladığımız şu günlerde artık yazın ve sıcakların rehavetinden, bezginliğinden kurtuluyoruz. Dışarlarda serinde yürümek hoşumuza gidiyor. Şöyle bir silkinip kendimize geliyor daha bir dinçleşiyoruz sanki. Bütün bu değişimler olaylara daha farklı açılardan yaklaşabilmeyi, dinç ve serin akılla düşünebilmeyi kolaylaştırıyor bir bakıma..   Bu günlerde etrafımızda pek çok yeni evlenen  kardeşlerimiz olduğu gibi ailevi sorunlarından dolayı dertlenen , anlaşamamaktan yada yanlış anlaşılmaktan şikayetçi pek çok arkadaşımız da var... Bir bakıyorsunuz ki büyük umutlarla ve isteklerle yapılan evlilikler kısa bir süre sonra ızdıraba dönüşmeye başlamış... Üzülüyor insan ... Hatta yıllarca bu şekilde ızdırap içinde yaşıyan dostlar var biliyorum. işte bu çok önemli konu , aile içindeki anlaşma , anlaşamama, karşılıklı hoşgörü, saygı, iyiniyet ve davranışlar bana küçük bir hikayeyi anımsattı. Böyle hikayeler bazen gerçekleri nasıl da en yalın haliyle ortaya koyarlar.   Hikaye bu ya; Bir adamcağız çok kısa süre arayla önce oğlunu sonra kızını evlendirmiş. Tabi epeyce yorucu ve stresli günler geçirmiş. Neyse aradan bir süre geçmiş birgün yolda girderken bir arkadaşına rastlamış. Arkadaşı merak ve heyecanla sormuş. “Dostum nasılsın, nasıl gidiyor çocukların ayrılıklarına alıştın mı?. Nasıl damadından gelininden memnun musun, çocukların durumu nedir?” diye. Adamcağızın gözleri sevinçle parlamış. Başlamış anlatmaya… “Ah dostum”. Demiş. &ld... Devamı

27 12 2011

Seks belasından kurtulmanın çaresi

  Salamun aleykum, Efendim. Nasılsınız?   Hocam ben sizin ahlakınıza heyranım. Bir çok çıkışlarınızı izledim. Sizi tanimaka çox mutluyum. Ben irfani ve tesevvufi konuları çox severım, lakin benim bir çok ahlak alimine verdiyim bir soru vardır, hala bir cevap tapmamışım. Hocam biz genciz ve biz genc nasilde bir çok nefsi problemler ortaya çıkmaktadır. En kötüsü de şehvet hissi. İfrati şahvet hissi. Tüm hedis kitablarında, ahlak kitaplarında bu konulya ilgili melumatlar verilmişdir, lakin hiç bir kitapda bunun elacın araya bilmedim. Tüm kitaplarda şehvetin büyük bir fesad töretdiyi vurgulaniyar ve ben buna şahidim, özüm sanki o zülmani nefsin asırı olmuşum. Lakin ilacını zihni, tefekküri bakımından anlaya bilmemişim, anlasaydım çokdan bu zülmetden kurtulmuşdum. Nasihet istiyorum. Rica ediyorum, sorumu cevapsız koymayın. Allah size Yar olsun!   Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :   Sayın Cafer Bey, 27.12.2011 tarihli mailinizi aldım. Kıymetli yavrum, aklını bu şehvet belasından kurtarmak için kendini ya dine, ya tasasvufa, ya müziğe ya resme ya edebiyata ya şiire ya tabiat güzelliklerine bütün varlığınla bütün gücünle aşkla, şevkle vereceksin. O zaman bu beladan kurtulacaksın. Buna süblimasyon denir. Bütün büyük düşünürler, sanatkarlar bu şekilde bu rezil olaydan kendilerini kurtarmışlardır. Sabahtan akşama kadar seks düşünen ama bundan kurtulmak için gayret göstermeyen manyaklar da bunun kepazesi olurlar. Selam, sevgi ve saygı ile. Sabri Tandoğan   ... Devamı

25 12 2011

“Birleşiniz insanlar, kardeş gibi olunuz”- Beethooven

SAYIN HOCAM ben 15 yaşında bir genç kızım şu günler çok sıkıntı çekiyorum. kendimden nefret ediyorum. ben ölmek istiyorum. Lütfen yardım edin beni bu bunalımdan kurtarın lütfen. Beril   SAYIN SABRİ TANDOĞAN'IN CEVABI:   Sayın Beril Hanım, 24.12.2011 tarihli mailinizi aldım. Kıymetli yavrum, öyle bir hayatta yaşıyoruz ki derdi olmayan, sıkıntısı olmayan hiçkimse yok. Hepimiz çeşitli anlayışsızlıklarla karşı karşıyayız. Bütün mesele bunların bir imtihan olduğunu bilip bizi sevmeyen, beğenmeyen, hor gören, küçük gören insanlarla oturup münakaşa etmemek, onlara aldırış etmemek. Jean Paul Sartre’nin dediği gibi “Başkaları cehennemdir” deyip onlara boş vermek. Değerli yavrum, şükürler olsun ki bizim Allah’ımız var, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa var. Peygamberimizin hayatımızın her yönüne ışık tutan Hadisleri var. Biz onlara bakarak hayatımıza yön verelim. O zaman göreceğiz ki maddi ve manevi varlığımız renklerle, ışıklarla dolacak. Tıpkı Beethooven’in 9. senfonisinin koro kısmında olduğu gibi biz de “Birleşiniz insanlar, kardeş gibi olunuz” diyeceğiz. Hayat o kadar güzelliklerle dolu ki İslamiyetin, İslam Tasavvufunun, müziğin, resmin, edebiyatın, şiirin getirdiği güzellikler. Bu güzelliklerle hayatımız sonsuz bir güzellik içinde kalacak. Bir de sana benim on iki ciltlik Gönül Sohbetleri kitaplarımı tavsiye ederim. Lütfen onları al veya sitemizden oku, ama tekrar tekrar oku, sayısız defalar oku. Göreceksin ki o zaman sen de sonsuz bir mutluluğu yaşayacaksın. Sana iyi ve güzel günler diliyorum. Saygılar sunuyorum. Sabri Tandoğan İletişim için: standogan@gonulsohbetleri.net http://www.gonulsohbetleri.net   ... Devamı

20 12 2011

Hayata Dair Sohbetlerden Notlar-15

  Sayın Sabri Tandoğan'la 04.06.2011 Tarihli Cumartesi Toplantısından Notlar-15 (17.Kesim) Hanımlardan bir Gönül Dostu- Efendim bizim bir Kur’an-ı Kerim grubumuz var. Oradaki bazı hanımlar bir şeyden hoşlanmıyor, diyorum ki Kur’an-ı Kerim’i okuduk ama bakalım Rabbimiz bize ne diyor, anlamına bakalım diyorum. Bu hoşlarına gitmiyor. Bu durumda ne yapılabilir? S.Tandoğan- Yavrum onun hayata bakış açısı, kültürü, görgüsü, bilgisi o kadar. Ona, “Böyle şey olmaz” demekle hiçbir sonuç alamazsın yavrum. Bir düşman kazanırsın o kadar. Halbuki diyeceksin ki, “gel kardeşim, bizde bir bulgur pilavı yiyelim.” Farz-ı Muhal. “Ben sana buyur bir beyaz tatlı yapayım. Ben sana bir biber dolma yapayım,” diyeceksin. Şunu unutma yavrum, en güzel anlaşmalar yemekte oluyormuş. Mesela Amerika’da yemeksiz hiçbir toplantı olmuyor. Mesela dev şirketler, katirilyonluk şirketler birleşecekler farz-ı muhal, yeni bir fabrika kuracaklar, yeni bir iş alanına el atacaklar, hemen lokantada birleşiyorlar. Bu yemekte ne varsa... Bir Gönül Dostu- Efendim bunun sırrı nedir? S.Tandoğan- Yavrum yemek yenince insanlar yumuşuyor, rahatlıyor, gevşiyor. Daha rahat düşünüyor. Önyargılarından kurtuluyor. İdefixlerinden kurtuluyor. Daha objektif düşünmeye başlıyor. Onun için sen bu işi önce sofrada yap yavrum. Yediniz, içtiniz. Sonra yavaş yavaş konuyu açacaksın. Bazı İslam’ın büyük düşünürlerinden bahsedeceksin. Mesela Mehmet Akif diyeceksin, mesela Elmalılı Hamdi Yazır diyeceksin, önce Kur’an-ı Kerim’i okuyacaksınız, sonra, acaba Allah bize ne Diyor, Allah’ın bizden İstediği nedir, Beklediği nedir? Hani biz böyle kör hafız gibi okumakla elimize ne geçer? Diyor denir. Böylesi anca mezarlık... Devamı

20 12 2011

Zamanın Değerini Bilmek

  Çok Sevgili Büyüğümüz, Değerli Dostlar, Hepinize güzel bir günde hayırlar ve esenlikler diliyor, Sayın Büyüğümüzün bir TV sohbet notunu sunuyorum.   Saygılar, sevgiler…     Çiğdem Seçkin Gürel   SAYIN BÜYÜĞÜMÜZ SABRİ TANDOĞAN’IN GÖNÜL SOHBETLERİNDEN NOTLAR - 44   KONU: ZAMANIN DEĞERİNİ BİLMEK                                                                        7 Mayıs 2000 Pazar Sabri Tandoğan   Litre isimli bir Fransız, gündüzleri ağır bir işte çalıştığı ve fazla zamanı olmadığı için akşamları ancak iki saat çalışabiliyormuş. Ama bu iki saatlik çalışma ile iki yılda dünyaca ünlü Fransızca Litre sözlüğünü hazırlıyor. Önemli olan zamanı saygılı kullanabilmek, kadri kıymetini bilmek. Resullullah (SAV) Efendimiz “İki günü birbirine eşit olan ziyandadır” buyuruyor. O halde insan kendi kendisiyle yarış içinde olmalıdır. Bir işi yapmanın en doğru zamanı, içinde bulunduğumuzandır. Yoksa bir daha, bir daha, hep ertelenir. Sonra da yapılmasının bir önemi kalmaz. Ertelemek insanı laçkalığa götürür. Diğer olaylar ona o işi yapmasını unutturabilir. Benim eşimden çocuğum olmadı. Ama Allah (cc) bana tv ve radyo ile evlatlar kazandırdı. Ben onlardan hep bir evlat sevgisi görüyorum. Beni arayıp, soruyorlar. Onlara hep zamanı iy... Devamı

12 12 2011

"Allah'ım, beni bir an, bir andan da kısa bir zaman nefsime

  Saygıdeğer büyüğüm öncelikle halinizi hatırınız sormak isterim inşallah iyisinizdir. Hocam rüyamda sizi gördüm evimize misafir olmuşunuz soru cevap şeklinde konuşuyorduk. Ve rüyamda size şu suali soruyordum. Bugünlerde İskender Pala nın Od isimli romanını okuyordum. Bu romanda sevgili Yunus Emre nin hayatını çok güzel anlatmış. Ayrıca da Faik Özdengül’ün Aşkın Terapisi adlı kitabında Allah'ın tüm insanları insanlarda kendinin Esma-ül Hüsnasını seyretmek için yarattığını ve insan bu Esmaül Hüsnaya ayna olması gerektiğini ve bunu başaramadığında ömrünün büyük bir zamanını psikolojide anskiyete, tasavvufda kabz adı verilen ruh hali içinde geçirdiğini anlatıyor. Bu durumdan kurtulmanın çaresini de Yunus Emre çok güzel anlatıyor: “Sen çık aradan, Kalır seni Yaradan”. Burada size şunu  sormak istiyorum insan kendini aradan çıkartmak için benliğini yok etmek için ne yapabilir? Allah'ın isimlerine nasıl ayna olunulur. Sizden ricam bir sonraki konferansınızda ego nedir nasıl başa çıkılır konusunu işlemeniz olacak. Selam sevgi saygılarımla.   Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları : Sayın Gönül Yolcusu”,   12.12.2011 tarihli mailinizi aldım.       Kıymetli yavrum, insan için hayatta gidilecek iki yol var: 1-) Nefsin yolu, ki büyük çoğunluk bu yolu tercih ediyor. 2-) Hakkın yolu. Üçüncü bir yol yok. İnsanlık tarihinde kimse daha üçüncü yolu bulamadı. Hakkın yolu  bütün nüanslarıyla ortada. Allah’ın Kur’an-ı Kerim’inde, Resulullah Efendimizin Hadis-i Şeriflerinde ve sünnet-i seniyyesinde bu yol apaçık gösterilmiş. Bir... Devamı

11 12 2011

Hüsameddin Efendi

  Otuz yıl oluyor. Bir gün, çalıştığım yer bir ışıkla aydınlandı. Bir güzel, bir hoş insan göreve başlamıştı. Hüsameddin Efen­di... Vakur, efendi, ciddi, görevine bağlı, az konuşan ama öz ko­nuşan, Anadolu’nun bütün güzelliklerini ve inceliklerini üzerinde toplayan bir insandı o. Genel Kurula odacı olarak verilmişti. Da­ha ilk günden itibaren çevrenin dikkatini çekti. Sevgi ve say­gısını topladı. Hiçbir gün kendisine söylenen sözü ikiletmedi. Büyük bir ciddiyetle, en kısa zamanda verilen emirleri yerine getirdi. Hüsameddin Efendi beş nüfuslu bir ailenin reisiydi. An­nesi, hanımı, iki kızı ve kendisi. Tek geliri her ay aldığı odacı maaşı idi. Başka yerden tek kuruşa sahip değildi. Ama O, ilk günden itibaren, tertemiz harcadı. Hangi malın nerden, nasıl, ne zaman alınacağını çok iyi biliyordu. Hiç kimseden şikâyet et­medi. Ne zamandan, ne insanlardan, ne mekânlardan, O her zaman saygılı, edepli ve zarifti. Suskundu. Beyaz bir kâğıt gibi suskundu. Başı önünde idi. Ama o suskunluğunda inanılmaz bir güzellik vardı. Bir gün maaş alıyormuş. Parayı cebine koyarken, Allah’ım şükürler olsun, Halil İbrahim bereketi ver, demiş. Arkadaşları kızmış, itiraz etmişler. Yahu demişler, aldığın üç kuruş para. Nasıl olsa iki üç gün sonra bitecek. Neyine şükrediyorsun. Hüsameddin Efendi, hiç hiddetlenmeden her zamanki edep, vakar ve inceliği içinde, “arkadaşlar demiş, söylenen söz vücut bulur. Siz üç günde biter derseniz, üç günde biter. Ben şük­rettim, bereket diledim. Göreceksiniz, Allah’ın izniyle bu bana yetecek, ay sonu gelecek, artacak bile”. Ne demiş atalarımız, hayır söyle işi... Devamı

09 12 2011

"Sana kötülük edeni Sen bağışla...'' Hadis-i Şerif

  Sevgili Büyüğüm, Hayırlı Cumalar, Bu serin ve güzel günde inşallah bütün dualar karşılıklı olsun.   Bazen düşünüyorum da dünyadaki en zor sanat herhalde insan olma sanatıdır  diyorum kendi kendime. Çocukken, küçükken bir büyük olsam diye hayıflanır insan. 20'li yaşlardakiler kocaman 30'undakilerden sonrakiler ise yaşlı gibi görünür gözüne. Hele bir de 40'ini geçtiyse….. Aman aman.... Büyüklerin sözü hep gercektir, kararları hep doğruymuş gibi gelir. Yanlış yapmazlar, yapmamalılar diye düşünür minik aklıyla… Bir bilseler…   İnsan olmak zor gerçekten. Hele insan ilişkileri iyice zor, içinden çıkılmaz bir hal alıyor bazen. Bir aralar sırf bu yüzden psikoloji okumaya karar vermiştim. Belki daha iyi anlayabilirim tüm insanları diye… Herkesi mutlu etmek, herkes tarafından sevilmek yada herkesin istediği gibi olmak diye birşey sözkonusu bile değil. İşte burada çelişkiler, anlaşılamamalar, sevgiler, sevgisizlikler, kırgınlıklar, beğenilmek ya da beğenilmemek korkuları devreye giriyor. Yapılan ve yapılacak en büyük hata ise insanlar tarafından beğenilmek, kabul görmek için davranışları şekillendirmek oluyor. Başarının sırrı ise  her davranışı,  her hareketi Allah rızası için onun istediği şekilde yapmakta gizli. O anda takdir edilmeseniz, kabul görmesenizde bir gün haklılığınız anlaşılacaktır merak etmeyin. Nasil demisti Beduzzaman :"Amelinizde rıza-yı İlâhî olmalı. Eğer O razı olsa, bütün dünya kusse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok. O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse  sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklar... Devamı

07 12 2011

NEDEN MUTLU DEĞİLİZ?

Bir insanın huzuru ve mutluluğu, kendi içinde bir düzen kurmasına bağlıdır. Pek çok kimse, iç dünyalarında bir nizam, bir düzen kuramadıkları için sıkıntılı, bunalımlı, stresli oluyorlar. Yunus ne güzel söylemiş: “Bunca varlık var iken gitmez gönül darlığı.” diye. Huzur, içte sağlanan bir dengenin mey­vesidir. Dünya bir mukayese âlemidir, imkân yeridir. İyi ile kötü, güzel ile çirkin, hayır ile şer, bu âlemde bilinir. Hayır için imkân bu âlemdedir. Ancak mutlu ve huzurlu insanlar hem kendilerine, hem etraflarına karşı hür olabilirler.   Hayvanlar, çok defa her şeye küsmüş gibi ölürler. Biz in­sansak eğer, insan doğmuşsak, insan gibi yaşayalım, insan gibi Hakk’a göçelim. Muhammedî aşkla mânâ âlemine ulaşmak ne güzeldir. Bütün insanları, hayvanları, bitkileri, cemâdatı kucak­layarak, tevhide ulaşarak, Resulullah’ın elinden öperek yeni hayata başlamak ne muhteşem bir olaydır. “Sevginle gire­ceğim toprağa, sevginle çıkacağım topraktan” diyenler, hayatın, yaşamanın, vâroluşun mânâsını anlayıp, insan düğü­münü çözmüş ne güzel insanlardır.   Çağımız insanını, hayatın bolluğu, her an değişen olaylar, insanlar, görüntüler, malzemenin sonsuz çeşitliliği, bir nokta üzerinde durup derinleşememek, algıladıklarını özümleyeme­mek, hep bir sinema seyircisi gibi yüzeyde kalmak, iflâs ettiriyor. Durup düşünmeden, hazmetmeden, bir yere varılamaz ki... Sevdiği yazarı tekrar tekrar okumadan, onu hayatının odak noktası yapmadan, onun içinde tekrar doğmadan ve ondan öğ­rendiklerini bir ömür boyu ya... Devamı

04 12 2011

İbretlik bir hatıra...

      Çok Sevgili, Aziz Büyüğümüz, Saygıdeğer Dostlar, Hepinize güzel bir günün bütün hayırları ve esenlikleri ile Merhaba... Değerli dostlar, bir gönül dostumuz, bir arkadaşının yaşamış olduğu bir hatırasını Cumartesi Sohbetlerinde anlatmıştı, bugün ben de sizlerle paylaşmak istedim. Bir eğitimci hanım bazı öğrencileri sınavlara hazırlamak üzere onlara özel ders vermeye başlıyor. Bir okuldaki fakir ancak başarılı bir öğrenciyi de bu guruba dahil ediyor ve hiçbir ücret talep etmiyor. Öğrencinin annesi bir gün kendisini ziyarete geliyor ve memnuniyetini belirtmek için “Hocam,” diyor, “kiminin parası, kiminin duası. Allah sizden razı olsun.” Öğrenciler de bu çalışmalardan çok memnun kalıyorlar. Okuldaki başarıları artıyor. Bir ara bu hanım bir seyahate çıkıyor. Ancak hiç beklenmedik bir anda yolda çok büyük bir kaza geçiriyorlar. Tam kazanın en şiddetli bir anında iken kulağına gelen bir sesle irkiliyor: “Hocam, kiminin parası, kiminin duası…” Ve herkesin şaşkın bakışları arasında ezilen arabanın içinden salimen kurtarılıyor.   Değerli dostlar, sizlere paylaşmanın güzelliği ile dolu en hayırlı günler, en hayırlı sonuçlara ulaştıracak çalışmalar diliyor, selam, sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Çiğdem Seçkin Gürel Devamı

02 12 2011

“Ne gelirse Hak’tandır, Şinanay yavrum, şinanay”

  Değerli Büyüğüm, Bu güzel cuma gününde sizi sevgi ve hürmetle selamlıyorum. Her zaman doğru ve güzeli gösteren yolunuz için size sonsuz teşekkürler. İnsanların sıkıntı duydukları olaylar, hastalıklar günahlarımıza kefaret midir? Hastalıklardan ve sıkıntılardan uzaklaşmak için neler yapmalıyız?   Ellerinizden hürmetle öpüyorum.   Kızınız Suzan   Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :   Sayın Suzan Hanım, 25.11.2011 tarihli mailinizi aldım.   Kıymetli yavrum, bazen söylediğin durum da olabilir ama çok zaman insanları hastalığa götüren neden bir şeye çok sıkılmak, çok üzülmek, bir sözle veya bir hareketle o kimsenin tabir caizse bütün dünyasının yıkılmasıdır. İnsanı ayakta tutan kuvvet onun inancıdır, inancındaki sağlamlıktır, metanettir. Hastalıktan kurtulmanın yolu da her şeyi Hak’tan bilip bizi üzen, kıran, inciten insanları gönlümüzden uzaklaştırmaktır. Yıllar önce Ruhi Su, kendi yorumladığı bir türküde:   “Ne gelirse Hak’tandır”   Diyordu. Evet, bu türkünün sonu şöyle biter:   “Ne gelirse Hak’tandır, Şinanay yavrum, şinanay”   Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın, Ruhi Su’nun bu türküsü beni yıllarca düşündürdü. Sanki bu türkü binlerce ciltlik tasavvuf tarihinin bir özeti gibiydi. Yani ne gelirse Hak’tandır kelamında büyük bir teslimiyet vardı. Bu teslimiyette bizi kıran, üzen, inciten, kahreden olaylar ve onların müsebbipleri ortadan siliniyordu. Tam bir teslimiyetle “Ne gelirse Hak’tandır” deniliyordu. Bunun mükafatı da sonsu... Devamı

02 12 2011

“Yeniden başlasak, yeniden aşka, Hiçbir şey olmamış gibi yeniden

    Sevgili Muhterem Değerli Sabri Hocam,öncelikle o kıymetli ellerinizden öperim. Efendim, ben 15 yıllık evli, üç çocuğu olan bir bayanım.Efendim eşime ilk zamanlar çok ısınamasamda sonradan sevdim, o da beni sevmiş görünüyordu. Ancak özellikle son zamanlarda eşimden çok soğudum, nedense ona karşı artık içimde ne bir sevgi ne de bir istek var. Sevgili Hocam insan eşine olan sevgisini yitirince saygı bu evliliği götürür mü, yada yitirilen şey yeniden kazanılabilir mi? Boşanma kelimesini ise hiç düşünmek bile istemiyorum.. Ne yapmalıyım eşime tekrar sevgimi kazanmak adına bana bir yol gösterin.. Sizden başka danışacak etrafımda doğru düzgün insan yok, Siz benim Babam gibisiniz.. Saygıyla O muhterem ellerinizden öpüyorum.Allaha emanet olunuz..   Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları : Sayın “İsimsiz”, 25.11.2011 tarihli mailinizi aldım. Kıymetli yavrum, yapacağın iş şu: Kocanı yeniden kazanmaya çalış. Giyimine, saçına, makyajına dikkat et. Ona güleryüz göster. Ona güzel sözler söyle. İltifatlar et. Hep onun sevdiği yemekleri yap. Onun sevdiği tatlıları sofraya koy. Sonra ona hep değişik akşamlar hazırla. Bir akşam misafirliğe gidin, bir akşam misafir kabul edin, bir akşam beraber kitap okuyun, bir akşam beraber müzik dinleyin... Göreceksin önce senin, sonra eşinin duyguları değişecek. Böylece renk dolu, ışık dolu, güzellik dolu günler başlayacak. Selam, sevgi ve saygı ile.   Sabri Tandoğan standogan@gonulsohbetleri.net ... Devamı

02 12 2011

Her dem taze doğarız, bizden kim usanası-Yunus Emre

    Saygıdeğer büyüğüm, Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun,hizmetinizden dolayıda Allah razı olsun. Müsadenizle soruma geçmek istiyorum, bana göre çok ağır geçen bi çocukluğum oldu bunun etkisini üzerimden atamıyorum. Değer verilmeyen, silik, ezik, aşağlılanmışlık hissini fazlaca yaşatan bir babaya sahibim, baba bile diyesim gelmiyo, bir kere kucağına alıp sevdiğini canım kızım dediğini hatırlamıyorum, hep bekleyen, pofpoflanan buna rağmen de aşırı alıngan tavrıyla adeta etrafına işkence çektiren bi baba, bizi okuttu ama bunu zaman zaman başımıza kalkarak, zaten son derecede zor şartlarla okuduk, bi paltoyu  en az iki kardeş giyerek.. şimdi ünversite mezunu, çalışan biriyim, ama sosyal fobi denen bi illet hep yanımda, atamıyorum bi türlü, zaten çokda utangaçtım hep, bu nedenle hatalıda bi evlilik yaptım ama hamdolsun, geç te olsa bu hatamdan döndüm. Fakat yine de toplum içersinde rahat olamama, korkaklık acizlik hissini sık sık yaşıyorum, bi de aşırı vesveseli bi yanım var ve bu da beni çok yoruyo, Kitaplarınızı aldım severek te okuyorum, psikolji üzerinede kendimi geliştirmeye çalışıyorum.  Ama bu olumsuz duygulardan da kurtulamıyorum.. Saygı ve hürmetlerimle.. Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :   Sayın “Arayış”, 1.12.2011 tarihli mailinizi aldım. Kıymetli yavrum, sen sanıyorsun ki herkes el bebk, gül bebek yetişti. Bu senin yaşadığın durumu pek çok insan yaşadı ve yaşıyor. Lütfen bu maziyle hesaplaşmayı bırak. Akıllı bir insan için ne dün vardır, ne yarın vardır. Tek mevcut zaman içinde yaşadığımız andır. Lütfen anını yaşamaya çalış. Kimseyle hesaplaşma ve tavsiye ederim yıllarca, her gün ölünceye kadar Gönül Sohbe... Devamı

01 12 2011

Sayın Sabri Tandoğan'la Gönül Sohbetleri Facebook'ta

Sayın Sabri Tandoğan'la Gönül Sohbetleri Facebook'ta: http://www.facebook.com/pages/G%C3%B6n%C3%BCl-Sohbetleri-Sabri-Tando%C4%9Fanla-G%C3%B6n%C3%BCl-Sohbetleri/175017479178786 Devamı

25 11 2011

DECENCY

  Decency Edep   Decency is the outer view of mind. It is a point differing human from animal. Decency is politeness and delicacy. What makes us call people as lady, gentleman is his or her decency. It wouldn’t be exaggeration if we say that decency is equal to life. A decent man is one respecting everybody. It is not suffiecient just to respect to your elders. Because it is a requirement. Otherwise, some nasty situations may emerge. The important thing is to be able to treat everybody respectfully, and politely at same level. Yunus says that “If it sees God, then, it is real eye.” Edep, aklın dıştan görünüşüdür. Edep, insanı hayvandan ayıran farktır. Edep inceliktir, zarafettir, efendiliktir. Bir insana beyefendi, hanımefendi dedirten onun edebidir. Edep eşittir ha­yat desek mübalağa yapmamış oluruz. Edepli insan, herkese karşı saygılı olandır; yalnız kendinden büyük olanlara karşı edepli olmak yetmez. Çünkü zorunlu bir durumdur. Aksi halde, birtakım tatsız, nahoş durumlar ortaya çıkar; önemli olan, ken­dimizden büyüklere de, küçüklere de aynı şekilde edepli, say­gılı, incelik ve zarafetle dolu olarak hareket edebilmektir. Yunus Emre “Göz odur ki Hakkı göre” der. The important thing is to be able to see God at everywhere, everything and everybody. Önemli olan herkeste, her yerde, her şeyde Hak’kı müşahede edebilmektir. As far as decency is concerned, Pasha Dede comes into mind. May the mercy of Allah be upon him. He was such a decent people that noword is sufficient to describe him. He was the paragon of decency by himself and an alive sample of it. One day, Edip Atam Bey telephoned me and said that Pasha Dede was his quest. I went to him and was introduced to. Thirty years have gone by. I still keep this memory warmly in my heart. Whosoever quest comes, he wo... Devamı

25 11 2011

Ways Leading to Peace And Decency

Ways Leading to Peace And Decency (English) Huzura ve Edebe Giden Yollar (Turkish) All troubles, depressions and confusions of human beings are because of disorder and inharmoniousness. That human become stuck in shallow personality and can not shift their attention to eternal universe and Allah, the eternal beauty, lets them stifle in these negative emotions, grudges and hatred. İnsanoğlunun bütün ıstırabı, sıkıntısı, bunalımı, hayatındaki bütün karışıklıklar, nizamsızlıktan ve âhenksizlikten gelir. Bütün bu olumsuz duyguların, kinlerin, nefretlerin içinde boğulmaları, insanın kendi dar benliği içinde sıkışıp kalması, bakışlarını, dik­katini, sonsuz kâinata, Allah’a, güzelliğe çevirememesinden ileri geliyor.  Yahya Kemal says “Come and save yourself from the shallow dimensions of existence/ Walk up to last point where free blue ends”. Yahya Kemal “Gel kurtar kendini varlığın dar hende­sesinden / Yürü hür maviliğin bittiği son hadde kadar” der. Unfortunately, today’s humans forget their ties with  Allah and universe in the rush of daily life. If human lives far from Allah, art, beauty, heart-felt talks, what can be more normal than becoming bored and depressed? Ne yazık ki, günümüz insanları, günlük hayatın koşuşturmaları içinde Allah ve Kâinatla olan bağlarını unutuyorlar. İnsan Al­lah’tan uzak, san’attan uzak, güzellikten uzak, sohbetten uzak yaşarsa, onun bunalmasından, sıkılmasından daha doğal ne olabilir? Unfortunately, humans seem to have forgot the beauty of heart-felt talks, its power to revive and energize.When they come together, they betray themselves in most severe way with just problems, difficulties, gossips etc and they call it “talk”. No, it’s nothing to do with “talk”. In true talk, humans lea... Devamı

23 11 2011

Cumartesi Sohbetlerinden Notlar-14

  Çok Sevdiğim Büyüğüm, Müsaadenizle...   04.06.2011 Tarihli Cumartesi Toplantısından Notlar (15.Kesim)   Bir Gönül Dostu- Bir şey sorabilir miyim Efendim? Bir insanın karşı cinsten birine hayranlık duyması günah mıdır? S.Tandoğan- Haa, çok güzel bir soru. Bu sorunun cevabı ikiye ayrılır yavrum. Eğer bu hayranlık sırf onun vücuduna, bedenine, gözlerinin güzelliğine, kollarının-bacaklarının güzelliğine duyulan bir sevgiyse bu günahtır, yasaktır tabi yavrum. Ama, mesela ben Sâmiha AYVERDİ’ye ölesiye bir saygı duydum. Ama Allah şahittir, Allah şahittir, melekler şahittir, bir saniye aklıma başka bir şey gelmedi. Bunu Rânâ da biliyordu. Sonra Rânâ da Sâmiha Hanım’a aşık oldu. Şimdi burada ilâhi bir sevgi var. Bunları ayırmak lazım birbirinden.   (16.Kesim) (Konu: İnsanlar arasındaki çekişmeler. Sayın Büyüğümüz söze başlıyor) S.Tandoğan- Yavrum şimdi Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hak herkesin rızkını tekeffül ediyor. Ama herkesin. Müslüman-Kafir. Rahmetli babannem çok küçük yaşımdan itibaren bana derdi ki, “Yavrum, Allah, kara gecede, kara taşın üzerindeki, kara karıncanın bile rızkını gönderir” Allah bizim de rızkımızı gönderecek. Üstelik Cenab-ı Hak bunu Kendi Kitabında tekeffül ediyor. Peki, ekmeğimiz Allah tarafından garantilenmiş. Çok şükür hiçbirimiz sokakta değiliz. Başımızı sokacak bir evimiz var. Yatacak bir yatağımız var. Geriye ne kalıyor, nedir bu huzursuzluklar? Bu kavgalar, döğüşler, münâkaşalar, öldürmeler, yaralamalar, ne oluyoruz böyle? Ben buna bir türlü akıl erdiremiyorum yavrum. Geldik gidiyoruz işte. Allah rızkımızı garanti etmiş. Peki... Devamı

23 11 2011

“Sükutun İncelikleri” konulu konferans-İzle

    Çok Değerli Dostlar,   Sayın Büyüğümüz Sabri Tandoğan’ın 19 Kasım 2011 tarihinde YOYAV’da vermiş olduğu “Sükutun İncelikleri” konulu konferansı Sitemizin “Video Sayfası”na eklenmiştir. İlgili video   http://www.gonulsohbetleri.net/tv1/sukutun_incelikleri_big.htm   adresinden veya   http://www.youtube.com/user/gonulsohbetlerinet#p/a/u/2/fCv6Uy3sgMM   adresinden izlenebilir.   Saygıyla duyurulur.   Site Devamı

22 11 2011

İsraf

  Ondokuz yıl evveldi. Stokholm’e gitmiştim. Bir otele indim. Geceydi. Sabahleyin, tıraş olmak için lâvaboya gittiğimde, ayna­nın yanında ilginç bir yazı gördüm. Lütfen diyordu, tıraştan son­ra jiletinizi çöpe atmayın. Yanda bir kutu var, oraya bırakın. Bir tek jiletle dahi olsa, İsveç çelik sanayiine yardımcı olun. Doğ­rusu hayretler içinde kaldım. Çocukluğumdan beri çelik eşya denince akla İsveç çeliği gelir. Birçok eşya üzerinde “İsveç çeli­ğinden yapılmıştır” diye yazardı. İşte o ülke, kullanılmış bir tek ufacık jiletin bile çöpe gitmesini istemiyor, ona sahip çıkıyor, ge­len turistlere rica yollu uyarıda bulunuyordu. İsviçre’de zaman zaman, belli periyotlarda, radyolar, televiz­yonlar, basın bir haberi duyurur. Şu tarihte, şu saatte, adam­larımız gelecek. Siz lütfen hazırlığınızı yapın. Okumadığınız, ilgilenmediğiniz, kullanmadığınız ne kadar kitap, dergi, gazete varsa, kağıt, ambalâj, kutu varsa, velev ki, bir ilaç prospektüsü dahi olsa, kapının önüne koyun. İsviçre’nin kalkınmasına yar­dımcı olun. Fazla ağaç ziyaına engel olun. Yirmi yıl önce Almanya’da, Berlin’deyim. Akşam yemekten sonra şehri geziyorum. Bir mağazanın önünde durdum. Berlin’in en büyük, en zengin, en görkemli işyeri imiş. Nefis bir vitrin. Satılacak eşya, büyük bir dikkatle, ince bir özenle konulmuş. Vitrin değil, bir tablo. Zevkle bakıyorum. Birden ışıklar söndü. O güzelim vitrin kapkara oldu. İşte dedim, bizde olduğu gibi bura­da da beklenmeyen zamanlarda elektrik kesiliyor. Oradan ge­çen bir işçi kardeşimiz, büyük bir zarafet ve incelikle beni uyar­dı. Efendim dedi, bu bir elektrik kesintisi de... Devamı

20 11 2011

Yeni Çıkan Gönül Sohbetleri Kitaplarına Ücretsiz Erişim

. Sayın Büyüğümüz Sabri Tandoğan’ın Gönül Sohbetleri Kitaplarının yeni çıkmış olan 9., 10., 11. ve 12. ciltleri Sitemizin “Kitapları” bölümüne eklenmiştir. Önceki ciltlerde olduğu gibi kaynak gösterilmek şartıyla tamamı veya alıntılar şeklinde ücretsiz olarak paylaşılabilir.   Kitaplar Sayfası: http://www.gonulsohbetleri.net/html/kitaplari.asp     9. Cilt: http://www.gonulsohbetleri.net/html/cilt_IX.asp     10. Cilt: http://www.gonulsohbetleri.net/html/cilt_X.asp     11. Cilt: http://www.gonulsohbetleri.net/html/cilt_XI.asp     12. Cilt http://www.gonulsohbetleri.net/html/cilt_XII.asp   Çok değerli blog sitesi Gönül Dostlarına saygıyla duyurulur.   Site ... Devamı

14 11 2011

Çocuk eğitiminde önemli olan ona büyük bir sevgiyle ihtimamla hi

    Saygıdeğer Sabri Tandoğan babacığım,  elhamdülillah sağlığınıza her zaman dua ediyorum. benim size sorum olacak. 2008 doğumlu oğlum var. ellerinizden öper. onu çok seviyorum. yanlız çok utangaç. komşumuz bize oturmaya gelse gitmesine yakın içeriye giriyor. Her gün onunla gezdiriyorum açılsın diye. evde bizimle beraber çok güzel. hareketli. ama başkasının yanında sessiz. yeğenimin okuluna götürdüm bir gün açılsın diye. ağlamaktan kapıdan içeri girmedi. niye girmedin oğlum dediğimde anne çok ses vardı çocuklardan korktum diyor. çok akıllı ama dışarıda böyle. ana okuluna gidecen oğlum orada arkadaşların olacak dediğimde gitmicem büyüyünce gidicem diyor. Allah’ım oğlumu korusun. bütün çocukları. teşekkür ederim babacığım. trt 'de sizi izleyeceğim o günü sabırsızlıkla bekliyorum. sizi seviyorum Sabri Tandoğan babacığım... Su   Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :   Sayın “Su”,   7.11.2011 tarihli mailinizi aldım.   Kıymetli yavrum, oğlunla bir büyük adamla konuşur gibi konuş. Ama edeple, saygıyla, ihtimamla konuş. Japonlar çocuklarıyla bir imparatorla görüşüyorlarmışçasına konuşuyorlar. Ve bu korkunun yersiz ve gereksiz olduğunu, eğer hayatta buna devam ederse çok şey kaybedeceğini ona çok kibar zarif bir dille anlat. Göreceksin bir süre sonra kaybolacak. Bir de oğluna on iki ciltlik Gönül Sohbetlerinden her gün bir bölüm oku. Bir süre sonra bu hali kaybolacak.   Selam, sevgi ve saygı ile.   Sabri Tandoğan ... Devamı

14 11 2011

"Seni deli eden şey yine sendedir sende"-Yunus Emre

    Sayın Sabri Tandoğan; Baba diyeceğim Size evimiz çok huzursuz hep kavga hep kavga... Oysa annem ve babam, üvey kardeşim sizin sohbetlerinizi evde ki huzurun önemini dinleseler, ama nerde? Kaç yıldır kpss yi verip kadrolu öğretmen olamadım kaç yıldır bekliyorum, aslında çalışkanım, öğrencim olacak çocukları da çok seviyorum, işim olacak mesleği en çok çocuklar için seçtim ama evin huzursuzluğu aklımı çalıştırmama engel oluyor geçen yıl çalışayım evde kalayım diye vekil öğretmenliğe başvurmadım. Bir yıl boyunca hazırlandım yine veremedim sınavı, bu yıl da hala vekil öğretmenlik çıkmadı. Zaten heyecanlıyım, üniversite sınavını da ilk senede kazanamamıştım, okulum evin huzursuzluğundan 7 yılda bitti. Ne olur Siz ve bu siteyi sizden gelenler köşesini okuyanlar dua etsin hakkımda hayırlı yere hakkımda hayırlıysa sınavı kazanayım atamam yapılsın. Geçen gün şükrü unuttuğumuzu yazmışsınız bilseniz nasıl sevecen ve bir bardak süt içmek, bir çizği film seyretmekten, parkta çocukları seyretmekten, kendime pazardan alınmış kumaştan bir etek dikmekten bile nasıl mutlu olurum ama huzursuz evimiz, parasızlık beni hayata küstürdü, sanki anahtarı kaybolmuş kilitli bir odada çaresiz kaldım, öyle ümidimi yitirdim, sınava bile bu sene için hala çalışacak takati, azmi kendimde bulamıyorum. Ne olur çok dertliyim anlatamam, yaşamak istemiyorum sanki.      Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :   Sayın “Dertli” 13.11.2011 tarihli mailinizi aldım. Kıymetli yavrum, acaba şu toplum içinde mutlu olan, huzurlu olan, birbirini seven, sayan, birbiri için yüreği titreyen kaç aile var? Lütfen ... Devamı

10 11 2011

Sabri Tandoğan'la Hayatın Renkleri Programı-TRT-9.11.2011-İz

  Çok Değerli Dostlar,   Sayın Büyüğümüz Sabri Tandoğan’ın konuk olarak katıldığı, TRT-Anadolu kanalında 9 Kasım 2011 tarihinde yayınlanan “Hayatın Renkleri” programı, Sitemizin “Video Sayfası”na eklenmiştir. İlgili video     http://www.gonulsohbetleri.net/tv1/hayatin_renkleri_ytb.htm   adresinden veya   http://vimeo.com/31867755   adresinden izlenebilir.     Saygıyla duyurulur.   Site       Devamı

07 11 2011

Çocuk eğitiminde önemli olan ona büyük bir sevgiyle, ihtimamla h

  Saygıdeğer Sabri Tandoğan Babacığım, Kurban Bayramınız mübarek olsun. Ellerinizden öperim. Tüm gönül dostlarımın da bayramını kutlarım. Babacığım elhamdülillah sağlığınıza her zaman dua ediyorum. Benim size sorum olacak. 2008 doğumlu oğlum var. Ellerinizden öper. Onu çok seviyorum. Yalnız çok utangaç. Komşumuz bize oturmaya gelse gitmesine yakın içeriye giriyor. Her gün onunla gezdiriyorum açılsın diye. Evde bizimle beraber çok güzel, hareketli. Ama başkasının yanında sessiz. Yeğenimin okuluna götürdüm bir gün açılsın diye. Ağlamaktan kapıdan içeri girmedi. Niye girmedin oğlum dediğimde anne çok ses vardı çocuklardan korktum diyor. Çok akıllı ama dışarıda böyle. Ana okuluna gidecen oğlum orada arkadaşların olacak dediğimde gitmicem büyüyünce gidicem diyor. Allah’ım oğlumu korusun. Bütün çocukları. Teşekkür ederim babacığım. Trt3’te sizi izleyeceğim o günü sabırsızlıkla bekliyorum. Sizi seviyorum Sabri Tandoğan babacığım... Su     Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :   Sayın “Su”,   7.11.2011 tarihli mailinizi aldım.   Kıymetli yavrum, oğlunla bir büyük adamla konuşur gibi konuş. Ama edeple, saygıyla, istirhamla konuş. Japonlar çocuklarıyla bir imparatorla görüşüyorlarmışçasına konuşuyorlar. Ve bu korkunun yersiz ve gereksiz olduğunu eğer hayatta buna devam ederse çok şey kaybedeceğini ona çok kibar zarif bir dille anlat. Göreceksin bir süre sonra kaybolacak. Birde oğluna on iki ciltlik Gönül Sohbetlerinden her gün bir bölüm oku. Bir süre sonra bu hali kaybolacak.   Selam, sevgi ve saygı ile.   Sabri Tandoğan       ... Devamı

04 11 2011

Sayın Büyüğümüz Sabri Tandoğan, Kurban Bayramının 4.günü TRT 3’d

  Çok Değerli Dostlar, Sayın Büyüğümüz Sabri Tandoğan, Kurban Bayramının 4.günü TRT 3’de yayınlanan “Hayatın Renkleri” programına konuk olarak katılacaktır. Programın yayın saati: 13:00’tür.   Saygıyla duyurulur.   Site Devamı