09 03 2018

ZAMANI DEĞERLENDİRMEK

Hayatta öğrenilecek pek çok şey vardır.Bunların içinde belki de en önemlisi zamanı doğru değerlendirmeyi öğrenmektir. Çünkü ne yaparsak yapalım başarılı, faydalı ve mutlu bir şekilde yaşamanın sırrı zamanı doğru değerlendirmeyi bilmekten geçer.

Önemli işler başarmış tüm insanlara baktığımızda hepsinin de zamanlarını çok iyi kullanan,ömürlerinin sonuna kadar kendilerini geliştiren,sürekli öğrenen ve üreten insanlar olduklarını görürüz.

Rousseau, “Zor işler, zamanında yapmamız gerekip de yapmadığımız kolay işlerin birikmesiyle oluşur.” der. 1950'lerde İngiliz profesör Nortchoke Parkinson, İngiltere Devlet Dairelerinde bir araştırma yaptı. Araştırmasında, bürokrasinin neden ağır işlediği sorusuna yanıt aradı.Sonuç şaşırtıcıydı, bürokrasinin yavaş işlemesinin nedeni bürokrasinin kendisi değil, insan davranışıydı. Bu araştırmanın sonucunda ortaya çıktı ki, insan, psikolojisi gereği, bir işi ne kadar uzun zamana yayabilecekse yayıyor, ne kadar geç bitirebilecekse o kadar geç bitiriyordu.İnsanların zamanı verimsiz kullanma ve yapmaları gereken işi son dakikasına kadar savsaklamaları alışkanlığı hiç değişmedi. O yüzden Parkinson Yasası adı verilen bu kuram günümüzde hala geçerliliğini koruyor.

Ülkemizde 45-50 yaşlarında emekli olan erkek ve kadınlar vardır. Ve bir çoğu ömürlerinin sonraki yıllarını hiçbir şey yapmadan, sadece emekli maaşı alarak geçirler. Ne korkunç bir israf ve kayıptır bu. Yaşlılık bir doğum tarihi meselesi değildir. Yaşlılık çalışamamak, üretememek,hayattan zevk alamamak demektir.

Bismarck, Alman Birliğini kurduğunda 70 yaşında idi.Goethe 83 yaşında öldü ve en büyük eseri olan Faust’u ölümünden 1-2 yıl önce bitirmişti.Mimar Sinan, Süleymaniye’yi bitirdiği vakit 70 yaşını geçmişti. Verdi, ünlü eseri Otello’yu bestelediği sırada 75 yaşında idi. Ünlü heykel sanatçısı Rodin, en iyi eserlerini 70’inden sonra yapmıştı. Albert Schweitzer, 88 yaşında iken, Afrika’daki hastanesinde hala ameliyat yapıyordu. George Bernard Shaw, piyeslerinden biri ilk defa sahnelendiğinde 94 yaşında bulunuyordu.

Sokrates, en büyük zevkinin “öğrenmek” olduğunu savunur ve yaşamı “öğrenmekten zevk almak” olarak tanımlar. Sokrates , Atina kanunlarına göre yargılanıp ölüme mahkum edilmişti. Sokrates kendisini son kez görmeye gelen öğrencilerinden birinin elinde bir saz gördü. Sazın nasıl çalınacağını öğrenmek istediğini söyleyince öğrencisi hayretle: ‘’Üstadım! Ama nasıl olur? Az sonra zehiri içeceksiniz, çalmaya vaktiniz olmayacak ve bir zevk duyamayacaksınız’’ dedi. Sokrates ölmeden önce son dersini verir:“Evladım! Asıl zevk çalmakta değil, çalmayı öğrenmektedir.”

Abraham Lincoln, bir çiftçinin yanında çalışırken verilen dinlenme aralarında kitap okuyarak bazı okulları dışarıdan bitirdi. Bakkal çıraklığı yaparken müşteri olmadığı zamanlarda ders çalışarak liseyi tamamladı, ardından hukuk fakültesinden mezun olarak avukatlık yaptı. Daha sonra A.B.D. başkanlığına kadar yükselir.

Elihu Burritt, kendini yetiştirme konusunda başarının sırrını dehaya vermez; boş vakitler denen zaman parçacıklarını, itina ile değerlendirmeye bağlardı. Kendisi, bir demirci olarak hayatını kazandığı sıralarda, eski ve yeni 18 kadar lisan ile, 22 Avrupa lehçesini boş vakitlerini değerlendirmek sayesinde öğrenmiştir.

Ünlü devlet sanatçısı Şef Hikmet Şimşek, sanat hayatındaki başarısının ve zihnen dinç kalmasının sırrını, şöyle açıklamaktadır: Beni dinç tutan, şudur: Önüme erişilmesi gerekli bir hedef koyuyorum. Ona ulaşmak için koşuyorum. Oraya varınca, bu kez, yeni bir hedef belirliyorum. Sonra başka bir hedef belirliyorum. Bu, hep böyle sürüp gidiyor. Boş durmamaya gayret ediyorum.

Uzun bir ömür süren ve hayatının her anını çalışarak geçiren Prof. Süheyl Ünver’e, ileri bir yaşta iken bazı dostları lâtife kabilinden sormuşlar: Azrail sizi unuttu mu yoksa? Süheyl Ünver’in cevabı şöyle olmuş: Hayır, Azrail’le yakında görüştük. Bana dedi ki: Boş bulursam götürürüm.

Ünlü orkestra şefi Artura Toscanini’nin 80. doğum gününde, oğlu Walter’e: Babasının en önemli işinin, en büyük başarısının ne olduğu sorulmuştu. Walter şu cevabı verdi: Babam açısından böyle bir şey düşünülemez.Çünkü herhangi bir anda, ne iş yapıyorsa, o iş, babamın hayatının en büyük işidir. İster bir orkestra yönetsin, isterse bir portakal soymuş olsun, yaptığı her şeye son derece önem verir ve özenle yapar.

Epiktetos diyor ki: Başarı ve mutluluk, gidilen yolun üzerindedir, yolun sonunda değil. Zira yolun sonunda olsa, ona varıldığında yol bitmiş ve vakit de geçmiş olurdu. Mutlu olmanın zamanı ise, bugündür, yarın değil.

Hz. Muhammed Aleyhisselam bir Hadisi Şerifinde “Yarın kıyamet kopacağını bilsen bile bugün bir ağaç dik.” buyurmuştur. Yarın diktiğin ağacın seninle birlikte yok olup gideceğini, dünyadan geriye hiç bir şey kalmayacağını bilsen dahi ağaç dik.Yarın hayatın sona ereceğini düşünüp mutsuz olmaktansa, bugünü en güzel ve faydalı biçimde değerlendir. İnsan nasıl yaşarsa,hayatı da o şekilde anlamlandırmış olur.

 

 

 

Saygı ve sevgilerimle

WWW.gonulsohbetleri.net

0
0
0
Yorum Yaz